Ortodonti Nedir?

ORTODONTİ NEDİR

Ortodonti; dişlerin, çene kemiklerinin ve kafa kemiklerinin birbiri ile uyumunu sağlayan, diş hekimliğinin bir uzmanlık alanıdır.

ORTODONTİK TEDAVİ genellikle braket gibi düzeltici aparatlar kullanımı ile dişlerin çene kemiğinde hareket ettirilerek düzeltilmesi amaçlanır. Ayrıca çene kemiklerinin de birbiri ile uyumu sağlanır. Üst çene ve alt çene, diş kavisleri, dişleri destekleyen dokular, dudaklar, yanaklar ve dil ortodontik tedavinin kapsamı içinde yer alır. Ortodontik tedavi sadece estetiğe yönelik bir tedavi olarak değerlendirilmemelidir. Çapraşıklıktan dolayı oluşabilecek diş eti hastalıkları, diş çürümeleri, çiğneme ve konuşme bozuklukları, eklem problemlerini de engelleyip; dişlerimizin ve çenelerimizin doğru pozisyonlarda birbirleriyle fonksiyon görebilmelerini sağlayan bir tedavi şeklidir.

ORTODONTİK TEDAVİYİ KİM YAPAR?

Ortodonti diş hekimliğinin uluslararası platformda kabul görmüş uzmanlık alanlarından biridir. Diş hekimliği eğitimini bitirdikten sonra ortodonti dalında uzmanlık veya doktora yapmış kişiler (ortodontist veya ortodonti uzmanları)bu tedaviyi yapmaya tam yetkili kişilerdir.

ORTODONTİK TEDAVİNİN ZAMANLAMASI

ortodonti nedir

KORUYUCU ORTODONTİ

Tüm tıp dallarında olduğu gibi, ortodontide de temel prensip, bozukluğun oluşmamasıdır. Bu amaçla alınan tedbirlerin tamamına koruyucu ortodonti denir. Koruyucu ortodontik tedavilerin başlıcaları diş çürüklerinin önlenmesidir. Süt dişleri altlarından gelen dişlerin yerini korudukları için çok önemlidir. onlarda oluşacak madde kayıpları bu yerin daralmasına ve sürekli dişlerin daha küçük bir kavise çapraşık dizilmesine neden olacaktır. Dolayısı ile süt dişleri ağıza sürmelerinden itibaren korunmalıdır, olası kayıplarında da yer tutucu ile yerleri muhafaza edilmelidir.

DURDURUCU ORTODONTİ

Durdurucu ortodontiK tedavide, oluşmakta olan bozukluğun, etkeninin ortadan kaldırılması yoluyla erken yaşta daha kapsamlı bir tedaviye gerek kalmaması için yapılan tedavidir. Parmak emme, ağız solunumu gibi kötü alışkanlıkların bırakılması, süt dişi tedavilerinin ve gereken yer tutucuların yapılması bu tedavinin konularıdır.

DÜZELTİCİ ORTODONTİ

Ortaya çıkmış olan ortodontik bozuklukların, braketler, hareketli aygıtlar, fonksiyonel aygıtlar veya ortognatik cerrahi ile düzeltildiği aktif tedavi safhasıdır.

Çocuğunuzun Diş Yapısını Etkileyen Kötü Alışkanlıklar

Dişlerin çene üzerindeki dizilimleri, dişler sürdükten sonra bazı kuvvetlerin etkisiyle belirlenir. Bu kuvvetler dudak hareketleri, yanak kaslarının hareketleri, dilin itme kuvveti, karşı dişin oluşturduğu basınç, yutkunma sırasında ağız içerisinde oluşan atmosfer basıncıdır. Süt dişlerinin pozisyonlarına bakarak bu kuvvetler hakkında bilgi sahibi olunabilir. Çünkü süt dişlerini hatalı kapanışa iten bir kuvvet, sürekli diş dizisinde de aynı probleme neden olabilir.

Çeneler arasındaki birçok hatalı kapanışa, dişlerin doğru bir dizide sıralanmasına rehber olan kas sistemindeki değişiklikler neden olmaktadır. Eğer kas sistemindeki bu değişikliklerin, sapmaların farkında olursak sürekli dişlerin gelişiminde bir değişikliğe neden olmalarına engel olabiliriz. En sık ve en erken görülen hatalı kapanış nedenlerinden biri “dudak ısırma” tır. Özellikle alt dudaklarında belirgin çatlaklar oluşan bir çocukta dudak ısırma alışkanlığının olup olmadığına dikkat edilmelidir.

Başlangıçta geçici bir alışkanlık olarak görülebilir ancak çok dikkatli olunmalıdır çünkü dudak emme ya da ısırma alışkanlığından bir çocuğu vazgeçirmek aylarca sürebilir. Özellikle üç yaşından önce bu alışkanlıktan vazgeçirmiş olmak gerekir. Bu yaştan sonra hem kazanılmış bir alışkanlıktan çocuğu vazgeçirmek zorlaşır hem de alışkanlığın dişler üzerinde neden olduğu şekil bozukluklarının geri dönüşümü güçleşir.

