ÇOCUK DİŞ SAĞLIĞINDA ÇOCUK DİŞ HEKİMİNİN ÖNEMİ

Ağız ve diş sağlığı bozuklukları genel olarak yetişkin bireylerde rastlanılan durumlardır. Ancak bu durumların temelinde çocuk yaşlardaki ağız bakımı eksiklikleri, geçirilen bazı sistemik ve kronik hastalıklar, beslenme bozuklukları yatar. Bu nedenle çocuk yaştan itibaren hatta mümkünse dişler ağızda göründüğü ilk andan itibaren diş hekimi ziyaretlerine başlanmalıdır.

Bu alanda hizmet veren halk arasında çocuk dişçisi olarak adlandırılan özel eğitimli hekimler vardır. Pedodonti uzmanı adı verilen bu hekimler, çocuk dişi sağlığı konularında genel diş hekimliği eğitimi üzerine 3 -4 yıl eğitim almış kişilerdir. Gerek çocuk hastalara yaklaşım gerekse çocuk dişlerine müdahale konularında uzmanlaşmış hekim gruplarıdır. Diş tedavilerinin kişiler için genelde korkutucu ve tedirginlik verici işlemler olduğu düşünüldüğünde çocuklar için ne kadar zor olabileceği malumdur. Yanlış yaklaşımlarda çocukta psikolojik travmalar oluşturma riskine bağlı olarak çocuk dişçisi denilen pedodonti uzmanlarının tercih edilmesi çok doğru bir yaklaşım olacaktır. Çocuk diş hekimleri, kişilere erken yaştan itibaren ağız ve diş sağlığı konusunda belirli alışkanlıklar kazandırırlar. Günümüzde bu bilinçteki ebeveynlerin bizim ülkenizde de artık arttığını görmek sevindirici bir gelişmedir.

Süt dişleri genelde ağızda kalıcı dişler olmadıklarından pek önemsenmezler. Ancak bu dişler, büyüme gelişimin en önemli olduğu bir dönemde ağız içerisinde yer alırlar. Bu nedenle de çocukların genel sağlıkları ve gelişiminde süt dişlerinin rolü çok büyüktür. Ayrıca süt dişleri, sonrasında çıkacak ana dişlerin sağlığını bazen direkt olarak bazen de dolaylı olarak etkileyen dişlerdir. Çocuk dişçileri olarak adlandırılan pedodonti uzmanlarının bu noktada kişileri bilinçlendirmede önemli rolleri vardır. Koruyucu diş hekimliği çocuk yaştan itibaren uygulanabildiğinde amacına ulaşmış olur.

Dr. Dilek Kiper Akatay

Pedodonti Nedir?

Pedodonti diş hekimliğinin 0-13 yaş grubu arasındaki bebek ve çocuk ağız ve diş sağlığıyla alakalı ve beş senelik diş hekimliği üzerine ayrıca özel bir uzmanlık eğitim programı almayı da gerektiren branşlarından biridir. Continue reading “Pedodonti Nedir?”

Yaprak Porselen Fiyatları

Estetik diş hekimliğinin son yıllardaki popüler tedavi yöntemi yaprak porselen uygulamalarıdır. Yaprak porselen tekniğini kısaca anlatmak gerekirse dişlerin ön yüzeylerinde 0,3 -0,5 mm gibi minimal aşındırma yapıldıktan sonra alınan ölçü ile hazırlanan, takma tırnak şeklindeki porselenlerin özel yapıştırıcılar kullanılarak diş yüzeylerine uygulanmasıyla tamamlanan estetik diş tedavi yöntemidir.

Yaprak porselen tedavisini kaplama porselenlerden ayıran en önemli özellik yaprak porselenin çok ince olmasından dolayı altındaki dişin rengini yansıtabilmesidir. Böylece doğal bir gülüş elde etmek kendiliğinden olabilmektedir.

Yaprak porselen uygulamaları dişler arasında boşluk, çapraşıklık veya dişlerinde aşırı renklenme problemi olan hastalarda tercih edilmektedir. Geçmişte hastalar bu tip şikâyetlerle kliniklere başvurduklarında onlara önerilen tedavi tekniği porselen kaplama ile sınırlıydı. Fakat günümüzde porselen malzemelerinin çok iyi kalitede üretilmesi ve bunu kullanabilecek seramik sanatçılarının eğitilmesiyle çok estetik yaprak porselen tedavilerinin yapılması sağlanmaktadır.

