KANAL TEDAVİSİ SONRASI HİSSEDİLEN AĞRI

Kanal tedavisi sonrası hissedilen ağrı şiddetli bir ağrı mıdır? Kanal tedavisi sırasında acı hissedilir mi? Kanal tedavisi neden yapılır? Bu sayfamızda diş hekimliğinde sıklıkla uygulanan kanal tedavisini ve hastalar üzerindeki etkilerini inceliyoruz.

Kanal Tedavisi Nedir? Neden Kanal Tedavisi Yapılır?

Kanal tedavisi sonrası hissedilen ağrı hakkında bilgi vermeden önce kanal tedavisinin ne olduğunu ve hangi durumlarda uygulanması gerektiğini açıklamaya çalışalım.

Kanal Tedavisinin Amacı

Kısaca açıklamak gerekirse, kanal tedavisi çürümüş dişlerin ya da iltihaplanmış dişlerin tedavisine yönelik bir uygulamadır. Diş kanal tedavisinin amacı kötü durumdaki diş ve diş kökü sorununun ortadan kaldırılması ve dişin kurtarılmasıdır.

Kanal tedavisinin başarısı erken müdahaleyle doğru orantılıdır. Zamanında kanal tedavisi yapılmayan dişlerde iltihap kökle birlikte yayılır ve çevre dişleri ve çene kemiğini etkileyecek hale dönüşebilir. Kanal tedavi yöntemi dişin pulpa bölümünün ve sinir kısmının alınarak temizlenmesi şeklinde uygulanmaktadır.

Kanal Tedavisi Nasıl Yapılır?

Dişin dış ve sert olan tabakaları dentin ve minedir. Bu iki tabakanın altında ise sert olmayan kısım, yani pulpa adı verilen yumuşak doku yer almaktadır.

Bu yumuşak doku dişin kök kanalının olduğu alanın etrafındadır. Diş siniri kısmı yumuşak dokunun olduğu boşluk kısımda yer alır. Dişe gelen damarlar da bu kısımda bulunur.

İlerleyen iltihap genellikle pulpa adı verilen yumuşak dokuya ve onun içinde yer alan boşluktaki sinirlere ulaşabilir. Bu durumda dişteki çürük yayılmış ve tedavisi zor bir hale gelmiş olur.

Ancak diş hekiminin incelemesi sonrası söz konusu ilerlemiş iltihaplı alan temizlenebilir. Daha sonra temizlenen boş kısım doldurulabilir. Bu da dişin çekilmekten kurtarılmasını sağlar. Bu işlem kanal tedavisinin temelini oluşturur.

Pulpa kısmına girilerek dişin sinirleri alınır. Diş sinirlerinin alınması dişin genel fonksiyonunda bir soruna neden olmaz. Yalnızca dişlerdeki hissetme durumu (soğuk ve sıcaklığı hissetme) ortadan kalkmış olur.

Kanal tedavisinin süresi hastadan hastaya ve dişteki iltihaplanmanın yayılımına göre değişkenlik gösterir. Hekimler bazen bir kere de kanal tedavi işlemini tamamlayabilir. Daha problemli dişlerde tedavi işlemi iki veya üç seans daha sürebilir.

Bir dişin kanal tedaviye ihtiyacı duyup duymadığı diş hekimleri veya ortodonti uzmanları tarafından netleştirilebilir. Öncelikle hastanın muayenesi yapılır ve sorunlu bölgenin filmi çekilir. Kanal tedavi sırasında ağrı ve acı hissedilmemesi için hekimler uygulamadan önce bölgesel anestezi yaparlar.

Kanal tedavisi için dişin içine girilmesi gerekir. Bu nedenle uzman hekimler dişte bir delik açarak sinir ve pulpa bölgesine ulaşırlar. Dişin yumuşak dokusu ve içindeki sorunlu sinir bölümleri alınır.

Diş kanalına rahatça ulaşmak için genişletilmesinden sonra sorunlu sinir bölgesi ve pulpa alınırken, aynı zamanda diş içindeki iltihap ve zararlı maddeler temizlenir.

Kanal tedavisi yapılırken ağrı olur mu, gibi sorular tedavi yaptıracak hastalar tarafından sıkça sorulmaktadır. İşlem öncesi bölgesel anestezi yapılması ve sinirlerin alınması nedeniyle temizleme sırasında fazla acı oluşmaz.

Dişteki enfeksiyon ve çürük kalıntıları temizlenirken özel olarak üretilmiş bazı solüsyonlar kullanılır. Daha sonraki aşamada dişin doldurulması süreci başlar. Bu uygulama bazen ikinci seansa bırakılabilir.

İltihaplı bölge için bazen ilaç uygulaması yapılarak beklenebilir. Hekim tarafından bir dahaki seansa ertelenen hastaların boşluk bölgesi zarar görmemesi için geçici dolgu işlemi yapılabilmektedir.

Kanal tedavisi işleminin son aşamasında oluşan diş boşluğunun doldurulması söz konusudur. Bunun için Güta Perka adı verilen özel bir madde kullanılır. Bu madde insan diş ve dokularıyla uyumludur. Daha sonra dolgu uygulaması veya restorasyon adı verilen yöntemle sorunlu diş kurtarılmış olur.

Tek seansta tamamlanmayan işlemlerde hasta tedavi edilecek dişi iyi korumalı, yeme ve içme sırasında bu dişi kullanmamaya özen göstermelidir. Hasta işlem sonrasında nasıl davranması gerektiğini ve nasıl ağız bakımı yapacağını doktorundan öğrenmelidir.

Kanal Tedavisi Sırasında Hissedilen Ağrı

Kanal tedavisinde acı veya ağrı, daha önce tedavi olmamış kişiler tarafından çok merak edilen bir konudur. Her diş tedavi uygulaması gibi kanal tedavisinde de ağrı ve acı hissedilebilir. Fakat bu acı uyuşturma ve sinirlerin alınması nedeniyle çok fazla algılanmayabilir. Ancak bazı hastalar acıya karşı daha hassas olabileceği için işlem sırasında geçici acı ve ağrı hissedebilir.

Kanal Tedavisi Sonrası Hissedilen Ağrı

Kanal tedavisi sonrası hissedilen ağrı da kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Çoğu hasta için ağrıma süresi bir veya iki gündür. Daha sonra hasta normal yaşantısına devam edebilir. Hastanın ağrı sürecini hafif bir şekilde atlatması için hekimler genellikle ağrı kesici ilaçlar önerir.

Kanal tedavisi sonrası hissedilen ağrı tedavi sürecinin bir parçasıdır. Ancak ağrı durumu beklendiğinden çok yüksekse hekime başvurmakta yarar vardır. Bazen yanlış tedavi uygulamaları nedeniyle hastalarda ağrı uzun süreli ve şiddetli olabilir.

DİŞ DOLGUSU DÜŞMESİ SONUCU OLUŞAN YOĞUN AĞRI

Diş dolgusu düşmesi sonucu oluşan yoğun ağrı neden olur? Dolgu yapılmış dişlerde ağrı görülür mü? Dolgusu düşen veya dolgu bulunan dişlerdeki ağrıların nedenler ve çözümleri hakkında bilinmesi gerekenleri bu sayfamızda inceliyoruz.

Diş Dolgusu Nedir? Neden Diş Dolgusu Yapılır?

