20 Yaş Dişi Ağrısına Evde Çözüm Mümkün Müdür?

20 YAŞ DİŞLERİ

20 yaş dişleri birçok kişinin potansiyel bir problemi ve buna bağlı olarak korkulu rüyası olmaktadır. Bazı bireylerde vücudun 20 yaş diş germlerini hiç oluşturmadığıyla karşılaşılsa da hastaların büyük bir çoğunluğu 20 yaş dişlerindeki problem sebebiyle diş hekimlerine başvuruda bulunmaktadır. Genellikle çene darlığına bağlı olarak 20 yaş dişleri tam sürememektedir. İdeal pozisyonunda süren ve çiğnemeye katkısı bulunan yirmilikler ideal bir şekilde fırçalanır ve temizlenirse çok uzun yıllar kişiye hizmet edebilir. Burada tüm dişlerin genişliğinin toplamı ve çene genişliği arasındaki oran en belirleyici faktördür.

Genetik Faktörlerin Etkisi

Genetik faktörlerin etkisinde gelişen bu durum bazen ciddi çapraşıklığa bazen de tüm dişler arasında meydana gelen ayrıklık ve açıklıklara sebep olabilir. Çapraşıklık olan hastaların hemen hemen hepsinde yirmi yaş dişlerinin çekimi gerekir. Etkisi müthiş derecede olmasa da çapraşıklığın artmasında yirmiliklerin de etkisi olduğu bilinmektedir. Özellikle eğimli pozisyonda süren yirmi yaş dişlerinin kendi doğrultularında sürme çabası bir önünde bulunan azı dişine zarar verebilmektedir. Bu zarar genellikle iki dişin temas ettiği bölgenin temizlenememesine bağlı 2. azı dişinde derin çürük şeklinde meydana gelmektedir.

Çiğnemede neredeyse hiç görev almayan eğimli 20 yaş dişi yüzünden daha çok görev yapan azı dişine derin dolgular ve hatta kanal tedavisi bile yapmak gerekebilmektedir. Bu yüzden erken zamanda teşhis konulan vakalarda 20 yaş dişlerinin olabildiğince erken çekilmesi uzun vadede avantaj sağlar. Ayrıca tam sürememiş, yarısı dişeti içinde yarısı dişeti dışında kalan yarı gömülü yirmi yaş dişlerinin içeirde kalan kısımlarının temizlenmesi mümkün değildir. Meydana gelen bakteri birikimi, kişinin vücut direncinin herhangi bir sebepten düşmesiyle bile aktif hale gelerek yüzde ciddi şişliklere sebep olur. Şişlik sebebiyle çeneyi açıp kapatan kaslar da etkilenir ve hasta ağzını hareket ettirmekte çok zorlanır.

Böyle Durumlarda

Böyle durumlarda ilk aşama hastanın antibiyotik kullanımını sağlayarak enfeksiyonun azalmasını ve kontrol altına alınmasını sağlamaktır. Enfeksiyonun kontrol altına alınması ve dişlerin cerrahi çekimiyle sonuçlanan bu süreç hastalar adına korkulu rüya tanımlaması yapılmasına sebep olmaktadır.

-20 Yaş Dişleri Nasıl Çektirilir?

20 yaş dişlerinin çene kemiği içerisinde bulunduğu pozisyona göre çekim tekniği ve hastanın sonrasında yaşayacağı komplikasyonlar değişkenlik göstermektedir. Eğer normal pozisyonunda sürmüş bir yirmi yaş dişinin çekimi gerekirse bu, basit diş çekimi sınıfına girer. İşlem sonrasında hastalar ciddi ağrılarla karşılaşmaz. Çekimin yapıldığı gün ve ertesi günü kullanılacak hafif dozda ağrı kesici ilaçlar hastanın konforunu yerine getirir.

Antibiyotik Kullanımına Gerek Var Mı?

Genellikle antibiyotik kullanımına gerek kalmaz. Eğer yirmi yaş dişi, dişetinin altında fakat kemik üstünde kalmış ise dişetine ufak bir kesi hattı oluşturmak gerekir. Diş çekimi yapıldıktan sonra yara bölgesine birkaç dikiş atılabilir. Böylece iyileşme kolaylaştırılır ve kanama kontrolü sağlanmış olur. Cerrahi yirmilik diş çekimlerinin en komplike olduğu durum hem dişetinin hem de çene kemiğinin altında pozisyonlanmasıyla meydana gelir. Dişi çıkartabilmek için çene kemiğinde gerekli miktarda aşındırma yapılmalıdır. Bazı durumlarda yirmilik dişin kuron kısmını kesip köklerini de ayrıca çıkarmak gerekebilir.

Bu bahsettiğimiz tüm olasılıklar çene cerrahı diş hekimleri tarafından titizlikle yapılmalıdır.  Özellikle kemik retansiyonlu olarak nitelendirdiğimiz gömülü diş çekimleri mutlaka uzman çene cerrahlarına yönlendirilmelidir. Kemiğe müdahale edilip çekimi yapılan tüm cerrahi tedavilerden sonra mutlaka antibiyotik reçete edilmeli ve düzenli şekilde hekim talimatları doğrultusunda kullanılmalıdır. Cerrahi işlem sonrası ödem, şişlik ve buna bağlı ağrı durumu en sık karşılaşılan komplikasyonlardır. Şişliği kontrol altında tutabilmek için ilk 48 saat soğuk buz kompres uygulaması yapılması, ödeme bağlı şişliğin minimum seviyede olmasını sağlar. Buna rağmen şişlik elbette olacaktır. Hekimin tavsiyelerine uygun olacak şekilde ağrı kesici, antibiyotik ve gargara kullanımı şişliğin inmesine yardımcı olacaktır.

 

-20 Yaş Dişi Ağrısına Evde Çözüm Mümkün müdür?

Genellikle hekim müdahalesi olmadan yirmi yaş dişlerinin ağrısını kesmek mümkün olamamaktadır. Bazen yirmi yaş dişi ile ikinci büyük azı dişi arasındaki dişetinde meydana gelen gıda birikimine bağlı dişeti ağrısı durumlarında ilgili bölgeyi fırça ve diş ipi yardımı ile temizlemek ağrının bir süreliğine geçmesini sağlayabilir. Fakat yirmi yaş dişinin derin çürümesine, yetersiz sürme durumlarına ya da üstünü örten dişetinin enfeksiyon durumlarına hastanın yapabileceği tek şey ağrı kesici ilaç kullanımıdır. Ağrı kesicilerin kullanımını da rutin hale getirmemek gerekir. Hastanın en kısa sürede diş hekimine giderek, acil tedavisini yaptırması gerekir. Hastaların en sık yaptığı hataların biri de bilinçsiz antibiyotik kullanımıdır. Özellikle çürüğe bağlı oluşan yirmi yaş dişi ağrılarında antibiyotik kullanımının hiç bir faydası yoktur. Bu sebepten hekim tavsiyesi olmadan antibiyotik kullanımı uzun vadede kişinin antibiyotiklere karşı vücudunun direnç kazanmasına sebep olur. Bu direncin oluşması ise gelecekte gerçekten antibiyotik etkisine ihtiyaç duyulan hastalıkların tedavilerinde ilacın vücuda hiçbir şekilde tesir etmemesi olarak sonuçlanabilir. Sonuç olarak, ev şartlarında ağrının kesilmesi amacıyla bilinçsiz ilaç kullanımının kişiye daha çok zarar verebileceği unutulmamalı ve mutlaka hekim tavsiyesi üzerine medikal destek alınmalıdır.

