Diş Tedavilerinde Genel Anestezi Çocuklar İçin Güvenli mi?

Diş Tedavilerinde Genel Anestezi Çocuklar İçin Güvenli mi?

Diş çürükleri çocukların sadece ağız ve diş sağlığını değil; aynı zamanda genel sağlığını, düzenli beslenmesini, uyku düzenini ve psikolojisini de etkilemektedir. Bu nedenle varsa diş çürüklerinin tespit edildiği ilk andan itibaren en kısa sürede tedavi edilmesi gerekir. Ancak diş hekimi korkusu olan veya iletişim kurulamayan çocukların diş tedavilerini diş koltuğunda yapabilmek her zaman mümkün olmamaktadır. Özellikle küçük yaştaki çocukların tedavi sırasında ani hareketler yapması yaralanma riskleri de oluşturmaktadır. Böyle durumlarda tedavilerinin genel anestezi altında yapılması önerilmektedir.

Genel anestezi altında diş tedavileri ilk dişlerin çıktığı 1 yaşından itibaren her yaşta gerçekleştirilebilmektedir. Tedavi süresi yapılacak olan işlem sayısına göre değişmektedir. Genel anestezi altında, planlanan tüm diş tedavileri tek seansta gerçekleştirilmekte ve bu durum hem aile ve hem de çocuk için büyük bir konfor oluşturmaktadır. Aileler genellikle çocuklarının genel anestezi almasından endişe duymaktadırlar. Özellikle değişecek olan süt dişlerinin tedavisi için böyle bir işleme gerek olmadığını düşünen çok sayıda ebeveyn vardır. Ancak süt dişleri 6 -7 yaşında değişmeye başlar.

Azı dişlerinin değişimi ise, 11 -12 yaşında tamamlanmaktadır. Her bir süt dişi alttan gelecek olan sürekli dişe rehber oluşturmaktadır. Süt dişlerinde oluşan ilerlemiş çürükler ve enfeksiyonlar alttan gelen sürekli dişlere zarar verecek ve oluşan madde kayıpları dişlerin düzgün dizilimine engel oluşturacaktır. Bu yaş dönemine kadar çocukların çürük dişlerle yaşamaları hem genel sağlığı hem de ağız ve diş sağlığı açısından ciddi risk oluşturmaktadırlar. Bu nedenle, diş tedavileri koltukta yapılamayan çocukların tedavilerinin genel anestezi altında yapılması hem çocukların hem de ailelerin hayatını kolaylaştırmaktadır.

Tam teşekküllü hastaneler tercih edilmeli

Günümüzde kullanılan yeni anestezi teknikleri ve ilaçları sayesinde genel anestezi son derece güvenli ve konforlu bir şekilde gerçekleştirilmektedir. Burada önemli olan tedavinin tam teşekküllü hastanelerde ve alanında uzman hekimler tarafından gerçekleştiriliyor olmasıdır.

Diş tedavilerini genel anestezi altında gerçekleştirecek olan diş hekiminin, bu konudaki deneyimi çok önemlidir. Bildiğiniz gibi diş tedavileri özellikle birden fazla işlem yapılması gereken durumlarda uzun sürebilecek tedavilerdir. Alanında deneyimli olan uzman diş hekimleri bu süreyi mümkün olduğunca kısaltmakta, aynı zamanda genel anestezi alımının tekrarının da önüne geçebilmektedir.

Çocuk Ailesinden Ayırılmamalı!!!

Diş tedavilerinin genel anestezi altında yapılmasına karar verilmeden önce çocuğun genel anestezi uzmanı tarafından muayene edilerek anestezi almasında herhangi bir sakınca olup olmadığının kontrol edilir. Çocuğun genel anestezi almasında herhangi bir sakınca bulunmadığı durumlarda işlem günü hastanede ailesiyle birlikte küçük sürprizlerin bulunduğu özel bir odaya alınır. Anne babasının yanında, ağızdan veya fitil şeklinde sedatif ilaçlar verilerek çocuğun öncelikle rahatlaması sağlanır. İlacın etkisiyle hafif uyku haline geçen çocuk, ameliyathaneye alınır. Bu sayede anne babasından ayrıldığını hissetmez, sonrasında da hatırlamaz. Tüm çürük diş ve koruyucu tedavileri pedodontist tarafından tedavi edildikten hemen sonra çocuk genel anestezi uzmanı tarafından uyandırılır. Uygulamanın ardından kısa süre içinde ailesinin yanına getirilen çocuk, gözlerini açtığında yine anne-babasını yanında bulmuş olur. Böylelikle ailesini hep yanında bilen çocuk, sedasyon veya genel anestezi sonrasında normal hayatına çok kolay bir şekilde geçer.

