Uykuda Diş Sıkma, Gıcırdatma Çözümüne Çene Botoksu

DİŞ SIKMA, DİŞ GICIRDATMA

Bruksizm (Diş Sıkma-Gıcırdatma) Nedir?

Bruksizm (diş sıkma-gıcırdatma), dişlerin çiğneme yüzeyleri arasındaki non-fonksiyonel ve sürekli, kuvvetli temas olarak tanımlanır. Çiğneme sisteminin non-fonksiyonel hareketleri esnasındaki gıcırdatma, sıkma, sürtünmesidir. Hayatı tehdit edici bir unsur değildir fakat yaşam kalitesini düşürme, huzursuzluk ve yüz bölgesinde ağrı gibi etkiler oluşturur. Bruksizm parafonksiyonel yani hareket olarak adlandırılır. Ağızda parafonksiyonel olarak adlandırılan diğer hareketler, yanak, dudakdil ısırmadil itme, tırnak yemekalem veya benzeri bir cismin ağızda tutulması vb şeklinde sıralanabilir. Bruksizm çiğneme sisteminin en zararlı parafonksiyonel aktivitesidir. Bruksizm esnasında oluşan kuvvetler normal çiğneme esnasında uygulanan kuvvetin 3-4 katıdır. Diş sıkma ya da diş gıcırdatma esnasında diş üzerine 1,5 saniyelik bir zaman diliminde 6 kg üzerinde bir yüklemenin olabileceği bildirilmiştir. Normal  bir  bireyde çiğneme  sırasında  kullanılan ısırma  kuvveti yaklaşık 27 kg, maksimum istemli ısırma kuvveti ise 70 kg’dır. Bruksizm esnasında bu kuvvet 440 kg’ı bulmaktadır.

İki tip diş sıkma – bruksizm olduğu belirtilmektedir:

1.Gün içinde meydana gelen diş sıkma – bruksizm (Diurnal)

2.Uykuda meydana gelen diş sıkma – bruksizm(Nokturnal)

Diurnal Bruksizm:

Uyanıklık durumunda ortaya çıkan bruksizm, istemsiz kas kasılması ile karakterize olup, diş sıkma ön plandadır; diş gıcırdatma daha seyrektir. Genellikle gerginlik ve anksiyete durumlarında meydana gelir ve toplumun yaklaşık %20’sinde görülür.

Nokturnal Bruksizm:

Nokturnal bruksizm, uyku sırasında çene kaslarında kasılması aktivitesidir. Genç yaşta daha sıktır, yaş ilerledikçe azalır. Erişkin nüfusun yaklaşık %8’inde (%5-10) görülür; ancak kişi farkında olmadığı için gerçek sıklığını bilmek zordur. Her iki cinste eşit olarak görülür.

Bruksizm tanısını doğrulamak için aşağıdaki sorulara cevap verilmesi gerekir.

– Gece uyurken sizinle aynı evde olan kişi size diş gıcırdattığınızı söyledi mi?

– Uyandığınızda çenenizde yorgunluk hissi oluyor mu?

– Uyandığınızda baş ağrınız oluyor mu?

– Gün içinde dişlerinizi sıktığınızı fark ediyor musunuz?

– Gün içinde dişlerinizi gıcırdattığınızı fark ediyor musunuz?

Bruksizmin ağız ve diş sağlığına verdiği zararlar nelerdir?

En başta diş aşınması gelir. Gözle görülür ve yüzde de gözle görülür bir fark yaratır. Dişlerin girintili çıkıntılı yüzeyleri besinleri öğütmeyi sağlar. Bruksizm sonucu dişlerin aşınması ile bu girintili çıkıntılı yüzeyler düz bir yüzey görünümüne bürünür. Bu hep çiğnemenin kalitesini etkiler hem de ağız yüksekliğini düşürücü etkiye sebep olur. Dişlerde mobilite ortaya çıkabilir. Dişlerin diş eti birleşiminde yarım ay, tabak şeklinde girintiler oluşturabilir. Bazen bruksizm nedeniyle oluşan aşırı kuvvetler birkaç diş üzerinde toplanır. Bunun sonucunda pulpitis denilen bir durum gözükmeye başlar. Soğuğa karşı meydana gelen aşırı hassasiyet olarak belirti verir. Bazen bu durum geçicidir. Bazen de geçmeyebilir kanal tedavisiyle sonuçlanır. Dolgularda, kaplamalarda ve/veya dişlerde kırılmalar meydana gelebilir. Çiğneme kaslarında hipertrofi dediğimiz kasın hacimsel olarak büyümesidir. Bu durum dış görünüşe köşeli yüz olarak yansır. Kilosuna göre geniş yüz meydana gelir.

Yüzün alt yarısı üst yarısına göre daha geniş gözükür. Bu durumlarda çiğneme kaslarına ve şakak bölgesinde dokunulduğunda ağrı oluşur. Bruksizm bazen de çene ekleminde de ses, takılma gibi etkiler yaratabilir. Ağız boşluğunda ise yanaklarda ve dilde etkileri görülür. Yanak içlerinde beyaz yatay çizgiler görülür. Dilde girinti çıkıntı ve çentiklerin oluşması dişlerin izlerinin çıkması görülür. Ağız içinde torus denilen kemik çıkıntıları da oluşabilir. Çene açılımında deviasyon ve sınırlı ağız açılması bruksizmin diğer belirtileri olabilir.

Bruksizm Diş Sıkmaya Tedavi Yöntemi Çene Botoksu

Diş sıkmaya botoks tek tedavi yöntemi mi? Başka tedavi yöntemleri var mı?