Çocuklarda Ağız Kokusu Oluşumu, Nedenleri

Çocuğunuzun her akşam yatmadan önce dişlerini fırçalaması onun iyi bir ağız bakım pratiği edinmesini sağlar. Günde iki kere diş fırçalamak gelişmekte olan dişler için faydalı olmakla beraber, çocuklarda her zaman ağız kokusunun önüne geçemeyebilir. Ağız kokusu her zaman yalnızca ağız sağlığı ile ilgili bir konu değildir; başka çözümler gerektiren başka sebepleri de olabilir.

Fizyolojik ağız kokusu kişiden kişiye her an değişiklik gösterebilir.

Çocuğun sıvı tüketimi, salya üretimi, ağız hijyeni, ağız ve burun florası, mikrobiyotası, en son yenen besinin kimyasal, biyokimyasal, hormonal etkisi, açlık veya tokluk durumu, uyku durumu, gastrointestinal sistemdeki enzimlerin durumuna göre fizyolojik ağız kokusu zaman zaman farklılık gösterebilir. Fizyolojik ağız kokusunda altta yatan sistemik bir hastalık ve patolojik bir durum yoktur. Patolojik ağız kokusunun ise birçok nedeni vardır. Bunlar; sübjektif ağız kokusu, ağız içi nedenlere bağlı ağız kokusu, solunum yolu nedenlerine bağlı ağız kokusu, mide-bağırsak problemlerine bağlı ağız kokusu ve kan gazındaki sorunlara bağlı olabilir.

 Çocuklarda ağız kokusunun üç yaygın nedeni bulunmaktadır. Bunlar:

  • Sarımsak, soğan, peynir, portakal suyu ve soda gibi yiyecek ve içecekler tüketmek
    • Ağız sağlığına dikkat etmemek, düzenli olarak diş fırçalamamak ve diş ipi kullanmamak
    • Çürük ve iltihaplanma sorunları

Ağız içinde hijyen sağlanmaması, ağız kokusuna yol açar, çünkü yiyecek parçacıkları ağızda kaldığında çürümeye ve kokmaya başlayabilir. Bunun sebebi, besin parçalarını koklayabilen bakterilerin ağız içinde toplanmasıdır.

Çocukların dişlerini düzenli olarak fırçalamaması, dişlerde plak (yapışkan, renksiz film) birikmesini sağlar. Plak, bakterilerin yaşaması için harika bir yerdir ve ağız kokusunun kanamaya dönüşebilmesinin bir başka nedenidir.

Çocuğunuzla beraber dişlerinizi fırçalayın

Çocuğunuzla beraber dişlerinizi fırçalayın ve dilinizi de fırçalamayı unutmayın, çünkü bakteriler dilde de büyüyebilir. Günde bir kez diş ipi kullanmak, dişlerin arasında sıkışan parçacıklardan kurtulmaya yardımcı olur. Ayrıca, düzenli muayeneler ve temizlik için yılda iki kez ailece, diş hekiminizi ziyaret edin.

Diş hekimi sadece kapsamlı bir ağız ve diş temizliği yapmakla kalmaz, aynı zamanda ağız kokusunu etkileyebilecek olanlar da dahil olmak üzere olası problemler için ağzınızda her bölgeyi muayene edecektir. Örneğin periodontal hastalık olarak da bilinen dişeti hastalığı, ağız kokusuna neden olabilir ve dişlere zarar verebilir.

Ağız kokusu konusunda endişeli iseniz

Ağız kokusu konusunda endişeli iseniz, çocuğunuzun doktoruna veya diş hekimine söyleyin. Koku, doktorların ve diş hekimlerinin sorunun nedenini anlamalarına yardımcı olabilecek tek ipucudur. Bir kişinin ağız kokusu, vücudunda neyin yanlış gittiğine dair bir şeyler söyleyebilir. Örneğin, eğer çocuğunu kontrolsüz diyabet hastası ise, nefesi aseton gibi kokabilir.

Çocuğunuzda her zaman kötü ağız kokusu varsa ve nedeni diş hekimi tarafından belirlenemiyorsa, başka bir sağlık sorununa işaret edebileceğinden, durumdan emin olmak için sizi başka bir doktora yönlendirebilir. Bazen sinüs problemleri ve nadiren karaciğer veya böbrek problemleri, kötü ağız kokusuna neden olabilir.

Genellikle, çocuklarda kötü ağız kokusunun nedeni, yemekte yedikleri besinler ve diş fırçalamamaktır. Öğle yemeğinde ne yedikleri bu konuda çok etkili olabilir. Bu nedenle, diş fırçalama ve diş ipi kullanma alışkanlığı kazandırın ve bu alışkanlığını sürdürdüğünden emin olun.

Nefes Kokusu ile Ağız Kokusu Aynı Mıdır?

Nefes kokusu nedir?

Midede yer alan h.pylori gastriti, besinlerde bulunan protein ve bakteriler tarafından parçalanır. Bunun sonucunda amonyak gözlemlenir. Kan gazı biçiminde nefese geçen ve nefes alışverişi ile dışarıya atılan amonyak, nefes kokusuna yol açar. Yani nefes kokusu, tüketilen gıdalardan dolayı değil, genellikle bir başka sağlık sorununun neden olmasından dolayı görülür.

Nefes kokusunun nedenleri nelerdir?

  • Sinüs ve akciğerlerde gelişen enfeksiyonlar
  • Şeker hastalığı
  • Böbrek yetmezliği
  • Karaciğer yetmezliği
  • Metabolizma rahatsızlıkları

Ağız kokusu nedir?

Ağız kokusu, nefes kokusu ile karşılaştırıldığında daha normal karşılanır. Tüketilen besinlerin ve ağız bakımının tam olarak sağlanamadığı durumlarda görülür. Dilin pürüzlü ve yüzeyli kısmı; bakterileri tutmaya oldukça müsait olduğu için buraya yerleşen bakteriler, tüketilen proteinleri uçucu kükürt bileşenlerine ayırır. Bu yüzden de ağız kokusu meydana gelir.

Ağız kokusunun nedenleri nelerdir?

  • Uzun süre aç kalmak
  • Diyet programları uyguluyor olmak
  • Ağız kuruluğu
  • Sigara kullanmak,
  • Düzensiz ve sağlıksız beslenmek
  • Diş çürükleri veya diş eti rahatsızlıkları

Nefes kokusu ile ağız kokusunun farkları nelerdir?

  • Nefes kokusunun görülme nedeni, genellikle farklı bir hastalıktan dolayıdır. Ağız kokusunun nedeni ise tüketilen gıdaların sağlıksız oluşu ve ağız hijyenin yeteri kadar sağlanamamasından dolayıdır.
  • Nefes kokusuna yol açan durumlar bir başka hastalıktan kaynaklandığı için; yalnızca ağız ve diş sağlığına dikkat etmek yeterli değildir. Asıl rahatsızlığın saptanması ve tedavi edilmesi çok önemlidir. Yani, nefes kokusu ağızdan değil, içten gelen bir sorunun neden olduğu durumdur. Ağız kokusu ise boğaz enfeksiyonlarının ve diş çürüklerinin tedavi edilmesi ile çözülebilir. Ayrıca; diş fırçalama, diş ipi kullanımı ve ağız bakım sularının kullanımı da alışkanlık haline getirilmeli ve ihmal edilmemelidir.
  • Nefes kokusu sorunu olan kişilerin göz yanması ve göz yaşarması gibi şikayetleri olabilir.