Yaprak porselen tedavisinde dişlerin boyu, genişliği ve rengi öncelikle hastaların beklentisi öğrenilip sonrasında hekim ve teknisyen arasındaki iletişim ile final görüntüsüne kavuşur. Doğada bulunan her canlı da olduğu gibi dişler arasında da bir altın oran bulunmaktadır. Bu bahsedilen altın orana sadık kalınarak yaprak porselenlerin üretimi gerçekleştirilir. Ayrıca yaprak porselen tedavisi, kişiye özel gülüş tasarımı yapılmasına da olanak sağlamaktadır.

Yaprak porselen yaptıracak kişinin yüz hatlarının şekli, dudaklarının şekli, kalınlığı ve özellikle üst dudağın arkasında bulunan kesici dişlerin destek miktarı diş hekimi tarafından değerlendirilip ideal gülüş oluşturulacak şekilde planlanır. Yapılacak provalarda tasarlanan yaprak porselen dişlerin ağız içerisinde nasıl durduğu, estetiği hekim, hasta ve hasta yakınları tarafından değerlendirilir. Eğer her şey ideal şeklinde ise aynı seansta yaprak porselen dişler yapıştırılır. Eğer ufak tefek düzeltmeler gerekiyorsa ilgili notlar alınır ve fotoğraflar çekilir.

Teknisyene iletilen bu veriler doğrultusunda yaprak porselenler üzerinde gerekli düzeltmeler yapılır. Bir sonraki seansta ise çok büyük bir ihtimalle sorun ile karşılaşılmaz ve yaprak porselenlerin yapıştırılmasıyla tedavi tamamlanır. Hastalarına aklına genellikle yaprak porselenler yapıştırılana kadar aşındırılmış dişlerle mi yaşanacağı sorusu gelir. Kesinlikle her seansın sonunda geçici dişler takılmadan hastalar klinikten gönderilmez.

Aşındırılmış dişlerin geçici malzemelerle kapatılması hem diş eti sağlığı açısından hem de hasta konforu açısından çok önemlidir. Geçici dişle yaşanan süreçte hassasiyetlerin oluşması çok normaldir. Çünkü geçici dişler kolay çıkarılabilir olmalıdır. Tabi bu durumun getirdiği dezavantajlı bir durum söz konusudur. Bu da daimi yaprak porselenler takılana kadarki beslenme sırasında geçici dişlerin çıkma ya da kırılma olasılığıdır. Bu durumun önüne geçebilmek için hastaların yumuşak gıdalarla beslenmesi gerekmektedir. Özellikle ön dişlerle bir şey ısırılmamalı, yiyecekler kesilip ya da koparılıp ufak parçalar halinde tüketilmelidir.

Yaprak porselenler takıldıktan sonra belli bir süre yemek yeme ve içme sırasında hassasiyet, kuvvet vermekte zorluk meydana gelebilir. Şu durum unutulmamalıdır ki dişlerin hepsi canlı bir organımızdır ve aşındırma yapılan her diş yüzeyinde bir yara oluşmaktadır. Yaprak porselenlerin yapıştırılmasından önce dişler üzerine bir takım kimyasal yapıştırıcı malzemeler kullanılır. Bu malzemeler aşındırılan diş yüzeyinde hassasiyetin artmasına sebep olabilir.

Yaprak porselenlerin yapıştırılmasından sonra az önce belirttiğimiz yara yüzeyinin kendini iyileştirmesi 6 -8 haftaya kadar sürebilmektedir. Bunun sebebini açıklamak gerekirse, dişlerin damarlanma yapısı vücudumuzun her hangi bir yumuşak dokusundan çok daha zayıftır. Vücudumuzda oluşabilecek her hangi bir yara bir kaç gün içerisinde iyileşebilirken diş yüzeyinde oluşan bu yaranın geçmesi çok daha uzun sürer. Bu sebepten hassasiyet ve yeme içmede zorluğun geçmesi bir kaç haftayı bulabilir. Tabi ki bu bahsettiğimiz hassasiyet her hastada olacak diye bir kaide yoktur. Bazı bireylerin ağrı eşiği daha yüksek olduğu için hiç hassasiyet problemi yaşamamaktadırlar.