Bruksizmin bir çok tedavi yöntemi vardır. Tedavi yöntemleri arasında ilk sırada bilgilendirme gelir. Öncelikle kişiye dişlerini sıktığını veya gıcırdattığını tespit edip kendisinde farkındalık yaratmak gereklidir. Gün içinde sıktığını farkederse kendi kendine bu duruma engel olabilir. Fakat uyurken diş sıkma veya gıcırdatma durumlarında kişi uyku halinde olduğu için farkında olamaz ve bu durumu engelleyemez. Diğer bir tedavi yöntemi olarak fizik tedavi sayılabilir. Masaj, soğuk ve sıcak uygulamaları, enjeksiyon ve egzersiz gibi metotlar bu tedavi biçimine girer. Böylece ağrı azalır, kasılmış bulunan kaslar gevşer, kısalmış dokuların gerilmesi için ortam oluşur. Bazen  bruksizm dönemsel olarak stress, duygusal birikim ve kişinin içinde tuttuklarını dışarı vuramaması vb gibi durumlarda da ortaya çıkabilir. Burada öncelik sebebe yönelik hareket etmektir. Psikiyatrik destek tedavisi ile dönemsel olarak ortaya çıkan bu durum iyileştirilebilir.

Sık kullanılan tedavi yöntemi okluzal splintlerdir. Yani şeffaf plak olan night guard olarak da bilinen gece plağı uygulamalarıdır. Gece plağında amaçlanan, diş aşınmasını önlemek, restorasyon kırılmasını önlemek, eklemi rahatlatmak, ağız yüksekliğini artırarak kasları aktivitesini geriletmeyi amaçlamak ve travmatik kuvvetlerden korumaktır. Bazen bulantı refleksi olan kişilerde gece plağını uygulamak zor olabilir. Bazen de kişinin bunu kabullenmesi ve uyurken takma alışkanlığı kişide oluşmayabiliyor. Bu durumlarda botoks uygulamaları devreye giriyor. Botoks (Botulinum toksin), Clostridium Botulinum’dan üretilen bir ekzotoksindir. Kaslarda geçici inaktivasyon yaratır. İçine Botulinum Toksini enjekte edilmiş bir kasın kasılma gücü, ilacın dozu ile orantılı olarak azalır veya tamamen kaybolur. Bruksizm tedavisinde botoks çiğneme kasın olan masseter kasına ve temporal kasa (şakak bölgesi) yapılır.

Çene botoksu tedavisi nasıl uygulanır?

Öncelikle hastalığınızın niteliği ve şiddeti ile ilişkili olarak, hangi kasların ne kadar gevşetilmesi gerektiği belirlenir. Belirlenen bu kaslara gereken dozlarda botoks enjekte edilir. Uygulama aşıya benzer, ilaç enjektöre çekilerek doğrudan kas içine verilir. Kasın yerini doğru saptamak önemlidir. Enjeksiyon işlemi diğer kas içi ilaç enjeksiyonlarındakine benzer bir ağrıya neden olur.

Botoks tedavisinin etkisi ne zaman görülmeye başlar?

Botoksun etkisi 3. Günde farkedilmeye başlar. Bu günlerde herhangi bir asimetri veya görüntü farklılığı bir anlam ifade etmez. 14. Günde net etkisi ve son hali görülür. 14. Günden sonra kontrol seansı ile ihtiyacı olan bölgeler yinelenir. Çiğneme kası çok güçlü ve hacmi fazla olan bir kastır. Botoksun çiğneme kasında bir etkisi oluşturması için yüze yapılan kozmetik  botokstan daha fazla doz yapılması gerekir. 14. Günde 2. seans yapıldıktan sonra ihtiyaca göre 6 ayda bir tekrarlanması gerekebilir.

Masseter botoksunda oluşabilecek komplikasyonlar nelerdir?

Enjeksiyon ile ilgili komplikasyonlarda ağrı, morarma, eritem, ödem, hassasiyet, baş ağrısı, enfeksiyon, hissizlik, vazovagal atak ve bilinç kaybı gözlenebilir. Çok sık görülmese de çalışmalar, bruksizm nedeniyle masseter kasına botoks enjekte edilen 21 hastanın 1’inde disfaji (yutkunma güçlüğü) tespit ettiklerini belirtmişlerdir. Başka bir çalışmada ise masseter hipertrofisi nedeniyle botoks ile tedavi edilen hastaların %64’ünde çiğneme kuvvetinde azalma, %27’sinde yüzün ifadesinde değişiklik, %27’sinde ise tat değişikliği bildirilmiştir. Ilacın yüzeyel kalması durumunda, kas kasıldığında şişkinlik gözlenebilir. Botoks uygulamaları geçici uygulamalar olduğu için bu komplikasyonlar da geçicidir.

Uygulama öncesi ve sonrası dikkat edilmesi gerekenler

– Uygulama öncesinde alkollü içecekler tüketmeyiniz.

– En az üç gün öncesinden kan sulandırıcı ilaçlar, aspirin ve non-steroid antiinflamatuar doktor kontrolünde kesilebilir.

– Uygulama sonrası Kas gevşetici ve antibiyotik kullanmanız gerektiğinde doktorunuza danışınız.

– Hamilelikten kaçının veya etkili bir gebelik önleme yöntemi kullanınız.

– Emzirmekten kaçının.

Amalgam Dolgu Nedir? Dolgu Yaptırmalı mıyım?

Amalgam Nedir?

Diş hekimliği alanında  kullanılan amalgam siyah renkli veya Gümüş Dolgu olarak  bilinir. İçeriğinde  % 70 gümüş, % 23 kalay, eser miktarda bakır ve çinkodan oluşan toz, özel karıştırıcılar da civa ile karıştırılarak belli bir kıvama getirilir, ilk 2 saat içinde sertleşmenin çoğunluğu gerçekleşir. Asıl sertlik derecesine 24 saat sonra ulaşır. İçeriğindeki civa çok önem arz eder çünkü toksit bir materyaldir.

