AĞRIYAN DİŞ ÇEKİLİR Mİ? DİŞ AĞRISININ SEBEPLERİ NELERDİR?

Ağrıyan Diş Çekilir mi? Yaşam kalitemizi düşüren, çoğu zaman katlanılmaz bir hale getirerek uykusuz geceler geçirmemize neden olan diş ağrısının sebepleri nelerdir? Diş ağrısı tedavisi ve çözüm yolları hangileridir? Bu yazımızda ağrıyan diş problemi hakkında önemli detayları sizlerle paylaşmaya çalışıyoruz.

Diş Neden Ağrır?

Ağrıyan diş çekilir mi, sorusunun yanıtına geçmeden önce diş ağrısının nedenleri üzerine bilgi sahibi olmamız yararlı olacaktır. Bilindiği gibi ağrıyan dişler genellikle çürüme sorunu yaşayan dişlerdir. Çürüğün oluşmasındaki başlıca neden ise dişte meydana gelen enfeksiyon sorunudur. İltihap problemi olan dişler zaman içinde ağrılara ve hassasiyete neden olur. Bu ağrılar ise en çok geceleri yaşanır.

İlerleyen iltihap diş içinde bulunan, sinirlerin olduğu bölgeyi etkileyecektir. Sinir üzerindeki baskı kişinin acıyı sürekli olarak hissetmesine neden olur. Bazı ağrılar ise kişiyi fazla rahatsız etmez ve genellikle bazı yöntemlerle kolayca giderilebilir. Bu tür ağrılar genellikle diş etinde meydana gelen sorunlarla bağlantılıdır. Kişinin normal yaşamına devam etmesini engelleyen ağrı ve zonklamalar söz konusuysa, mutlaka hekime başvurarak tedavi görmesi yararlı olacaktır.

Diş ağrısının sebeplerini daha iyi anlamak için dişin yapısını anlamamız gerekir. Diş içinde “Pulpa” adı verilen bir bölüm bulunmaktadır. Yumuşak dokuya sahip Pulpa içinde dişi besleyen damarlar ve sinirler yer alır. Bu bölgedeki sinirlerin zarar gördüğü durumlarda ağrı hissi ortaya çıkar. Diş sinirleri bakteriler nedeniyle veya farklı fiziksel nedenlerle zarar görebilir. Diş sinirlerine zarar vererek ağrıya neden olan en yaygın sebep ise iltihaptır.

Yoğun ağrılar, diş sinirlerinin etkilenmesinden dolayı oluşsa da, burada dikkat edilmesi gerekilen enfeksiyon olup olmadığıdır. Ağrı dayanılmaz boyutlarda yaşanabilir. Ancak insan sağlığına zarar verebilecek olan ağrı değil o bölgedeki iltihaptır. Tedavi görmeyen iltihap zaman içinde yayılabilir ve kişide farklı rahatsızlıkların ortaya çıkmasına neden olabilir. Bundan dolayı çürük veya apseli dişlerin acilen tedavi edilmesi gerekir.

Diş Ağrısının Sebepleri

Yukarıda diş ağrısının ortaya çıkış aşamasını kısaca aktardık. Diş ağrılarının hangi durumlarda oluşabileceğini maddeler halinde sıralamaya çalışalım:

– Dişlerde meydana gelen kırık veya çatlak durumlarında

– Çürümüş dişlerde

– Düşen, yıpranan veya çıkan dolgularda

– Enfeksiyona bağlı apse rahatsızlıklarında

– Diş etinde meydana gelmiş tahriş ve enfeksiyonlarda

– Gömülü diş sorunlarında veya çıkmayan yirmi yaş dişlerinde

– Diş gıcırdatma veya aşırı sıkma gibi kişisel alışkanlık durumlarında

– Sinüzit rahatsızlığında

Diş Ağrısı Nasıl Geçer?

Diş ağrısı dayanılmaz boyutlarda olduğunda kişinin yaşamını olumsuz yönde etkileyecektir. Özellikle geceleri, çürük ve iltihaba bağlı dişlerde daha şiddetli hale gelir. Kan basıncı ve hormon salgılamaları gece artacağı için bu ağrı ve zonklamalar çok daha fazla görülür. Diş ağırsını durdurmak için en fazla tercih edilen yöntem ağrı kesici almaktır. Ancak bu geçici bir çözümdür. Ağrıyan dişin tedavisi için geç olmadan hekime başvurulması önemlidir.

Geçici çözümler yerine diş hekiminizle görüşmeniz ve sorunlu dişleri tedavi ettirmeniz atılacak en doğru adımdır.

Ağrıyan Diş Çekilir mi?

İltihaplanmış veya apse oluşumu gözlenen dişlerde çekim işlemi söz konusu olduğunda, enfeksiyonların vücuda kan yoluyla geçme olasılığı vardır. Fakat bu her zaman geçerli olmayabilir. Dişin çekilip çekilmeyeceği hekiminizin kararına bağlıdır. Ağrıyan diş tedavisi yöntemleri uygulanarak kanal tedavisi veya dolgu gibi çözümler bulunabilir. Sorunlu dişin mutlaka çekilmesi gerekirse hekiminiz size belirli bir süre antibiyotik kullanımı önerebilir. Antibiyotik kullanan hastaların dişi birkaç gün veya bir hafta sonra çekilebilir.

12-13 YAŞINDA DİŞ ÇIKAR MI, DİŞ ÇIKARMA DÖNEMLERİ

12 13 Yaşında Diş Çıkar mı? Çocuklarda diş çıkarma dönemleri nelerdir? Ebeveynler olarak bu dönemlerde nelere dikkat etmeliyiz? Bu yazımızda bebek ve çocuklarda diş çıkarma dönemlerini ve bilinmesi gereken önemli noktaları ele alıyoruz.