Çocuklarda görülen bir başka kötü alışkanlık “yanak ısırma”tır. Çocuk yanak ısırma hareketini dişler ve ağız kapalıyken yaptıklarından, anne-babaların fark etmekte en çok zorlandıkları alışkanlık budur. Çocuklarda bu türlü alışkanlıkların olup olmadığını görebilmek için çocukları bir oyuna daldıkları ya da bir şeye daldıkları zamanlarda sessizce ve bir uyarı yapmadan izlemekle olabilir.

Ağız içerisinde yaptıkları dil ya da ısırma hareketlerinden şüphelenildiğinde ağzında şişkin bir et parçası görünümü gibi bir değişikliğin olup olmadığı kontrol edilmelidir. Alışkanlık tespit edildiğinde çocuğa bu alışkanlığın neden olduğu şişlik ve bu hareketin dışa vuran işaretleri çocuğa ayna karşısında gösterip sürekli uyarmak ve izlemek gerekir. Çünkü ağız içerisinde sürekli ısırmaya bağlı olarak oluşan bu şişlikler kronikleşir ve ciddi sonuçlara neden olabilir.

“Tırnak yeme”, birçok çocukta sıklıkla karşılaşılan kötü alışkanlıklardandır. Genellikle çocuklarda bu alışkanlık 2 yaşlarında başlar. Tırnak yiyen çocukların ön keser dişlerinde yan dönmelerin olduğu ve dişlerin kesici kenarlarında aşınmaların olduğu göze çarpar. Ayrıca ellerdeki tüm mikropların ağız içerisine taşınmasına da neden olmaktadır. Çocuğa bu alışkanlığın neden olabileceği bu kötü sonuçlar hakkında bilgi verilmeli, tırnaklarındaki kötü görüntü gösterilmeli ve çocuk sürekli izlenmelidir. Özellikle arkadaşlarının onu bu konuda yadırgaması oldukça etkili olur.

Ailelerin en çok şikâyette bulunduğu bir başka alışkanlık da “Diş gıcırdatma”tır. Bazı çocuklar sadece uykudayken bazıları ise hem uyku sırasında hem de gün içerisinde dinlenirken diş gıcırdatırlar. Diş gıcırdatma alışkanlığı nedeni ile dişlerde aşınmalar meydana gelir, ayrıca bu alışkanlık süt dişlerinin değişmesinde gecikmelere de neden olabilmektedir. Tüm bunlar da zaman içerisinde çeneler arasında hatalı kapanışın oluşmasına neden olabilir.

Diş gıcırdatma alışkanlığı olan büyük hastalarda gece takılan ısırma plakları hazırlanıp diş gıcırdatması önlenebiliyor. Ancak, çocukların bu plakları kullanmayı kabul etmesi ve her gece bu plaklarla uyumasını beklemek oldukça güçtür. Ayrıca çocuklar sürekli bir gelişim içerisinde olduklarından kullanabilseler bile bu plakların sıklıkla değişmesi gerekmektedir. Yapılması gereken, diş gıcırdattığı sırada çocuğu uyandırmak ve tekrardan uykuya dalmasını sağlamaktır. Ayrıca özellikle okul dönemindeki çocuklarda yaşadıkları bazı olaylar streslerini arttırabiliyor ve bu da gece uykuda diş gıcırdatmalarına neden olabiliyor. Çünkü aynı zamanda diş gıcırdatma, gerginliği ortadan kaldıran bir kas alışkanlığı olarak ifade edilmektedir. Bu nedenle bu yaştaki çocuklarda bir çocuk psikoloğundan da yardım istenebilir. Aynı zamanda pedodontist (çocuk dişleri uzmanı) de bu konuda bilgilendirilmelidir. Çünkü şiddetli diş gıcırdatma alışkanlığı süt dişlerinin değişme zamanını geciktirdiğinden, değişme zamanı geldiği halde düşmeyen süt dişlerinin çekimi gerekebilir.

Tatile giderken çocuğunuzun dişleri de tatile girmesin

Okulların kapanması ile tatile girerken çocuğunuzun dişleri de tatile girmesin!!!

Tatil yaklaşıyor. Yaz tatilinin başlaması ile evdeki düzen ve birçok alışkanlıklar da değişebiliyor. Her gün aynı saatte kalkıp kahvaltısını yapıp dişlerini fırçalayarak okula giden çocukların tatile girmesiyle bu alışkanlığı ya bozuluyor ya da tamamen ortadan kalkabiliyor. Geç saatte uyanıp daha uzun sürede kahvaltısını yaptıktan sonra çocuklar, çoğu zaman oyuna ya da televizyon seyretmeye dalarak diş fırçalamayı ihmal edebiliyorlar.

En önemli diş fırçalama zamanı olan kahvaltı sonrasında dişler fırçalanmadığında, kahvaltıda tüketilen bal, pekmez, reçel, kakaolu süt vb. çürük yapıcı gıdalar tüm gün diş yüzeyinde kalıyor ve bu nedenle ne yazık ki dişlerde çürük gelişme riski artıyor.

Ayrıca tüm gün evde olan çocuklarda öğün aralarında atıştırma sıklıkları da artıyor. Özellikle yaz aylarının vazgeçilmezi dondurma tüketiminin artması çocuğunuzun dişlerinde çürük gelişimi açısından bir risk oluşturabilmekte. Çürük yapıcı gıda tüketiminin arttığı bu aylarda “Çürükten Koruyucu Uygulamalar” ile çocuğunuzun dişlerini koruma altına alabilirsiniz.