 

Diş hekimleri, ağız kokusunun neden oluştuğunu belirledikten sonra, oluşum sebebine göre tedavi uygulamaktadırlar. Çürük dişler, diş eti iltihapları, ağız içindeki gıda artıkları, dişlerin iyi fırçalanmaması, kokunun oluşumunda etkilidir. Ağız mukozasından dökülen hücreler ve sağlık problemleri nedeniyle kullanılan ilaçlar da sebep olabilmektedir. Oluşum kaynağı bulunduktan sonra diş hekimleri tarafından tedavisi yapılabilir. Kişiler tedavi sonrası bu problemlerinden kurtulabilir.

 

Her yaştan kişide ağız kokusu olabilir. Çocuklara erken yaşlarda diş fırçalama alışkanlığı kazandırılmalıdır. Yetişkinler, çocukların görebileceği şekilde diş fırçalarlarsa, çocuklara daha iyi örnek olabilirler ve diş temizliği alışkanlığı kazandırabilirler. Diş temizliğine özen gösterilmesi, % 35 oranında kokuyu önlemektedir. Çoğu insan dişlerini beyaz olsun diye fırçalar. Oysa diş yüzeyine yapışan artıkları temizlemek içindir. Diş kadar dili temizlemek, dili fırçalamakta önemlidir. Dil fırçalanması, dilin arka bölümünde yapışan yemek artıklarının temizlenmesini sağlar. Dili fırçalamak % 42 oranında kokuyu önlemektedir.

 

Ağız Kokusu Nasıl Önlenebilir, Tedavisi Var Mıdır?

Ağız Kokusu şikayeti olan bireylerde öncelikle, ağız ve diş hastalıkları ile kulak burun boğaz bölümüne gitmelidir. Nefes de kötü kokuyorsa göğüs hastalıkları bölümüne gidip muayene olmalıdır. Bundan sonraki aşamada kişiye, endoskopi ve ultrasonografi yapılarak iç organlar tetkik edilir. Gerekirse, bazı kan tetkikleri ve nefes ölçümleri de yapılarak ağız kokusuna neden olan durumlar araştırılmalıdır.

Ağız kokusu tedavisi için

Ağız kokusu tedavisi için ilk önce bir diş hekimine başvurmanız gerekmektedir. Diş hekimi hem ağızdan hem de burundan verilen nefesi koklayarak kokuyu bir ölçekte derecelendirebilir. Dilin arkası ağız kokularının en sık gözlenen kaynağı olduğundan, diş hekimi burayı bir alet yardımıyla sıyırıp kokusunu değerlendirebilir. Ağız kokusu eğer bir çürükten dolayı oluşuyorsa, diş hekiminiz burada nasıl bir tedavi yapılması gerektiğini sizinle tartışacaktır.

Ağız gargaraları ve diş macunları: Ağız kokusu dişlerde bakteri birikimi (plak) nedeniyle oluşuyorsa, diş hekimi bakterileri öldüren ağız gargarası önerebilir. Bunun haricinde antibakteriyel bir madde içeren bir diş macunu da önerilebilir.

Diş hastalıklarının tedavisi: Hastada diş eti hastalığı tespit edildiği takdirde kişi, bir diş eti uzmanına (periodontist) havale edilebilir. Diş eti hastalığı, diş etinin çekilmesine neden olur. Bu durum, oluşan bu boşluklara kötü koku oluşturan bakterilerin yerleşmesine zemin hazırlar. Buradaki bakteriler sadece bir diş hekimi tarafından temizlenebilir.

Diş hekimi, diş ve diş etlerini sağlıklı bulursa, kokunun kaynağının tedavisi için hastayı farklı bir uzmana gönderebilir. Enfeksiyonların tedavisi için antibiyotik, reflünün tedavi ise diyet ve mide asidinin etkisini azaltmayı sağlayan ilaçlarla yapılır.

 

Ağız Kokusunun Önlemek için yapabileceğiniz uygulamalar aşağıda maddeler halinde sıralanmıştır.

  • Yemeklerden sonra diş fırçalamak: Sadece evde değil dışarıda ya da iş yerinde yemek yedikten sonra kullanmak için yanınızda bir diş fırçası bulundurmalısınız. Özellikle yemeklerden sonra, günde en az iki kez florür içeren bir diş macunu kullanarak fırçalama yapmalısınız. Antibakteriyel özelliklere sahip diş macunlarının kötü kokuları azalttığı çalışmalarca gösterilmiştir.
  • Günde en az bir kez diş ipi kullanmak: Doğru diş ipi kullanmak, yemek parçacıklarını ve plakları dişlerinizden uzaklaştırır ve kötü nefesi kontrol etmeye yardımcı olur.
  • Dili fırçalamak: Dil de dişler gibi bakterileri barındırır, bu yüzden dikkatlice fırçalamak kokuları azaltabilir. Sigara kullananlar ya da ağız kuruluğu yaşayanlar bakteriler tarafından kaplanmış bir dile sahip olmaya daha yatkındırlar, bu nedenle bu tür kişilerin özel bir dil kazıyıcı kullanmasında fayda vardır. Bunun haricinde dahili dil temizleyicisi olan bir diş fırçası da kullanılabilir.
  • Takma dişleri veya diş cihazlarını temizlemek: Köprü veya takma diş takıyorsanız, en az günde bir kez veya diş hekiminizin belirttiği sıklıkta ve şekilde temizliğini yapmalısınız. Diş hekiminiz size en iyi temizlik ürünlerini önerebilir.
  • Ağız kuruluğundan kaçınmak: Ağzınızı nemli tutmanız gerekir, bunun için tütün ürünlerinden uzak durup daha fazla su tüketebilirsiniz. Daha kuru bir ağza yol açabilecek kahve, alkolsüz içecekler veya alkol gibi içecekleri sınırlandırmalısınız. Tükürükleri uyarmak için şekersiz sakız çiğneyebilirsiniz. Kronik ağız kuruluğu için, diş hekiminiz veya doktorunuz, tükürük akışını uyaran yapay bir preparat veya oral bir ilaç verebilir.
  • Diyeti düzenlemek: Ağız kokusuna neden olabilecek soğan ve sarımsak gibi yiyeceklerden kaçınmak ağız kokusunu azaltır. Aynı şekilde çok şekerli yiyecekler yemek de ağız kokusuyla bağlantılı bulunmuştur.
  • Düzenli olarak yeni bir diş fırçası almak: Her üç ila dört ayda bir diş fırçanızı değiştirmeyi unutmayın.
  • Düzenli diş muayeneleri yaptırtmak: Diş hekiminize düzenli aralıklarla (genellikle yılda iki kez) dişlerinizi veya takma dişlerinizi muayene ettirip temizletebilirsiniz.

Lamine Diş Kaplama Tedavisi

Güldüğümüzde ağzınızı kapatmak mı istiyorsunuz? Aynaya baktığınızda gözünüze takılan ve sizi rahatsız eden bir şey mi var?  Rahat bir şekilde gülemeyen insanlar artık lamina gibi estetik diş hekimliği tedavileri sayesinde hayal ettikleri gülümsemeye kısa bir süre içerisinde kavuşabiliyorlar.

Günümüzde estetik diş hekimliği uygulamaları

Günümüzde estetik diş hekimliği uygulamaları ile aslında hiç de zor olmayan küçük müdahaleler sayesinde diş rengimiz ve şekliniz istediğiniz ideal görüntüye kavuşabilir. Dişlerin yüzeylerine uygulanan porselen lamina işlemi sayesinde diş yüzeyindeki bozukluklar, sararmalar, kırık veya çatlak görüntüler, dişler arasındaki boşluklar tamamen ortadan kaldırılabilir.