Diş dolgusu düşmesi sonucu oluşan yoğun ağrı durumlarından söz etmeden önce dolgunun ne olduğu ve hangi durumlarda dolgu yapılması gerektiğini anlamak gerekir. Diş dolgusu düşenler için olduğu kadar, ağrı meydana gelmesi dolguları olan dişlerde de gözlenebilmektedir. Bunun nedenlerini ve tedavi yöntemlerini kısaca açıklamak yararlı olacaktır.

Diş Dolgusunun Amacı

Diş hekimliğinin birçok tedavi yönteminde olduğu gibi diş dolgusu da sorunlu dişlerin kurtarılmasını hedeflemektedir. Diş dolgusunun görevi dişi korumak ve kişinin normal yaşantısına devam etmesini sağlamaktır. Dişlerde meydana gelen enfeksiyonlar ve çürümeler zaman içinde dişin kullanılmasına engel olacak ve söz konusu diş kullanılamaz hale gelecektir.

Çürük diş tedavisi yapılması, elbette rahatsız dişin çekilmesinden daha faydalı olacaktır. Dişin kurtarılıp kurtarılamayacağına hekimler karar verir. Eskiden diş hekimliğinde yayılmış diş çürüklerinde dişler hemen çekilirken, günümüzde gelişen teknoloji ile birlikte, kaplama, kanal tedavisi ve dolgu gibi yöntemler etkin bir şekilde kullanılmaya başladı.

Kurtarılabilecek çürüklere sahip dişlerde ilk olarak iltihaplı bölgenin ve çürüklerin temizlenmesi gerekir. Dolgu tedavisi öncesi hastalara bölgesel anestezi yapılarak acı veya ağrı hissetmemesi sağlanır.

Dolgunun amacı temizlenen ve boş kalan bölgenin dolgu malzemesiyle doldurulması ve dişin fonksiyonunun geri kazandırılmasıdır. Bu malzemeler kompozit veya porselen gibi farklı maddelerden yapılmaktadır.

Diş dolgusu çürük dişler dışında, kırık veya çatlak dişlerde uygulanan bir yöntemdir. Hem çürük hem de çatlak dişler için yapılacak dolguda ilk aşamada temizleme işlemi yapılır. Dolgu yapılacak yerin öncelikle boşaltılması gerekir.

Daha sonraki aşamada boşaltılan ve temizlenen bölge önceden belirlenmiş dolgu malzeme türüyle doldurulmaktadır. Temizleme, doldurma ve dondurma aşamalarında özel aletler ve makineler kullanılır. İşlem tamamlandıktan sonra hastanın ağız hareketleri incelenir. Eğer ağız hareketlerinde acı veya rahatsızlık hissedilirse hekim tarafından düzeltme işlemleri uygulanır.

Porselen Dolgu Nedir?

Porselen dolgu, doğal diş rengine uyumlu yapıya sahip bir dolgu çeşididir. Bu nedenle ön dişlerdeki diş yapısının azalması durumlarında sıklıkla kullanılır. Çürüklerin dışında kırık veya aşınmış dişler için de tercih edilir.

Porselen dolgunun avantajı sayılabilecek bir özelliği ise yalnızca tedavide değil, estetik gülüş kazandırma amacıyla da kullanılıyor olmasıdır. Kişinin yüz ve ağız yapısına uygun olarak tasarlanıp kullanılabilmektedir.

Kompozit Dolgu Nedir?

Uygulaması en kolay dolgu çeşitlerinden biridir. Uygun fiyatlı dolgu olarak bilinir. Diğer pek çok dolguya göre daha az dayanıklıdır. Özellikle çatlamış, aşınmış ve kırılmış dişlerde tercih edilir. Böyle durumlarda yapıştırma yolu ile uygulandığından çoğu zaman tek seansta dolgu işlemi tamamlanmış olur. Estetik gülüş kazandırma amacıyla kullanılabilir. Doğal bir diş rengi sağlar.

Gümüş ve Altın Dolgu Nedir?

Gümüş dolgu adından da anlaşılacağı gibi gümüş rengine sahiptir. İçerisinde cıva bulunmaktadır. Dayanıklılığı yüksek bir dolgu çeşididir. Altın dolgular da, gümüş dolgular gibi dayanıklıdır.

Maliyeti biraz daha yüksektir. Her iki dolgu çeşidi de, doğal diş rengi oluşturması için değil dayanıklı oldukları için tercih edilir. Bundan dolayı görülmesi daha zor olan arka dişlere uygulanırlar.

Dolgu Yapılan Diş Çürür mü?

Yukarıda bahsettiğimiz gibi diş dolgusu yapılışı sırasında mevcut iltihap ve çürükler temizlenir. Dolgu dişin çürümesi zamanla ve doğru ağız bakım yöntemlerinin uygulanmamasıyla meydana gelebilmektedir. Dolgu işleminden sonra hekiminizden dolgu yaptırdığınız diş ve diğer dişlere nasıl bakım yapacağınızı öğrenmeniz yararlı olur.

Diş Dolgusu Ağrı Yapar mı?

Diş dolgusu düşmesi sonucu oluşan yoğun ağrı gibi düşmeyen dolgularda da ağrı olabilir. Özellikle yeni dolgu yaptıranlarda bir süre ağrı görülmesi beklenen bir durumdur. Bu ağrı alışma sürecinde bir süre devam ederek zamanla hafifler.

Geçmeyen dolgu ağrısı bir sorunun olabileceğine işarettir. Çiğneme sırasında oluşan ağrılarda dolgunun yeniden hekim tarafından incelenmesi ve düzeltilmesi gerekir.

Ağrının geçici olarak durdurulması için dolgulu dişin kenarına hafifçe buz teması uygulanabilir. Çürüğe bağlı ağrı için gargara yöntemi kullanılabilir. Geçici çözümlerle sonuç alınamadığında doktorunuzdan randevu almanız yararlı olacaktır.

Diş dolgusu düşmesi sonucu oluşan yoğun ağrı için de doktorunuzla görüşmeniz gerekir. Evde dolgu veya çözüm aramaya çalışmak diş ve genel sağlığınıza zarar verecek sonuçlar doğurabilir.

Diş dolgusunun düşmesinde boşlukları olan dişler zarar görmeye açık hale gelir. Diş üzerinde yiyecekler birikebilir ve tütün mamulleri, sıcak veya soğuk içecekler gibi etkenlerle sorun giderek artarak zarar verici boyuta ulaşır.

Diş dolgusu düşmesi sonucu oluşan yoğun ağrı olmasa bile düşen dolgu durumlarında mutlaka hekime başvurulmalı ve dolgu tedavisi yeniden yapılmalıdır.

FİSSÜR ÖRTÜCÜ DİŞ ÇÜRÜKLERİNİ TAMAMEN ENGELLİYOR MU?

Fissür örtücü diş çürüklerini tamamen engelliyor mu? Fissür örtücüler hangi amaçla kullanılır? Hangi dişlere fissür örtücü yapılır? Fissür örtücünün zararı var mı? Çocuk diş tedavisi alanında genellikle merak konu olan fissür örtücüleri bu sayfamızda inceliyoruz.

Fissür Örtücü Nedir? Neden Fissür Örtücü Yapılır?

Fissür örtücü diş çürüklerini tamamen engelliyor mu, sorusuna anlaşılır bir yanıt bulmak için Fissürlerin ne olduğunu doğru anlamak gerekir. Bundan dolayı, fissür nedir ve fissür örtücü kavramı ne anlama gelir, gibi önemli soruların yanıtını vermeye çalışalım.

Fissür Ne Demek?