12 13 Yaşında Diş Çıkar mı?

12 – 13 yaşlarında diş çıkar mı, sorusuna yanıt vermek için kalıcı dişlerin çıkma zamanı konusunu daha iyi anlamakta yarar var. Kalıcı dişler, bebeklik döneminde çıkan geçici dişlerden sonra oluşan dişlerdir. Çocukluk ve ergenlik döneminde çıkan dişler ömür boyu kullanılacak dişler anlamına gelmektedir.

4 – 6 yaşlarında çıkan dişler ilk kalıcı dişlerdir. Bu dönemde ilk büyük azı dişi kalıcı olarak ağızdaki yerini almaya başlayacaktır. Kalıcı dişlerin tamamlanması gençlerde ortalama 20 yaş döneminde sona ermektedir. Birinci büyük azı dişi oluşurken geçici olan süt dişleri henüz tamamen dökülmemiştir.

Burada dikkat edilmesi gereken en önemli konu birinci büyük azının süt dişi olmadığıdır. Genellikle kaybedileceği düşünüleceğinden dolayı bu dişlerdeki çürükler önemsenmez. Bu da ileriki dönemde diş sorunlarına neden olabilir. Bu nedenle diş ve ağız bakımına küçük yaşlardan itibaren önem verilmesi ve özellikle kalıcı dişlerin temizliğinin doğru yapılması son derece önemlidir.

Birinci büyük azı dişi aynı zamanda çocuklar için son derece önemlidir. Bu dişin yiyecekleri ısırma ve çiğnemede büyük rolü vardır. Bu nedenle bakımına özen gösterilmesi gerekir. İleride oluşabilecek diş sorunlarına karşı da ilk kalıcı dişler sağlık açısından büyük önem arz etmektedir. Ailelerin bu dişleri süt dişi sanmamaları ve yerine yeni diş geleceğini düşünmemeleri gerekir.

Diğer kalıcı diş oluşum dönemiyse 7 – 8 yaşları arasındadır. Bu dönemde önce alt süt dişleri dökülür. Ön kesiciler bu dönemde oluşur. 9 – 10 yaşlarında ön kesici dişler (dört alt ve dört üst) oluşur. Yine bu dönemlerde kalıcı birinci küçük azı dişler dökülen dişlerin yerine geçer. İkinci küçük azılar ise 10 – 12 yaş arasında tamamlanır. Bu dönemde kalıcı köpek dişleri oluşur.

Yirmi yaş dişleri çıkma zamanı ise 16 – 25 yaş aralığında meydana gelmektedir. Bu dişlere akıl dişleri adı da verilir. Aslında bu dişler, birinci ve ikinciden sonra oluşan üçüncü büyük azı dişleridir. Bazı kişilerde bu dişler tam olarak çıkmayabilir ve damağa gömülü olabilir. Doğru gelişmeyen yirmi yaş dişleri diğer dişlerde de çarpıklık gibi birçok soruna neden olabilir.

Yukarıdaki diş oluşum dönemlerine baktığımızda 12 – 13 yaş arasında kalıcı dişlerin artık eski dişlerin yerine geçtiğini görmekteyiz. Bu dönemde birinci küçük azı, 14 yaşına kadar ikinci küçük azı ve 8 – 17 yaş arasında ise birinci ve ikinci büyük azı oluşmaktadır. 17 – 25 yaş ise genellikle yirmi yaş dişlerinin oluştuğu dönemdir. Kalıcı dişlerin sayısı ise 32’dir. Üst ve alt çenelerde 16’şar adet diş oluşur.

Diş Çıkarma Dönemleri

12 13 yaş arası diş çıkar mı, sorusuna yukarıda yanıt vermeye çalıştık. Şimdi de diş çıkarma dönemleri hakkında bilinmesi gerekenlere kısaca değinmeye çalışalım.

Bebeklerde Diş Çıkarma Dönemleri Nedir?

Bebeklerde beşinci ay ile dokuzuncu ay arasına oluşan dişler geçici olarak ağızdaki yerini alır. Bu dişlere “süt dişi” adı verilmektedir. Süt dişleri her bebekte aynı zamanlarda çıkmaz. Ancak bu farklılıkların sağlık açısından bir zararı yoktur. Önemli olan hekiminizin önerilerine göre doğru diş bakım yöntemlerini uygulamaktır. Birinci yaş ve sonrasında hiç diş çıkmamışsa bu konuda da hekiminize başvurmanız yararlı olacaktır.

Bebeklerde diş çıkarma süresi 11 – 12 yaş döneminde sona erer ve kalıcı dişler eski dişlerin yerini almaya başlar. Ön ve yan kesici dişler altı ila on ikinci aylar arasında çıkar. 1 – 1,5 yaş arasında birinci azı dişleri, 1,5 – 2 yaş arasında köpek dişleri, 2 – 2,5 yaş arasında ikinci azı dişleri oluşur.

YAPRAK DİŞ KAPLAMA, ESTETİK GÜLÜŞ TASARIMINDA LAMİNANIN GÜCÜ

Yaprak Diş Kaplama nedir? Estetik gülüş tasarımında laminanın gücü neden önemlidir? Hayalinizdeki gülüşe kavuşmanızı sağlayan, ağız ve yüz yapınıza uyumlu tasarlanan diş kaplama yöntemlerini bu yazımızda inceliyoruz.

Estetik Gülüş Tasarımı Nedir?

Estetik gülüş tasarımı diş hekimliğinde son zamanlarda adını sıkça duyduğumuz kavramlardan biridir. Ağız içi problemlerine çözüm üretmenin yanında, diş hekimliği alanında uygulanan, güzel bir görünüme sahip ağız/diş yapısı oluşturmaya yönelik çalışmalara estetik gülüş tasarımı adı verilmektedir. Yaprak diş kaplama tedavisi, estetik gülüş tasarımının en önemli uygulamalarından biridir.