İşlem öncesinde tek yapılması gereken, anne-babaların çocuklarının dişlerini düzenli olarak ve doğru bir yöntemle fırçalamaya başlamalarıdır. Dişetlerinin sağlıklı olması ve fırçalamamaya bağlı olarak dişetlerinde kanama olmaması genel anestezi altında diş tedavilerini yaparken süreyi doğrudan etkilemektedir. Çürük dişlerin tedavilerini gerçekleştirmekte en büyük problem, uzun süre düzenli olarak diş fırçalanmamasına bağlı olarak dişetlerindeki kanamalardır. Dolgu yaparken süreyi doğrudan etkileyen dişeti kanamasının bu şekilde önüne geçilmesi sayesinde diş tedavileri çok daha kolay ve kısa sürede gerçekleştirilmektedir.

İşlem sonrasında çocuklar anne ve babaları ile birlikte 1 -2 saat kadar dinlenme odasında gözetim altında bekletildikten sonra evlerine gönderilir. Okula giden çocuklar ertesi gün rahatlıkla okula gidebilirler. İşlem sonrasında da dikkat edilmesi gereken en önemli şey düzenli olarak ve doğru bir yöntemle diş fırçalamasına devam etmektir. Anne-babaların ise, yaklaşık (7 -8 yaşına kadar) çocuklarının diş fırçalamasında aktif olarak rol oynamaları gerektiği unutulmamalıdır.

Diş Hekimliğinde Sedasyon

Sedasyon Nedir?

Bazı Sedatif etkili, Narkotik Analjezik ve Hipnotize edici ilaçların kombinasyonu ile hasta rahatlatılır ve kısa bir Amnezi (unutkanlık) sağlanarak Lokal Anestezi uygulanmasıyla hastanın diş tedavileri kısa süre içerisinde yapılabilir. Bu uygulama genel anestezi uygulaması değildir, hastane ya da ameliyathane koşullarında değil diş hekimlerinin muayenehanesinde uygulanır. Hasta, hekim tarafından verilen komutları yerine getirebilir. Hasta ile hekim arasında diyalog yaşanabilir. Hekimin verdiği hareket gerektiren komutları (ağız açmak, başını çevirmek, sorulara cevap vermek) hasta bu istekleri kolaylıkla gerçekleştirebilir. İşlem sırasında anestezi uzmanı sürekli olarak hastayı monitörize ederek nabzını ve tansiyonunu takip altında tutar.
Hasta, operasyon sonrasında ilaçların etkisi ile ağız içerisinde yapılan işlemleri, ağrıyı, hoşlanılmayan sesleri, titreşimleri hatırlamamaktadır ve bu sayede psikolojik travmaya da maruz kalmaz. Tedavi esnasında hasta stresi ortadan kalktığı ve istenmeyen refleksler önlenmiş olduğu için, hekim açısından rahat bir çalışma ortamı sağlanır.

Sedasyon işleminden sonra hastanın toparlanma süreci kısa ve rahattır. Bu avantajlar, hastanın daha sonra ki seanslarda diş hekimine gelişini kolaylaştırmaktadır. Bilinçli sedasyon, hem erişkin hastalarda hem de çocuk hastalarda son derece güvenli bir şekilde kullanılabilmektedir. Bilinen hiçbir yan etkisi yoktur. Erişkin hastalarda damar içinden uygulanır. Kullanılacak ilaçların dozu kiloya göre yapılır. Çocuklarda ise oral (şurup), rektal (makattan), intranazal (burundan) uygulama şekilleri mevcuttur. Yapılacak olan işlemin süresine göre ek doz uygulamaları yapılabilir. Tek seansta birçok diş tedavisini gerçekleştirmek mümkündür.

Operasyon Öncesi Anestezi Muayenesi

Hastaların öncelikle yapılacak olan diş tedavileri, ilgili hekimlerle planlandıktan sonra operasyon öncesi anestezi işlemleri için muayeneleri yapılır. Anestezi muayenesinde özellikle hastanın detaylı öz geçmişi (daha önceden geçirdiği ameliyat veya hastalıklar, sürekli kullandığı ilaçlar vb.) öğrenilir ve fiziksel muayenesi yapılır. Gereken tetkikler yapıldıktan sonra ameliyat randevusu oluşturulur.

Sedasyon Uygulanan Hasta Grupları;

  • 4 yaşından küçük çocuklar,
  • Gelişim geriliği olan çocuk veya erişkinler,
  • İleri derecede fobisi (Korku) olan erişkin hastalar,
  • Lokal anestezi altında oluşabilecek stres ve etkileri hissetmek istemeyen hastalar,
  • Bulantı refleksi olan hasta gruplarında.