Yaprak porselen tedavisinin fiyatı hakkında bilgi vermek gerekirse, maliyetleri etkileyen bir çok faktör vardır. Her şeyden önce şunu bilmek gerekir ki “estetik” kavramının bulunduğu her alanda fiyat çoğu zaman tahmin edilenden yukarıda olmaktadır. Yaprak porselen tedavisinde de hekimin sarf ettiği emek, ölçü ve geçici malzemeleri, teknisyenin yaptığı tasarım ve üretim maliyetleri yaprak porselen tedavisinin fiyatlarını yukarılara çekmektedir. Ayrıca yaprak porselen tedavisinin yapıldığı kliniğin de fiyat üzerinde etkisi vardır.

Perifer kliniklerde yaptırılan tedavilerde fiyatların daha uygun olduğu normal karşılandığı gibi merkezi yerlerde bulunan kurumsal diş polikliniklerinin tedavi fiyatlarının yüksek olduğu da normal karşılanmaktadır. Özellikle kurumsal firmaların hasta profilleri daha detaycı ve mükemmeliyetçi olduğu için hizmet kalitesindeki artışın istemsiz olarak artması gerekmektedir. Bu da doğru teknik ve teorik bilgi, kaliteli malzeme ve iyi teknisyen ile iş birliği yapmak anlamına gelmektedir. Bu faktörlerin hepsi bir araya geldiği zaman fiyatların yüksek olması gayet normal karşılanmaktadır.

Dt. Arca Baydar

Zirkonyum Diş Kaplama Nedir?

Diş kaplamaları genelde porselen kaplama şeklinde uygulanır ve metal destekli ya da metal desteksiz olmak üzere ikiye ayrılır. Son yıllarda sosyal yaşamın artması ve gelişen teknolojiyle birlikte bireyler estetik ihtiyaçlara daha çok gereksinim duymaktadırlar. Continue reading “Zirkonyum Diş Kaplama Nedir?”

ÇOCUKLARDA BESLENME ve DİŞ SAĞLIĞININ ÖNEMİ

Yaşamın ilk üçte birlik bölümü büyüyerek, gelişerek, olgunlaşarak ve yetişkin yaşama hazırlanarak geçmektedir. Çocukluk çağındaki beslenme yetersizliği ve/veya dengesizliği çeşitli sağlık sorunlarıyla birlikte ağız ve diş sağlıkları üzerinde de oldukça büyük problemlere neden olabilmektedir.

Özellikle tek tip beslenme, poğaça, çikolata, börek, tatlı bisküvi ve yanında gazlı içecekler ve hazır meyve suları gibi besinler, çocuğun gelişimine hiçbir yarar sağlamadığı gibi hem obezite dediğimiz şişmanlık hastalığına zemin hazırlamakta hem de içerdikleri yüksek şeker oranı nedeniyle ağız ve diş sağlığını da olumsuz yönde etkilemektedir. Çocukların her öğünde almaları gereken besinleri düzenli ve yeteri miktarda almaları ağız ve diş sağlığı açısından da büyük önem taşır.

Örneğin kahvaltıda yumurta, süt, peynir, pekmez gibi hem besin değeri yüksek olan hem de diş gelişiminde ve dişlerin çürükten korunmasında önemli rol oynayan besinlere yer verilmelidir. Özellikle peynirin yemek sırasında asidik olan ağız ortamını bazik hale getirmede ve dişlerin temizlenmesinde önemli bir rolü vardır. Bu nedenle kahvaltı sonrasında dişlerin fırçalanamadığı durumlarda en son peynir yenilmesinin diş çürüğünden korunmadaki etkisi büyüktür.