Yaprak Diş Kaplama Nedir?

Yaprak diş kaplama, porselen diş kaplama malzemelerinin diş üzerine monte edilmesi işlemidir. Kullanılan malzeme yaprak şeklinde olduğu için “yaprak kaplama” adını almıştır. Bu işlemden sonra kişi sağlıklı bir diş yapısına kavuşurken, aynı zamanda estetik açıdan dikkat çekici bir gülüşe sahip olmaktadır.

Lamina Diş Kaplama Nedir?

Yaprak diş kaplama aynı zamanda “lamina diş kaplama” ya da “lamina porselen” adıyla bilinmektedir. Yaprak biçimindeki laminalar, uygulanan tedavi sonrası eski dişlerin üzerini kaplayacak hale getirilir. Estetik gülüş tedavisi gören hastaların diş yapıları önceden ölçümlenir ve yapraklar bu ölçülere göre hazırlanarak dişlerin üzerine sabitlenir.

Porselen yaprak kaplama sağlıklı ve beyaz diş görünümüne yakın bir malzeme olduğu için tercih edilmektedir. Natürel bir görünümle birlikte, porselen diş kaplaması oldukça dayanıklı olmasıyla tanınmaktadır. Dişlerinde çatlaklar olanlar, diş dizilimi boşluğu sorununa sahip olanlar, dişlerde renk kaybı yaşayanlar ve diş boyutları birbirinden farklı olan hastalar gönül rahatlığı ile lamina diş kaplaması yaptırabilirler.

Yaprak Diş Kaplama Nasıl Yapılır?

Yaprak diş kaplama tedavisi hekiminizin muayene ve ölçüm çalışmasından sonra belirli seanslar zarfında uygulanabilen bir işlemdir. Tedavi başlangıcında öncelikle diş yüzeyleri temizlenir ve belirli bir miktar tabaka diş yüzeyinden uzaklaştırılır. Bazı tedavi yöntemlerindeyse temizlemeye gerek olmadan doğrudan uygulamaya geçme söz konusu olabilir. Diş yüzeyinin kaplamaya hazırlanma süreci genellikle ağrısız ve sızısızdır.

Hastanın diş yapısı kalıp alma veya özel cihazlarla görüntüleme sonrasında dijital ortama aktarılır. Alınan ölçüler diş laboratuvarına yollanır. Burada hastaya uygun lamina yaprak kaplama malzemesi üretilir ve tedavinin ikinci aşamasına geçilir. Üretim sürecini bekleyen hastaların günlük yaşamında sorun yaşamaması için genellikle geçici diş kaplama yöntemleri uygulanır.

Yaprak kaplama malzemesi hazır olduktan sonra özel maddelerle birlikte hastanın dişleri üzerine yapıştırılır. Öncelikle kaplamanın uyumuna bakılır. Eğer düzeltilmesi gerekilen yerler varsa hekim tarafından düzeltme işlemi yapılır ve diş kaplama son haline getirilir.

Lamina diş tedavisi genellikle ağrısız olduğu için anestezi uygulanmaz. Ancak diş sorunları fazla olan kişilerde gerek duyulursa anestezi verilebilir. İşlem sonrası hafif ağrıları gidermek adına ağrı kesici ilaçlar hekim tarafından önerilebilir.

Neden Porselen Diş Lamina Tedavisi?

Diş rengine doğallık kazandırdığı için lamina, en yaygın kullanılan kaplama malzemesidir. Doğal ve dikkat çekici bir gülüşe sahip olmak isteyenler için hazırlanan yaprak diş kaplamalar, kolay bir kesim işlemi sonrasında diş yüzeyine yapıştırılabilmektedir. Lamina yaprak diş kaplama dayanıklı olduğu kadar kolay lekelenmeyen bir maddedir.

Yaprak Diş Kaplama Sonrası Dikkat Etmeniz Gerekenler

Yaprak lamine uygulaması ortalama 2 – 5 seans sürmektedir. Tedavi sonrasında hastaların dikkat etmesi gereken bazı önemli noktalar vardır. Öncelikle ağız bakımı kaplama sonrası oldukça önemlidir. Günde iki kere diş fırçalamak, gargara ve gerekirse diş ipi kullanmak yararlı olacaktır.

Yaprak diş kaplama ve estetik gülüş tasarımı gibi işlemlerden sonra hekimin belirlediği dönemlerde kontrole gidilmesi gerekir. Lamina diş kaplaması yaptıranlar için tırnak yeme veya diş gıcırdatma gibi bazı zararlı alışkanlıklardan uzak durmak önemlidir. Böyle sorunlarınız varsa hekiminize söyleyebilir ve önleyici aparatlar kullanabilirsiniz.  Özen gösterildiğinde lamine diş kaplama zarar görmeden kullanılmaya devam edilebilir. Sorun yaşamadıkça yaprak diş kaplamaların yenilenmesine gerek yoktur.

Yaprak diş kaplama hakkında dikkat edilmesi gerekilen önemli noktaları açıklamaya çalıştık. Dişlerinizdeki fiziksel sorunlara çözüm bulmak veya daha iyi bir gülüşe sahip olmak için lamine diş ve estetik gülüş tasarımı yöntemlerinden yararlanabilirsiniz.

DİŞ APSESİ BELİRTİLERİ NELERDİR, DİŞ APSESİ TEDAVİ SÜREÇLERİNİ ÇOK ETKİLER Mİ?