Amalgam Dolgunun Özellikleri Nelerdir?

Diş hekimliğinde kullanılan amalgam;

-Sertlik derecesi çok iyi olduğu için kolay kolay kırılmaz

-Hekim tarafından uygulaması çok kolaydır.

-Uygulamada amalgam tek seferde ve hızlı bir şekilde yapılır.

-Beyaz dolgularda ki gibi özel bir ışık cihazına ihtiyaç duymazlar.

-Tükürükten etkilenmedikleri için dolgu yapılırken izolasyon çok önem arz etmez.

Diş hekimliğinde kullanılan amalgamın sakıncaları;

-Rengi siyah ya da gümüşi görünür ve estetik değildir.

-Zamanla ağız içine civa salımı olur.

Dişin mine tabakasına direkt olarak kimyasal bağlanamadıkları için gelen kuvvetler karşısında kendisi değil dişi kırabilir.

-Civa ve gümüş gibi maddelere karşı alerjisi olan kişilerde sorun yaşanabilir.

-Uygulayan hekim ve personel karıştırma esnasında civayı soluyabilir ve toksit olabilir.

-Klinikte civanın sıvı halinde bulunması dökülme ve saçılma riski taşır.

Amalgam Dolgu Yaptırmalı Mıyım? Risk Var mı?

Diş hekimlerinin çoğu  artık kendileri de yapmak istemiyorlar. Materyal aslında sertleştikten sonra çok zararı yok ama uygulanırken ve cilalanırken sıkıntılı bir ürün.

Özellikle uygulama esnasında sağlık çalışanlarına büyük zararları olabilir. Ayrıca uygulanan hastanın artık amalgam partiküllerini yutması gibi sorunlarda olabilir.

Amerika diş hekimliği birliğinin açıklaması amalgam çok zararlı değildir şeklindedir. Kliniklerden yasaklanmasına gerek yoktur. Ama tavsiye de etmemektedir.

Risk var mıdır?

Evet risk var. Amalgam dolgu yapılırken ve cilalanırken ciddi miktarda civa alma riski var. Hatta amalgam dolgunuzu çıkartırken çok daha fazla civa ve diğer metal ajanlarının buharı oluşur. Bu nedenle önermemekteyiz.

Çünkü artık bu dolguların yerine çok daha iyi ve sağlıklı materyaller çıktı. Seramik porselenler çok daha sağlıklı ve uzun ömürlü olarak uygulanabilmektedir.

Kimler Yaptırabilir?

Eğer ağzınızda bir veya iki tane amalgam dolgunuz var ise söktürmeniz şart değildir. Ancak Alzheimer, MS ve böbrek hastalığınız varsa bir tane bile olsa söktürmenizde fayda var.

Amalgam dolgu ağızda 3 ve daha fazla sayıdaysa sökülmesi tavsiye edilir. Çünkü her toksik materyalde olduğu gibi alınan doz çok önem arz eder. Toksiti de dozuna ulaşmadıkça amalgamın bir zararı olmaz.

Güvenli Amalgam Dolgu Sökümü Nasıl Yapılır?

Diş hekimliğinde kullanılan amalgam dolgunun sökülmesi ciddi bir iştir. Hasta ve sağlık personeli ciddi risk altındadır. Bu nedenle amalgam söküm protokolleri oluşturulmuştur.

-Amalgam dolgu sökülmaden önce sağlık personeli kendini korumak için kişisel koruyucu özel kıyafetler giyer. Özel n95 maske takar, hastanın da tüm açık yüzeyleri özek kıyafetlerle kapatılır. Saçlar dahil tüm açıktaki bölgeler kapatılır.

-Ortam özel cihazlarla havalandırılır. Hatta uygunsa klinik odasının açılabilen tüm camları açılır.

-Özel ağız içi aspiratörler kullanılarak oluşan buhar tamamen ortamdan çekilmeye çalışılır.

-Hastaya oksijen verilir.

-Hastanın işlem öncesinde, aktif karbon ile ağız gargarası yapılması sağlanır.gargara işlemi amalgam sökümünden sonra da tekrarlanır.

-Eğer sökülecek amalgam dolgu sayısı fazla ise önden c vitamini takviyesi yapılır.

-Her gün en fazla 2 adet amalgam dolgu sökülebilir.

Amalgam Atık Prosüdürlerimiz Nelerdir?

Amalgam dolgular sökülürken özel amalgam seperatuvarları kullanılır. Bunlar atık suya giden sistemin içindedir. Bu alanda toplanan amalgam partikülleri şebeke sularına karışmamalıdır. Toplanan amalgamlar buradan alınarak özel atık merkezlerine gönderilir. Standart atıklarlardan farklı bir atık prosedürü vardır.

Bu sayede sökülen ve atık haline gelen amalgam partikülleri doğaya temas etmemiş olarak yok edilir.

Diş Fırçası Nasıl Temizlenmeli, Nasıl Dezenfekte Edilmeli?

Diş fırçamızı dezenfekte etmek bizi gribal enfeksiyonlara veya bakteriyal hastalıklara karşı korunmamıza yardımcı olur mu?

Diş fırçalarımızın dezenfeksiyonu gerçekten gerekli mi yoksa sadece yıkamak yeterli mi?

Dişlerimizi temizlemek için kullandığımız diş fırçalarımız maalesef bakterilerin üremesi için çok elverişli bir ortam oluşturuyor.

Bunun nedeni, fırçalama yoluyla diş yüzeyinden temizlediğimiz mikroorganizmaların bir kısmı, suyla duruladıktan sonra bile diş fırçası üzerinde kalabilmektedir. Bu nedenle fırçanızı önlem olarak haftada iki kez dezenfekte etmenizi öneriyoruz.