Çocuklarda Yaşa Göre Ağız Ve Diş Sağlığı

Çocuklarda Yaşlara Göre Ağız Ve Diş Sağlığı

YAŞ 1


Bir yaşında alt ve üst ön bölgedeki kesici dişler ağızda yerlerini alırlar. İlk dişin sürmeye başlamasından itibaren dişler her beslenme sonrasında temizlenmeye başlanmalıdır. Dişlerin temizlenmesinde en etkili yöntem, annenin temiz bir tülbent bezi işaret parmağına dolayarak veya parmak fırça yardımıyla bebeğinin dişlerini temizlemesidir. Bu yöntem sayesinde hem dişler temizlenmiş olur hem de bebeğin dişetlerine masaj etkisi olacağından dişlerin daha kolay sürmesi sağlanmış olur.
Bebeklik döneminde ağız ve diş sağlığı açısından büyük risk oluşturan, halk arasında “Biberon Çürüğü” olarak bilinen erken dönem çocukluk çağı çürüklerinden korunabilmek için 1 yaşında ilk diş muayenesinin yapılması büyük önem taşımaktadır.

YAŞ 3

Çocuk 3 yaşına geldiğinde 20 adet olan tüm süt dişleri ağız içerisinde sürmesini tamamlar. Çeneler arası kapanış ilişkileri de bu yaşta tam olarak oturmuş olmaktadır. Bu nedenle emzik kullanımı veya parmak emme gibi kötü alışkanlıkların en geç bu dönemde bırakılmış olması gerekir.
Çeneler içerisinde sürekli dişlerin gelişimi devam etmektedir. Çocukların en hareketli olduğu bu dönemde diş travmalarına sıklıkla rastlanır. Süt dişine gelen bir travma altta gelişmekte olan sürekli diş germine de zarar verebilir. Bu nedenle bu dönemde yaşanan ve çene bölgesini ilgilendiren tüm travmalar hakkında çocuğunuzun ağız ve diş sağlığını takip eden pedodontistinizi mutlaka bilgilendirmelisiniz.

YAŞ 6

Okula hazırlık dönemindeki çocuklar, bu dönemde ilk olarak süt dişlerini kaybederler ve ilk sürekli dişleri ağızda yerini almaya başlar. İlk önce ilk süren süt dişi olan alt kesici dişler değişir. Genellikle süt dişi kendiliğinden sallanmaya başlar ve düşer. Sonrasında sürekli diş kendisini ağız içerisinde gösterir. Ancak bazen süt kesici dişleri düşmeden sürekli dişler dil tarafından sürmeye başlarlar. Anne-babaların genellikle çok büyük endişeye kapıldıkları böyle bir durumda mümkün olduğunca duyulan endişe çocuğa yansıtılmadan bir pedodontiste başvurulmalıdır. Pedodontist, kendiliğinden düşmeyen süt dişinin düşmesine yardımcı olur; sonrasında da sürekli diş, dilin hareketiyle olması gerektiği yere doğru kayar ve doğru yerini alır.
Bu dönemde ağız ve diş sağlığı açısından dikkat edilmesi gereken en önemli konulardan bir diğeri de süt dişlerinin en arkasından sürmeye başlayan 6 yaş dişleri yani 1. büyük azı dişleridir. Bu dişler, süt dişlerinin yerini almadığından ve ikinci süt azı dişinin arkasından çıktıkları için genellikle çocuk tarafından da anne-baba tarafından da fark edilmeyebilirler. Ancak ömür boyu ağız içerisinde kalacak olan ve çiğneyici yüzeyinde çok derin girinti ve çıkıntıları olan 6 yaş dişlerinin ilk çıkmaya başladıkları andan itibaren çürükten koruyucu uygulamalarla (fissür örtücü ve yüzeysel fluorid uygulamaları gibi) korunmaya başlamaları büyük önem taşır.

YAŞ 10

Ağız ve diş sağlığı açısından en büyük değişimler 10 yaşına kadar yaşanır. Sürekli kesici dişler tamamen ağız içerisindeki yerlerini almışlardır. Süt azı dişleri de değişmeye bu dönemde başlar. Bu nedenle çeneler arası kapanış ilişkilerinde de büyük değişimler olmaktadır. Doğru kapanış ilişkilerinin olması ve sürekli dişlerin sağlıklı bir şekilde ağız içerisindeki yerlerini alabilmeleri için ağızda çürük diş bulunmaması ve çürükten koruyucu uygulamaların düzenli olarak 4 -6 ayda bir tekrarlanması gerekir.
Sıklıkla yaşanan diş çapraşıklıklarının doğru bir şekilde değerlendirilebilmesi için ilk ortodontik muayenenin bu dönemde yapılmış olması gerekir. Doğru zamanda yapılan ortodontik muayene sayesinde bazen basit uygulamalarla uzun yıllar ortodontik (diş teli) tedavisi uygulamasının önüne geçilebilmektedir.