Diş Apsesi Belirtileri Nelerdir? Pek çok insanın yaşam kalitesini düşüren, uykusuz ve ağrılı geceler geçirmesine neden olan diş apsesinin nedenleri ve tedavi yolları hangileridir? Diş tedavisi sürecinde apse sorunu nasıl bir engel teşkil eder? Bu yazımızda diş iltihabı ve apse rahatsızlıklarıyla ilgili bilinmesi gerekenleri sizler için inceliyoruz.

Diş Apsesi Nedir?

Genel itibariyle apseler, bakterilerle savaşan vücudun gösterdiği reaksiyonlar nedeniyle oluşur. Yalnızca dişte değil, bakterilerin neden olduğu çeşitli rahatsızlıklarda apseler ortaya çıkabilir. Apseler şişme, ağrı veya kızarma gibi etkilere sebebiyet verebilir. Özellikle dişte meydana gelen apseler bireylerin yaşam kalitesini düşürebilir.

Diş apsesi olarak bildiğimiz apse türü aslında dişin kökünde veya dişlerin ara kısımlarında ortaya çıkar. Apsenin nedeni genellikle ağız içinde biriken yiyecek artıklarıdır. Bakteriler yeterli ağız temizliği yapılmadığı böyle ortamlarda kolayca çoğalır ve çürük veya apse oluşumuna yol açarlar.

Zaman içinde kişinin uykusuz ve ağrılı geceler geçirmesine neden olan apseler, yapısına ve dişlerin durumuna göre farklı tedavi yöntemlerle tedavi edilirler. Kurtarılamayacak durumdaki dişler çekilebilir, kanal tedavisi tercih edilebilir veya sorunlu bölgeye cerrahi müdahale yapılabilir.

Çok şiddetli olmayan apseler bazı kişilerde kendiliğinden ortadan kalkabilir. Diş bakımına özen göstermek çoğu durumda apse oluşumunu ortadan kaldırabilir. Ancak bazı apseler, düzenli diş fırçalama gibi bakım yolları uygulanmadığında kendini tekrarlayabilir.

Evde Apse Tedavisi

Diş apse tedavisi yalnızca diş hekimleri tarafından yapılmalıdır. Evde apse tedavisi için önerilen yöntemler çoğunlukla ağrıyı gidermeye yöneliktir. Bunların başında eskilerden beri uygulanan karanfil yağı kullanmaktır. Ağrılı bölgeye çok az miktarda konan yağ, ağrıyı dindirmeye ve bakterilerin azalmasına destek sağlayabilir. Ancak karanfil yağının bazı yan etkilerine ve aşırı kullanımının kötü sonuçlar doğurabileceğine dikkat etmek gerekir.

Ağız içindeki bakterilerle savaşmanın bir diğer yoluysa, çok soğuk ya da sıcak olmayan suyun içine bir miktar tuz koymak ve o suyla gargara yapmaktır. Tuzlu su bir tedavi yolu olmasa da, bakterileri mümkün olduğunca azaltarak ağrıyı hafifletmek için anlık uygulanabilecek yöntemlerden biridir. Kolonya veya farklı alkol içeren sıvılar kullanmak ise pek tavsiye edilmemektedir.

Diş Apsesi Belirtileri Nelerdir?

Diş apsesi belirtileri herkeste aynı şekilde ortaya çıkmayabilir. Fakat apselerin yaygın görülen belirtileri vardır. Apse bir enfeksiyon sonucu oluştuğu için birçok kişide ateşlenme gözlenebilir. Ağrı veya zonklama gibi durumlar, apse sorunu yaşayanlarda görülen en yaygın belirti şekilleridir. Apselere genellikle şişkinlikler eşlik eder. Yanak, yanak içi, damak ve yüz bölgelerinde şişkinler meydana gelebilir.

Apse sorunu hastanın yaşamını yiyecek ve içecek aldığı zamanlarda olumsuz yönde etkileyebilir. Aşırı sıcağa ve soğuğa karşı dayanıksızlık ya da çiğneme sırasında yaşanan acılar bu duruma birer örnektir. Bazı şiddetli apseler ise daha farklı sorunlara yol açabilir. Bunların başında yüz ve yüze yakın bölgelerde meydana gelebilen lenf bezi şişme durumlarıdır.

Diş Apsesi Sebepleri Nelerdir?

Beslenme alışkanlıkları apsenin oluşma sebepleri arasında önemli bir yere sahiptir. Çok şekerli ve asitli yiyecek veya içecekler tüketmek, bakterilerin artmasına ve çürük, apse gibi sorunların çoğalmasına neden olur. Tütün mamulleri ve alkol kullanımı da, bazı kişilerde apse oluşmasına önayak olmaktadır. Şeker hastalığı gibi bazı rahatsızlıklar da apse oluşumunu tetikleyebilir. Böyle durumlarda mutlaka hekim kontrolünde tedavi uygulanması yararlı olacaktır.

Apsenin nedenleri arasında belki de en önemlisi diş ve ağız bakımının tam olarak yapılamamasıdır. Düzenli diş fırçalamayan kişilerde yiyecek artıkları kolayca birikir ve bu da bakterilerin artmasına neden olur. Sabah ve akşam olmak üzere günde iki kez diş fırçalamak, apse ya da çürüklerle mücadelede oldukça basit ve etkili bir yöntemdir. Diş ipi ve gargara gibi yardımcı uygulamalar da diş sağlığı bakımından son derece önemlidir.

Diş Apsesi Tedavi Süreçlerini Çok Etkiler mi?

Diş apsesi kişinin genel sağlığına zarar verici boyutlara ulaşabilir. Özellikle lenf dokularına yayılan enfeksiyonlar beraberinde farklı rahatsızlıkları ortaya çıkarabilir. Tekrarlayan veya dayanılmaz boyutlara ulaşan apse sorunları için mutlaka hekim incelemesi gereklidir. Diş apsesi tedavi süreci kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Muayene ve ölçüm sonrası apseye nasıl müdahale edileceği hekimleriniz tarafından belirlenir.