Ortodontik Tedavi Sırasında Ağız Bakımı

Ortodontik tedavi esnasında ağız hijyenini sağlamak tedavinin devamlılığı ve genel ağız durumunu korumak açısından çok önemli bir konudur. Diş ve dişetlerinin günde en az iki sefer olmakla birlikte, özellikle kahvaltıdan sonra ve gece yatmadan önce dikkatle fırçalanması gereklidir.

Ortodontik tedavi sırasında ağız içerisinde bakterilerin tutunabileceği ve gıdaların birikebileceği yüzey alanında artış meydana gelir, bu sebeple hiçbir bölgede besin artığı ve plak kalmayacak şekilde ağız temizliğini sağlamak oldukça güçtür. Tedavi esnasında dişlerinizi ve takılan tellerin çevresi iyi fırçalanmaz ise, ortodontik materyallerin çevresindeki plak birikimine bağlı olarak diş minesi üzerinde beyaz noktalar, çürük, dişeti problemleri ve ağız kokusu oluşma riski artmaktadır.

Tedavi sonrasında ideal diş dizilimine sahip olan hastalarda yeterli ağız hijyeni sağlanamaz ise diş yüzeylerinde oluşan çürükler ve dişeti problemleri nedeniyle can sıkıcı tablolar meydana gelebilmektedir. Çürük oluşumu gibi geri dönüşümü olmayacak şekilde diş minesine zarar veren durumlarda diş hekimliğinin diğer dallarında tedavi olmak kaçınılmaz olacaktır.
Dişlerin fırçaladığı mekânın aydınlık olması çok önem teşkil etmektedir. Dişler fırçalanırken aynanın karşısında tekrar tekrar dişlere, tellerin arasına ve braketlerin çevresine bakarak fırçalamak, temizlik sırasında hastaya kolaylık sağlayacaktır. Dikkatlice bakılırsa, yemek artıklarını rahatlıkla görmek mümkün olmakta ve dişler ayrıntılı şekilde temizlenebilmektedir.

Ortodontik tedavi gören hastalar, toplam ağız hijyenini 4 aşamada gerçekleştirmelidir.

İlk olarak, ortodontik diş fırçası ile kapsamlı şekilde hekimlerin önerdiği şekilde bütün diş yüzeyleri fırçalanmalıdır,
İkinci aşamada, ara yüz fırçası yardımı ile diş fırçasının ulaşamadığı kalan artıklar uzaklaştırılmalıdır,
Üçüncü aşamada, diş ipi veya tercihen ağız duşu kullanmak suretiyle dişetlerinin altında kalan plaklar temizlenmelidir,
Dördüncü aşamada, flor içerikli ağız gargarası ile ağız temizliği tamamlanmalıdır.

Bu uygulanması gerekli dört basamak birbirinden bağımsız olarak düşünülemez; yapılacak olan her aşama birbirini tamamlamaktadır.

Diş Gıcırdatmanın Çözümü Var Mı?

Diş Gıcırdatmanın Çözümü Var Mı?

Günümüz şartlarında özellikle büyük şehirlerde yaşayan insanların belki de çözüm bulamadığı tek sorun stresle mücadele olabilir. En basit örnekle bir yerden bir yere ulaşma sırasında vaktinde yetişmeye çalışmak bile kişiye stres kaynağı olabilmektedir. Bunun dışında hayat mücadelesi, iş ve özel hayat derken vücutta biriken stres hem sistemik rahatsızlıkları tetikleyebilmekte hem de ağız ve diş sağlığını direkt olarak olumsuz yönde etkilemektedir. Stresin ağız ve diş sağlığı üzerindeki olumsuz etkisi genellikle çene kaslarımızı sürekli olarak kasmak suretiyle dişlerin gıcırdatılması şeklinde karşımıza çıkmaktadır.

Diş gıcırdatmanın en sık yapıldığı durumlar genellikle bir işle uğraşırken odaklanma sonucunda meydana gelmektedir. Bu sırada bilinç açık olduğu için kişi kendisinin bu durumunun farkına varıp çene kaslarını rahatlatabilir. Fakat uyku sırasında bilinç kapalı durumda olduğu için kişi kendine komut gönderemez ve uykuda saatlerce dişlerini gıcırdatarak hem dişlerine hem diş etine ve çene kemiğine hem de çene eklemine zarar verebilmektedir. Çoğu zaman hastalar diş gıcırdattığının farkına bile varmazlar ve her hangi bir sebeple diş hekimine gittiklerinde ağız içindeki bir takım bulgular hekim tarafından fark edilip hastaya aktarıldığında farkındalık yaratılmış olur. Hatta hekim, hastanın ağzı içinde dişlerinin üzerindeki bulgularına bir ayna ile kişinin kendisine göstermeli ilerleyen yıllar içerisinde karşılaşabileceği sorunları bahsetmelidir.