Ara öğünlerde; meyve, kuru yemiş (fındık, ceviz, badem, yer fıstığı), kuru kayısı, süt, yoğurt, ev yapımı peynirli poğaça, ayran gibi besinler; kepekli ekmek arası et veya peynir grubundan bir gıda ile marul ve salatalık içeren sandviç hazırlanabilir.
Ana öğünlerde; fast food tarzı beslenmenin yine ağız ve diş sağlığı üzerinde olumsuz etkileri büyüktür. Bu nedenle bu tür yiyeceklerin ve bunların yanı sıra kolalı içeceklerin tüketiminin kısıtlanması gerekir. Ağız ve diş sağlığının devamlılığı açısından lahana, brokoli, karnabahar, semizotu gibi yeşil yapraklı sebzelerle, dönüşümlü olarak balık, tavuk, et gibi yiyecekleri tüketmek gerekir.

Cips, şekerleme, çikolata, bisküvi, poğaça, kek vb. gıdaların esas yemek yerine ve çok miktarda tüketilmeleri mutlaka engellenmelidir. Özellikle çocuklar gündüzleri okul kantinlerinden bu tür yiyeceklere kolaylıkla ulaşabilmektedirler. Ancak bu yiyeceklerin yerine vitamin, protein ve kalsiyum içeriği yüksek ve aynı zamanda diş çürüğünden korunmada önemli katkıları olan meyve, ayran, süt, kuru üzüm, kuru kayısı, fındık, ceviz gibi yiyeceklerin tüketiminin sağlanması büyük önem taşımaktadır.

Günümüzde çocuklarda ve genç erişkinlerde diş çürüğü görülme oranı ne yazık ki her geçen gün artış göstermektedir. Yapılan araştırmalar, bu durumun nedenlerinin başında çocukların ağız-diş hijyen alışkanlıkları ile beslenme alışkanlıklarındaki hataların geldiğini göstermektedir. Bu nedenle çok sayıda diş çürüğü olan bireylerde diş tedavilerinin yanı sıra mutlaka bireyin beslenme alışkanlıkları da araştırılmalı ve gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Ancak bu sayede bireylerin ağız ve diş sağlıklarının devamı sağlanabilir.

Emzirmek bebeğin dişlerini nasıl etkiler?

Emzirmek dudak, yanak, dil ve çene kaslarının gelişimi için büyük önem taşır. Dişler tüm bu dokular tarafından desteklenmektedir. Bu nedenle, sağlıklı ve düzgün bir diş dizisine ve kapanışa sahip olabilmek için bu dokuların da sağlıklı olması ve gelişmesi gerekmektedir.

“Biberon kullanımı” en önemli konulardan biridir. Uyurken biberon ile beslemek ya da bütün gün ağzında biberon ile dolaşmasına izin vermek bir bebeğe kazandırılabilecek en zararlı alışkanlıklardan biridir.

Diş çürüğü bu yaş grubu çocuklarda çok yaygın olarak görülür. Literatürdeki adı da “biberon çürüğü” olan bu erken dönem çocukluk çağı çürükleri, özellikle ön dişlerin tamamını kaplar ve çocukların çok erken yaşta dişlerini kaybetmelerine neden olur. Bu da diş dizilerinin bozulmasına neden olabileceği gibi beslenme ve psikolojik bozukluklara da neden olmaktadır. Kötü görünen bu dişlere sahip ya da dişsiz olan çocuklar özellikle yuva döneminde arkadaşlarının arasında ciddi psikolojik problemler yaşayabilmektedirler. Bu nedenle biberon kullanımında ailelerin çok dikkatli olması gerekmektedir.

Emzirmek bebeğin dişlerini nasıl etkiler ? - 2

Öncelikle küçük delikli emziği olan biberonlar tercih edilmelidir. Çünkü çocuğun biberonu emerken güç sarf etmesi gerekir ki yanak, dil ve çeneler gelişebilsin.

Hiçbir zaman biberon emzik gibi kullandırılmamalıdır. Çünkü sütün, mamanın veya meyve sularının sürekli olarak dişler üzerinde kalması çok hızlı çürük oluşumuna neden olur.

Sütün içerisine bal veya şeker katmak da çürük oluşum riskini arttırır. Aynı şekilde sürekli emzik kullanımı, özellikle emziğin bala ya da şekerli şeylere batırılarak verilmesi çok zararlıdır. Mümkün olduğunca erken dönemde (1 -1,5 yaşlarında) emzik kullanımı bıraktırılmalı ve çocuk bardak kullanmaya alıştırılmalıdır.

