Gülüş Estetiği

Gülüşümü beğenmiyorum.  Ne yapılabilir?

Günümüz estetik diş hekimliğinde yapılan tedavilerin hepsi, kişiye özel olarak tasarlanır. Bu da demek oluyor ki, gülüş tasarımı herkes için yapılabilir. İdeal gülüşü kişide tasarlarken dikkat edilen birtakım parametreler vardır. Örneğin, hastanın alt dudağının üst kenarının gülerken oluşturduğu hat, alt dudağın kalınlığı, burun kenarları arasındaki mesafe, cinsiyet, yüz hatları, gülerken diş etlerinin ne kadar göründüğü gibi birtakım faktörleri dikkate alarak kişiye özgü bir tasarım yapmak mümkündür. Gülüşünü beğenmeyen kişilerde öncelikle gülerken ve yüz kasları serbest haldeyken, çeşitli açılardan fotoğraflar ve kişinin konuşurken videosu çekilir. Alınan bu veriler, hastayla beraber incelenir. Diş hekiminin uzman görüşü ve hastanın beklentileriyle beraber gerekli notlar alınır. Sonrasında ise gerekli ise önce diş eti estetiği açısından tedaviler yapılır. Sonrasında yapılacak estetik tedavinin çeşidine göre seanslara geçilir. Tedavi çeşitleri hakkında örnek vermek gerekirse, porselen lamina uygulaması, zirkonyum porselen, bonding tedavisi, beyazlatma uygulamaları gibi. Bazen dişlere hiç dokunmadan, diş eti seviyelemesi ve beyazlatma uygulaması bile hastaları ciddi derecede memnun edebilmektedir. Bu sebepten, az önce belirttiğimiz gibi, kişinin gülüşünü beğenmemesine hangi faktörlerin neden olduğu teşhis edilir ve ona göre bir tedavi planı yapılır.<!–more–>

Gülerken dudağımın bir tarafı fazla çekiyor. Çözümü var mı?

Kişinin gülüşü; yüz ifadeleri, mimikleri, yüz kaslarının çeşitli derecelerde kasılmasıyla bir ifade halini almaktadır. Bazı bireylerde ise gülüş sırasında üst dudak yüksekliğinin az olması, diş etlerinin gülerken fazla görünmesine sebep olabildiği gibi sağ ve sol taraftaki yüz kaslarından bir tarafa ait olanının fazla kasılması, gülüşte asimetriye sebep olabilmektedir. Bu durumu günümüz estetik uygulamaları ile simetrik bir hale getirmek mümkündür. Örneğin, fazla kasılan ilgili bölgeye uygulandığında, kasılma azaltılır ve her iki tarafın dudaklarını eşit derecede çekmesi sağlanabilir. Bazı durumlarda ise köpek dişlerinden küçük azı dişlerine doğru, dişlerin damak tarafına eğimli olması dudağın yeterli derecede desteklenememesi olarak karşımıza çıkar. Böylece dudağın ve yanağın ilgili bölgeleri çökük bir görüntü verebilir. Bu durumlarda en ideal yol, tel tedavisi ile mevcut dişlerin pozisyonlarını değiştirmek olabilir. Tel tedavisi süre olarak bir kaç ayı bulacağı için bazı hastalar tarafından tercih edilmemektedir. Bu yüzden estetik porselen uygulamaları ile, 5-7 gün gibi kısa bir sürede dişlerin ideal pozisyonlara getirilmesi mümkündür. Böylece dudak ve yanaklar, ideal diş desteği sayesinde çökük bir görüntü vermezler.

Gülerken diş etlerim fazla görünüyor. Kesmek mümkün mü?

Diş hekimliğinde “Gummy Smile” denilen; gülerken diş etlerinin fazla görünmesi, diş estetiği açısından tedavisi mülkün olan bir durumdur. Öncelikle diş etlerinin ne kadar göründüğünü tespit edip, bu görüntüyü fotoğraflamak gerekir. Sonrasında bilgisayar üzerinden yapılan planlama doğrultusunda diş etlerinin nereye kadar kesileceği kararlaştırılır. Eğer ki serbest diş eti boşluğu dediğimiz, sağlıklı diş eti cebi miktarı biyolojik olarak müsaade ediyorsa lokal anestezi altında lazer destekli sistemlerle, diş etinin 10 dakika gibi çok kısa bir sürede tedavi edilmesi mümkündür. Serbest diş eti miktarı yeterli derecede müsaade etmiyorsa, o zaman diş eti uzmanı tarafından basit bir cerrahi işlem yapılması gerekmektedir. Bu tedaviye mecbur kalınırsa, diş etinin tam anlamıyla iyileşmesi 21 gün sürecektir. İyileşme periyodunda hastalar, normal fırçalamalarına yumuşak kıllı diş fırçaları ile devam etmeli ve diş etlerinin sağlıklı bir şekilde iyileşmesini sağlamalılardır.