Lamina diş, bir diğer tanımıyla porselen kaplama, bireylerin dişlerinde meydana gelen deformasyon, kırılma gibi sebeplerden doğan estetik bozuklukları gidermek adına yapılır. Lamine diş kaplama, diş üzerinde törpüleme ile kaplama yapılan bir kaplama türüdür. Latincede yaprak kaplama anlamına gelmektedir. Diş üzerinde ufak bir törpüleme yapıldığı için de en koruyucu protez uygulamasıdır.

Lamina etmek kavramı: 
belirli bir ısı derecesine eşlik eden basınç sayesinde bazı yüzeylere yapılan uygulamadı. Lamina diş tedavisi de bu şekilde yapılmaktadır. Bir nevi bu türde uygulanan diş tedavisine lamina etmek de denilebilmektedir. Diğer bir yöntemle lamina etmek yapıştırmak olarak da tanımlanmaktadır. Bu aşamalarda en önemli detay ise baskılama yöntemidir. Diş tedavilerinde de belirli aparatlar ile baskılama yapılarak laminasyon sağlanmaktadır.

Kişiye özel diş ölçüleri

Kişiye özel diş ölçüleri alınarak oldukça hassas bir klinik çalışma sonucu tasarımı yapılan lamina kaplamalar, dişlerin ön yüzeylerine yapıştırılmak suretiyle kullanıma hazır hale getirilir. Lamina diş kaplama tekniğinin en önemli özelliği, dişlerde herhangi bir aşındırma yapılmadan istenilen uyum ve mükemmeliyetin elde edilmesidir. Yaprak kadar ince ve saydam bir görünüme sahip olan laminalar, yapıştırıldıkları dişlerin doğal görünümüyle birebir uyum sağlayarak adeta görünmez olurlar.

Oldukça ince olmalarına rağmen, diş minelerine yapıştırıldıklarında basınca, çekme ve itme gibi kuvvetlere karşı yüksek dayanıklılık gösterirler. Kolaylıkla kırılmayan lamine dişler, ağız ve diş bakımının düzenli ve sürekli yapılması halinde bir ömür boyu sorunsuz bir şekilde kullanılabilirler. Diş dokusunu kaybetmeden yapılabilmenin yanı sıra, lamina uygulanan dişlerde kaybedilen doku yeniden kazanılır.

Lamina tedavisinde kullanılan malzeme

Lamina tedavisinde kullanılan malzeme porselen veya kompozit olabilir. Porselen lamina laboratuvarda diş teknisyeni tarafından hazırlanır. Kompozit laminate ağızda diş hekimi tarafından uygulanır. Kompozit lamine diş tek seansta tamamlanabilmesine karşın porselen lamine diş kaplamalar laboratuvar aşamaları olduğu için 5-7 gün içerisinde tamamlanabilmektedirler.

Ağızdan alınan hassas ölçü laboratuvarda bilgisayar ortamına aktarılır ve yapılan tasarım bloktan kesilen cam seramik üzerine estetik uygulama sonrası ağızda prova edilir. Hassas bir yapıştırma işlemi gerektiren lamine diş kaplamaları fiyat olarak normal diş kaplamalarından bir miktar daha yüksek fiyat ile uygulanabilmektedir. Lamine diş uygulamasının gerektiği durumlar genellikle dişler üzerinde leke veya diş sararmalarıdır.

Diş üzerinde oluşmuş kırıklar lamina diş tedavisi ile doğal dış görüntüsüne kavuşturulabilmektedir.

Dişlerin Aralıklı Olması: 
Aralıklı dişlerin tedavisinde başarılı bir tedavi seçeneği olarak uygulanan laminate veneer diş tedavileri kullanışlı ve estetik sonuçlar verir. Yüzeyde çok ince bir uygulama ile aralıkların doğal diş renginde kapatılması ve ağızda tam bir simetri sağlanabilmesi için aralıklı diş tedavilerinde uygulanırlar. Lamina diş uygulaması en az bonding uygulaması kadar başarılı olmaktadır. Yüzey özellikleri bakımından daha uzun süre dayanabilmeleri ve parlak olmaları nedeni ile bonding uygulamasından daha üstün estetik sağlarlar. Fiyat olarak kompozit lamine (bonding) diş uygulamaları daha ucuz olduğu için hastaların öncelikli tercihi kompozit bonding olmakta ve ilerleyen zamanlarda porselen lamina ile devam etmektedir.

Dişlerin hafif eğri olması

Dişlerin hafif eğri olması veya açılarından bozuk olması lamine diş tedavisi ile giderilebilecek sorunlardır. Özellikle ön diş bölgesinde ortaya çıkan estetik kaygı uyandıran çapraşıklıklar ortodonti tedavisi istemeyen hastalar için maliyeti biraz yüksek olsa da lamina diş uygulamaları ile tedavi edilebilmektedir.

Lamina diş tedavisinde unutulmaması gereken düzenli diş hekimi kontrolü gerektirmesi ve kullanım sırasında sert cisimler ısırılmaması gerektiğidir.

Lamina diş kaplama uygulamasının her aşaması, doktor- hasta arasındaki fikir birliğine bağlı olarak ilerler. İlk seansta hastanın ağız içi ölçüleri oldukça hassas bir ölçümleme yapılarak alınır. Alınan ölçülere uygun olarak hazırlanan model üzerinde laboratuvarlarda mock-up adı verilen testler yapılır. Elde edilen model konusunda hasta ile fikir birliği oluşunca, yapıştırılacak dişlerin hazırlanması aşaması başlar. Lamina diş kaplaması yapılacak diş sayısına göre uygulamanın süresi farklılıklar göstermekle birlikte, oldukça kısa sürelerde dişlerin yapıştırılması gerçekleşir.

İlk aşamada geçici kaplamalarla uyum sürecini kontrol eden diş hekimleri, sorun yaşanmaması halinde son düzenlemeleri yaparak gerçek porselenlerin yapımı sürecini başlatır. Özel bir yapıştırıcı ile dişlere sabitlenen lamina kaplamalar, aynı gün kullanılmaya başlanabilir. Hastaların diş etlerinde bir sorun bulunmaması halinde, 2 veya 3 seans sonunda lamina diş kaplaması tedavisi sonlandırılarak hasta yeni dişlerini kullanmaya başlayabilir.

Lamina diş tedavisi

Lamina diş tedavisi, ileri derecede diş eti çekilmesi bulunan kişilere tavsiye edilmez. Bunun dışında, çene yapısında belirgin bozukluklar olanlar, gece uykusunda diş sıkma alışkanlığı olanlar ve tırnak, kalem ısırma gibi alışkanlıklara sahip olan bireylerde uygulanmaz. Diğer tedavi usullerine göre daha maliyetli olmasına rağmen, elde edilen sonuçlar tüm beklentileri karşılar niteliktedir.

Lamine Diş Kaplama Tedavisi Hangi Durumlarda Yapılır?

Lamina diş dişlerin inceltilmesi yöntemi ile yapılan bir uygulamadır. Diğer diş tedavilerinde olduğu gibi dişin çekilmesine, ya da dişe farklı bir işlem uygulanmasına gerek kalmadan dişin üzerine lamina diş aparatının takılması ile yapılmaktadır. İnceltme işlemi yapılan dişin üzerine porselen bir malzeme içeren dişin takılması ile uygun sonuçlar elde edilmektedir. Bu yöntem estetik hekimlikte oldukça sık kullanılan uygulamalar arasındadır.