Dişlerin besinleri çiğnemesi için diş yüzeylerinde bazı girintilere ve oluk gibi yapılara ihtiyacı vardır. Bu anlamda fissürler, azı dişlerinde (büyük ve küçük azı dişleri) ve süt dişlerinde bulunan bu girintili veya oluklu yapılara verilen bir isimdir. Genel anlamıyla fissür, “çatlak” demektir. Diş hekimliğindeyse fissür genellikle çürüklerle birlikte anılan bir kavramdır.

Fissür çürükleri, çocuklarda süt dişleri tam olarak dökülmeden ortaya çıkan (genellikle 6 yaş) büyük azının ve süt dişlerinin çürümesini tanımlamak için kullanılır.

Doğru ağız bakımının yapılmaması ve çeşitli etkenlerden dolayı bu dişlerde çürümeler sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Girinti ve oluklarda yenen yiyeceklerden kalan artıklar kolayca birikebilmektedir. Çocuklara erken yaşta verilen diş bakım eğitimi son derece önemlidir.

Çocuklarda Diş Bakımı Eğitimi

Çocuklara diş fırçalama eğitimi erken yaşta ve doğru şekilde verilmelidir. Anne babalar ilk fırçalama dönemlerinde çocuğun yanında olmalıdır. Çocuğun eksik yaptığı fırçalamaları anne baba, özellikle arka dişleri kapsayacak şekilde tamamlamalıdır.

Diş fırçalama alışkanlığı kazandırmak için günde iki kere olmak üzere fırçalama zamanı belirlemek önemlidir. İlk yemeklerini yedikleri kahvaltıdan sonra ve gece uyumadan önce diş fırçalanması dişlerin korunması açısından yararlıdır. Tüketilen gıdaların ve sıvıların da diş sağlığı bakımından önemi büyüktür. Diş sağlığına olduğu kadar genel sağlığa da zarar verebilen, hazır gıdalar, şekerli yiyecekler ve gazlı içecekler  mümkün olduğunca verilmemelidir.

Kısıtlı da olsa, hazır ve şekerli besinlerden sonra diş üstleri nazik ve dairesel hareketlerle temizlenmelidir. Özellikle şekerli ve akışkan hazır yiyecekler diş girintilerinde kolayca birikebilir. O an diş fırçalama imkanı bulunamazsa, en azından ağız bir miktar aşırı sıcak veya soğuk olmayan suyla çalkalanmalıdır.

Süt Dişlerinin Bakımı

Yukarıda bahsettiğimiz gibi diş bakım yöntemleri ve beslenme şekilleri çürüklerle mücadelede oldukça önemlidir. Bilindiği gibi çocukların dişleri henüz kalıcı dişler çıkmadan önce çok daha hassas bir durumdadır. Kolay çürüme ve kırılma gibi durumlar süt dişlerinde yaygın görünür.

Birkaç ayda bir yapılacak diş hekimi muayenesi çürük oluşumunun engellenmesi için yararlı olacaktır. Süt dişlerinin geçici olduğunu düşünerek kontrolden uzak durmak doğru bir davranış değildir. Çürük durumundaysa mutlaka hekiminizle görüşmeniz gerekir.

Çocuk diş çürük tedavisi gerektiren durumlarda genellikle fissür örtücü ve flor gibi yöntemler uygulanır.

Fissür Örtücü Ne İşe Yarar?

Fissür örtücünün amacı yukarıda bahsettiğimiz girinti ve oluk gibi diş yüzeyindeki yapıların kapatmaktır. Bunun için özel olarak hazırlanmış dolgu malzemeleri kullanılır. Böylece gıdalarla gelen yiyecek kalıntıları söz konusu boşluklarda birikmez ve çürük ihtimali azaltılmış olur.

Fissür örtücü yaptıranlar daha az çürük riskinin yanında, aynı zamanda daha dayanıklı bir diş yapısına kavuşurlar. Süt dişlerinin hassas yapısının korunması bakımından fissür örtücü yaptırmak faydalı bir uygulamadır. Bu işlem küçük ve büyük azı dişlerine ve diğer kesici süt dişlerine yapılabilmektedir.

Kimler Fissür Örtücü Yaptırabilir?

Fissür örtücü tedavisi çocuklar için yapılan bir işlemdir. Çocuklara erken dönemde bu işlemi yaptırması önemlidir. Fissür örtücüler genellikle 3 – 5 yaşından itibaren yapılır. Önceden diş muayenesi yaptıran çocuklarda bu işlem daha rahat bir şekilde uygulanır. Çocuğun muayene ortamını önceden görmesi ve keşfetmesi yapılacak çalışmayı kolaylaştırabilir.

Fissür Örtücü Acıtır mı?

Fissür örtücü ağrı yapar mı, ebeveynler tarafından sıkça sorulan sorulardan biridir. Fissür örtücü ağrı veya acı verici bir uygulama değildir. Bu nedenle herhangi bir uyuşturma işlemine de gerek duyulmaz. Fissür örtücü seans süresi tek bir dişte 6– 8 dakika kadardır. Uygulamadan önce dişler özel araç ve sıvılarla temizlenir ve yıkanır.

Fissür Örtücü Dayanıklı mı?

Fissür örtücü diş çürüklerini tamamen engelliyor mu, sorusunun yanında, fissür örtücünün dayanıklılığı da merak edilen bir konudur. Fissür örtücüler doğru ağız bakımı yapılan çocuklarda sağlam olarak korunur. Ancak çok sert ve zararlı besinler tüketildiğinde ve ağız bakımı uygulanmadığında fissürler zarar görebilir veya düşebilir. Bu durumda hekiminize başvurmanız yararlı olacaktır.

Fissür Örtücü Diş Çürüklerini Tamamen Engelliyor mu?

Fissür örtücü diş çürüklerini tamamen engelliyor mu, sorusuna yukarıdaki gibi ağız bakım yöntemlerinin önemini hatırlatarak cevap vermek gerekir. İyi bakım yapılmayan ve sürekli olarak asitli ve şekerli yiyecek tüketen çocuklarda fissüre rağmen çürükler meydana gelebilir. Fissür örtücünün diş çürüklerinin önlenmesi konusunda önemli bir katkısı vardır. Uygulama yapıldıktan sonraysa kalıcı etki konusunda görev biraz anne babalara düşmektedir.

Farkında Olmadan Yanak İçerisini Issırıp Kanatmak

Farkında olmadan yanak içerisini ısırıp kanatmak neden olur? Herhangi bir zararı var mıdır? Yanak ısırmanın sebepleri ve sağlık açısından taşıdığı riskleri bu sayfamızda ele aldık.

Farkında Olmadan Yanak İçerisini Isırıp Kanatmak Nedir?

Farkında olmadan yanak içerisini ısırıp kanatmak, başına gelenlerin de bildiği gibi oldukça rahatsız edici ve acı verici bir durumdur. Yanak içini ısırmak genellikle kazayla olan bir davranış olsa da, çeşitli nedenlere bağlı olarak belirli kişilerde sıklıkla yapılan bir harekettir. Alışkanlık haline gelmiş olan yanak içini ısırma hareketleri genelde strese bağlı bir kronik rahatsızlığın göstergesidir.

İster yanlışlıkla isterse rahatsızlık nedeniyle olsun, yanak içi ısırıp kanatma davranışında birçok istenmeyen sonuç ortaya çıkabilir. Yanak içi çiğneme veya kanatma sonucunda pamukçuklar veya ağır yaralar görülebilir. Kimi hastalarda bu davranış şekli ülser gibi rahatsızların oluşmasına neden olabilir.