BEBEKLERDE AĞIZ KOKUSU PROBLEMİ TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ?

Bebeklerde Ağız Kokusu Problemi nedir ve sebepleri nelerdir? Bebeklerde ağız kokusu problemi tedavisi var mı? Bu yazımızda, ebeveynlerin sıkça karşılaştığı durumlardan biri olan bebeklerdeki ağız kokusu sorununu ve olası nedenlerini inceleyecek, tedavi yolları konusunda siz değerli takipçilerimizi bilgilendirmeye çalışacağız.

Bebeklerde Ağız Kokusunun Sebebi Nedir?

Bebeklerde ağız kokusu problemi tek bir nedene bağlanamayacak kadar geniş kapsamlı bir konudur. Bebeklerde meydana gelebilen bu sorun elbette anne babaların endişe etmelerine neden olmaktadır.  Peki, bebeklerdeki ağız kokusunun nedenleri hangileri olabilir? Problemin ortaya çıkmasına sebep olan bazı yaygın durumları aşağıda sıralamaya çalışacağız.

Eksikliklerden Kaynaklı Bebek Ağız Kokusu Problemi

Bebeklerin bazı mineral veya vitaminleri yeterli olarak almaması ağız kokusuna neden olabilir. Yaygın olarak B12 vitamini eksikliğinin rahatsız edici kokuya neden olabildiği bilinmektedir. Bunun yanında, bebeklerde sık görülen demir eksikliği durumu da, bu problemin oluşmasına sebebiyet verir.

Bu gibi durumlarda öncelikle hekiminizle görüşmeniz ve önerilere göre bir beslenme programı oluşturmanız yararlı olacaktır. Vitamin ve mineral eksikliği dışında, bebeklerin aç olduğu veya yeterli su almadığı durumlarda ağız kokusu oluşabilir. Özellikle gece oluşan kokuların nedeniyse ağız salgısının azalması olabilmektedir.

Ağız Sağlığı Sorunlarına Bağlı Bebeklerde Ağız Kokusu Problemi

Ağız sağlığına bağlı koku oluşma sorunu genellikle bebeklerin diş çıkarma evrelerine denk gelmektedir. Diş çıkarma dönemlerinde ağız kokusu oluşması beklenebilir. Ağız içi sorunlara bağlı bir diğer etken ise diş veya biberon çürükleridir.

Dişlerde veya ağız içinde meydana gelen iltihaplar kokuya neden olabilir. Bebeğinizi dikkatli gözlemlemeniz böyle sorunlarda son derece önemlidir. Çürük, damak problemi ya da iltihap gibi ağız içi sağlığını ilgilendiren durumlarda hekiminize başvurmanız yararlı olacaktır.

Sindirim Sistemine Bağlı Bebeklerde Ağız Kokusu Nedenleri

Mide ve bağırsak kaynaklı birçok etken, zaman içinde ağız kokusunu belirgin şekilde hissedilmesine neden olabilir. Bağırsakların fonksiyonunu tam olarak yerine getirememesi, besinlerin yeterince emilememesi bu problemin yaygın sebepleri arasındadır.

Bunun yanında, ülser gibi mide rahatsızlıkları ve kusma sorunları da koku oluşumunu tetiklemektedir. Mide ve bağırsak bakterileri ile bağırsakta kurt oluşumu gibi çeşitli faktörler bebeklerde bu tür koku problemlerinin oluşmasına sebebiyet vermektedir.

Enfeksiyon Kaynaklı Bebeklerde Ağız Kokma Sorunları

Burun ya da geniz etinin dışında, sinüs ve akciğer iltihapları da ağız kokusuna neden olabilmektedir. Çocuklarda sık karşılaşılan bademcik enfeksiyonlarında da koku ortaya çıkabilir. Boğazdaki bakteri oluşumu ve burun akıntısı nedeniyle pek çok bebekte ağız kokusu görülmektedir. Burada dikkat edilmesi gerekilen en önemli husus çocuğunuzun ateşidir. Vücutta meydana gelebilen iltihap sorunlarında genellikle ateşin çıktığı bilinmektedir.

Enfeksiyon dışında bazı rahatsızlıklar da, çocuklarda ağız kokusu problemi gibi etkilerin ortaya çıkmasına neden olur. Diyabet hastalığı bunlardan biridir. Şeker hastalıklarında ağızdan hissedilir ölçüde keskin kokular gelebilir. Kimi böbrek sorunlarında ve bazı kan hastalıklarında farklı derecelerde koku oluşması gözlenebilir.

Bebeklerde Ağız Kokusu Rahatsızlığının Diğer Nedenleri

Çocuklarda ağız kokusu çeşitli rahatsızlıklara veya enfeksiyon gibi nedenlere dayanmıyorsa, sorun ağız bakımıyla ilgili olabilir. Doğru şekilde temizlenmeyen diş ve damak bölgelerindeki yiyecekler zaman içinde çürümelere ve kokuya neden olabilir.

Ayrıca çocuklara verilen biberon ve emziklerin de temiz tutulması önemlidir. Temizlik işleminin doğal yollarla yapılması, gerekirse biberon ve emzik temizliği için hekimlerden bilgi alınması yararlı olacaktır.

Bebeklerde Ağız Kokusu Problemi Tedavi Edilebilir mi?

Bebeklerdeki ağız kokusu sorunu, yukarıda bahsettiğimiz genel temizlik ve hijyen kurallarına uyulduğunda azalacaktır. Fakat bu sorun 40 – 60 günden sonra hala devam ediyorsa doktorunuza başvurmanız ve sorunun kaynağını öğrenmeniz gerekecektir. Bu süreden önce ebeveyn olarak temizliğe özen göstermeniz ve buna göre davranmanız yararlı olabilir.