YAŞ 13

13 yaşında tüm süt dişleri yerini sürekli dişlere bırakmıştır. 12 yaş dişleri olan 2. büyük azı dişlerinin de sürmesiyle 28 adet sürekli diş, dizideki yerini hemen hemen almış olur. 20 yaş dişi olan 3. büyük azı dişleri çene kemiği içerisinde gelişimine devam ederler. Bu dönemde panoramik radyografi (çene kemiği röntgeni) alınarak 20 yaş dişlerinin gelişimi kontrol edilmelidir. Bazen bu dişler, olmaları gerektiği sürme yolunda olmazlar ve 12 yaş dişlerinin köküne dayanırlar. Böyle bir durumda dişlere baskı uyguladıklarından zaman içerisinde mükemmel bir diş dizisi olan bireyde dişler sıkışmaya ve dişler arasında çapraşıklıklar oluşmaya başlar. Böyle bir durumda da geriye dönüş ancak ortodontik tedavi ile mümkün olabilmektedir. Erken dönemde alınan panoramik radyografi sayesinde bu durumun önüne geçilmiş olunur.

EĞER BU YAŞ GRUPLARINA DAHİLSENİZ VEYA ÇOCUĞUNUZ BU YAŞ GRUPLARI İÇİNDEYSE MUTLAKA BURAYA TIKLAYINIZ

Çocuklarda diş çürüğü gelişme mekanizması

“Diş çürüğü” karbonhidratların bakteri plağı içerisindeki mikroorganizmalar tarafından parçalanmasıyla oluşan organik asitin diş sert dokularında meydana getirdiği demineralizasyondur. Çürüğün gelişiminde rol oynayan başlıca faktörler konak yani yatkın dişler, çürük yapıcı bakterilerin varlığı, beslenmedeki karbonhidratlar (şeker) ve yeterli süredir.

KONAK x MİKROORGANİZMA x KARBONHİDRAT x SÜRE = ÇÜRÜK

Bu faktörlerden birinin olmaması yani sıfır olması halinde denkleme göre çürük değeri de sıfır olmaktadır. Yani çürük oluşmamaktadır. Bu da çürükten korunmada diş fırçalama kadar beslenme alışkanlıklarının da ne kadar büyük önem taşıdığını göstermektedir. Karbonhidrattan zengin gıda alımı çürük insidansını arttırır. Bunun yanı sıra karbonhidrat türü yiyeceklerin alınım sıklığının da çürük gelişiminde önemli rolü vardır. Yapılan araştırmalar plak pH’sının karbonhidrat alımından sonra 30 dakika süre ile karyojenik seviyede kaldığını göstermiştir. Buna göre öğün aralarında atıştırma şeklinde tekrarlayan karbonhidrat alınımı diş yüzeyinde hemen sabit bir asidik ortam oluşturabilir. Diş plağında oluşan asitler plak pH’sını birkaç dakikada çürük başlatabilecek kritik seviyeye ( 5,5) düşürürler. Bu değerin altında diş sert dokularının demineralizasyonu başlar. Dişte mineral kaybı olur ve çürük kavitesi oluşur.

ÇOCUKLARDA BESLENME ve DİŞ SAĞLIĞININ ÖNEMİ

Yaşamın ilk üçte birlik bölümü büyüyerek, gelişerek, olgunlaşarak ve yetişkin yaşama hazırlanarak geçmektedir. Çocukluk çağındaki beslenme yetersizliği ve/veya dengesizliği çeşitli sağlık sorunlarıyla birlikte ağız ve diş sağlıkları üzerinde de oldukça büyük problemlere neden olabilmektedir.

Özellikle tek tip beslenme, poğaça, çikolata, börek, tatlı bisküvi ve yanında gazlı içecekler ve hazır meyve suları gibi besinler, çocuğun gelişimine hiçbir yarar sağlamadığı gibi hem obezite dediğimiz şişmanlık hastalığına zemin hazırlamakta hem de içerdikleri yüksek şeker oranı nedeniyle ağız ve diş sağlığını da olumsuz yönde etkilemektedir. Çocukların her öğünde almaları gereken besinleri düzenli ve yeteri miktarda almaları ağız ve diş sağlığı açısından da büyük önem taşır.

Örneğin kahvaltıda yumurta, süt, peynir, pekmez gibi hem besin değeri yüksek olan hem de diş gelişiminde ve dişlerin çürükten korunmasında önemli rol oynayan besinlere yer verilmelidir. Özellikle peynirin yemek sırasında asidik olan ağız ortamını bazik hale getirmede ve dişlerin temizlenmesinde önemli bir rolü vardır. Bu nedenle kahvaltı sonrasında dişlerin fırçalanamadığı durumlarda en son peynir yenilmesinin diş çürüğünden korunmadaki etkisi büyüktür.

Ara öğünlerde; meyve, kuru yemiş (fındık, ceviz, badem, yer fıstığı), kuru kayısı, süt, yoğurt, ev yapımı peynirli poğaça, ayran gibi besinler; kepekli ekmek arası et veya peynir grubundan bir gıda ile marul ve salatalık içeren sandviç hazırlanabilir.
Ana öğünlerde; fast food tarzı beslenmenin yine ağız ve diş sağlığı üzerinde olumsuz etkileri büyüktür. Bu nedenle bu tür yiyeceklerin ve bunların yanı sıra kolalı içeceklerin tüketiminin kısıtlanması gerekir. Ağız ve diş sağlığının devamlılığı açısından lahana, brokoli, karnabahar, semizotu gibi yeşil yapraklı sebzelerle, dönüşümlü olarak balık, tavuk, et gibi yiyecekleri tüketmek gerekir.