Yanlışlıkla yanak içini ısıranlar veya çiğneyenlerde psikolojik kökenli bir rahatsızlık bulunmuyorsa, bu eylemin sebebi dişlerin yapısı olabilmektedir. Uygun şekilde sıralanmayan, bozuk yapılı dişlerde sıklıkla yanak içi ısırma durumu gözlenebilir. Sürekli tekrar eden davranış ise tıpkı tırnak yeme alışkanlıkları gibi başka sorunların işareti olabilir.

Farkında Olmadan Yanak İçini Çiğnemek Nedir?

Tırnak yeme, dişlerin gıcırdatılması gibi davranışları andıran yanak içini sürekli çiğneme durumunun kaynağının iyi incelenmesi gerekir. Kişide gözlenen stres düzeyinden mi, korku veya saplantılı bir alışkanlık olup olmadığı uzman hekim tarafından tespit edilmeli ve önlem alınmalıdır. Sürekli tekrar eden çiğneme sorunu acı, yara veya enfeksiyon gibi birçok farklı rahatsızlığa yol açabilir.

Bilerek Yanak İçerisini Isırıp Kanatma Sorunu

Yanak içinin çiğnenmesi gibi kişinin farkında olduğu veya yarı farkında bir şekilde yaptığı bu eylemin altında kaygı, stres veya buna benzer sıkıntılı ruh halleri olup olmadığı belirlenmelidir. Bu durum çoğunlukta olmasa da, toplumda karşılaşılan bir alışkanlık türüdür. Kişinin kendinin farkında olması, bu davranışı engellemesi veya psikolojik açıdan yardım alması yararlı olabilir.

Uyku Sırasında Yanak İçerisini Isırıp Kanatma Sorunu

Uykuda yana içini ısıranlar bu davranışı bilinçli olarak yapmayanlar grubunda yer alırlar. Kişi uyku sırasında şiddeti ve verdiği zararı değişen ölçülerde yanak içini ısırabilir veya çiğneyebilir. Genellikle uyandıklarında acı hissini fark ederler. Eğer sürekli tekrarlayan uykuda yanak içini ısırma kanatma sorununa sahipseniz doktorunuzdan kendinize zarar vermenizi engelleyecek aparatlar hakkında öneri alabilirsiniz. Ciddi zararların önüne geçmek için hekim yardımı almanız faydalı olacaktır.

Farkında Olmadan Yanak İçerisini Isırıp Kanatma Sorunu Neye İşarettir?

Kazayla yanak içine zarar verme durumları hakkında kesin bir sebep belirtmek doğru değildir. Her bir hastanın bu durumu ne kadar yaşadığı ve neden yaptığı uzman tarafından belirlenir. Ancak ara sıra meydana gelen yanak içi ısırmaların sebepleri genellikle dişlerin yapısından kaynaklıdır.

Gömülü dişler, çıkmamış yirmi yaş dişleri, damak şişkinlikleri veya diş sıralama şeklindeki yapısal bozukluklar nedeniyle, kişi yemek yerken veya konuşurken yanak ısırma sorunuyla karşı karşıya kalabilmektedir.

Her ısırma veya çiğneme sorunu ciddi rahatsızlık göstergesi olmayabilir. Nadiren hareket esnasında, yerken veya konuşurken yapılan ufak ısırmalar genellikle küçük yaralara, acılara sebep olur ve çoğunlukla geçici bir durumdur. Çok acı duyulması halinde tıbbi yardım alınabilir. Önemli olan sürekli tekrarlayan yanak içi çiğneme ya da ısırma sorunlarında hekime başvurarak nedenini öğrenmektir.

Yanak İçini Isırma Sorunu Nasıl Çözülür?

Yukarıda belirttiğimiz gibi yanak içini kronik olarak ısırma veya çiğnemenin nedeni uzmanlar tarafından belirlenir. Diş sorunlarından kaynaklanmayan ısırma durumlarında davranışın altında yatan nedeni (kaygı, stres, utanç vb.) tespit edilmeli ve gerekirse yerine başka davranış konulmalıdır.

Kişinin bu davranışının önüne geçmesi için stres seviyesini düşürmesi yardımcı olacaktır. Kişinin kendini gözlemlemesi ve davranıştan önce durarak derin ve sakin nefes alarak stresini düşürmesi yararlı olabilir. Yanak çiğneme problemi ile ilgili yapılacak bir diğer davranış ise şekersiz sakız çiğnemek ve böylece ısırma eyleminin yönünü değiştirmektir.

Daha az stresli yaşam sürdürmeye çalışmak, sorunlara daha olumlu ve çözüme yönelik bakmak, ufak adımlarla sosyal kaygıların üzerine gitmek kişiye fayda sağlayacaktır. Rahatlatıcı aktiviteler kişinin yaşadığı gerilimi azaltmakta oldukça etkilidir. Eğer yanak içi çiğneme ve benzeri alışkanlıklarla baş edilemiyorsa, kişinin uzman bir terapi hizmeti alması gerekebilir.

Ağız ve diş yapısından kaynaklı ısırmalarda diş hekimlerinden yardım almanız gerekir. Dişlerin yapısal bozukluklarından kaynaklı yanak içi ısırma sorunlarının tedavisi kişiden kişiye göre değişiklik gösterir. Genellikle ağız içi aparatları, sorunlu dişlerin alınması veya protez gibi çözümlerle kişinin diş yapısının normale dönmesi sağlanabilir.

Farkında olmadan yanak içerisini ısırıp kanatma durumlarındaysa enfeksiyon riski oluşmaması için bir kliniğe başvurabilirsiniz. Sorunun tekrar edip etmediğine dikkat ederek gerektiğinde tıbbi destek almanız doğru olacaktır. Sağlıklı günler diliyoruz.

ÇEKİLEN AZI DİŞ YERİNE YENİ DİŞ ÇIKAR MI?

Çekilen azı diş yerine yeni diş çıkar mı? Azı diş neden çekilir? Azı diş hangi yaşta oluşumunu tamamlar. Azı diş görevi ve azı dişi tedavisi ile ilgili bilinmesi gerekenleri bu sayfamızda inceliyoruz.

Azı Dişi Hangi Dişlerdir?

Çekilen azı diş yerine yeni diş çıkar mı, sorusundan önce azı dişinin ne olduğunu ve ağız içindeki görevlerini kısaca açıklamaya çalışalım.

Azı dişleri, Kanin adı verilen, köpek veya göz dişlerinin arkasında yer alan dişlerdir. Yarım bir çenede üç adet büyük azı ve iki adet küçük azı vardır. Çenelerde toplam azı dişi sayısı ondur.

Kalıcı Azı Dişi Ne Zaman Çıkar?

Kalıcı azı dişleri ilk büyük azı dişinin çıkmasıyla başlamaktadır. İnsanda kalıcı dişler genellikle beş veya altıncı yaştan itibaren oluşmaya başlar ve erişkinlik dönemi dişleri olarak yirmi yaşının başlarına kadar oluşumu tamamlanır. Böylece 16 alt ve 16 üst çenede olmak üzere toplamda 32 diş kalıcı hale gelir.

Sürekli dişlerin oluşumu açısından azı dişleri oldukça önemlidir. İlk kalıcı diş olan büyük azı dişleri, henüz çocuklukta süt dişleri dökülmeden oluşabilmektedir. Süt dişleri döküldükten sonra kesici ön dişler çıkmaya başlar. Bu dönem genellikle 7 – 8 yaş aralığına denk gelir.