Gülüş estetiği işlemi zor ve ağrılı mıdır?

İdeal gülüşe kavuşmanın yolu; tek bir dişe çok küçük dokunuşlarla olabileceği gibi, gülüş alanına giren 10 dişe işlem uygulayarak da mümkün olabilir. Buna karar verebilmek için öncelikle hastanın beklentisini hekimin iyi analiz etmesi gerekir. Maksimum sürede işlem yapılan bir kişi üstünden örnek vermek gerekirse; öncelikle şunu vurgulamak isteriz. Diş hekimliğinde yapılan tedavilerde ağrı çekmek bir kader değildir. Günümüzde bulunan lokal anestezi ilaçlarla bütün tedaviler ağrısız bir şekilde yapılabilmektedir. Anestezi yapılırken kullanılan enjektörlerin uygulanmasından önce, lokal uyuşturucu kremler ya da spreyler kullanılarak diş etinin uyuşması sağlanır ve iğnenin battığı bile hissedilmez. Anestezi işlemi tamamlandıktan sonra yapılan tedavi planına göre ilgili dişlerde aşındırma ve ölçü uygulamaları yapılır. Bu süreçte zor olarak vurgulanabilecek tek durum, diş sayısıyla doğru orantılı artan sürede hastanın ağzını açık tutmasıdır. İşlem sırasında yorulan hastalarımızı, ara ara molalar vererek dinlendirip, tedavilere devam edilebilir. Kalıcı porselenler takılana kadar hastalar geçici dişler ile yaşamak durumundadırlar. Geçici dişler ile beslenmek tabi ki işlem öncesindeki gibi çok konforlu olamamaktadır. Bu süreçte hastalar yumuşak ve sıvı gıdalarla beslenmelerine devam etmek durumunda kalırlar. 5-7 gün gibi bir süre sonra daimi dişler takıldıktan sonra, kullanılan diş yapıştırıcılarına bağlı olarak dişlerde hafif sızlamalar meydana gelebilir. Diş dokusu her ne kadar sert bir yapıda olsa da yaşayan bir organdır ve yüzeyine uygulanan her işlem sonrasında bir yara meydana gelebilmektedir. Bu yaranın iyileşmesi çok kısa sürede olabildiği gibi bir kaç haftayı da bulabilir. Şunu tüm hastalar için belirtmeliyiz ki; ne yapılırsa yapılsın maksimum 6 hafta gibi bir sürede etken ortadan kaldırıldığı takdirde, tüm ağrılar diş yüzeyinin iyileşmesini takiben bitecektir.

Gülüşte altın oran ne demek?

Doğada bulunan her cisimde olduğu gibi, insanoğlunun bedeninin her yerinde bir altın oran bulunmaktadır. Boyumuza göre uzuvlarımızın da değişkenlik göstermesi gibi, dişler arasında da bir oran vardır. Matematiksel olarak ifade etmek gerekirse; üst çenede küçük keser dişimizin genişliğine 1 birim dersek, ön kesici dişimizin genişliği 1,618 birimdir. Ayrıca karşıdan bakıldığında köpek dişimizin genişliği 0,618 birim olarak görünür. Yani karşıdan bakıldığında, ön keser dişin genişliği ile yan keser ve köpek dişinin toplam genişliği birbiri ile eşittir. Bunları belirtmemizin sebebi şudur; kişiye özgü bir tasarım yaparken, dişler arasındaki bir takım değerler dikkate alınarak estetik bir görünüm meydana getirmek mümkün olmaktadır. Tabi ki sadece matematiksel değerlere dayanarak, ideal bir estetik gülüş yaratmak mümkün değildir. Güzel bir gülüşün anahtarı, kişiye özgü olan yüzdeki detaylar ile altın oranın kombine edilmesiyle söz konusu olabilir.