Amerikan Diş Hekimleri Birliği (ADA) diş fırçanız da kolonize olabilecek bakterilerin sistemik sağlık sorunlarına veya ağız sağlığı sorunlarına yol açtığını gösteren yeterli klinik kanıt olmadığını bildirmekle birlikte diş fırçalarının dezenfekte edilmesini tavsiye etmektedir. ADA’ ya göre, diş fırçanızı sterilize etmek için piyasada herhangi bir ticari ürün bulunmamaktadır. Ancak dikkat edilecek basit bazı kurallarla bunu sağlamanın mümkün olabileceğini bildirmektedir.

Diş Fırçanızdaki Bakterileri Azaltmanın Yolları:

Aslında diş fırçanızı dezenfekte etmenin gerçekten kolay yolları var.

Her şeyden önce öncelikle diş fırçanızdaki bakterilerin nasıl barındığını bilmek gerekir.

Mikroorganizmalar/bakteriler fırçanızda nasıl hayatta kalabilir?

Bakteriler nemli, karanlık ve sıcak ortamları tercih eder. Bu nedenle fırçanızı kapalı bir kapta saklarsanız veya fırçayı kapalı bir ortamda tutarsanız, üzerinde daha fazla bakteri olmasına neden olabilirsiniz. Alternatif olarak, diş fırçanızı kılların tamamen kurumasına izin verecek bir tutucu da dik olarak tutabilirsiniz. Diş fırçanızın aile bireylerinin diğer diş fırçalarıyla temas etmediğinden emin olmak da önemlidir.

Diş Fırçanızı Birkaç Kolay Adımda Dezenfekte Etmek:

– Artık diş fırçanızı nasıl saklamanız gerektiğini biliyorsunuz; peki fırçanızı ne sıklıkta değiştirmelisiniz?

Diş fırçalarının en geç 3 ayda 1 değişmesi önerilmektedir.

1.     Her fırçalamadan sonra fırçayı ılık veya sıcak su altında iyice durulayın. Bu adımı lütfen aceleye getirmeyin; aksi takdirde gıda artıkları fırça kılları arasında kalabilir ve bakteriyel büyümeye neden olabilir. Bunun için parmaklarınızla fırça kılları arasındaki artıkları ve macun kalıntılarını temizleyebilirsiniz.

2.     Diş fırçanızı yıkadıktan sonra kapalı ortamda tutmayın, diğer aile bireylerinin fırçalarıyla temasta olmamasına dikkat edin. Diş fırçanızı mutlaka fırçalığa dik olarak koymalısınız. Fırçanızı koyduğunuz fırçalığı da haftada 1 kez su ve sabun ile yıkayıp en iyi antibakteriyel ajan olarak kabul edilen chlorhexidine içeren ağız gargarası kullanarak temizlemeye dikkat edin.

3.     Küçük bir fincana biraz Chlorhexidine içeren antibakteriyel gargara koyun ve diş fırçanızı antibakteriyel gargara içerisinde haftada 2 yaklaşık 15 dakika kadar bekletin. Eğer gargara kullanmak istemiyorsanız, hidrojen peroksit(oksijenli su)  içerisinde de bekletebilirsiniz. Temizleme solüsyonunu bir kez kullandıktan sonra atın, tekrar kullanmayın.

4.     Diş fırçanızı klozetten en az bir metre yukarıda tutmaya özen gösterin. Özellikle sifon çekildiği zamanda havada uçuşan partiküller diş fırçası üzerine yerleşebilirler.sifon çekilirken kapak kapalı olmalıdır.

5.     Fırçalama öncesinde diş fırçasını veya diş macunu tüpünü ellemeden önce ellerin yıkanması önemlidir. Diş fırçanızı yaklaşık üç dakika kaynar suda da bekletebilirsiniz ancak sıcak su mikroorganizmaları öldürmeye yardımcı olsa da diş fırçasının kıllarına zarar verebilir, bu nedenle diş fırçanızı daha sık aralıklarla değiştirmeniz gerekebilir.  Diş fırçanızı mikrodalga fırına, bulaşık makinenize veya kıllara UV ışığı yayan özel bir cihaza koyarak dezenfekte edebileceğinizi duymuş olabilirsiniz. Ancak Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), bu yöntemleri diş fırça kıllarına çok fazla zarar verebileceğinden önermemektedirler. Özellikle bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerin diş fırçalarını dezenfekte etmeleri ve normalden daha sık değiştirmeleri önerilmektedir. Diş Fırçası Temizliği + Profesyonel Temizlik = Sağlıklı Ağız!Diş fırçanızı haftalık olarak dezenfekte ettiğinizde ve dişlerinizi düzenli olarak fırçalayıp altı ayda bir diş hekiminizi ziyaret ettiğinizde ağız sağlığınızı korumak için elinizden geleni yaptığınızdan emin olabilirsiniz.

Kaynaklar:

https://www.colgate.com/en-us/oral-health/basics/brushing-and-flossing/is-it-necessary-to-sanitize-your-toothbrush-0513
http://www.dynamicdentalinc.com/blog/bid/79338/Cold-and-Flu-Season-5-Ways-to-Disinfect-Your-Toothbrush
https://health.howstuffworks.com/wellness/oral-care/products/how-to-disinfect-toothbrush1.htm
https://www.breathmd.com/how-to-clean-and-store-a-toothbrush.php

 

İmplant Nedir? Hangi Durumlarda Uygulanır?