Porselen lamina diş yapımı

Porselen lamina diş yapımına uygun hale getirilen zeminin üzerine uygulanan porselen bir yüzeyi bulunan diş olarak tanımlanabilmektedir. Porselen lamine uygulaması ağız içerisinde istenen bir sonuç yakalayan diş yapma yöntemidir. Özellikle estetik anlamda sorun yaşayanların tercih ettiği bir tedavi şeklidir. Ancak yapısal olarak sorunlu olan dişler içinde porselen lamine uygun bir tedavi şekli olarak kabul edilmektedir. Sorunlu olan tüm dişlerde uygulanabilmektedir.

Dişlerin hafif eğri olması veya açılarından bozuk olması lamina diş tedavisi ile giderilebilecek sorunlardır.

Özellikle ön diş bölgesinde ortaya çıkan estetik kaygı uyandıran çapraşıklıklar ortodonti tedavisi istemeyen hastalar için maliyeti biraz yüksek olsa da lamina diş uygulamaları ile tedavi edilebilmektedir.

Diş sorunları yaşayan her yaştan kadın-erkek bireye uygulanabilen lamina diş kaplamaları, özellikle diş yapılarındaki sorunlar sebebiyle estetik kaygı yaşayan bireylerin tercih ettiği bir yöntemdir. Birçok farklı sebebe dayalı olarak yapılabilen lamina diş kaplamaları,

  • Kırılmış veya aşınmış dişlerin restore edilmesi,
  • Ayrık dişlerdeki aralıkların kapatılması,
  • Beyazlatma yöntemleri yeterli olmayan sararmış ve koyulaşmış dişlerin revize edilmesi,
  • Dişlerdeki şekil bozukluklarının düzeltilmesi,
  • Eskimiş ve sararmış dolguların yenilenmesi,
  • Eğrilmiş ve çapraşıklaşmış dişlerin düzeltilmesi,
  • Diş yapılarındaki kalıtsal bozuklukların onarılması gibi sebepler, lamina diş kaplaması yaptırmayı gerekli kılan sorunlardır.

Lamina Uygulaması Nasıl yapılır?

  1. İlk Randevu:

Karar verdikten sonra ilk randevuya geldiğinizde dişlerinizin yüzeyinde hazırlama işlemi yapılır ve sadece dış kısmından anestezi yardımı ile sıfır bir ile sıfır 3 mm kalınlığında bir tabaka aşındırılır.

Diş Boyutlarının Hazırlanması:

Alınan hassas diş ölçüsü üzerine laboratuvarda CAD CAM sistem kullanılarak estetik lamina diş hazırlanır. Diş teknisyeni bu ince seramik yaprak porselen üzerine küçük ilaveler ve cila işlemini de ekleyerek hastanın ihtiyaç, istek ve beklentilerini karşılayan diş kaplamalar üretir.

  1. İkinci Ziyaret

Diş hekimi yaklaşık 4-5 gün gibi bir süre içerisinde porselen lamina çalışmasını hastaya gösterebilir. Çoğu zaman ilk provada beğenilen yeni nesil estetik diş kaplamaları gerekli olduğu durumda düzeltme için tekrar diş laboratuvarına gönderilebilir.

Bitim aşamasında diş yüzeyi ile yaprak porselen arasına kimyasal olarak tutunmayı sağlayan ilacı sürülür ve kalıcı olarak yapıştırılır.

Lamina diş tedavisi, ileri derecede diş eti çekilmesi bulunan kişilere tavsiye edilmez. Bunun dışında, çene yapısında belirgin bozukluklar olanlar, gece uykusunda diş sıkma alışkanlığı olanlar ve tırnak, kalem ısırma gibi alışkanlıklara sahip olan bireylerde uygulanmaz. Diğer tedavi usullerine göre daha maliyetli olmasına rağmen, elde edilen sonuçlar tüm beklentileri karşılar niteliktedir.

 

Lamine Diş Kaplayı Tavsiye Eder Misiniz?

Lamine Diş (Porselen Kaplama), latince kelime olarak yaprak kaplama uygulaması anlamına gelmektedir ve sağlam diş dokusunda en az inceltme uygulanan kaplama yöntemlerinden biridir. Yaprak kaplama uygulama denilmesindeki anlam diş yüzeylerinde 0.3-0.7 mm yani çok ufak bir törpüleme işlemi yapılarak dişlerin üzerine porselen yaprakların yapıştırılmasıdır.

Lamine tedavilerinde dişte yapılması gereken küçültme miktarı; alttaki dişin rengi, çapraşıklığı, diş dizesindeki pozisyonu ve formuna göre belirlenir. Üretilen kabuklar çok ince de olsalar, dişin ön yüzeylerine yapıştırıldıklarında, diş hacimsel olarak büyür. Küçük ve arkın iç tarafında bu boyut artışı pozitif bir etki oluştururken, iri ve dış taraftaki dişlerde negatif bir görünüme neden olur.

Lamine Kaplama Çeşitleri

Pratikte 3 farklı lamine uygulaması yapılır:

  • Kompozit lamina
  • Yaprak porselen diş
  • Yaprak zirkonyum

 

Yaprak Porselen

Yaprak Porselen (porselen lamina); gülüş tasarımında yaygın olarak kullanılan, en estetik kaplama türüdür. Yaprak diş olarakta adlandırılan bu porselen yapraklar; 0,2-0,6mm kalınlığında ince bir tabaka halinde üretilir ve dişlerin ön yüzeyine yapıştırılarak pek çok kozmetik diş kusuru başarıyla giderilebilir. 3-4 gün gibi kısa bir süre içerisinde hazırlanabilen laminate veneer restorasyonlarda, lityum disilikat seramikler kullanılır.

  • Dayanıklı ve uzun ömürlüdür.
  • Işığı mükemmel derecede geçirerek doğal bir görünüm sunar.
  • Parlak yüzeyleri leke tutmaz ve kolay temizlenebilirler.
  • Zirkonyum porselen diş tedavisinden daha az dokusu kaldırılır.

 

Kompozit Lamine

Kompozit lamina dişin rengini, konumunu veya şeklini düzeltmek için ön yüzeylerine uygulanan kompozit reçine esaslı kaplamalardır. Klinikte tek seansta direk diş üzerine uygulanabilir veya laboratuvarda üretilip sonradan da yapıştırılabilir. Materyalin içeriğindeki seramik tozları iyi bir estetik sunarken, plastik bileşenler direncini artırır.

Bonding olarak da bilinen bu diş estetiği tedavisi; dişler üzerindeki hasarları, çatlakları ve kırıkları tedavi etmek için yaprak diş tedavisine göre daha az maliyetli ama etkili bir tedavidir.

  • Genellikle daha az diş maddesi kaldırılır.
  • Klinik ziyareti daha azdır ve bazen tek seansta hazırlanabilir.
  • Porselene kıyasla daha ekonomiktir
  • Hasar görürse tamir edilmesi ve düzeltilmesi daha basittir.

Lamina kaplama uygulamaları bir kere yapıştıklarında bir daha düşmezler. Uygulanan yapışkanlar günümüz standartlarında oldukça üst düzey malzemelerden yapılmaktadırlar. İyi bir hekim tarafından uygulanacak olan lamina kaplama tedavisinde düşme sorunu yaşanmayacaktır.

Diş lamina kaplamaları iyi bir ağız bakımı ile beraber yıllarca sağlıklı bir şekilde kullanılabilirler. Lamina kaplama uygulamaları lekelenmezler ve aşınmaya karşı oldukça dayanıklıdırlar. leke tutmayan lamina kaplamaların dirençleride oldukça fazladır. Günlük olarak diş bakımınızı yapmanız ömürlerini uzatmak için yeterli olacaktır. Lamina kaplama uygulamaları ile çok sert gıdalarında ısırılmaması oldukça önemlidir. Yanlızca lamina kaplamaları ile değil doğal dişlerinizle de sert gıdalar ısırılmamalı ve kırılmamalıdır.