Cips, şekerleme, çikolata, bisküvi, poğaça, kek vb. gıdaların esas yemek yerine ve çok miktarda tüketilmeleri mutlaka engellenmelidir. Özellikle çocuklar gündüzleri okul kantinlerinden bu tür yiyeceklere kolaylıkla ulaşabilmektedirler. Ancak bu yiyeceklerin yerine vitamin, protein ve kalsiyum içeriği yüksek ve aynı zamanda diş çürüğünden korunmada önemli katkıları olan meyve, ayran, süt, kuru üzüm, kuru kayısı, fındık, ceviz gibi yiyeceklerin tüketiminin sağlanması büyük önem taşımaktadır.

Günümüzde çocuklarda ve genç erişkinlerde diş çürüğü görülme oranı ne yazık ki her geçen gün artış göstermektedir. Yapılan araştırmalar, bu durumun nedenlerinin başında çocukların ağız-diş hijyen alışkanlıkları ile beslenme alışkanlıklarındaki hataların geldiğini göstermektedir. Bu nedenle çok sayıda diş çürüğü olan bireylerde diş tedavilerinin yanı sıra mutlaka bireyin beslenme alışkanlıkları da araştırılmalı ve gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Ancak bu sayede bireylerin ağız ve diş sağlıklarının devamı sağlanabilir.

Emzirmek bebeğin dişlerini nasıl etkiler?

Emzirmek dudak, yanak, dil ve çene kaslarının gelişimi için büyük önem taşır. Dişler tüm bu dokular tarafından desteklenmektedir. Bu nedenle, sağlıklı ve düzgün bir diş dizisine ve kapanışa sahip olabilmek için bu dokuların da sağlıklı olması ve gelişmesi gerekmektedir.

“Biberon kullanımı” en önemli konulardan biridir. Uyurken biberon ile beslemek ya da bütün gün ağzında biberon ile dolaşmasına izin vermek bir bebeğe kazandırılabilecek en zararlı alışkanlıklardan biridir.

Diş çürüğü bu yaş grubu çocuklarda çok yaygın olarak görülür. Literatürdeki adı da “biberon çürüğü” olan bu erken dönem çocukluk çağı çürükleri, özellikle ön dişlerin tamamını kaplar ve çocukların çok erken yaşta dişlerini kaybetmelerine neden olur. Bu da diş dizilerinin bozulmasına neden olabileceği gibi beslenme ve psikolojik bozukluklara da neden olmaktadır. Kötü görünen bu dişlere sahip ya da dişsiz olan çocuklar özellikle yuva döneminde arkadaşlarının arasında ciddi psikolojik problemler yaşayabilmektedirler. Bu nedenle biberon kullanımında ailelerin çok dikkatli olması gerekmektedir.

Emzirmek bebeğin dişlerini nasıl etkiler ? - 2

Öncelikle küçük delikli emziği olan biberonlar tercih edilmelidir. Çünkü çocuğun biberonu emerken güç sarf etmesi gerekir ki yanak, dil ve çeneler gelişebilsin.

Hiçbir zaman biberon emzik gibi kullandırılmamalıdır. Çünkü sütün, mamanın veya meyve sularının sürekli olarak dişler üzerinde kalması çok hızlı çürük oluşumuna neden olur.

Sütün içerisine bal veya şeker katmak da çürük oluşum riskini arttırır. Aynı şekilde sürekli emzik kullanımı, özellikle emziğin bala ya da şekerli şeylere batırılarak verilmesi çok zararlıdır. Mümkün olduğunca erken dönemde (1 -1,5 yaşlarında) emzik kullanımı bıraktırılmalı ve çocuk bardak kullanmaya alıştırılmalıdır.

Yeni Anne Babalara Öneriler

Bebeğin ağız ve diş sağlığı için doğumundan itibaren yapılabilecek en önemli şey, öncelikle anne babaların kendi ağız ve diş sağlıklarına özen göstermeleridir. Özellikle anneden bebeğe çürük yapıcı bakterilerin geçişi bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Bu, annenin bebeğini ağızdan öpmesi veya aynı kaşığı ya da bardağı kullanmasıyla olabilir. Örneğin bazı anneler bebeklerine yedirecekleri mamanın sıcaklığını kontrol etmek için kaşıktaki mamayı veya biberonu önce kendi ağızlarına götürüp sonra bebeğe yedirirler. İşte bu durum sonucunda, anne ağzındaki bakterilerin bebeğe geçişi kaçınılmaz olur. Anne bu konuda her zaman çok dikkatli ve titiz olmalıdır.