Hollywood Smile işlemi nasıl bir işlemdir?

“Hollywood Smile” kavramı; sinema yıldızlarının, bulundukları her ortamda dişlerinin hep bembeyaz, düzgün ve dikkat çekici bir biçimde olmasından kaynaklı, popüler bir tabir olarak karşımıza çıkmaktadır. Hollywood Smile dendiğinde ilk akla gelen, her zaman yapılan estetik restorasyonların bembeyaz ışıltısı olmaktadır. Çünkü estetik diş tedavisi olan neredeyse tüm bireyler, sıralı ve düzgün bir diş dizisine sahip olma hayaliyle bu tedavileri yaptırmaktadırlar. Bu tedavilerin tümüne Hollywood Smile demek doğru olmaz. Naturel renk skalasından seçilen renkler, Hollywood Smile beklentisindeki hastaları mutlu etmez. Bleaching rengi denilen çok açık tondaki beyaz porselenler ile yapılan restorasyonlar, tam anlamıyla Hollywood Smile beklentisi olan hastaları tatmin edecektir.

Gülüş tasarımında dişlerin rengi beyaz mı olmak zorundadır?

Gülüş tasarımı talebiyle, kliniğimize başvuran hastaların beklentileri ve hekimin tecrübesi doğrultusunda renk, boy, şekil kararları verilir. Dişlerine estetik tedavi yapılmasını talep eden ve dışarıdan bakıldığında, dişlerinin porselen olduğunun anlaşılmasını istemeyen kişilerde, kesinlikle dişlerin rengi beyaz seçilmemelidir. Çünkü sıralı ve düzgün işlenen yeni porselen dişlerde, naturel renk skalasının dışında seçilen beyazın her tonu, dişlerde yapaylığın göze çarpma ihtimalini arttırmaktadır. Bu yüzden renk konusunda hastalarımızın ne istediğini bilmesi çok önemlidir.

Estetik bir gülüşte neler önemlidir?

İdeal bir estetik gülüş denildiğinde; kişinin dişlerinin rengi, boyu, genişliği, gülerken diş etlerinin ne kadar göründüğü akla gelmektedir. Bazı bireyler genetik olarak şanslı olmalarından ötürü, kendi doğal dişlerinde ideal estetik gülüşü yakalayabilmektedir. Bazen, kişiler senede bir kez beyazlatma tedavisi yaptırarak gülüşünü daha estetik hale getirebilmekte, bazen de çok küçük dokunuşlarla, dişlerdeki morfolojik bozukluklar düzeltilerek estetik bir gülüş sağlanabilmektedir. Fakat kliniğe kapsamlı bir estetik diş tedavisi talebiyle başvuran kişilerde, baştan sona tüm kriterler hekimin ve hastanın elindedir. Öncelikle, gerekli ise pembe estetiğin sağlanabilmesi için, lazer ile diş eti seviyelemesi yapılır. Lazer ile yapılan seviyeleme işlemlerinde, diş etinin tam anlamıyla iyileşmesi için 7 gün beklemek yeterlidir. Diş etleri iyileştikten sonra, hekim dişlerde gerekiyorsa aşındırmalar yaparak porselen dişlerin hazırlanması için ölçü alır. Sonrasında diş hekimi aşındırılmış dişler üzerine, diş eti ile uyumlu geçici dişler hazırlar. Estetik bir sonucun tam anlamıyla olabilmesi için, kalıcı dişler takılana kadar hastaların geçici dişlerini çok iyi ve titiz bir şekilde hijyenini sağlaması gerekmektedir. Porselenler hazırlandıktan sonra provalar yapılır. Provalarda dikkat edilen unsurlar şu şekildedir; dişlerin rengi, boyu, özellikle çenenin istirahat pozisyonunda ön 4 dişin görülme miktarı, genişlikleri, yüzey morfolojisi, dişlerin dudak desteği. Bu faktörler değerlendirilip hekimin ve hastanın fikir alışverişi sonrası gerekiyorsa bir prova daha yapılır. Eğer her şey muntazam bir şekilde bitirilmiş ise, aynı seansta dişler yapıştırılabilir. Dişler yapıştırıldıktan sonra, elde edilen estetik gülüşün ömrünü uzatabilmenin yolu; kişinin 6 ayda bir hekime düzenli olarak kontrole gelmesi ve gerekiyorsa ufak müdahaleler ile estetik gülüşün sürekliliğinin sağlanmasıdır.