İmplant aslında bir şeyi ekmek, yerleştirmek demektir. Dental implantlardan kasıt ise çene kemiğinin içine suni diş kökü yerleştirmektir. İmplant işleminde amaç kaybolan diş dokusunun yerine aynı fonksiyon ve görsellikte yeni ama yapay bir materyal koymaktır. Gerçek dişi ne kadar iyi taklit ederse o kadar başarılı olmuş demektir. İmplant materyalleri çok çeşitli olmaya başlamıştır. Son dönemde zirkonyum-titanyum karışımı olan implantlar mevcuttur.bunlar kırılmaya karşı oldukça dayanıklıdır. En son olarak full zirkonyum implantlar dediğimiz beyaz implantlar kullanılmaya başlanmıştır. Özellikle metal alerjisi olan kişilerde ve estetik amaçla bu implantlar üretilmiştir.

İmplantlar şekil itibariyle de suni diş kökleri gibi konik formdadırlar. Üzerlerinde yivler vardır. Bu yivler sayesinde kemiğe ilk yerleştirildiklerinde çok sıkı tutunurlar. Bu mekanik tutunma haftalar geçtikçe biyolojik tutunma başlar. Biyolojik tutunmadan sonra artık implantı yapıştığı yerden çıkarmak mümkün değildir.Diş implantları gerçek dişlere göre çene kemiğine daha sıkı bağlanır .

Hangi Durumlarda Uygulanabilir?

Eksik dişlerimizi önceden porselen köprüler yada takıp çıkarılan protezler ile yerlerine koyuyorduk. Bu aslında çok ilkel bir yöntemdi. Hala da zaman zaman yapılmak zorunda kalınıyor. Bu işlem çok daha yeni bir metot olan implant uygulaması ile daha başarılı sonuçlar vermektedir. Aynı zamanda konforu ve kaliteyi de arttırır.

Genel olarak diş eksiklerinde uygulanan bir yöntemdir. Bazen ortodontik tedaviler de ve kanser hastalıklarına bağlı çene kemiği kayıplarında da implantlar eksik olan parçalara dayanak olması için de kullanılır. Tek diş eksikliklerinde direkt olarak endikasyonu vardır implantın. Dental diş implantları çoklu diş eksiklerinde de başarı ile uygulanabilmektedir. Bazen de tüm dişlerini kaybetmiş kişilerde tam damak kullanmak yerine sabit bir protez yapma imkanı sağlar.

Kimler İçin Uygun Değildir?

Diş implantları ergenlik dönemini geçirmiş erişkin statüsünden sonra herkese yapılır. Burada ki kriter ise diş eksikliklerinin durumu ve pozisyonudur. Ağızda ki eksik diş kadar implant yapılmaz. İmplantlar ile de köprü protezleri yapılabilir.

  • Kontrol altında olmayan diabet hastalarında uygun değildir.
  • Kemik kanseri geçirmiş hastaalrda kullanılan bifosfanat ilaçları sonrasında uygun değildir.
  • Kan sulandırıcı kullanan hastalarda doktorları ile konsültasyon yapmadan kullanımı uygun değildir.
  • Sistemik immün supresyon kullanan kişilerde doktorlarıyla konsültasyon yapmadan uygulanmamalıdır.

İmplant Uygulaması Aşamaları Nelerdir

İmplant yapılmasına karar verildiği andan itibaren ilk yapılması gereken işlem öncelikle ilgili bölgeyi lokal anesteziyle uyuşturmak. Yani dolgu yapılırken uygulanan anestezinin aynısıdır. 5-10  Dakika ilgili bölgenin uyuşması beklenir. Gerek görülürse ki çoğu zaman hiç gerek görülmez biraz daha implant yapılacak alana anestezi yapılır. Bu işlem esnasında genel olarak hastalarımız bir şey hissetmezler.

İkinci adım ise implant işlemi için hastayı hazırlığı yapılmış ortama yani cerrahi alana almaktır. Yani bu alanda cerrahi işlemler yapılmaktadır. Ortam daha özenli hazırlanıp temizlenmiştir. Steril önlükler ve tek kullanımlık örtüler ve kılıflar kullanılır. Bunun amacı hastaya ve implantına mikrop bulaştırmamaktır. İmplantın başarısı çoğu zaman buna bağlıdır.

Üçüncü adımda ise implant yapılacak kemiğe ulaşmak gerekir. Bunun için 1 mm kalınlığındaki diş etini özel aletler ile açmak ya da sizlerin deyimiyle ”delmek” gerekir. Kesinlikle ağrısız bir işlemdir, hastaların hiçbiri bir kere bile bunu hissetmemişlerdir.

Dördüncü adım ise çene kemiğinde özel aletler ile implantın gireceği yuvayı açmak, genelde herkeste şu soru oluyor. Kemiği delerken nasıl ağrı duymuyoruz. Çene kemiğiniz o kadar iyi uyuşuyor ki siz bu işlem esnasında hiçbir şey duymazsınız. Ağrı hissedilmeyen bir işlemdir.

Son işlem ise implantın çene kemiğinde açılan yuvasına sıkıştırılmasıdır. Uygun çap ve boydaki implant ağıza 1 dakika içinde vida gibi dönerek yerleşir.

Yukarıda anlatılan tüm işlemler anestezi dahil 15 dakikadır. Bu implant işlemi ağrısız ve kanamasız bir işlemdir.

İmplant Başarı Kriterleri Nelerdir?

– İmplant Strelizasyonu
– İmplant Şekli
– Primer Stabilizasyon
– İmplant Üretici- marka
– Cerrahi Yetenek

Uygulama Sonrası Nelere Dikkat Edilmeli?

Diş implantı uygulandıktan sonra yani artık implant ağzınızda ; özel bir durum yok aslında. Sebebi bu implantı vücudunuz yabancı olarak algılamıyor. Bu nedenle kendi dişlerinize nasıl davranıyorsanız implantınıza da o şekilde davranabilirsiniz. İmplant artık vücudunuzun bir parçası olmuştur. Gerçek bir organınızdır. Doğal olun ve onu sevin o kadar.