Ayrıca Anne ya da babanın ağzında çürük dişler bulunması bakteri sayısını arttırdığından bakterilerin geçişi daha kolay olabilmektedir. Bu nedenle özellikle ilk 1 yaş döneminde bebekle en yakın temasta olan annelerin kendi ağız diş sağlıklarına özen göstermeleri büyük önem taşımaktadır. Çürük dişlerin tedavilerinin dışında anne babaların düzenli diş fırçalamaları ve gün içerisinde Xylitollü sakızlar çiğnenmesinin de özellikle bu yakın temasın olduğu yeni doğum dönemlerinde büyük önemi vardır.

Çocuklarda çürük oluşumunun önlenmesinde flüorit çok etkilidir. Flüoridi tablet kullanımı, ailelerin en çok sorduğu sorulardandır. Flüoridli tablet kullanımı doğru ve düzenli olarak yapılırsa “Evet” kullanılması çocukların diş sağlığı açısından faydalı olur. Doğumdan hemen sonra sürekli diş germleri oluşmaya başlar. Alınan fluorid tabletlerinin, bu dişlerin gelişiminde etkili olabilmesi için özellikle 6 yaşa kadar olan dönemde sürekli ve düzenli olarak alınması büyük önem taşır.

Süre görüldüğü gibi çok uzundur. Aileler genellikle bir ya da birkaç kutu fluorid tableti kullanımından sonra sıkılmakta ve kullanımı bırakmaktadır. Bu birkaç kutu fluoridin de diş gelişiminde olumlu bir etkisi olamamaktadır. Bu nedenle aileler düzenli ve sürekli kullanabileceklerine inanırlarsa fluorid tablet kullanımına başlanmalıdırlar.
İlk dişler bebek 6 – 12 aylık iken sürmeye başlar. İlk süren diş alt çenede sağ ön keser diştir. Sonra sol alt keser diş görünür. Bu dişler tam sürmesini tamamlamadan sol üst keser diş ve sonra sağ üst keser diş sürer.

Daha sonra bu dişlerin yanında ikinci keser dişler sürer. Bazı çocukların dişleri çok erken bazılarının ise daha geç sürebilir. Aynı yaştaki çocuklarda sürme zamanları birbirinden çok farklı olabilir. Bunun tıbbi açıdan önemi yoktur. Önemli olan bu durumun bir pedodontist tarafından takip edilmesi, dişlerin sayısının ve dişlenme sırasının bilinmesidir. Genellikle halk arasında erken çıkan dişlerin zayıf olup çabuk çürüdükleri söylenir. Erken sürdükleri için zayıf oldukları doğru değildir. Sadece çürük yapıcı etkenlerle daha erken dönemde karşılaştıkları için daha fazla özen gösterilmeleri gerekmektedir. Doğru ve düzenli bir bakımla çürük oluşumunu tamamen önlemek mümkündür.

DİŞLERİN SÜRME TABLOSU

Süt dişlerinin sürmesi yaklaşık olarak 3 -3,5 yaşlarında tamamlanmış olur. Bu yaştaki bir çocukta toplam 20 adet diş bulunur. 6 yaşa kadar ağızda dişlenme açısından görünen bir değişiklik olmaz.

Diş çıkarma belirtilerinin başında dişetinde kızarıklık olması ve tükürük akışının artması gelir. Genellikle ateş ve bulantı da görülebilir. Ancak bu dikkat edilmesi gereken bir konudur. Çünkü diş çıkarma dönemindeki her ateş, bulantı veya grip direkt olarak diş çıkarma ile ilgili olmayabilir. Özellikle 37 -37,5 derecenin üzerindeki ateş diş kaynaklı değildir; bu durumda mutlaka çocuk doktoru bilgilendirilmelidir.

Dişlenme sırasında ağrı olur ya da olmaz demek yanlış olur. Diş sürmesi yavaş olarak gelişen, doğal bir olaydır. Sürme sırasında çocuğun rahatsızlık hissetmesi de doğaldır. Rahatlatmak için günde 3 veya 4 defa dişetlerini gazlı bezle veya parmak fırçayla silmek ve ısırabileceği şeyleri eline vermek çoğu kez yeterli olur ve bebeği çok rahatlatır. Yeterli olmadığı durumlarda dişetlerine pedodontistin önerdiği bazı zararsız ilaçlar sürülebilir. Ancak bu ilaçların sürmeyi sağlayıcı ya da hızlandırıcı herhangi bir etkisi yoktur. Sadece o bölgedeki dişetini yüzeysel olarak uyuşturduğu için bir süreliğine bebeğin rahatlamasını sağlar.

Anne karnında ağız ve diş sağlığı

Diş gelişimi hamileliğin 6. haftasında başlar, bu nedenle anne adayı bebeğinin diş gelişimi için bu haftadan itibaren beslenmesinden kendi ağız ve diş sağlığına kadar her şeyine dikkat etmeli ve özen göstermelidir. Anne adayının hamileliği döneminde yeterli vitamin alamaması, herhangi bir nedenle korunmasız röntgen çektirmesi, virütik bir hastalık geçirmesi gibi birçok neden bebeğinin diş gelişimi üzerinde olumsuz etkilere neden olmaktadır.