Yaşıma, mesleğime ve cinsiyetime uygun diş nasıl yapılıyor?

Doğal dişlerin, her yaş aralığına göre spesifik birtakım renk ve yüzey özellikleri vardır. Örneğin genç bireylerde; dişlerde aşınma ya çok azdır ya da hiç yoktur. Aşınmamış dişlerin özellikle uç kısımlarında, şeffaf mine dokusu göze çarpar. Yaş ilerledikçe dişlerin kullanımına bağlı aşınma meydana gelir ve bu uçlardaki şeffaf mine dokusu ortadan kaybolur. Diş rengi de, mine dokusunun aşınması ve minenin altındaki sarı renkte olan dentin dokusunun kalınlaşmasıyla, daha da sarı yanmasına sebep olur. Bu yüzden ilerleyen yaştaki hastaların çoğu, beyaz diş özlemiyle estetik diş hekimlerine başvurmaktadırlar. Meslek gruplarına göre ise, estetik diş tedavileri yapmak mümkün. Örneğin sürekli insanlarla iletişim halinde olan halkla ilişkiler mensupları ya da satış yapan kişilerin; ön keser dişleri, yan kesici dişlere göre çok az daha uzun olduğunda, kişinin sempatik görünmesini sağlar. Geneli itibariyle, yuvarlak hatlı dişler diyalog sırasında daha samimi bir iletişime yardımcı olur. Bir diğer örnek ise; özellikle işyeri sahiplerine, daha otoriter bir ifade meydana getirebilecek, genel hatlarıyla köşeli ve özellikle sivri köpek dişleri  yapılabilir. Ayrıca cinsiyete yönelik olarak ise; kadın hastalarda daha yuvarlak geçişleri olan, özellikle ön iki dişi daha uzun ve gülen ağız formu denilen şekilde dişler yapılmalıdır. Erkek hastalarda ise daha keskin geçişleri olan, köşeli, köpek dişleri baskın görünen dişler yapılabilir.

Okul Öncesi Ağız ve Diş Sağlığı

Okul öncesi dönemdeki (0-6 yaş) çocuklarda 20 adet süt dişi bulunmaktadır. Süt dişleri, bu dönemde mutlaka anne-babalar tarafından temizlenmeli ancak aynı zamanda çocuklara diş fırçalama alışkanlığının da bu dönemde kazandırılması gerekmektedir. Süt dişlerinin sağlıklı olması en az sürekli dişler kadar önemlidir. Süt dişlerinin nasıl olsa düşecekleri düşünülüp oluşan çürüklerin tedavi ettirilmemesi bu dişlerin vaktinden önce kaybedilmesine yol açabilir. Bu da sürekli dişlerin diziliminin bozulmasına ve çocuğun belki de hiç ihtiyacı olmayacakken ortodontik tedavi (tel tedavisi) gereksinime neden olabilir. Tedavi edilmeyip uzun süre ağızda kalan çürük süt dişlerinin kök ucunda oluşan iltihap, çocuğun genel sağlığını etkileyebileceği gibi süt dişinin altında bulunan sürekli diş germine de zarar verebilir.

Çocuklarda diş fırçalama alışkanlığının gelişebilmesi için okul öncesi dönemde bu konuya özen göstermek gerekir. İlk diş ağızda görünmeye başladıktan sonra her sabah kahvaltıdan sonra ve akşamları yatmadan önce dişlerinin fırçalanmasına alışan bir çocuk, okul döneminde de aynı alışkanlığa kendiliğinden sahip olacaktır. Çocuklarda diş fırçalama aynı zamanda el gelişimleri açısından da önemlidir. Bu nedenle anne-babalar, önce çocuklarının kendilerinin dişlerini fırçalamasına izin vermeli, son fırçalamayı ise beraberce bitiriyor olmalıdırlar. Yapılan çalışmalar çocukların doğru bir diş fırçalaması yapabilmeleri için motor becerilerinin yaklaşık 7-8 yaş civarında tamamlanabildiğini göstermektedirler. Bu nedenle anne-babaların bu yaşa kadar çocuklarının diş fırçalamasında etkin rol oynamaları gerekir.