Sigara Kullanımının İmplant Uygulamasına Etkisi

sigara kullanan hastalarda başarısızlık yüzde iki oranında vardır. Diş implantının cerrahisi sonrası ilk 48 saat sigara içmemeyi önermekteyiz. Sigara dumanı ve zehirli gazları yara bölgesi kapanmadığı için içinden geçer ve enfeksiyon oluşturabilir. Ağrıca termal etkisiyle de yara bölgesini ısıtıp kanamayı arttırabilir. Enfeksiyonlara daha açık hala getirebilir. Bu nedenle sigara cerrahi sonrası yasak.

Peki sonra ne olacak sigara kullanımı implantın ömründen alıyor mu?

  • Evet maalesef, sigara içen kişilerde implantın etrafında diş eti hastalığı oluşma riski de içmeyenlere göre yüzde 5 oranında fazladır.
  • Sigara içenlere de implant yapıyoruz ama riski anlatıyoruz.

Corona Virüs Diş Ağrısı Yapar mı? Corona Hayatımızı Nasıl Etkileyecek?

Çin’de başlayan ve tüm dünyayı sarıp küresel bir sağlık sorunu yaşatan bir virüs türüdür. Dünya Sağlık Örgütü Pandemi uyarısında bulunmuş ve bu salgının artık sınır tanımadığını ilan etmiştir. Aslında corona virüsler uzun zamandan beri vardı. Bu seferki virüsün mutasyonu sonucu etki mekanizması değişmiş, yeni nesil virüs olarak ciddi ölüm riskinin belli bir yaş grubunu tutması söz konusu olmuştur. Virüsün bulaşma yolu solunum yollarıyla olabilmektedir. Virüs vücuda ağız ve burun yoluyla girebilmektedir. Ayrıca gözden de bulaşma riski vardır. Virüsün havada asılı kalmasıyla ilgili çalışmalar da vardır ama bu konu çok netleşmiş değildir. Virüs damlacık yoluyla bulaşmaktadır. Bu kesindir.

Diş Hekimliği, K.B.B, Göz Hastalıkları ve Anestezi Bölümü ciddi risk altındadır çünkü bu branşlar hastanın direkt tükürük ve diğer sıvılarıyla direkt temastadırlar. Özellikle diş hekimleri kullandıkları aletlerin yüksek devirde ve basınçlı hava üreten aletler olması sebebiyle ciddi risk altındadır.

Önlem ve Tedbirler Nelerdir?

Diş hekimleri kendilerini ve birlikte çalıştıkları sağlık personellerini korumak için her türlü yüksek koruma ve korunma önlemlerini almaktadırlar. Kendilerini korumak için aldıkları tüm önlemler hastaları da koruyacaktır. Her diş hekimi kliniğe giren tüm hastanın virüsü taşıyor olabileceğini düşünerek önlemler alır.

Madde Madde Corona Virüs Önlemleri Nelerdir?

– Özellikle koruyucu kıyafetler giyerler, özel maskeler, 2 -3 kat eldiven takılır.

– Özel siperlikler ve bone kullanılır.

– Ayaklarda galoş ve tüm klinikte özel dezenfektanlar bulundurulur.

– Kişisel ekipmanın giyilmesi ve çıkarılması çok dikkat edilmesi gerek bir prosedürdür. Tüm klinikler bu konuya ciddi zaman ayırıp bir protokol belirlemelidir. Dentway kliniklerinin bu konuda Çinli ve İtalyan meslektaşlarımızın tecrübeleriyle oluşturulmuş bir protokolü mevcuttur.

– Hastalarımızın bu kıyafetler ve ekipmandan rahatsız olup tedirginlik hissetmemeleri gerekir.

– İşleme başlamadan önce kliniğe gelen tüm hastaların ateşi ölçülür, el dezenfektanı kullanılır.

– Tüm hastalara ağızdaki virüs miktarını azaltacak özel gargaralar yaptırılır.

– Mümkünse yanında refakatçi getirilmemesi konusunda hastalarımız uyarılır.

– Bekleme salonunda en fazla iki hasta olacak şekilde randevular organize edilir.

Acil Tedavi Nedir? Hangi Durumlar Acil Tedavi Gerektirir?

-Şiddetli diş ağrısı:

Diş hekimliğinde acil durumların başında şiddetli diş ağrısı gelir. Gece uyutmayan ve her daim devam eden ağrı bizim için acil olarak adlandırılır. Mutlaka diş hekimi görmesi gerekir.

-Ağız içinde durmayan kanama:

Diş etinden veya daha önceden çekilmiş bir sebebiyle çene kemiğinden gelen kanama sebebi olabilir. Kanamanın miktarı önemlidir. Kan ağız içini dolduracak şekilde ve ağız kenarlarından sızıntı yapıyorsa kanama da acil statüsündedir.

-Yüzde ve boyunda şişlik enfeksiyon:

Dışardan bakıldığında yüzdeki asimetrinin gözle görülebilecek kadar büyük olması, beraberinde ateş, halsizlik ve bulantı olması da bizim için acil durumları anlatır.

-Ağız ve diş travmaları:

Dışarıdan herhangi bir nedenle diş ve ağız dokularına darbe gelmesi sonucu dişlerde kırık veya yerinden çıkma, diş etlerinde yırtılma veya kanama, eklemlerde ağrı veya ağız açmada güçlük de bizim için acil statüsündedir.

-Yutkunma güçlüğü ve ağız kapamada güçlükleri:

Bu problem aslında 20 yaş dişlerinin oluşturduğu problemlerdir. Yutkunma güçlüğünün iyi değerlendirilmesi gerekir.