Hamilelik döneminde dengeli beslenme diş ve dişeti sağlığının sürdürülmesi açısından önemlidir. Protein, A vitamini (et, süt, yumurta, sarı sebze ve meyveler), C vitamini (narenciye, domates, çilek), D vitamini (et, süt, yumurta, balık) ve kalsiyum (süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler) ’dan zengin gıdaların yeterince alınması gereklidir. Hamilelik döneminde kalsiyum ihtiyacı artar. Anne ve bebeğin kemik ve diş sağlığı için annenin günlük 1200–1500 mg kalsiyum gereksinimi vardır. Süt ve süt ürünleri ile yeşil yapraklı sebzeler gibi kalsiyumdan zengin gıdalar alarak kalsiyum gereksinimi karşılanmalıdır. Eğer gıdalarla yeterli kalsiyum sağlanamazsa bebeğin gelişimi için gerekli olan miktar annenin kemiklerinden karşılanır ama Dişlerden kalsiyum çözünmesi olmaz. Bu nedenle Hamilelik sırasında bebeğin kendisi için gerekli olan kalsiyumu annenin dişlerinden alarak dişlerin çabuk çürümesine yol açtığı, bu nedenle hamile annelerin diş kaybına uğradığı düşüncesi tamamen yanlıştır.