 

Lamina diş kaplama uygulaması süreci?

– Bir kaç seans içerisinde dişçi koltuğunda yanlızca 20 dakika kadar kalarak bu uygulamayı yaptırabilirsiniz.

– Lamina kaplama uygulamalarının renkleri değişmez, oldukça sağlam ve dayanıklı malzemelerdir.

– Gerçek dişiniz üzerinde hiç bir değişiklik yapılmadan ya da 0,3-0,7 mm çok ufak kasmelerle uygulanabilmektedir.

– Son derece estetik bir görünüme sahiptirler

– Tek dişe ya da tüm dişlere rahatlıkla uygulanabilirler

– Oldukça doğaldırlar. Gerçek dişinizden ayırt edilebilmesi oldukça zordur.

– Kahve, çay ya da sıgara gibi doğal dişinizin rengini değiştiren etkenler lamina kaplamalarınızın rengini değiştiremezler.

– Yüzeyleri son derece kaygandır. Dilinizi üzerinde gezdirdiğinizde doğal ve pürüzsüz bir yapıya sahiptirler

– Diş üzerine yapıştırıldıklarında oldukça sert bir yapıya dönüşürler. Kırılma dirençleri oldukça yüksektir.

– Diş yüzeyine yapıştırıldıktan sonra çıkmaları mümkün değildir. Ancak elmas frezlerle diş yüzeyinden sökülebilirler.

Lamina diş kaplamalarının dezavantajları nelerdir ?

– Lamina diş kaplama uygulamalarının tek dezavntajı pahalı olmalarıdır. Ülkemize yurt dışından ithal edilen bu malzemeler dolar bazında ülkemize gelmektedir. Dolar olarak uygulanan bu malzemelerin fiyatları da oldukça pahalıdır.

– Oldukça hassas bir uygulamadır. İyi bir labaratuar aşaması gerektirir. Kaliteli teknisyenler elinden çıkacak uygulamalar son derece estetik bir görünüme sahip olacaktır. Hekim ve teknisyen bu konuda yeterli seviyede isim yapmış bu konuda uzmanlaşmış kişiler olmalıdır.

 

Lamina Dişlerin Bakımı Nasıl Olmalıdır?

Oldukça kolay bir bakımı olan lamina kaplama uygulamaları tıpkı doğal dişleriniz gibidir. Doğal dişlerinize nasıl günlük bakım uyguluyorsanız lamina kaplama uygulamalarına o şekilde bir bakım yapabilirsiniz.

– Dişlerinizi günlük olarak fırçalayınız. Diş ipi ve ağız gargarası kullanmayı ihmal etmeyiniz.

– Lamina olan ön dişlerinizle ser birşeyler yemeyiniz.

– Tırnaklarınızı yemeyiniz

– Kabuklu yemişlerinizi ön dişlerinizle kırmayınız

– Diş sıkma veya gıcırdatma gibi alışkanlıklarınız varsa gece plağı kullanmalısınız.

– Mutlaka 3 ya da 6 aylık aralıklarla diş hekiminize görünmelisiniz.

DİŞ AŞINMASI NEDİR? BELİRTİLERİ NELERDİR?

Ağız içinde çürükten bağımsız bazı yıkıcı olaylar sebebiyle diş aşınmaları meydana gelir. Dişin en dış tabakası olan mine aşınır ve zamanla altında daha renkli ve sarımsı olan dentin tabakası ortaya çıkar. Bu durum yaşla doğru orantılı olarak gelişebilse de genç yaşta da meydana gelebilir. Yaşla doğru orantılı olacak şekilde yıkım olması fizyolojik aşınma, genç yaşa rağmen fazla yıkım görülmesi patolojik aşınma olarak diş hekimliğinde adlandırılır.

Aynaya baktığınızda yıllar ile birlikte dişlerinizde sararma, boylarında kısalma, uçlarında tırtıklar veya dişeti birleşiminde görülen çöküntüler diş aşınmalarının habercisi olabilir. Zamanla gelişen soğuk uyaranlara karşı (örneğin, soğuk su, dondurma vb.) gelişen hassasiyet yine diş aşınmalarının belirtisi olabilir.

DİŞ AŞINMASINDAKİ ETMENLER NELERDİR?

Atrizyon

Diş sıkmaya bağlı oluşan aşınmalar en büyük sorundur.Diş aşınması, yaşla birlikte dişlerin çiğneme fonksiyonu nedeniyle yavaş ve düzenli olarak meydana gelebilir. Eğer kişide yaşına göre olması gerekenden fazla aşınması varsa başka etkenlerden söz edilir. Bu etkenler, dişlerin olması gerekenden farklı pozisyonda (malpozisyon) bulunması, kapanış bozuklukları, diş sıkma (bruksizm), diş gıcırdatma alışkanlığı olarak sıralanabilir. Bu sebeplerden dolayı görülen aşınmalar ön dişlerin uçlarında tırtıklar, arka dişlerin çiğneme yüzeylerinde düzleşme ve parlak alanlar ile karakterizedir. Bu durum çiğneme fonksiyonun bozulmasına yol açar. Uzun dönemde de çene ekleminde problemler oluşturur. Dişlerin bu aşınmış görüntüsü ve sarı rengi kişiyi sağlıksız ve yaşlı gösterir. Bu duruma diş hekimliğinde atrizyon adı verilir. Etkenleri ortadan kaldırmadan bu aşınmaların önüne geçmek mümkün değildir. Böyle bir durumda mutlaka erken dönemde diş hekimine başvurmak gerekir. Aşınan ya da kırılan diş dokusu maalesef kendisini tamir edememektedir.

Erozyon

Ağız pH’sı diş minesinin kritik pH değeri olan 5.5’in altına düşerse, asit ataklarının süresi ve sıklığına bağlı olarak diş aşınması gerçekleşebilir. Bu şekilde aşınmaya diş hekimliğinde erozyon adı verilir. Bu durumun dış kaynaklı sebepleri kişinin kullandığı ilaçlar ve beslenme şekli (asitli gıdalardan zengin beslenme) olarak sıralanabilir. Dış kaynaklı sebeplerde dişlerin görüntüsü ön dişlerin dışa bakan yüzeylerindeki aşınmalarla karakterizedir. Bu durumda genellikle en ufak bir ekşi besin teması ağrı oluşur. Hatta  soğuk-sıcak hassasiyeti ile dişlerdeki çiğneme zorluğu çok artar. Bu ve benzeri durumlarda da diş hekimi kontrolü şarttır. Bazen tedaviye diyetisyenler veya dahiliye uzmanlarının da müdahil olması gerekebilir.

İç kaynaklı sebepler ise “regürgitasyon” yani mide asidinin sık aralıklarla ağza gelmesi ve dişlere temas etmesidir. Bu durum, başka hastalıkların habercisi olabilir. Özellikle gastroözofajial reflü, anoreksia ve bulimia nervosa gibi hastalıklarda diş aşınmaları görülür. İç kaynaklı sebeplerde dişlerin görüntüsü üst dişlerin damağa bakan yüzlerinde alt dişlerin yanağa bakan yüzeylerinde diş aşınmasıyla karakterizedir.