-Diş veya porselen kaplama kırıkları:

Bu tür kırıklar bazen dil ve yanakları keser veya tahriş eder. Bu nedenle de bu tür durumlarda diş hekimine gidilebilir.

Evde Kal Türkiye!

Corona virüsten kurtulmamızın yolu tüm sosyal yaşantımızı sıfırlayıp izole olmamızdan geçmektedir. Sadece birilerinin izole olması maalesef yeterli olmuyor. Tüm dünyanın bunu yapıyor olması gerekir. Bu virüsün en iyi tarafı adaletli olmasıdır. Virüs, dil, din, ırk, para, cinsiyet ve sınır ayırmıyor. Herkesi hasta ediyor. Bu nedenle tüm insanların birbirlerine yardımcı olması gerekiyor. Bizlerin de bu küresel probleme karşı savaşa katkı yapabilmemiz için evde kalmamız ve kendimizi izole etmemiz gerekmektedir. Eğer bu izolasyon yeterince uygulanmazsa 1 yıl daha bu şekilde yaşamak zorunda kalınabilir.

Coronavirüs Diş Ağrısı Yapar mı?

Corona virüs diş ağrısı yapmaz ama vücut dirençlerini düşürdükleri için problemleri olan diş hastalarında ağrı oluştururlar.

Çürük Diş Coronavirüs’e Davet Midir?

Diş çürükleriniz var diye corona virüsü size bulaşmaz ama ağız hijyeninizin iyi olması bağışıklık sisteminize katkı sağlar. Bu nedenle kişisel ağız bakımımıza özen göstermemiz ve doğru beslenmemiz çok önemlidir.

Coronavirüs Hayatımızı Nasıl Etkileyecek?

Bu pandemi bir milattır. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Virüsün esas etkileri gün geçtikçe daha çok görünüyor. Bugün itibariyle ölen insan sayısı tüm dünyada 50 bin civarındadır. Bu sayı 5 milyon olabilir, hatta daha fazla da olabilir. İşte bunlar yaşandıktan sonra insanların birbirleriyle olan ilişkileri çok değişecektir. Sosyal alanlardaki davranış modelleri de çok değişcektir. Bazı sektörler çok etkilenecektir. Bizim gibi kliniklerin mimari yapıları ve hasta bakma protokolleri de çok değişecektir.

-Sosyal Yaşantımıza Eskisi Gibi Devam Edebilecek Miyiz?

Sosyal yaşantımız çok değişecek ve insanlar daha bireysel olacaklar, aile kavramı sorgulanıp çekirdek aile yapısı daha fazla güçlenecektir. İnsanlar kendilerine daha fazla vakit ayırıp daha fazla kişisel hobileriyle ilgilenecekler.

İş Hayatımızda Neler Değişecek? Endişelenmeli Miyiz?

Çoğu sektörler bu pandemiden sonra ciddi etkilenecektir. Özellikle turizm ve sağlık sektörünün bir yıldan önce toparlanmasını beklemek yanlış olur. İnsanlar seyahat etmek istemeyecekler. Ülkeler mümkün olduğunca sınırlarına bilmedikleri insanları sokmak istemeyecekler.

Okul ve diğer eğitimler uzaktan dijital olarak devam edecek. Yeme-içme alışkanlıkları değişecektir. Tarım ve gıda sektörü hızla gelişerek yeni bir boyut oluşacaktır. İnsanlar arazisi olan evleri tercih edecek büyük yüksek katlı rezidansları tercih etmeyeceklerdir.


İzole (Karantina) Yaşamı En İyi Nasıl Değerlendirebilirim?

-Kendinize yatırım yapmalısınız. Uzun süredir zaman yokluğundan yapamadığınız tüm hobi ve işlerinizi yapmayı planlayıp uygulayın. Yeni bir dil öğrenebilirsiniz. Çeşitli dijital mecra yöntemleriyle (skype, zoom vs.) beraber bol bol pratik yapabilirsiniz.

-Online master programları alabilirsiniz,

-Ailenizle eğlenceli vakit geçirebilirsiniz,

-Düzenli spor yapabilirsiniz,

-Ve sigarayı bırakabilirsiniz üstelik mükemmel bir zamanlama olabilir.

Dişler Beyazlığını Neden Kaybeder, Nasıl Korunmalıdır?

Dişler beyazlığını neden kaybeder? En çok dış etmenlerden dolayı kaybederler. İlk olarak sigara veya puro gibi tütün mamullerinin boyayıcı etkisi ile dişler renklerini kalıcı olarak kaybederler. İlk etapta dişlerin üzerinde
lekelenmeler oluşmaktadır. Bu lekelenmeler diş temizliği ile çıkar ama her bir nefeste dişlerin ana renginde de ciddi bir değişiklik olur. Dişler, diş hekimi tarafından temizlense de dişlerin ana renginde zamanla bir renkleşme olur. Çünkü bu duman etkisi, dişin iç tabakalarına kadar ulaşır.

İkinci olarak renkli içecekler;

çay, kahve, meyve suları, gazlı içecekler ve renkli alkollü içecekler.
Bu tür içeceklerin ciddi bir boyayıcı etkisi vardır. Bazıları doğal boyalar bazıları ise kimyasal boyalardan oluşur. Standart olarak önce dişin dış yüzeyinde lekelenmeler başlar daha sonra ise iç yüzeylere ilerler. Yine diş temizlikleriyle ancak dış yüzeyler temizlenebilir. Zaman ile dişin ana rengi değişir.

Üçüncü olarak;

ağızdan alınan ilaç, pastil veya ağız suları da dişlerin rengini değiştirip sarartabilirler. Özellikle demir ilaçları ve renkli pastiller de bu çok görülür. Uzun süre kullanımlarında kalıcı renk değişiklikleri olabilir. Yukarda belirtilen tüm maddelerde düzenli diş temizlikleri önermekteyiz. Diş temizlikleri düzenli yapılmazsa diş yüzeyindeki lekelenmeler çok hızlı bir şekilde içeriye nufüs ederler.