İlk büyük azı dişleri erken dönemde oluştukları için diğer süt dişleriyle karıştırılmamalıdır. Çocuklarımızın yemekleri öğütebilmesi açısından büyük azı dişleri önemli bir rol üstlenecektir.

Ağız bakımı ve diş fırçalama alışkanlıklarının doğru bir şekilde öğretilmesi gereklidir. Bu nedenle, süt dişleri ile karıştırılmasından dolayı yerin yeni bir diş geleceğini düşünmek doğru bir davranış olmayacaktır.

Küçük azı dişleri çocuklarda dokuz veya on yaşlarında kalıcı hale gelir. Bunlar birinci küçük azı dişleri olarak isimlendirilir. Oluşumları yandaki süt dişlerinin dökülmesinden sonra tamamlanmaya başlar. Diğer küçük azı dişleri, ikinci küçük azı dişleri olarak adlandırılır. Bu dişler 10 veya 11 yaşlarında oluşur.

Birinci büyük azıdan sonra ikinci büyük azı dişi adı verilen diğer dişler ise 12’li yaşlardan itibaren oluşmaya başlar. Üçüncü büyük azı dişlerinin çıkması ve kalıcı hale gelmesi ikinci büyük azı dişinden sonra görülen bir durumdur. Yirmi yaş dişi olarak adlandırılan üçüncü büyük azı dişlerinin tamamlanması 24 – 25 yaşlarını bulabilmektedir.

Geçici Azı Dişleri Ne Zaman Çıkar?

Diş çıkarma dönemleri bebeklerde değişiklik gösterebilir. Normalde bebeklerde diş çıkarma dönemi altıncı ve yedinci aylar arasındadır. Kimi bebeklerde daha erken diş çıkarma gözlenebilir. Bazı bebeklerdeyse geçici diş oluşumu 11- 12 ay arasına veya daha sonrasına kadar gecikebilmektedir.

Bebekler genellikle üç yaşlarındayken 20 adet geçici dişe sahip olurlar. Ancak bu dişlere azı dişi demek doğru değildir. Süt dişleri büyük azı dişinin görülme dönemine kadar (genellikle 6 – 7 yaş) varlıklarını sürdürürler. Altı veya yedinci yaştan itibaren ise kalıcı azı dişleri ve diğer dişler çıkmaya başlar.

Azı Dişinin Görevi Nedir?

Azı dişleri ne işe yarar? Kesici dişlerle ve ön dişlerle temas eden yiyecekler genellikle arka dişlerle öğütülür. Azı dişleri, yiyecekleri parçalama ve öğütme görevi üstlenen diş yapılarıdır. Bu nedenle farklı şekillere sahiptirler ve yapılarında öğütmeye yardımcı olan girintiler ve çıkıntılar bulunur.

Azı Dişi Neden Çekilir?

Azı dişlerimiz, diş çürükleri oluşumunun en fazla görüldüğü yerlerdir. Bunu nedeni yiyecek kalıntılarının kolayca birikmesi ve bakteri oluşumuna ortam hazırlamasıdır. Doğru bakım yöntemleri uygulamayan kişilerde çürükler tedavi edilemeyecek duruma gelir ve genellikle diş kökü enfeksiyonları ortaya çıkar.

Azı dişi çekimi, bazen çene yapısındaki dişlerin yer bulamaması, çeneye sığmaması gibi durumlarda da uygulanabilmektedir. Çoğunlukla diş çekimleri enfeksiyonun tüm dişe ve diş köküne yayılması nedeniyle uygulanmaktadır. Kurtarılmaz durumlarda görülen dişler çekilmek zorunda kalırlar.

Azı dişi kanal tedavisi, diş kökünün kurtarılabileceği durumlarda uygulanabilir. Dişin çekilip çekilmeyeceği veya kanal tedavisi, implant gibi tedavilerin yapılması ancak hekimin incelemesi ve muayenesi sonrası netlik kazanacaktır.

Azı dişlerinin bakımı oldukça önemlidir. Öğütme ve yiyecekleri parçalama bakımından azı dişlerine büyük görev düşmektedir. Çürüğe müsait olan azı dişleri ulaşılması zor olan arka bölgelerde yer aldığı için diş fırçalama yanında, diş ipi kullanımı da gerekli olabilir. Gargara gibi yöntemler de diş bakımı açısından yararlı olacaktır.

Çekilen Azı Diş Yerine Yeni Diş Çıkar mı?

Kalıcı diş oluşumu tamamlanmış bireylerde azı dişleri çekildikten sonra yeni diş oluşumu görülmez. Çekilen azı diş yerine hekimin uygun gördüğü implant veya protez gibi işlemlerin uygulanması gerekir. Azı dişi çatlakları gibi durumlardaysa, vakit kaybetmeden hekime başvurulmalı ve mümkünse azı diş yapısı tedavi ile kurtarılmalıdır.

Çekilen azı diş yerine yeni diş çıkar mı, sorusuna yanıt vererek, azı dişinin görevini ve ağız sağlığı açısından önemini kısaca aktarmaya çalıştık. Diş bakımına gerekli önemi göstermenizi öneriyor ve sağlıklı günler diliyoruz.

DÜŞEN KÖPEK DİŞ YERİNE YENİSİ ÇIKAR MI?

Düşen köpek diş yerine yenisi çıkar mı? Köpek dişinin ağızdaki fonksiyonu nedir? Köpek dişi ne zaman oluşur ve hangi yaş diliminde dökülür? Köpek dişi görevi ve sık sorulan önemli soruları bu sayfamızda inceliyoruz.

Köpek Dişi Nedir?

Düşen köpek diş yerine yenisi çıkar mı, sorusuna yanıt vermeden önce bu dişlerin ağız içindeki yerini ve neden köpek dişi adı verildiğini kısaca açıklamaya çalışalım.

Köpek dişi, ağzımızın ön bölgesinde bulunan ve “kesici ön dişler” olarak bilinen dişlerin yanlarında bulunan, sivri bir şekle sahip dişlerdir. Diğer kesici dişlerde olduğu gibi yemek yeme, sindirme görevi taşıyan köpek dişleri, aynı zamanda konuşma fonksiyonumuza yardımcı olurlar.

Neden köpek dişi denir, sorusunun yanıtıysa sahip olduğu sivri ve çıkıntılı olmasıdır. Bu adlandırmanın nedeni sadece köpeklerdeki dişlere benzemeleridir. İnsan ağzında köpek dişleri kadar uzun ve kesici dişler bulunmamaktadır.

Göz Dişi Köpek Dişi midir?

Göz dişi, köpek dişlerine verilen diğer isimdir. Bunun nedeni, köpek dişlerinin gözlerin olduğu bölgeyle aynı hizada olmalarıdır.

Köpek Dişleri Ne zaman Çıkar?

Köpek dişinin çıkma zamanı genellikle çocukluk döneminde, 12 – 13 yaş aralığındadır. Göz ya da köpek dişleri diğer dişlere oranla daha geç çıkar. Erken çocukluk dönemini göz önüne alarak, düşen köpek diş yerine yenisi çıkar mı, sorusuna ilk oluşum evrelerine bakarak yanıt verebiliriz.

Yanlardaki üst dişlerimiz 8 – 11 aylık dönemimizde patlar ve 7 veya 8 yaşında dökülür.

Öndeki üst dişlerimiz 6 – 9 aylık dönemimizde patlar ve yine 6 – 8 yaş arası dökülür.

Köpek dişleriyse daha geç bir dönemde, 11 – 16 aylıkken oluşur ve 10 -12 yaş aralığında dökülmeye başlar.