Okul Döneminde Ağız ve Diş Sağlığı

Okul döneminde sabah kalkma saati, kahvaltı etme, akşam yemeği ve yatağa gidiş zamanına kadar herşeyin zamanı belli olduğu için diş çürüklerinden korunma çok daha kolay olmaktadır. Çünkü her gün belli saatte kahvaltı eden ve yemek yiyen bir çocuğun diş çürüğünün başlıca nedenlerinden olan ara öğün tüketim sıklığı çok daha az olur. Ayrıca sabahları servise yetişmek zorunda olmaları, akşam da ödevleri bitirip erkenden yatağa gitmeleri gerektiğinden yemek yeme süreleri de daha kısa olmaktadır. Bu da yiyeceklerin dişle temas süresinin azalmasını sağlar. Bilindiği gibi çocuklar sofradan kalkıp gidip gelerek yemek yemeyi veya televizyon izlerken çok uzun süre yiyecekleri ağızda tutmayı severler. Diş çürüğü oluşumunda büyük etkisi olan bu durumla okul döneminde daha az karşılaşmaktayız. Bununla birlikte, öğün sonralarında diş fırçalaması da çok önemli. Sabah kahvaltı sonrası ve akşam yemek sonrasında düzenli ve doğru bir yöntemle dişlerini fırçalandığı sürece diş çürüğü oluşumunun önüne geçmek mümkün olabilmektedir.

Sabah kahvaltısında tüketilen pekmez, bal, kakaolu veya sade süt gibi çürük yapıcı gıdalar eğer tüm gün dişler üzerinde kalırsa kısa sürede çürük oluşumuna neden olabilmektedir.Bu nedenle okul döneminde mutlaka kahvaltı sonrasında dişler fırçalanarak evden çıkılmalıdır. Bazı çocuklar kahvaltısını okulda yaptığı için sabah evden çıkarken diş fırçalamasına gerek olmadığı düşünülür. Ancak gece boyunca diş üzerinde biriken plağın dişlerin fırçalanmasıyla uzaklaştırılması sayesinde sonradan okulda yapılan kahvaltıda karbonhidratla plak diş yüzeyinde birleşemeyeceği için çürük oluşum riski azalmış olmaktadır. Ayrıca sabahları dişlerin fırçalanması mutlaka geliştirilmesi gereken bir alışkanlık olduğundan kahvaltı yapsın ya da yapmasın dişlerini fırçalamaya bu dönemde alışan bir çocuk, bu alışkanlığını ömür boyu devam ettirecektir.

Akşam yemeğinden sonra da dişlerin fırçalanması çok önemlidir. Okul döneminde akşamları erken yatıldığından akşam yemeğinin yenilmesi, ödevlerin yapılması, ertesi güne okul çantasının hazırlanması derken çoğu zaman diş fırçalamaya vakit bulunamaz. Ancak dişler fırçalanmadığında sabaha kadar diş yüzeyinde kalan yiyecek artıkları, uyku sırasında tükürük akışı da çok azaldığından çürük oluşumunu hızlandırmaktadır. Sadece 2 dakikamızı alacak olan diş fırçalama yapılmadığında, oluşan diş çürüklerinin tedavisi için birçok saatin diş hekimi koltuğunda geçirilmesi gerekebiliyor. Gece boyunca diş çürüğünün oluşmaması için sadece yatmadan hemen önce dişlerin fırçalanması yeterli olmaz. Dikkat edilmesi gereken birkaç önemli nokta daha vardır:

Gece yatmadan önce süt içme alışkanlığı olan çocuklarda dişler fırçalansa bile sütün tamamen diş yüzeyinden uzaklaştırılması zor olmaktadır. Bu nedenle sütün yatmadan en az 1 saat önce içilmesi ve dişlerin sütü içtikten sonra fırçalanması gerekir. Hatta mümkünse çocuğunuzun süt içme alışkanlığını gündüz saatlerine kaydırmanız ve gece yatmadan önce süt içmemesi ağız ve diş sağlığı açısından büyük önem taşır.