Dördüncü olarak;

dişin yüzeyinde darbe veya ısı farklarına bağlı çatlaklar, dişe dışarıdan gelen herhangi bir darbe dişin yüzeyindeki mine tabakasını çatlatabilir. Ayrıca yeme-içme esnasında bir anda sıcaktan soğuğa ani geçişlerde diş yüzeyinde çatlak oluşabilir. Bu durumlarda zaman içinde dişin rengi değişir ve sararmalar başlar. Yukarıda belirtilen tüm renklenmeler için beyazlatma işlemi yapılabilir. Diş beyazlatma işlemleriyle dişlerin rengi 2-4 ton arasında açılır. Tüm renklenmeler de bu işlem çok fayda sağlar. Beyazlatmada ki hedef dişin iç renklenmesidir. İç renklenme bu sayede çözülür. Diş temizliğinde ki hedef ise dış renklenmedir.

Beyazlatma işlemlerinden hangisi daha iyidir? Evde yapılan mı klinikte uygulanan mı?

Ev ya da ofis tipinden hangisinin size uygun olacağını hekiminizin karar vermesi gerekir. Bazı hastalarda kombine kullanımda olabilir. Birbirlerine üstünlükleri aslında yok. Farkı konsantrasyonları ve kullanım süreleridir. Klinik tipinde özel ışık kaynakları kullanılır ve etki mekanizmasını çok arttırılabilir.

Diş Beyazlatma Yöntemleri Kimler İçin Uygundur?

Dişlerinin renginden memnun olmayan tüm erişkinlere beyazlatma yapmak mümkündür. Büyüme gelişmesini tamamlamış her bireye uygulanabilir. Beyazlatma işlemi hamilelere ve çocuklara uygulanmaz. Bir de tabi dişi olmayan bireylere.

Uygulamaların Yan Etkisi Var mı?

Beyazlatma işleminin herhangi bir yan etkisi yoktur. Dişin yüzeyine uygulanır. Başka vücud dokularına temas etmez. Diş etine temas etmemesi için özel bir bariyer kremi diş etine sürülür. Tek sorun azda olsa ilk gün hassasiyet olmasıdır. Dişlerde ilk 24 saat hassasiyet ve hafif bir sızlama olabilir. Bu şikayetlerde 24 saati kesinlikle geçmez. allerji kesinlikle oluşturmaz.

Diş Beyazlatma Yöntemlerinin Etkisi Ne kadar Sürer?

Diş beyazlatmanın etkisi dişlerin durumuna, beslenme şekline, sigara kullanım durumuna ve gece diş sıkma alışkanlığı gibi birçok faktöre bağlı olarak değişebilir. Kişinin yaş durumu da önemli bir etkendir. Beyazlatma ortalama olarak bir yıl boyunca etkisini sürdürür. Ama bazı hastalarda 2-3 yıl kalıcı beyazlık olabiliyor. Diş beyazlatma işleminden sonra geri dönüş bir yılda olsa da yaklaşık olarak %30 olarak dişin içinde o beyazlık kalıyor. Bir daha beyazlatma yaptırdığınızda yine bir %30 daha kalıcı beyazlık oluşuyor. Bu nedenle beyazlatmanın birer yıl arayla yapılmasını tavsiye ediyoruz. Bu sayede neredeyse tamamen kalıcı bir beyazlık oluşturulabilir.

Beyazlatma Sonrasında Dikkat Edilmesi Gerekenler

Diş beyazlatma işleminden sonra ilk gün kesinlikle renkli sıvı alınmaması çok önemlidir. Hatta ıspanak
gibi pişmiş renkli sebze dahi önermemekteyiz. Ayrıca asidik olan limon, sirke vb. materyallerle de
temasın kesilmesi gerekir. Aynı zamanda süt ve süt ürünlerinin de tüketilmemesinde fayda vardır.

Diş Beyazlatmak İhtiyaç Mı? Lüks Mü?

Diş beyazlatma işlemi aslında çoğu kişi için bir ihtiyaç olmuştur. Yıllar önce lüks olarak görülen bu işlem artık bir zorunluluk gibidir. Bu işlemi kişisel bir bakım ürünü gibi düşünmek gerekir. Nasıl kuaföre gidip saçlarımız ile ilgili işlem yaptırıyorsak, dişlerimiz içinde aynı işlemi yaptırmakta fayda var. İlk olarak beyazlatma materyalleri çok yüksek rakamlar ile yapılmaktaydı. Bu rakamlar çok pahalı olduğu için otomatik olarak lüks olarak görülüyordu. Ama şuan rakamsal olarak daha makul bir hale gelince bunun bir ihtiyaç olduğu ortaya çıktı.

Beyazlatma fiyatları da çok değişkenlik gösteriyor, nedeni nedir?

Beyazlatmada kullanılan çok fazla ürün var. Bu ürünlerden en eski marka olanları hala en güvenli uyguladıklarımız. Markalar eski ve büyük ama ürünleri her yıl geliştirip daha etkili hale getiriyorlar. Takdir edersiniz ki pazar çok büyük bu nedenle de her yıl yeni birçok firma pazara girip, yeni ürün çıkarıyor. Rekabet içinde fiyat kırıyor. Ama yeni markaların maalesef sağlık açısından güvenlik endişesi büyük oluyor. Bu nedenle bazı ürünler daha pahalı ama güvenli, bazıları ise daha yeni ve ucuz. Karar sizin. Bizler sağlıkta hep güvenli tarafta kalmayı tercih ettik.