Diş ve dilleri bebekler için üretilmiş fırçalarla temizlemek, çocuğa mümkün olduğunca doğal gıdalar vermek, biberon ve emzikleri sterilize etmek, günlük su ihtiyacını aldığından emin olmak, anne baba olarak dikkat etmeniz gereken önemli noktalardır. Sorun devam ediyorsa mutlaka hekiminizle görüşmeniz ve gerekli tahlilleri yaptırmanız gerekir.

Bebeklerde ağız kokusu problemi ile ilgili olarak bu sorunu yaşayan ebeveynleri bilgilendirmeye çalıştık. Sağlıklı ve mutlu günler diliyoruz.

AMALGAM DOLGU SÖKÜMÜ YAPTIRMAK: ESKİ TİP DOLGULARINIZI ÇIKARTTIRABİLİRSİNİZ

Amalgam Dolgu Sökümü Yaptırmak gerekli mi? Amalgam dolgular neden çıkarılır? Amalgam dolgunun zararları var mı? Eski tip dolgularından kurtulmak isteyenlerin merak ettiği konulardan olan amalgam dolgu değişimi ya da çıkarma işlemi ile ilgili bilinmesi gerekenleri masaya yatırıyoruz.

Amalgam Dolgu Sökümü Neden Yapılır?

Amalgam dolgu sökümü yaptırmak çeşitli nedenlerden ötürü pek çok kişi için zorunlu bir tedavi ihtiyacı olarak bilinmektedir. Bu nedenlerin başında elbette dişlerin çürümesi, eski dolguların çatlaması ve kırılması gelmektedir. Eski dolgunun sökülmesi ve yerine yeni tip dolgu konması en çok uygulanan yöntemlerde biridir.

Günümüzde fazla tercih edilmeyen amalgam dolgunun içindeki metal bileşenlerinin insan sağlığına olan zararları da bir başka değişim sebebidir. Bu bileşenler içinde dikkat çeken ise cıvadır. Zamanla deforme olan dolgu içindeki cıvanın insan sağlığını tehdit edecek bir madde olduğu bilinmektedir.

Cıva ve metal bileşenlerin getirdiği sağlıksız etkiler ile birlikte, eski tip dolgular yeni nesil dolgulara göre oldukça kullanışsızdır. Amalgam dolgu, ülkemiz de dahil olmak üzere, birçok ülkede artık rafa kaldırılan tedavi yöntemleri arasında yerini almaktadır. Gelin, son yıllarda zararlı olabileceği düşünülen amalgam dolgu içeriği hakkında biraz daha bilgi sahibi olalım.

Amalgam Dolgu İçinde Neler Var?

Amalgam dolgu tedavisi uzun yıllar boyunca diş tedavisinde önemli bir yer tutmuştur. Ancak içeriğinde bulunan bazı ağır metallerin insan sağlığına zararlı olabileceği görüşü, son yıllarda önemli tartışmaları beraberinde getirmektedir.

Amalgam dolgu içinde bakır, kalay ve çinko gibi elementler bulunmaktadır. Bu elementler cıva ile bir araya gelerek dayanıklı bir hal almış, bu nedenle uzun süre dolgu için öncelikli tedavi yollarından biri olarak benimsenmiştir.

Metal elementlerle bir araya gelmesi ve yeni bir yapı oluşturması belki de cıvanın zararlı etki yaratmasının önüne geçebilmektedir. Doğrudan cıva almanın sağlığa zarar vereceği açıktır. Fakat dolgu içindeki cıvanın yemeklerle birlikte vücuda alınıp alınmadığı ya da ne kadar alındığı tam olarak bilinmemektedir.

Yine de, ilerleyen teknolojiyle birlikte ortaya çıkan yeni nesil dolgular sebebiyle artık diş hekimliğinde risk almanın gerekli olmadığı görüşü yaygınlaşmıştır. Eski tip dolguları çıkarmak ve yerine, cıva gibi elementler içermeyen dolgular yapmak çok daha iyi bir seçenek olarak uygulanmaya başlanmıştır.

Amalgam Dolgu Sökümü Nasıl Yapılıyor?

Yukarıda bahsettiğimiz gibi amalgam dolgu içinde bulunan cıva doğrudan yutulduğunda ya da solunduğunda insan sağlığına zarar verebilir. Bu nedenle söküm işlemi sırasında son derece hassas davranılması önemlidir. Amalgam dolgu sökümü yaptırmak isteyen hastalar için genellikle cıvayı etkisiz hale getirecek solüsyonlar, gargara veya pamukla birlikte uygulanmaktadır.

İşlem sırasında ortaya çıkabilecek partiküller için genellikle hastanın ağzına “rubber dam” adı verilen lastik örtü konmaktadır. Tedavi sırasında meydana çıkabilecek gaz formundaki zararlı bileşenlere önlem olarak da hastalara hava verilmesi de, en fazla uygulanan yöntemler arasındadır.

Bunun yanında, vakum ve aspiratör bu tedavide kullanılacak araçlar arasındadır. Sökme işleminde parçaların hastanın üzerine gelmemesi için kişiyi tamamen kaplayacak şekilde örtü kullanılmaktadır. Daha sonra diş hekimi, dolguyu mümkün olduğunca az parçalayarak ve büyük parçalar halinde ağız içinden çıkarmaktadır.

Amalgam Dolgu Yerine Hangi Dolgu Yapılır?

Amalgam dolgu, halk arasında siyah dolgu veya metal dolgu adıyla bilinmektedir. Yukarda açıkladığımız gibi sağlık açısından risk taşıyan bu dolgu çeşidi, aynı zamanda görünüm açısından da istenileni vermemektedir.