Okul döneminde grip vb hastalıklara yakalanma riski de yüksektir. Bu nedenle çocuklar, antibiyotik, ateş düşürücü veya vitamin gibi şurupları sıklıkla içmek zorunda kalırlar. Çoğu zaman yapılan hata dişler fırçalanır, pijamalar giyilir ve yatağa girdikten sonra şurup içirilir. Ancak çocuk şuruplarının içerisine içimlerini kolaylaştırmak için çoğu zaman şeker katılmaktadır. Bu nedenle çocuğunuza şurup verdiğinizde şekerli bir meyve suyu vermiş gibi düşünebilirsiniz. Çünkü bu ilaçlar da diş yüzeyinde kaldığında gece boyunca aynı çürük yapıcı etkiyi göstermektedir.

Dişler fırçalandıktan sonra sadece su içilebilir. Bunun dışında içilen ya da yenilen her şeyden sonra yeniden dişlerin fırçalanması gerekir.

Diş çürüklerinin sıklıkla oluştuğu bir diğer önemli zaman da ara öğünlerdir. Ara öğünlerde tüketilen yiyecek ve içecekler çoğunlukla atıştırma tarzında olduğundan diş çürüğü oluşturma riskleri oldukça yüksektir. Genellikle okuldan gelen çocuklara akşamüstü saatlerinde süt veya meyve suyuyla birlikte kurabiye, bisküvi, poğaça gibi yiyecekler verilir. Bu tarz yiyecek ve içeceklerin karbonhidrat ve şeker içerikleri yüksektir ve diş yüzeylerinden uzaklaştırılmaları da oldukça zordur. Ara öğünlerde ağız ve diş sağlığı açısından tüketilmesi en çok önerilen yiyecekler, besin değeri de daha yüksek olan peynirli sandviç, yoğurt, taze meyve/sebze, kuruyemiştir.

Çocuklarda diş çürüklerinin tedavi edilmesi hem çocuğu hem de anne-babayı oldukça zorlayan bir durumdur. Ders yoğunluklarının olduğu bu dönemde ağrılı bir diş nedeniyle uykusuz kalan veya tedavisi için okula gidemeyen çocuklarda bozulan düzenin yeniden oluşturulması zaman alabilmektedir. Bu nedenle, özellikle bu dönemde çürük oluşma riskini en aza indirmek gerekir.

Okul döneminde çocuğunuzda diş çürüğü oluşma riskini en aza indirmek için öneriler:

Çocuğunuzun sabah kahvaltı sonrası ve akşamları yatmadan önce günde en az iki kez dişlerini fırçalamasını sağlayın.

Çocuğunuzun şeker tüketimini sınırlandırın. Şekerli yiyecek ve içecekleri ara öğünlerde vermek yerine ana öğünlerden hemen sonra verip sonrasında dişlerini fırçalamasını sağlayın.

Okulların başladığı bu dönemlerde pedodontistinize (Çocuk Diş Hekimine) giderek çocuğunuzun ağız ve diş sağlığı muayenesini yaptırın. Bu sayede eğer varsa çürükler başlangıç aşamasında ağrı yapmadan tedavi edilir ve eğitim dönemi daha rahat geçer.

Çürük oluşumunu önlemek ve dişleri çürük oluşumuna karşı güçlendirmek amacı ile fissür örtücü ve yüzeyel fluorid uygulamaları gibi diş çürüğünden koruyucu uygulamaları, okulların başladığı bu dönemde yaptırmanız büyük önem taşımaktadır.

Çocuklarda Ağız ve Diş Bakımı

Dişler, sabah kahvaltıdan sonra ve gece yatmadan önce günde iki kez fırçalanmalıdır.
Diş fırçası, diş macunu uygulamadan önce ya da sonra su ile ıslatılmamalıdır. Ağız içinde bulunan tükürük, macunun yeterli miktarda köpürmesini sağlayacaktır.
Fırçaya az miktarda diş macunu alarak bütün dişlerin iç, dış ve çiğneyici yüzeyleri çok bastırmadan dikkatlice fırçalanmalıdır.
Diş eti kenarları dairesel hareketlerle fırçalanmalıdır.
Fırçalama süresi 2 dakikadan az olmamalıdır.
Dil, damak ve yanak içleri de dikkatlice temizlenmelidir.
Fırça kıllarının ulaşamadığı diş aralarını temizlemek için mutlaka diş ipi ya da ara yüz fırçaları kullanılmalıdır.
Diş yüzeylerini çizmemek ve aşındırmamak için sert fırçalardan uzak durmalısınız.
Fırçalamanın etkisini arttırmak ve ferahlık sağlamak amacıyla ağız gargaralarından yararlanılabilir.
3 yaşına kadar flüor içermeyen diş macunları kullanılmalıdır.
3 yaşından sonra flüor içeren macunlar diş hekiminin tavsiye ettiği miktarda kullanılabilir.
Çocuklar dişlerini fırçalarken mutlaka bir ebeveyn eşliğinde olmalıdır, temizleyemedikleri yerlerde mutlaka destek olunmalıdır.