Köpek Dişi Görevi Nedir?

Köpek dişleri diğer kesici dişlere, konuşmada ve yemeği keserek parçalamada destek sağlamakla görevlidir. Bununla birlikte, göz dişlerin görevleri arasında alt ve üst çenenin bir arada durmasına, kapanmasına veya oturmasına yardım etme bulunmaktadır.

Köpek Dişleri Kalıcı Olarak Ne Zaman Çıkar?

Çocuklarda üst köpek dişleri genellikle 12 – 13 yaş aralığında kalıcı olarak oluşumu tamamlanır. Alt köpek dişlerinin kalıcı hale geldiği dönem 9 – 11 yaş arasıdır. Yanlarda bulunan kesici dişlerse 7 ve 8 yaş arasında kalıcı hale gelir.

Yandaki kesiciler, orta kesiciler ve büyük azı dişleri 6 – 8 yaş aralığında tamamlanır. Dört gruba ayrılan büyük ve küçük azı dişlerinin bir kısmı 8 – 10 yaşındayken oluşur. Üçüncü ve dördüncü büyük azı dişleri 12 yaş ve 24 yaşlarında sürekli hale gelir.

Düşen Köpek Dişi Yerine Yenisi Çıkar mı?

Köpek dişleri 10 – 13 yaş aralığında patlar. Ortaya çıkmadan önce belirgin bir şekilde çıkacakları ağız içi bölgesinde şişkinliklerle kendisini belli eder. Daha sonraki yaşlarda düşen köpek dişi yerine yenisi çıkar mı, sorusuna “hayır” demek mümkündür. Ancak erken dönemde sorunlar gözlenen köpek dişleri için birçok tedavi yolu uygulanmaktadır.

Süt dişlerinin zamanından önce dökülmesi nedeniyle köpek dişlerinde bozuk görünümler ortaya çıkabilir. Gömülü köpek dişi sorunu, diş hekimliğinde sıklıkla karşımıza çıkan bir durumdur. Böyle durumlarda diş hekimine başvurulması yararlı olacaktır. Gerektiğinde cerrahi operasyonla gömülü köpek dişi tedavisi yapılmalıdır.

Gömülü Köpek Dişi Sebepleri Nedir?

Vaktinden önce dökülmüş süt dişleri köpek dişinin gömülü kalmasında önemli rol oynar. Diğer bir nedense çene darlığından dişin çıkış imkanı bulamamasıdır. Çeşitli genetik faktörler veya fiziki sebeplerden dolayı da, köpek dişlerinin gömülü kalma sorunu ortaya çıkabilmektedir.

Gömülü köpek diş tedavisi genellikle ortodontistler ve çene cerrahları tarafından yapılır. Köpek dişinin kök bölgesi sağlamsa çekilmesine gerek duyulmayabilir. Böyle durumlarda dişin uygun şekilde ortaya çıkması için bir takım cerrahi uygulamalar yapılır. Ancak çürük köpek dişlerinde kök genellikle zarar görmüş olur. Bu nedenle yetişkinlerin gömülü köpek dişleri için çoğunlukla cerrahi çekim yöntemleri uygulanır.

Gömülü Köpek Dişi Çekimi Nedir?

Gömülü köpek dişi rahatsızlığında erken müdahale oldukça önemlidir. Köpek dişi sorunları genellikle 10 – 13 yaş aralığında ortaya çıkar ve hekimler tarafından kolayca müdahale edilebilir.

Dişin tedavisi için öncelikle muayene aşamasından geçilmesi ve filmlerin çekilerek incelenmesi gerekir. Gerekli incelemelerde dişlerin hizalanmasını mümkün kılacak bir durum söz konusuysa köpek dişleri için cerrahi işlemler uygulanır.

Uygun görülmeyen dişler için ise tamamıyla çıkarılma işlemi yapılır. Ortodonti hekimleri tarafından yapılan bu işlem genellikle implant takılarak tamamlanır. Gömülü köpek dişi kendiliğinden çıkması mümkün olmadığı için tıbbi müdahale ve impant gibi uygulamaların yapılmasına gerek duyulur.

Tedavi edilmeyen köpek dişlerinin kökleri diğer dişlerin de köklerine zarar verebilir. Geç kalınan durumlarda hastalarda apse oluşumu ve çene kemiği erimesi gibi sorunlar gözlemlenmektedir. Köpek dişi tedavisi gömülü olduğu durumlarda anestezi verilerek yapılır. Bundan dolayı hastalar operasyon sırasında acı veya ağrı hissetmezler.

Düşen köpek dişi yerine yenisi çıkar mı, sorusuna yanıt vererek, köpek dişinin tanımını ve sorunlarında erken müdahalenin önemini ele almaya çalıştık. Diş sorunlarınızda hekim yardımı almanın önemini hatırlatıyor ve sağlıklı günler diliyoruz.

Diş Eti Neden Şişer? Diş Eti Şişmesi Hastalık Belirtisi Midir?

Çene kemiğini örten diş etleri, ağız sağlığında en az dişler kadar önemli dokulardır. Aynı zamanda gülüş estetiğinin bir parçası olan, beyaz estetikle birlikte dengeli görüntüyü sağlayan pembe estetiği oluşturur. Diş eti dokusu kan damarları bakımından oldukça zengindir. Çeşitli sebeplerle bu dokuların beslenmesinin bozulması ya da enfeksiyon gelişmesi hem ağız sağlığını ciddi boyutta etkilemekte, hem de gülüş estetiğini bozmaktadır. Diş eti şişmesi de buna bağlı gerçekleşebilmektedir.

Diş Eti Şişmesi

Diş Eti Şişmesinin Birçok Nedeni Olabilir

Diş etinizde şişme belirtileri gözlendiğinde en kısa zamanda bir diş hekimine danışılması ve daha ileri boyutlara ulaşıp çevre dokulara zarar vermeden erken safhada sebep olan etkenlerin elimine edilmesi gerekmektedir.

– Diş Etlerinin Şişmesindeki En Büyük Etken

Yetersiz ağız bakımı sonucu diştaşları ve dişlerin aralarında biriken plaklar yüzünden diş eti iltihabı gelişmesidir. Bu duruma gingivitis adı verilmektedir ve diştaşı temizliğiyle tedavi edilebilmektedir. Buradaki önemli nokta, bu durumun kemikleri de etkilediği ve lokal ya da yaygın diş eti ve kemik çekilmesine sebep olan periodontitis tablosuna dönüşmeden tedavi etmek gerekmektedir.

– Diş Eti Şişmesinde Diş Çürükleri

Diş çürükleri nedeniyle çürük bölgenin daha fazla besin artığı ve plak biriktirmesi sonucu diş etlerinde şişme gözlenmektedir. Diş etlerinde şişlik oluştuğu durumlarda mutlaka diş hekimi tarafından çürük kontrolü de yapılmalıdır.

– Besin Artıkları da Diş Eti Şişmesine Sebep Olabilmektedir

Bununla birlikte diş eti sağlıklı olsa bile diş arasına sıkışan ve diş ipi ya da fırçalama ile çıkartılmayan besin artıkları da diş eti şişmesine sebep olabilmektedir. Bu tabloya en büyük örnek, sürmekte olan 20 yaş dişlerinin çevre diş eti dokusu arasına biriken besin artıklarının, diş etinin şişmesine ve o bölgede enfeksiyon gelişmesine sebep olmasıdır.