Amalgam yerine beyaz dolgu adı verilen, kompozit dolgular daha sık tercih edilmektedir. Bu dolgular, hem daha sağlıklıdır hem de estetik açıdan daha iyi bir görünüm elde etmeyi sağlarlar. Beyaz dolgular, dişlerle benzer renkte olduğu için kolayca fark edilmezler. Kompozit dışında, seramik dolgular da, amalgam dolgu yerine tercih edilen önemli dolgu çeşitlerinden biridir.

Amalgam Dolgu Sökümü Fiyatı Nedir?

Amalgam dolgu sökümü yaptırmak isteyenler için fiyatlar başvurduğunuz kliniklere ve değişecek dolgu sayısına göre farklılıklar gösterecektir. Bu konuda kliniğimizi arayarak daha detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz. Amalgam dolgu sökümü için aşağıdaki butona tıklayarak randevu alabilirsiniz.

KADINLARDA GÜLÜŞ TASARIMI

GÜLÜŞ TASARIMI NEDİR?

Estetik diş hekimliğinin temel konuları arasında şüphesiz ki gülüş estetiği gelir. Estetik algısı kişiden kişiye göre farklılık gösterir.  Gülüş estetiğinde belli ana kurallar olsa da, kişiye özgü yapılan ufak dokunuşlar ve hastanın estetik beklentisiyle birlikte bireysel gülüş tasarımı adını alır. Gülüş tasarımında hastanın yüz hatları, ten rengi, göz rengi, gülme genişliği, dudak kalınlığı, ağız yüksekliği, cinsiyeti, mesleği, giyim tarzı, yaşam tarzı, estetik beklentisi gibi faktörler tasarımın büyük bölümünü oluşturan unsurlardır. Yapılan muayene doğrultusunda, gülüş tasarımına başlamadan önce kişiye mockup denilen bir uygulamayla tasarımın bitmiş hali gösterilir. Kişinin yorumu alındıktan sonra ve hekim-hasta ortak paydada buluştuktan sonra işlemlere başlanır. Başlangıç Fotoğrafları çekilir. Laboratuvar aşamasında hekim ve teknisyen fotoğraflar üzerinden tasarımın özellikleri tartışılır. Neler yapılabilineceği kararlaştırılır.

İşleme başlamadan önce anestezi yapılacağından gülüş tasarımı tedavisi acılı veya ağrılı bir işlem değildir. Hastadan başlangıç ölçüleri alınır. Bu ölçülerden model elde edilerek, eski haline göre neler hangi oranla değişecek karar verilecektir. Dişler üzerinde minimal aşındırmalar yapılır ardından laboratuvara göndermek üzere detaylı bir ölçü alınır. Ardından laboratuvar aşamalarında, teknisyen bu model üzerinde çalışır. Dişler hazırlanana kadar hasta, geçici dişlerini kullanır. Geçici dişler, eski diş kalıbından veya mockup modelden hazırlanabilir. Hasta ilk provaya kadar dişsiz kalmamış olur. Yaklaşık beş altı gün sonra prova seansları başlar. Bu seanslarda renk, şekil, boyut, estetik gibi bazı detaylar hastayla incelenir. Hasta hekim ortak paydada buluşunca dişler yapıştırılır.

GÜLÜŞ TASARIMI NASIL YAPILIR?

Gülüş tasarımı, yaprak porselenlerle yapılır. Yaprak porselen adını laminate veneer de olduğu gibi yapraktan alır. Lamina yunanca yaprak demektir. Yaprak kadar ince olan bu porselen gülüş tasarımında kullanılır. Yaprak porselenin kalınlığı 0,3mm – 0,5 mm arasında dişe göre değişkenlik gösterebilir. Işık geçirgenliği tıpkı doğal diş kadardır. Sağlamlığı, doğal diş kadardır.

GÜLÜŞ TASARIMI KİMLERE YAPILIR?

Gülüş tasarımı, dişlerin diziliminden, renginden, formundan memnum olmayan herkese uygulanabilir. Klinik muayene  bu anlamda önem taşıyor. Genel ağız hijyeninin düzenlenmesi, dişetlerinin sağlığı, diş köklerinin sağlığı gülüş tasarımına başlamadan önce tedavi edilmelidir. Diş taşı temizliği ile ağız hijyeni sağlanmış olur. Diş çürükleri  tedavi edilir. Mevcut dolgular değerlendirilir. Eskimiş, kenarı renklenmiş ve / veya altında çürük oluşan dolguların yenilenmesi gerekir.

Tedavisi mümkün olmayan dişlerin çekimi ve yerlerine implant yapılabilirliği değerlendirilir. Mevcut kanal tedavileri değerlendirilir. Altında enfeksiyon bulunan dişlerde kanal tedavisi tekrarı düşünülebilir. Sağlam bir alt yapı sağlandıktan sonra gülüş tasarımı tedavisine başlanabilir. Unutulmamalıdır ki, gülüş tasarımı multidisipliner bir tedavi protokolü içerir.

GÜLÜŞ TASARIMI YAPILIRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?

Gülüş tasarımında daha önce de belirttiğimiz üzere, belli ana kurallar olsa da, kişiye özgü yapılan ufak dokunuşlar ve hastanın estetik beklentisiyle birlikte bireysel hale getirilir.  Peki nedir bu ana kurallar ?  Ön iki diş, diğer dişlere göre daha uzundur. Yan keserler, köpek dişleri ve arkaya doğru kısalan bir formda tıpkı bir merdivenin basamakları gibi olmalıdır. Öyle ki dudaklar serbest pozisyondayken ön iki dişler 1 mm gözükür durumda olmalıdır. Dişlerin rengi kişinin ten rengine ve göz rengine uyumlu olmalıdır. Dişlerin genişliği kişinin gülme genişliği, burun genişliği, yüz hatlarıyla uyumlu olmalıdır.  Yaptığımız gülüş tasarımlarında amaç kişide dişlerini yaptırmış izlenimi vermeden ‘sende bir güzellik var’ ibaresi bırakmaktır.