Çocuklarda Beslenme

2 yaşından sonra gece yatmadan önce ve uyku sırasında süt verilmemelidir.
Şeker içeren yiyecek ve içecekler tüketildikten sonra eğer dişler fırçalanamıyorsa mutlaka su içilmelidir veya diş dostu sakızlardan çiğnenmelidir.
Akşam yemeğinden sonra ve ara öğünlerde meyve ve kuruyemiş gibi diş yüzeyine yapışmayan sert gıdalar tercih edilmelidir.

Dr. Dilek Kiper Akatay
Çocuk Ağız ve Diş Sağlığı Uzm.

Çocuğunuzun İlk Diş Hekimi Muayenesi

Günümüzde birçok yetişkinde karşılaştığımız “Diş Hekimliği Korkusu” nun çocuğunuzda gelişmemesi için ilk diş hekimi muayenesinin yapıldığı zaman ve yapan diş hekimi büyük önem taşımaktadır. Çocuklarda ilk diş hekimi muayenesinin, ilk süt dişi sürmesini takiben (1 yaş döneminde) ve mutlaka Çocuk Dişleri Uzmanı tarafından yapılması önerilmektedir. 5 yıllık diş hekimliği eğitimi üzerine 4 yıl çocuk diş hekimliği eğitimi alan pedodontistler; çocuğun fiziksel ve duygusal gelişimlerine göre, uygun psikolojik yaklaşımla çocuğun ağız ve diş sağlığı muayenesini ve gerekli tedavileri gerçekleştirirler. Düzenli olarak, en geç 6 ayda 1 devam edilen kontroller sayesinde hem çocuklar diş çürüğü gelişiminden hem de diş hekimliği korkusu oluşumundan korunmuş olmaktadırlar.

İlk diş hekimi ziyaretinin bu kadar erken başlamasının en önemli nedeni bebeklik döneminde dişlerin nasıl temizlenmesi gerektiğini anne-babalara gösterebilmektir. Ayrıca beslenme alışkanlıklarının da nasıl olması gerektiği konusunda bilgi vererek çocuklarda sıklıkla karşılaştığımız halk arasında biberon çürüğü olarak bilinen erken dönem çocukluk çağı çürüklerinden de korunmuş olunmaktadır.

Çocuğunuzun İlk Diş Tedavisi

Çocuklarda diş tedavisi yapılmasının gerekmesi her ailenin korkulu rüyasıdır. Ancak bu durum aslında tahmin edildiği gibi zor veya imkansız değildir. Sadece bazı önemli konulara dikkat etmek süreci çok kolaylaştıracaktır. Burada ailenin rolü çok önemlidir. Anne baba ne kadar rahat olursa çocuk da bu ilk deneyimini o kadar kolay atlatır.

Çocuğunuzu İlk Diş Tedavisine Getirirken Nelere Dikkat Etmelisiniz?

Çocuğunuza “Acıtmayacak” Demeyin…

Çocuğa acıtmayacak derseniz çocuğun aklına ağrı ve acı hissini getirmiş olursunuz. Diş hekiminin dişlerine bakmaktan başka hiçbir şey yapmayacağı konusunda çocuğunuza söz vermeyin. Bırakın çocuk, hekimini dinleyerek kendi izlenimleri ve hissettikleriyle üstesinden gelsin. Ayrıca çocuğunuzu diş hekimine götürürken kendi endişelerinizden dolayı muayene sonrası için çocuğunuza oyuncak, dondurma veya benzeri ödüller için söz vermeniz, onun farklı ve zor bir şeyle karşı karşıya olduğunu hissetmesine neden olur. Çocuğunuzun sizin korku ve endişelerinizi hissetmeden diş hekimine gelmesini sağlamanız bizim de işimizi çok kolaylaştırmaktadır.