Diş gıcırdatmanın tamamen ortadan kaldırılması mümkün olmasa bile gıcırdatma sırasında dişlere ve çene eklemine gelen kuvvetlerin etkisi azaltılabilir. “Night Guard” yani “Gece Plağı” denen ve kişiye özel üretilen şeffaf plastik aparey hekimin tercihine göre üst ya da alt çeneye gece yatmadan önce takılır ve uyku sırasında ağızda bulunması önerilir. Böylelikle dişlerin birbirine sürtünmesi engellenir ve mevcut aşınma diş yüzeylerinden değil plastik apareyde meydana gelir. Gece plağının ilk haftalarda kullanımı hastalara biraz zor gelse de alışılması uzun süre almamaktadır. Dişlerinde ya da çene ekleminde kronik bir rahatsızlığı olmayan fakat farklı dönemlerde diş sıktığının farkında olan kişilere yapılan gece plağının sadece stresi yoğun zamanlarda takması tavsiye edilir. Fakat ciddi eklem rahatsızlığı olan bireylerde mutlaka hekim talimatlarına uygun olarak gece plağını kullanması gerekmektedir.

Çürük Dişlerden Kurtulmanın Önemi

Çürük Dişlerden Kurtulmanın Önemi
İnsanoğlunun dünyaya geldikten 6 ay sonraki alt keser dişlerinin sürmesinden başlayıp 12 yaşında tüm sürekli dişleri sürene kadarki ve geri kalan tüm hayatında her yediği öğün sebebiyle dişleri bakterilere maruz kalmaktadır. Bu yüzden bebek ve çocuklarda anne baba desteğiyle dişlerin temizliği yapılmalı, el yeteneğinin geliştiği yaşlardan itibaren ise kendisi tüm hayatı boyunca ağız ve diş bakımını yapması gerekmektedir. Bu sayede dişlerde çürük oluşum riski azaltılmış olur.

Kişi her ne kadar düzenli diş fırçalama yapsa da özellikle diş fırçasının ulaşamadığı ara yüzeylerde çürük oluşumuyla meydana gelebilmektedir. Bu tip durumlarda ise diş ipi kullanımının önemi ortaya çıkmaktadır. Ara yüzeylerin temizliği diş ipi ile yapılmadığı takdirde dişlerin kontak yüzeylerinde çürükler meydana gelir. Dişlerde meydana gelen çürüklerden dolayı ağız içinde bakteri sayısı ciddi oranda artar. Bu da beraberinde ağız kokusu oluşumunu tetikler. Ağız kokusu ise kişiyi hem kişisel hem sosyal anlamda olumsuz etkileyebilir.

Diş çürüğü başlangıç safhasında çoğu zaman kendini klinik olarak belli etmez. Eğer kişi kontrol amacıyla diş hekimine giderse başlangıç çürükleri teşhis edilir ve hastaya problem yaşatmadan tedavisi yapılmış olur. Maalesef toplumumuzda ağız ve diş sağlığı konusunda problem hissedilir seviyeye geldiğinde hekime gidilmektedir. Örnek vermek gerekirse, basit bir ara yüz çürüğü yıllar içerisinde derin bir çürük olduğunda önündeki veya arkasındaki diş ile arasına gıda birikimi meydana gelir. Gıda birikimi de diş eti kanamasına ve beraberinde diş eti hastalığını tetikleyebilir.

Ayrıca çürük doku, dişin sinirlerinin bulunduğu pulpa odasına kadar ulaşırsa dişin siniri enfekte olur ve dişe kanal tedavisi yapılmak zorunda kalınır. Kanal tedavisi ile tedavi edilemeyecek kadar çürük olan dişler ise maalesef çekime kadar gidebilir. Çekimi takiben yapılacak en doğru tedavi implant uygulamasıdır. İkinci alternatif ise köprü uygulamasıdır. Köprü protez yapılması için çekilen dişin önündeki ve arkasındaki dişlerin kesilmesi gerekmektedir. Bu durum ise kesilen dişlerin ömrünün kısalmasına sebep olur. Günümüz diş hekimliğinde bu belirttiğimiz her diş ve diş eti hastalığının tedavisi mümkündür. Fakat kişinin dikkatini çekmek istediğimiz durum bu kadar sorunun ana sebebinin basit bir diş çürüğünün başlangıç seviyesinde tedavi edilmemesinden kaynaklanmasıdır. Bu yüzden mutlaka hiç bir şikâyetiniz olmasa bile senede iki kere diş hekiminizi ziyaret etmeyi ihmal etmeyin.