KADINLARDA GÜLÜŞ TASARIMI

Kadın hastalarda gülüş tasarımı yapılırken, erkek hastalara göre daha oval tasarımlar tercih edilir. Ön iki dişin yani santral dişlerin daha baskın olduğu tasarımlar kadın hastalar tarafından daha çok tercih edilmektedir. Yüz hatları da dikkate alınarak erkeklere göre daha oval tasarımlar tercih edilmektedir.  Ön iki dişin erkek hastalara oranla daha uzun yapılması, arka dişlere gittikçe dişlerin boylarındaki kısalma ve kopek dişlerinin sivri olmadığı tasarımlar kadın hastalarda tercih edilmektedir.  Renk her ne kadar ten ve göz rengiyle orantılı olarak belirlense de kadın hastalar erkek hastalara oranla daha beyaz dişleri tölere edebilmektedirler.

Kadınlarda gülüş tasarımı yapılırken bir diğer dikkat edilen unsur dişlerin dışında dudak estetiğidir. Dudaktaki asimetri tasarımın gidişatını değiştirebilir. Bu sebeple dudağın asimetrisi hasta isteği doğrultusunda giderilebilir. Dişlerin formuna karar verilirken gülme genişliği ve dudak kalınlığının önemini de vurgulamıştık. Daha uzun ve iri tasarıma sahip dişler isteyen kadın hastalarda, dudak volümü bu anlamda önem taşıyor. Hastanın isteği doğrultusunda dişler dışında çevre dokularda dudak, çene, nazolabial çizgiler için de değerlendirme yapılıp tasarımı bir bütün olarak yön vermek gereklidir.

Diş Etinde Kist Oluşumu, Sebepleri

Kist Nedir?

Kistler, kemik içinde veya yumuşak dokuda bulunan çevresi zarla çevrili içi ise sıvı bir oluşumla dolu olan patolojik boşluklardır. Kistler genellikle hasta tarafından fark edilmeden asemptomatik ilerleyebilir. Zamanla dışa doğru büyüyebilen kistler diğer anatomik oluşumları itebilir, onlara zarar verebilir. Çenedeki kistler, çene cerrahı tarafından kistin boyutuna ve lokalizasyonuna göre uygun cerrahi yöntemle çıkartılır, bölge temizlenir. Kimi durumlarda kistin tekrar oluşma ihtimali bulunacağından rutin kontroller önem arz eder.

Kist Bulguları Nelerdir?

Kistler çoğu zaman hastanın rutin olarak çekilen panoramik röntgenlerde fark edilir. Çevre dokulara zarar vermediği veya herhangi bir enfeksiyon gelişmediği sürece hasta tarafından fark edilmesi güçtür. Kistlerin büyüme hızı oldukça yavaştır. Bölgede enfeksiyon oluşursa kistler ağrı oluşturur. Eğer dişlerin kökleriyle ilişkide olursa dişlerin canlılığını yitirmesine sebebiyet verebilirler.

Kistler, kemiğin içindeyse röntgende düzgün sınırlı, içi koyu renk bir görüntü verir ve dışarıdan bir şişkinlik hissedilmez. Ancak eğer kist, yumuşak dokuda (diş etinde) oluşursa hastada o bölgede şişkinlik oluşur.

Diş Etinde Oluşan Kistler

Diş etinde oluşan kistler bebeklerde ve yetişkinlerde farklılık gösterir. Bebeklerde daha sık gözlenen diş eti (yumuşak doku) kistleri yetişkinlerde daha nadir olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bebeklerde Görülen Diş Eti Kistleri (Erüpsiyon Kistleri)

Bu tür kistler erüpsiyon kistleri olarak adlandırılmaktadır. Bu kistler, dişin bebekte ağza sürme sürecinde dişin sürmesini engelleyen kemiği örten yumuşak doku içinde oluşmaktadır. Eğer enfeksiyon oluşmamışsa ağrı yoktur. Diş etinde mavimsi veya sarımsı, yarı saydam, yumuşak ve kubbemsi bir çıkıntı olarak gözlenirler. Sert dokuda olmadıkları için panoramik röntgende görüntü vermezler.

Tedavisi

Çocuklarda görülen diş eti kistleri genellikle herhangi bir tedaviye ihtiyaç duyulmadan kendileri açılır ve kaybolur. Kendiliğinden patlayıp yok olmayan durumlarda ise kişinin yaşına göre sürecek dişin gelişim durumu dikkate alınarak basit bir kesi ile kist üzerinden bir pencere açılır ve bu sayede dişin sürmesine yardımcı olunur.

Yetişkinlerde Görülen Diş Eti Kistleri

Yetişkinlerde görülen diş eti kistleri nadir rastlanılan bir durumdur. Oluşumu için farklı teoriler vardır. Genellikle diş oluşumu sırasında oluşan artıklardan geliştiği varsayılır. Yavaş büyürler ve ağrısızlardır. Kubbe biçiminde, içi akışkan ve genellikle 1 cm’den küçük çaptadırlar. Lokalizasyon olarak çoğunlukla diş etinin yanak tarafına doğrudur. Komşuluğu bulunan dişler canlılığını yitirmemiştir. Yetişkinlerde görülen diş eti kistleri kesi atılarak cerrahi olarak alınır. Bu vakalarda tekrarlama genelde gözlenmez.

 

Dt. Alanur Büyükvardar