– Hormon Seviyelerindeki Değişiklikler

Hormon seviyelerindeki değişiklikler diş eti şişmesine sebep olabilir. Hamilelik döneminde diş eti şişmesi, yaygın olarak karşılaşılan bir tablodur. Bunun sebebi, hamilelik döneminde hormon seviyelerinin sürekli değişmesidir.

– İlaçların Yan Etkisinden Dolayı Diş Etiniz Şişebilir

Bazı ilaçların da diş eti şişmesine sebep olacak yan etkileri bulunmaktadır. Epilepsi tedavisinde kullanılan ilaçlar, immunsupresif ilaçlar, kalp ve tansiyon tedavisinde kullanılan ilaçlar diş eti şişmesine sebep olabilmektedir. Böyle bir durumla karşılaşıldığında ilacı yazan doktorla görüşülmesi yararlı olacaktır.

– B ve C Vitamini Eksiklikleri

B ve C vitamini eksikliği diş etlerinde şişmeye sebep olabilmektedir. Yanlış beslenme düzeni olan kişilerde, diş etlerinde şişmeler gözlendiğinde bu seçeneğin de değerlendirilmesi faydalı olacaktır.

– Mantar, Bakteri ve Virüslerin Oluşturduğu Enfeksiyonlar

Mantar, bakteri ve virüslerin oluşturduğu enfeksiyonları sonucunda da diş etlerinde şişme gözlenebilmektedir. Bu durum klinik muayene sonucu değerlendirilir. Mevcut olan enfeksiyon tedavi edilmesiyle durum normale dönmektedir.

– Diş Eti Şişmesinde Diş Macunu, Diş Fırçası, Diş İpi ya da Ağız Gargarası Değişikliği

Bunların yanında sık rastlanmamakla birlikte bazı durumlarda diş macunu, diş fırçası, diş ipi ya da ağız gargarası marka ya da model değişimi de diş eti şişmesinin belirtisi olabilmektedir. Böyle bir durumla karşılaşıldığında kullanılan ağız bakım ürününün değiştirilmesi sorunun çözümünde etkili olmaktadır.

Diş Eti Şişmesine Dikkat Edin

Özetle diş eti şişmesi dikkat edilmesi gereken bir konudur. Tablonun daha da ilerleyip çevre dokulara zarar vermesinin önüne geçmek gerekir. Diş etleri şiştiğinde, durumun ihmal edilmeden ya da ertelenmeden diş hekimine danışıp tedavi yollarının değerlendirilmesi gerekmektedir. Diş eti şişmesinin önüne geçmek için dişler günde 2 kez fırçalanmalı, diş ipi ve ağız bakım gargaralarını kullanmayı ihmal etmemeli ve düzenli olarak diş hekimi kontrolüne gidilmelidir. 

Arayüz Fırçası Nasıl ve Ne Sıklıkla Kullanılmalıdır?

Ağız bakımında diş fırçalamak kadar diş aralarının da temizliği çok büyük önem arz etmektedir. Dişlerimizi fırçaladıktan sonra dişlerin birbirine bakan ara yüzeylerinin de doğru bir teknikle temizlenmesi gerekir. Genellikle bu temizlik için diş ipi önerilir; ancak bazen diş ipi yeterli olmayabilir ya da hasta bu tekniği kullanırken motivasyon kaybı yaşayabilir. Böyle durumlarda diş arası fırçalarının (arayüz fırçası) kullanımı gereklidir. Özellikle diş eti çekilmesi olan hastalar için kullanımı çok önemlidir. Böyle durumlarda diş ipi yeterli bir temizlik sağlayamayabilir.

Arayüz fırçalarının diş eti çekilmesinin miktarına göre çeşitli ebatları bulunmaktadır. Doğru marka ve doğru boyut tercihi çok önemlidir. Komşu dişlerde sıkışmaya sebep olmayacak ve onlara zarar vermeyecek bir boyut tercih edilmelidir.

Arayüz temizliği oldukça önemlidir ve ihmal edilmemelidir. Diş çürüğü oluşumunu ve dişeti hastalığı gelişme ihtimalini önlemek için arayüz bakımı düzenli olarak yapılmalıdır.

Bu fırçaların en yaygın kullanıldığı durumlar ise;

Dişeti çekilmesine bağlı olarak diş aralarında yemek artığı biriminin sık olduğu boşlukların temizliği

– Özellikle köprü gibi sabit protezlerde eksik dişin yerini dolduran gövde dediğimiz kaplamanın altının ve dayanak dişlerin arayüz bölgelerinin temizliği.

– İmplantların özellikle boyun bölgelerinin (diş eti ile birleştiği yerlerin) temizliği.

– Ortodontik tedavi gören hastaların braketlerinin ve diş fırçası ile temizlenemeyen bölümlerinin temizliği

Nasıl Arayüz Temizliği Yapılmalı?

– Yere paralel bir şekilde hafif bir kuvvetle arayüze girmesi sağlanır ve fırçanın komşu dişlere yaslanarak 5-6 kez ileri-geri hareketiyle yan yüzeyler temizlenir.

Arayüz fırçaları uygulanırken diş macunu kullanılmasına gerek yoktur. Sadece suyla temizlenmesi yeterlidir.

Diş etlerine zarar vermemesi için sert hareketlerden kaçınılmalıdır.

– Bazı bölgelerde uygulama yapılırken temizlemede zorluk çekiliyorsa fırça bükülerek kullanılmalıdır.

– Uygun ebatta bir arayüz fırçası seçildiğinden emin olunması gereklidir.

– Arayüz fırçaları tek kullanımlık değildir; ancak deformasyon ve eğilmeler oluştuğunda yeni bir arayüz fırçasına geçilmelidir.

– Günde bir kez yapılması yeterlidir.

Dt. Gökhan Gerek

Gülüş Tasarımı Yaptırmadan Önce Bilinmesi Gerekenler

Diş estetiğinin yüz estetiği kadar önemli olduğu günümüzde “Gülüş Tasarımı” pek çok insan için daha ulaşılabilir hale gelmiş durumda. Teknolojinin de gelişmesiyle bu tarz estetik ve fonksiyonel tedavilerin uygulamaları gitgide kolaylaştı. Buna rağmen hala bu tarz tedavilere mesafeli yaklaşan, doğal olarak tereddütleri ve soruları olan pek çok hasta mevcut.

Gülüş Tasarımı Öncesinde Hastaların En Çok Merak Ettiği Konulardan Biri

Gülüş tasarımı öncesinde hastaların en çok merak ettiği konulardan biri hastanın kendi dişlerine ne düzeyde bir işlem yapılacağı,  gülüş tasarımı, hastanın eksik dişi olmadığı sürece dişlerin ön yüzlerine uygulanan kompozit veya porselen materyalden laminelerle yapılır, dişte hiç madde kaybı gerçekleştirilmeden hazırlanan “Prepless” lamine uygulamaları olduğu gibi zaman zaman vakanın başlangıcındaki duruma istinaden dişlerin ön yüzeylerinden 0,5-1 mm arası bir aşındırma, gelecek malzemeye yer açılması ve yapılan laminelerin ağız içerisinde doğal görünmesi için gerekli olabilmektedir.