Diş Hekimliğinde Doğru Bilinen Yanlışlar

  • Dişleri fırçalarken diş fırçasını önce musluk altında ıslatmak gerekir.
    • Yanlış, Dişler kesinlikle fırça musluk altında ıslatılmadan kuru olarak fırçalanmalıdır.
  • Diş macunu reklamlardaki kadar tüm fırçayı kaplayacak kadar çok sıkılmalıdır.
    • Yanlış, Diş macunu diş fırçası üzerine en fazla bezelye büyüklüğünde olacak şekilde sürülmelidir.
  • Diş ipi kullanmak dişetlerine zarar verir.
    • Yanlış, Tam bir diş temizliği için dişleri sadece fırçalamak yeterli olmaz; mutlaka diş ipi kullanmak gerekir. Diş ipi kullanmak diş aralarının temizlenmesi ve dişeti sağlığı açısından kesinlikle çok yararlıdır.
  • Dişeti kanaması dişetlerinin sağlıklı olmasını sağlar.
    • Yanlış, Dişetlerinde kanama olması dişetlerinin iltihaplı olduğunun göstergesidir. Bu durum gingivitis denilen dişeti hastalığında görülmektedir.
  • Tartar (Diş taşı) temizliği diş minelerini çizer ve zarar verir.
    • Yanlış, Tartar denilen diş taşları oluştuğu zaman mutlaka ağızdan uzaklaştırılmalıdır. Diş taşı temizliği adı verilen bu tedavi için kullanılan modern el aletleri ve ultrasonik cihazlar diş minesini kesinlikle zedelememektedir. Özellikle son teknolojik cihaz olan air flow aleti ile dişlere hiç teman edilmeden basınçla temizlik yapılmaktadır.
  • Hamilelik döneminde diş tedavisi yapılamaz.
    • Yanlış, Hamileliğin her döneminde acil diş tedavileri yapılabilir. Hamilelik döneminde özellikle 3. 4. 5. aylarda tüm diş tedavileri yapılabilmektedir. Bu aylar diş tedavileri için en güvenli aylardır.
  • Hamilelikte diş kayıpları ve diş çürükleri olur.
    • Yanlış, Eğer planlı bir hamilelik ise öncesinde mutlaka diş hekimi kontrolü yapılmalı ve gebeliğin üçüncü ayı ile altıncı ayları arasında da diş hekimi kontrolleri atlanmamalıdır. Böyle bir durumda hamilelik nedeniyle diş ve dişetlerinde herhangi bir problem yaşanmaz.
  • Şeker hastalığı (diyabet) olanlarda implant uygulaması yapılamaz.
    • Yanlış, Tüm şeker hastalarında implant uygulaması yapılabilir. Önemli olan şekerin düzenli hale getirilmiş olmasıdır.
  • İmplantı benim vücudum kabul etmez.
    • Yanlış, Dental implantlar titanyum denilen bir materyalden oluşmaktadır ve bu materyalde doku reddi mümkün değildir.
  • İmplant herkese uygulanamaz.
    • Yanlış, İmplant uygulaması herkese yapılabilmektedir. Bunun için yeterli kemik olması gerekir. Yeterli kemik olmadığı durumlarda da kemik transferleri veya kemik tozları kullanılarak yapılır.
  • Sigara içenler implant yaptıramazlar.
    • Yanlış, Sigara içenler de implant yaptırabilirler. Sadece sigara içmeyenlerdeki implant başarı oranı %98 -99 iken; sigara içenlerde bu oran % 96 civarındadır.
  • Diş tedavilerinde çekilen röntgenler kanser yapar.
    • Yanlış, Diş hekimliğinde son dönemlerde kullanılmakta olan digital röntgen cihazları ile çekilen röntgenlerdeki radyasyon dozu çok çok düşük miktarlardır. Bu doz 0.02 miliamper civarında olup toksik etkisi minimaldir. Ayrıca röntgen cihazlarından yayılan radyasyon 2 metreyi geçmemektedir. Tüm klinikler Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun (TAEK) kontrolü altındadır. Bu kurum önlemlerin sürekliliğini belli aralıklarla denetlerken, gerekirse sürpriz denetlemeler de yapabilmektedir.
  • Diş hekimliğinde lokal anestezi için yerli ve yabancı morfin kullanılır.
    • Yanlış, Diş hekimliğinde lokal anestezik madde olarak kesinlikle morfin kullanılmamaktadır. Kullanılmakta olan anestezik maddelerin hiçbiri yerli olarak üretilememektedir. Kullanılan anestezik solüsyonların anestezik etkileri hemen hemen aynı olup sadece etken maddeleri farklı olabilmektedir.
  • Benim dişim uyuşmuyor.
    • Yanlış, Doğru anestezi tekniği uygulanmış ve dişte herhangi bir akut enfeksiyon yok ise tüm dişler uyuşur.
  • Çocuklarda süt dişleri ağrıdığı zaman, nasıl olsa değişeceğinden herhangi bir tedavi yapılmasına gerek yoktur; çekilmelidir.
    • Yanlış, Süt dişlerinin değişme zamanları alttan gelen sürekli dişlerin sürme zamanları ile ilişkilidir ve her dişin belirli bir sürme yaşı vardır. Bu yaştan önce çekilen süt dişleri çocukların ağız ve diş sistemlerinin gelişiminde çok ciddi sıkıntıların oluşmasına neden olmaktadır. Dişlerin çekilmeyip çürük olarak ağızda bırakılmasının da yine çocukların hem ağız ve diş sağlıkları üzerinde hem de genel sağlıkları üzerinde ciddi sıkıntıları vardır.
    • Bu Sıkıntıların Başında;
    • Eksik diş ya da dişler nedeniyle çocuğun çiğneme fonksiyonunun azalmasına ve buna bağlı olarak da çocuğun iyi beslenememesine ve dolayısıyla büyüme ve gelişiminde geriliğe neden olmaktadır.
    • Zamanından önce çekilen süt dişleri, yerlerine gelecek olan sürekli dişlerin sürme doğrultularının bozulmasına neden olacaktır. Bu durum, çocukların diş dizisinde çapraşıklık oluşmasına ve dolayısıyla ileride uzun süreli ortodontik tedaviye (tel tedavisi) maruz kalmasına neden olmaktadır.
    • Süt dişleri zamanından önce çekildiğinde çekim boşluğuna komşu dişler bu boşluğa doğru kayar. Bu durum sürekli dişlerin yerleri kapandığından sürememesine ve gömük kalmalarına neden olabilmektedir.
    • Erken süt dişi çekimlerinin yarattığı çiğneme kuvvetlerinin dengesizliği, çene ekleminde de bozukluklar oluşmasına neden olabilmektedir.
    • Bu nedenle süt dişlerinin fizyolojik değişme yaşına kadar tedavisi mümkün ise mutlaka tedavi edilerek ağızda tutulmaya çalışılması gerekir. Tedavi edilemeyecek durumda olan süt dişleri ise çekilmeli ancak sonrasında çekim yerine mutlaka “yer tutucu” adı verilen çocuk protezleri uygulanmalıdır. Bu apareyler sayesinde süt dişinin erken kaybının neden olabileceği tüm sıkıntıların önüne geçilmiş olur.
  • Çocuklarda süt dişleri ağrıdığı zaman, nasıl olsa değişeceğinden herhangi bir tedavi yapılmasına gerek yoktur. Çürük olarak ağızda bırakılmalarının herhangi bir sakıncası yoktur.
    • Yanlış, Çürük olan süt dişlerinin tedavi edilmeden çürük olarak ağızda bırakılmasının çocukların hem ağız ve diş sağlıkları üzerinde hem de genel sağlıkları üzerinde ciddi sıkıntılar oluşturur.
    • Bu Sıkıntılar;
    • Çürük diş ya da dişler nedeniyle çocuklar yemek yemede sıkıntı çektiklerinden yemek yemek istemezler. Bu durumun çocukların gelişimleri üzerinde olumsuz etkisi büyüktür.
    • Özellikle dişlerin arasında oluşan çürükler dişlerde madde kaybına neden olduğundan diş dizisinde yer kaybına neden olur. Bu durum da çocuğun sürekli diş dizisinde çapraşıklık olmasına ve dolayısıyla ortodontik tedavi (tel tedavisi) görmesine neden olabilmektedir.
    • Çürük dişlerinden dolayı ara sıra da olsa ağrı duyan çocuklar sürekli huzursuz olurlar. Özellikle geceleri diş ağrısı çeken çocuklar, gündüzleri huzursuz ve mutsuz olabilmektedirler.
    • Çürük dişler her zaman fokal birer enfeksiyon odaklarıdır. Özellikle immün sistemi yeterli gelişmemiş çocuklar için bu enfeksiyon odakları, genel sağlıklarını olumsuz yönde etkiler ve genel sağlıkları üzerinde risk oluşturmaktadır.
    • Çürük süt dişlerinden kaynaklanan enfeksiyonun altlarında gelişmekte olan sürekli diş germleri üzerinde de olumsuz etkileri vardır. Bu dişlerin minelerinde kalıcı lekeler oluşmasına neden olmaktadır.
    • Bu nedenle tüm çürük süt dişleri tedavi edilmeli; değişme zamanına kadar çürüksüz olarak ağızda tutulmaya çalışılmalıdırlar.