Ağızda dişlerle temas eden yabancı cisimlerin yarattığı aşırı mekanik yük diş aşınmasına sebep olabilir. Bu aşınma şeklinin görüldüğü kişiler; pipo içenler, dişleriyle kuruyemiş veya çekirdek kıranlar, tırnak yeme alışkanlığı olanlardır. Bu aşınma tipine karakterize olarak literatüre bazı meslek grupları bile geçmiştir; marangozlar, terziler ve müzisyenler (özellikle üflemeli enstrüman çalanlar) de mesleki özellikleri nedeniyle dişlerinde en fazla aşınma görülen kişiler arasında yer alırlar.

Anlaşılacağı üzere diş aşınmaları çok kritik bir konudur. Eğer vakayı başında yani erken yakalarsak biz diş hekimleri aşınmaları tedavi edebiliyoruz. Peki vakayı geç dönemde yakalarsak ne yapıyoruz? Çoğu zaman dişleri kaplamak zorunda kalıyoruz..

DİŞ MACUNLARI VE DİŞ FIRÇASI VE FIRÇALAMA TEKNİĞİ DİŞ AŞINMASINA NEDEN OLUR MU?

Diş fırçalama işlemi sırasında, kişiye ve diş fırçalamak için kullanılan materyallere ilişkin bazı değişkenler diş dokusundaki aşınmayı artırmaktadır.

Doğru fırçalama tekniği ile fırçalama kaynaklı diş aşınmalarının önüne geçilebilir. Üst çenede yukarıdan aşağıya, alt çenede aşağıdan yukarıya olacak şekilde fırçalanması önerilir.

Fırçalama esnasında fazla kuvvet uygulamak temizliğin düzeyini artırmaz. Bastırarak fırçalamak küçükazı dişlerinde aşınmayla karakterize şeklinde kendini gösterir.

Tüm dişler eşit süre olacak şekilde fırçalanmalıdır. Genellikle köpek dişleri ve küçük azı dişleri uzun süre fırçanın değdiği dişler olarak tespit edilmiştir. Bu durum en çok köpek ve küçükazı dişlerinde aşınmaya yol açar.

Yapılan çalışmalarda, diş fırçalama sıklığının ve dişle fırça arasındaki temas süresinin aşınma derecesini etkilediği gösterilmiştir. Günde iki defadan fazla diş fırçalamanın diş aşınmasını artırmada etkili olabileceği düşünülmektedir.

Sağ elini kullanan kişiler fırçalama işlemine doğal olarak ağzın sol tarafından başlarlar. Fırça kaynaklı aşınmalar bu sebeple sol tarafta daha fazla görünmektedir. Çene kemiğine göre dışarda bulunan dişler daha fazla aşınma eğilimindedirler.

Diş fırçasının kıl sıklığı, sertliği ve tipleri piyasada sayısız varyasyon gösterebilirler.

Fırça kılları ve diş macunu arasındaki etkileşim de çok önem taşımaktadır. Sert bir fırça yumuşak olana göre standart bir macunla birlikte kullanıldığında daha aşındırıcıdır.

 

DİŞ MACUNLARI DİŞLERİMİZİ AŞINDIRIR MI?

 

Diş macunlarının çalışma prensibi, bakteri plağı içerisinde bulunan aşındırıcılarıyla ve fırça ile birlikte diş yüzeyinden uzaklaştırmaktır. Diş macununa su değdikten sonra aşındırı özelliğini bir miktar kaybeder. Bu sebepten dolayı, fırçalamaya başta azı dişlerin çiğneme yüzeylerinden başlanması daha sonra diğer yüzeylerde fırça gezdirilmesi önerilir. Her macun aşındırıcı özellikte olsa da diğerlerine oranla daha da aşındırıcı özellikte olan macun çeşitleri piyasada bulunmaktadır. İçerisinde büyük granülleri olan üzerinde leke çıkarıcı etki bulunan diş macunları diş aşınmasının olasılığını artıracak macun çeşitlerindendir. Bu tarz aşınmalar ağızda diş ile dişeti birleşim yerinde dişetine paralel olarak görünürler. Bu durum genellikle üst köpek dişi ve küçük azı dişlerin yanak yüzeylerinde gözlenmektedir.

Ağızda diş eksikliği olunca kasların karşıladığı tüm yük kalan dişlere iletilir. Özellikle dişsiz bölgeye komşu dişlerde aşırı çiğneme kuvveti, eksantrik kuvvetler dediğimiz ısırma çekme, koparma, gıcırdatma hareketlerin ilettiği kuvvetlere bağlı olarak diş ile dişeti birleşim yerinde keskin kenarlı pürüssüz çentik şeklinde defektler olarak görünürler.

 

DİŞ AŞINMASI NASIL TEDAVİ EDİLİR?

 

Diş aşınmaları genellikle rutin muayene sırasında görülür. Bazen de bazı şikayetler kişiyi hekime yönlendirir. Bu şikayetlerin kaynağı ve nedeni iyi tespit edilip tedavi yöntemi ona göre seçilmelidir. Bu şikayetler,

Diş hassasiyeti (soğukta ve bir şey deyince hassasiyet)

Dişin sinir dokusu (pulpa) açığa çıkması (ağrı ve hassasiyet)

Dişte çentikler ve oyuklar oluşması

Diş aşınmasına bağlı olarak dişin canlılığını yitirmesi

Diş aşınmalarının tedavisinde kişinin yakındığı durumların var olup olmaması hekimin tedavi çeşidini yönlendiren durumlardandır. Eğer ağızda görülen diş aşınmaları, kişide bir şikayet oluşturmuyorsa var olan durumun korunması, daha ileri gitmeyecek şekilde bir tedavi yöntemi seçilmesi en doğrusu olacaktır. Korumaya yönelik yaklaşımlar,

Beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi;

Asitli gıdaların tüketiminin azaltılması, mümkünse ara öğünlerle birlikte tüketilmesi önerilebilir. Tükrüğün tamponlama kapasitesini artıracak uygulamalar örneğin, şekersiz ya da tatlandırıcı içeren sakızların tüketilmesi uygun ağzın ph’sını artırdığından dolayı faydalı olacaktır.

Diş fırçalama alışkanlığının değiştirilmesi;

Aşırı kuvvetle ve yanlış teknikle fırçalanmaktan vazgeçilmelidir. Besinlerde varolan ya da mideden gelen asitlere maruz kalan mine dokusu aşınmaya karşı dirençsiz hale gelmektedir. Bu nedenle kişilere asidik yiyecek tüketimi veya regürgitasyon sonrası dişlerini hemen fırçalamamaları tavsiye edilir. Aşındırıcı içerikli diş macunlarından vazgeçilmesi gerekir.

Diş sıkmadan dolayı bu aşınmalar olduysa gece plağı ve botox tedavisi önerilir.

 

Tedaviye yönelik yaklaşımlar,

– Hassasiyeti giderici tedavi yöntemleri;

1.Florür uygulamaları

2.Vernik uygulamaları

3.Hassasiyet giderici ibaresi bulunan diş macunu kullanımı

4.Lazer uygulamaları

5.Restoratif tedavi uygulamaları olarak sıralanabilir.

 

Restoratif tedavi yöntemlerinin amacı restorasyon ile dişin dayanıklılığının arttırılması, dişin boyun bölgesinde olan stresin azaltılması, hassasiyetin engellenmesi, pulpanın korunması ve estetiğin sağlanması amaçlanmaktadır. Diş aşınmasının miktarına göre restoratif tedavi seçenekleri de kendi içinde çeşitlilik gösterir. Kimi zaman estetik ve dişle birebir uyumlu dolgularla tedavi edilebilir. Eğer dişten çok madde kaybı olduysa yaprak porselen hatta kaplama tedavisi de tercih edilebilir.