Gülüş Tasarımı Planlanırken Hastanın İhtiyaçları İyi Belirlenmelidir

Gülüş tasarımı planlanırken hastanın ihtiyaçları iyi belirlenmelidir. “Kaç dişe lamine uygulanacak?”, ”Alt dişlerime yaptırmalı mıyım?”, “Güldüğümde diğer dişlerimle uyumsuz görünecek mi?“, “Doğal duracak mı?” gibi sorular yine hastalar tarafından sıkça sorulmaktadır. Laminelerin kaç dişe uygulanacağı hastanın güldüğünde görünen diş sayısı, ağızdaki mevcut restorasyonlar ve dişlerin pozisyonu gibi pek çok faktöre göre belirlenmektedir fakat genel olarak ön kesiciler ve küçük azı dişleri de dahil olmak üzere tek çenede en az 10 dişe uygulamak tatmin edici ve bütünlük içerisinde bir görüntü oluşturacaktır.

Gülüş tasarımı planlanırken ideal olan alt ve üst dişlerin gerek şekil gerekse de renk bütünlüğünü koruyabilmek adına birlikte işleme alınmasıdır fakat konuşma ve gülüş sırasında alt dişlerin az miktarda görünmesi ve bütçenin kısıtlı olması gibi durumlarda yalnızca üst dişlere uygulama yapmak veya tek çenede uygulama yapılan diş sayısını azaltmak gibi seçenekler tercih edilebilir. Bu durumda lamineler ve hastanın kendi dişleri birbirine uyumlu olacak renklerde hazırlanarak veya öncesinde beyazlatma işleminden yardım alınarak yapılır.  Laminelerin altyapı olmadan ince porselen malzeme ile hazırlanması dişin ışık geçirgenliği özelliğini taklit etmesine ve tamamen doğal bir görüntü elde edilmesini sağlamaktadır.

Gülüş Tasarımı Tedavisi Süreciyle İlgili

Gülüş tasarımı tedavisinin sonuçları ile ilgili bu detayları öğrenen hastaların, sonrasında da tedavinin süreciyle ilgili “Anestezi yapılacak mı?”, “Kesik dişlerle mi dolaşacağım?”, “Tedavim bitene kadar  ağrım olacak mı?”, “Tedavim ne kadar sürecek?” gibi soruları olmaktadır. Gülüş tasarımı için lamine preparasyonu lokal anestezi altında yapılmaktadır. Böylelikle hasta işlem sırasında hiç ağrı hissetmez. Preparasyon ve ölçü işlemlerinden sonra ise hastaya kompozit veya akrilik malzemeden geçici lamineler direk olarak ağız içerisinde uygulanır. Bu sayede hastanın tedavi sürecinde hassasiyet problem yaşamaması ve ön dişlerin prepare görüntüsünün kapatılması sağlanır. Ön bölgeye sadece laminelerle planlanan bir gülüş tasarımı uygulaması işleme başlandıktan sonra yapılan diş sayısına da bağlı olarak ortalama 5 iş günü içerisinde tamamlanmaktadır. Hastanın estetik beklentilerinin tam olarak karşılanabilmesi için düzenleme yapılması gereken durumlarda bu süreye birkaç gün daha eklenebilir.

Gülüş Tasarımı Tedavisi Tamamlandı Peki Sonra?

Gülüş tasarımı tedavisinin tamamlanması ile birlikte bu sefer de kullanıma dair pek çok soru ortaya çıkmaktadır. “Laminelerin düşme ihtimali var mı, sağlam mı?”, “Eskisi gibi yemek yiyebilecek miyim?”, “Zaman içerisinde renk değişimi olacak mı?” bu soruların başlıcalarıdır. Lamineler hazırlandıktan sonra  yapıştırma aşamsında hem dişler hem de lamineler bir takım hazırlık aşamalarından geçerler ve bu uygulamalar kullanılacak yapıştırıcı ajanın diş ve lamine yüzeyine kimyasal olarak bağlanmasını sağlar. Rezin içerikli bu yapıştırıcı ajan özel bir ışık yardımı ile sertleştirildikten sonra diş ve lamine ayrılmaz şekilde birleşir ve bu işlem porselen malzemenin kuvvetlere dayanımını arttırır. Lamine uygulaması tamamlandıktan sonra hastanın diyetini değiştirmesi gerekmez fakat kendi dişlerimize de gelmesini istemediğimiz, dişlerle sert kabuklu yiyeceklerin kırılması, veya yemek ile ilgili olmayan dişlerle bir şey tutma, koparma, açma gibi bir takım hareketlerden  ve kuvvetlerden kaçınması beklenir.

Porselen malzeme cilalandıktan sonra parlak yüzeyinden hiçbir şekilde renklenme yapmaz, fakat burada bahsedilen, içsel bir renklenme ve malzemenin kimyasal özelliklerinin değişmesi ile ilgili olup yüzeyde oluşacak lekelenmeler ile karıştırılmamalıdır.

Hastanın sigara kullanımı, çay kahve tüketim alışkanlıklarına istinaden porselen yüzeyinde de zaman içerisinde lekeler oluşabilir fakat bu tip lekeler rutin diş hekimi ziyaretlerinde polisaj uygulaması ile rahatlıkla giderilebilmektedir.

Dt. Doğa Erginoğlu

YEMEKLERDEN HEMEN SONRA DİŞ FIRÇALAMAK DİŞ SERT DOKULARINDA AŞINMAYA NEDEN OLUR

Ağız diş sağlığının korunmasının temelinde doğru şekilde yapılan temizlik ve bakım yer alır. Pek çok kişi dişlerini yemekten sonra fırçalaması gerektiği bilgisine sahiptir. Ancak dişlerin yemekten hemen sonra fırçalanması sanılanın aksine yaradan çok zarara sebep olur. Öğün yemekleri, atıştırmalıklar, özellikle de asitli gıdalardan sonra ağız içi pH’sı düşer, asidite artar bunun sonucunda da diş minesi yumuşamaya başlar. Bu asidik ortam yaklaşık 30-60 dk kadar sürer. Hemen yapılan fırçalama sonucunda diş yüzeyinden bu yumuşayan mine dokusu kaldırılabilinir. Bunun sürekli tekrar etmesi dişlerin minesini inceltip alttaki doku olan dentin tabakasının açığa çıkmasına ve hassasiyet oluşumuna sebep olur. İlave olarak, dişleri beyazlatmak için kullanılan ve estetik amaçlar taşıyan bazı aşındırıcı özelliklere sahip diş macunları da tabloyu daha kötü hale getirir. Ayrıca dentin mineye göre daha koyu renkli bir doku olduğu için dişlerin renklerinin de genel olarak daha koyu görünmesine sebep olur.

Dişleri Fırçalamaya Başlamak için Yemek Yedikten Sonra En Az 30 Dakika Beklemek En Sağlıklı Davranıştır

Tükürük burada dengeleyici etken olarak görev yapar. Ayrıca ağzınızdaki pH seviyesini tekrar dengelemek için ağzınızı hızlıca alkalik özellikte bir ağız gargarası ile de çalkalayabilirsiniz. Asiditesi ve şeker oranı yüksek gıdalar mümkün olduğunca öğünler içinde tüketilmeli, gün içinde birçok kez ağız pH’sı bozulmayacak şekilde bir beslenme düzeni oluşturulmalıdır. Ara öğünler mümkün olduğunca şekersiz gıdalardan seçilmelidir. Süt ve süt ürünleri alkali özellik taşıyan gıdalardır. Ağız içindeki asiditeyi daha hızlı bir şekilde nötrlemek istiyorsak bunlardan yararlanabiliriz (şeker ya da asit oranı yüksek bir ara öğünden sonra peynir yenilmesi pH dengesinin daha hızlı oluşmasını sağlar). Gece çürük riski tükürük salgısı azaldığı için artar bu yüzden yatmadan önce dişler mutlaka fırçalanmalıdır.

Dt. Gökhan Gerek