Çocuğunuzda diş çürüğü oluşumunu görür görmez pedodontistinize başvurun!

Oluşan diş çürüğüne ne kadar erken dönemde müdahale edilirse işlem o kadar kısa ve kolay olacaktır. Bu nedenle diş üzerinde görülen her değişiklik durumunda pedodontistinize muayene olmanızda büyük fayda vardır.

Beyazlatma Nasıl Bir İşlemdir?

Beyazlatma Nasıl Bir İşlemdir?

Dişler zamanla boya maddesi içeren gıdalar, içecekler ve sigara tüketimiyle beyazlıklarını yitirebilir. Bazen de sistemik hastalıklar veya kalıtsal durumlarla da bireylerin diş renkleri normalden daha sarı olabilir. Bu durumdaki dişlerin mevcut renklerini özel kimyasal ajanlarla veya lazerle açma işlemine beyazlatma denir.

Beyazlatma İşlemi Dişlerime Zarar Verir mi?

Beyazlatma işlemi diş minesinde bazı değişiklikler meydana getirdiği için dişe zarar verebileceği düşünülmektedir. Ancak mine kendini yenileyen bir organik yapı olduğundan zamanla tekrar eski halini alır. Belirli, makul periyotlarla beyazlatma işlemi uygulandığında dişe herhangi bir zararı yoktur.

Beyazlatma Yapınca Daha mı Çabuk Dişlerim Sararır?

Beyazlatma işleminin dişleri sarartıcı bir yan etkisi yoktur. Sadece işlemden sonra belirli bir süre yenilen ve içilen gıdalara dikkat etmek gerekir. Özellikle boyar madde içeren gıda ve içeceklerden uzak durmak gerekir.

Beyazlatma Sonrası Oluşan Hassasiyet Kalıcı mı?

İşlemden sonra aynı gün biraz hassasiyet olması beklenir. Bazen 24 saat kadar bu hassasiyetler sürer. Bunun sebebi kullanılan beyazlatma jellerinin dişte başlattığı reaksiyonlardır. Ancak sonrasında kalıcı herhangi bir hassasiyet olmaz.

Beyazlatma İşleminde Dişlerimin Rengi Ne Kadar Açılır?

Beyazlatma işlemi sonucu dişlerin rengi minimum 2 tona kadar açılabilmektedir. Tabi ki bu durum kişinin diş yapısına göre değişkenlik gösterebilir.

Beyazlatma da Lazer Kullanımı Var mı? Yeni Cihazlar Var mı?

Beyazlatma da lazer kullanımı vardır. Düşük diyotta lazerler dişe ısı vermeden beyazlatma ajanlarını aktive edebilmek için kullanılmaktadır. Mevcuttaki en yeni cihazlar şu anda kullanılmaktadır.

Diş Beyazlatma Fiyatı Ne Kadar?

Günümüz diş hekimliğinde artık estetik faktörlerde ön plana çıkmaya başladı. İnsanlar hijyenik bir ağzın yanında iyi görünen dişler ve gülme özgürlüğü ister oldular. Çoğu insan dişlerinin renginden şikayetçi olduğundan akıllara gelen ilk şey beyazlatma yöntemleri oluyor bu durumda. Diş beyazlatma işlemleri muayene ortamında hekimler tarafından yapıldığı gibi hasta tarafından evde de uygulana bilinmektedir.

Uygulama yöntemine göre fiyatlarda değişiklikler olmaktadır. Diş beyazlatmanın hekim kontrolünde yapılması en ideal yöntemdir. İnsanlarda genellikle işlem sonrası elde edilen beyazlığın ne kadar süre muhafaza olacağı merak edilir ama bu süre hastaların yeme alışkanlığı ve ağız hijyen korumasıyla doğrudan alakalıdır. Diş beyazlatma için kullanılan malzemeler çok çeşitli olup doku dostu olan onaylı ürünler kullanılması bu noktada en önemli unsurdur.

Diş beyazlatma işlemi klinik ortamında seanslar halinde uygulanmaktadır hastanın hassasiyet derecesine ve isteğine göre bu seanslar çok uzak olmayan zaman dilimlerinde istenildiği kadar tekrarlanabilir. Hastaların dikkat etmesi gereken şeyler işlemden sonraki haftalarda renkli asitli içecekler tüketmemek ve maksimum ağız hijyen korumasını yapmak olacaktır.