Unutulmaması gereken şey bu tip lezyonlar genellikle çürüksüzdür. Uzun süre tedavi edilmeden önlem alınmadan eski halinde kaldığında beraberinde çürüklere de açık kapı bırakır. Rutin diş fırçalamasının yanında profesyonel bakım çok önemlidir. Her birey 6 ayda bir diş hekimini ziyaret etmelidir.

Sağlıklı günler!

Protez Diş Nedir? Dişlerimin Protez Diş Olduğu Anlaşılır Mı?

Protez diş veya dişler insanların eksik olan dişlerinin ve dişeti dokularının yerine konulan suni yapılardır. Diş ve çevre dokuları taklit eden bu yapılar genellikle seramik, akrilik veya zirkonyum gibi materyallerden üretilmektedir. Genel olarak bu protez dişler 3 ana başlıkta ayrılabilirler.

Sabit protezler- Yarı sabit protezler- Hareketli protezler

 

Sabit protezler

Eksik olan dişin yerine konulan bir ya da daha fazla dişi ilgilendiren ürünlerdir. Bunlar genellikle yapıştırılarak uygulanır. Yapıştırma dışında implant üstü protezlerde vidalama tekniği de son yıllarda çok fazla uygulanır oldu. Sabit protezlerde önceki yıllarda çok fazla plastik ve akrilik denilen malzemeler kullanılmıştır. Ancak, yaklaşık son 20 yıldır bu malzemelerin zararlarının anlaşılması ve ekonomik olarak alım gücünün artmasıyla seramik veya zirkonyum gibi doku dostu materyaller kullanılmaya başlanmıştır. Sabit protezler ağızda uzun yıllar kaldığı için mevcut komşu dokularla olan ilişkisi çok önemlidir. Bu nedenle kullanılan malzemeler ve protezlerin anatomik yapıya uygun yapılması uzun dönem sonuçları açısından kıymetlidir.

Sabit protezlerde alt yapı olarak metal alaşımları ve zirkonyum kullanılmaktadır. Eksik bir diş veya dişlerin tedavisinde gerçek dişi taklit eden seramik dış yüzeyli protezler yapılır. Bu protezler kesik dişlerin üzerine veya implantların üzerine yapıştırılır.

Örneğin;

Porselen kuron

Zirkonyum kuron

İnley/ onley

Lamina seramik

Köprü porselen kaplamalar

Hibrit seramikler

İmplantüstü seramik kaplamalar

 

Yarı sabit protezler

Genellikle son dönemde implantların üzerine yapılan işlemlerdir. Önceki yıllarda az sayıda kalmış  dişlerin üzerine yapılan bir uygulamaydı. Şimdiki durumda daha çok implant sayısının bazı nedenlerle yetersiz yapıldığı durumlarda örneğin 2 ya da 4 adet yapıldığı durumlarda 14 dişin konulması için bu işleme ihtiyaç vardır. Hasta istediğinde dişlerini çıkarabilir ama dişler kendi kendine yerinden çıkmaz. Genelde çıt-çıtlı protez diye bilinir. Haraketli protezden farkı dişlerin oynamamasıdır.

Örneğin;

Teleskop protezler

Locaterlı protez

Ball ataşmanlı protez

Hassas tutuculu protezler

 

 

Hareketli protezler

Ağzında hiç dişi kalmayan  ya da kalan dişlerden de çok destek alamayacağımız durumlarda uygulanan bir protez türüdür. Protezi yerinde tutacak bir şey pek yoktur. Protezler ya vakumla ya da kalan birkaç dişe kancalar gibi kroşe denilen metal parçacıklar ile tutunurlar. Yerken, içerken dişler haraket edebilir. Hatta konuşurken bile ağızdan fırlayabilir. Halk arasında damak diye bilenen uygulamadır. Genelde bu uygulamayı yaptıran tüm hastaların şikayeti vardır. Çok az kişi şikayet etmez. Onlar da dişsizliğin kader olduğuna inanan insanlardır. Eğer bu durumda iseniz mutlaka bir çözüm üretilebilir. Çözüm  olarak ya sabit bir uygulama ya da yarı sabit bir uygulama yapılabilir. Yeni tedavilerle konfora kavuşmak çok zor değildir.

 

 

PROTETİK DİŞ TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Dişlerin , dişetinin, çene kemiğinin, ağız  ve dudak çevre dokularının kaybı veya hasarlarında ilgili bölgenin tedavisi için kullanılan bir yöntemdir. Protetik diş tedavisi ana hatlarıyla dişlerin tedavi şekli olsa da diğer dokular açısından da bu branşın ilgi alanına girer. Kanser sebebiyle üst çenesini kaybetmiş bir kişinin dişlerini yapmak için önce üst çeneyi yapmak gerekir. Üst çene protez ile yapılıp daha sonra dişler bu protez üzerine yerleştirilir. Bu nedenle birbirlerinden bağımsız  olmayan bir bölgedeki tüm tedavileri kapsar.

Çene problemleri ile, Çene Yüz Protez Uzmanları daha çok ilgilenirler. Prostodontistler olarak bilinen protez uzmanları diş hekimliğinde çok önemli bir alanda çalışırlar.

Prostetik diş tedavilerinin içindeki porselen kaplama yöntemleri içerisindeki

Hareketli protezler

İnley ve onley uygulamaları

Yaprak porselenler yani lamina seramikler

Bonding uygulamaları

Obtüratörler

gibi yöntemlerin tamamı bu alana girer. Bu alanda en çok kullanılan yöntem porselen kaplamalardır. Porselen kaplamalar yani seramik materyaller de kendi aralarında çeşitlere ayrılmaktadır.

 

Full seramik kuronlar; hiçbir katkı malzemesi kullanılmadan sadece seramikten elde edilen kaplamalardır.

Veneer kuronlar(standart); alt yapıları metal içerikli porselen kaplamalardır.

Zirkonyum seramik kaplamalar; alt yapıları zirkonyum üst yapıları seramik olan kuronlardır.

Full zirkonyum kaplamalar; seramik içermezler tamamen zirkonyumdan üretilirler.

Lamina yaprak porselenler; dişin ön yüzeyine yapışan full seramik materyalli ince bir yapıdır. Porselen yaprakçıklar dişi tamamen sarmaz.

 

Hareketli protezler de kendi içinde iki ana başlıkta ayrılırlar

Yarı hareketliler ve tam hareketli total protezler.

Total protezleri kullanmak gerçekten çok zordur. Hekim tarafından yapmak da aslında bir o kadar zordur. Çünkü protezi ağızda tutacak bir materyal yoktur. Protezler ağızda vakum ile durabilmektedir. Cama bir şey asmak için kullanılan plastik vakumlara benzer bir mantığı vardır. Tükürük sayesinde ıslanır ve vakum oluşur. Total protezlerin genel prensibi budur.

Yarı Hareketli protezler diğer total protezlere göre daha başarılıdır, çünkü diş ya da diğer başka komponentlere protezi bağlamak mümkün olabilmektedir. Hasta istediğinde protezi çıkarabilir. Ancak protez kendi kendine çıkmaz.

 

Bu iki protez de akşam yatmadan önce  mutlaka çıkarılmalıdır.

 

Obtüratörler ise prostodontistlerin protetik tedavide en çok zorlandıkları alandır. Genellikle kanser veya bir kaza sonucu çene ve yüzde oluşan doku kayıplarını çeşitli materyallerle onarmaları işlemidir. Bu alandaki zorluk kanserli dokuların cerrahi sınırlarının çok zor anatomik bölgelere kadar uzanmasıdır. Bu bölgelere protetik tedavi uygulamak gerçekten de çok zordur ama ciddi oranda başarılı tedaviler uygulanmaktadır.