Anne karnında ağız ve diş sağlığı

Diş gelişimi hamileliğin 6. haftasında başlar, bu nedenle anne adayı bebeğinin diş gelişimi için bu haftadan itibaren beslenmesinden kendi ağız ve diş sağlığına kadar her şeyine dikkat etmeli ve özen göstermelidir. Anne adayının hamileliği döneminde yeterli vitamin alamaması, herhangi bir nedenle korunmasız röntgen çektirmesi, virütik bir hastalık geçirmesi gibi birçok neden bebeğinin diş gelişimi üzerinde olumsuz etkilere neden olmaktadır.

Hamilelik döneminde dengeli beslenme diş ve dişeti sağlığının sürdürülmesi açısından önemlidir. Protein, A vitamini (et, süt, yumurta, sarı sebze ve meyveler), C vitamini (narenciye, domates, çilek), D vitamini (et, süt, yumurta, balık) ve kalsiyum (süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler) ’dan zengin gıdaların yeterince alınması gereklidir. Hamilelik döneminde kalsiyum ihtiyacı artar. Anne ve bebeğin kemik ve diş sağlığı için annenin günlük 1200–1500 mg kalsiyum gereksinimi vardır. Süt ve süt ürünleri ile yeşil yapraklı sebzeler gibi kalsiyumdan zengin gıdalar alarak kalsiyum gereksinimi karşılanmalıdır. Eğer gıdalarla yeterli kalsiyum sağlanamazsa bebeğin gelişimi için gerekli olan miktar annenin kemiklerinden karşılanır ama Dişlerden kalsiyum çözünmesi olmaz. Bu nedenle Hamilelik sırasında bebeğin kendisi için gerekli olan kalsiyumu annenin dişlerinden alarak dişlerin çabuk çürümesine yol açtığı, bu nedenle hamile annelerin diş kaybına uğradığı düşüncesi tamamen yanlıştır.

Diş Hekimliğinde Doğru Bilinen Yanlışlar

  • Dişleri fırçalarken diş fırçasını önce musluk altında ıslatmak gerekir.
    • Yanlış, Dişler kesinlikle fırça musluk altında ıslatılmadan kuru olarak fırçalanmalıdır.
  • Diş macunu reklamlardaki kadar tüm fırçayı kaplayacak kadar çok sıkılmalıdır.
    • Yanlış, Diş macunu diş fırçası üzerine en fazla bezelye büyüklüğünde olacak şekilde sürülmelidir.
  • Diş ipi kullanmak dişetlerine zarar verir.
    • Yanlış, Tam bir diş temizliği için dişleri sadece fırçalamak yeterli olmaz; mutlaka diş ipi kullanmak gerekir. Diş ipi kullanmak diş aralarının temizlenmesi ve dişeti sağlığı açısından kesinlikle çok yararlıdır.
  • Dişeti kanaması dişetlerinin sağlıklı olmasını sağlar.
    • Yanlış, Dişetlerinde kanama olması dişetlerinin iltihaplı olduğunun göstergesidir. Bu durum gingivitis denilen dişeti hastalığında görülmektedir.
  • Tartar (Diş taşı) temizliği diş minelerini çizer ve zarar verir.
    • Yanlış, Tartar denilen diş taşları oluştuğu zaman mutlaka ağızdan uzaklaştırılmalıdır. Diş taşı temizliği adı verilen bu tedavi için kullanılan modern el aletleri ve ultrasonik cihazlar diş minesini kesinlikle zedelememektedir. Özellikle son teknolojik cihaz olan air flow aleti ile dişlere hiç teman edilmeden basınçla temizlik yapılmaktadır.
  • Hamilelik döneminde diş tedavisi yapılamaz.
    • Yanlış, Hamileliğin her döneminde acil diş tedavileri yapılabilir. Hamilelik döneminde özellikle 3. 4. 5. aylarda tüm diş tedavileri yapılabilmektedir. Bu aylar diş tedavileri için en güvenli aylardır.
  • Hamilelikte diş kayıpları ve diş çürükleri olur.
    • Yanlış, Eğer planlı bir hamilelik ise öncesinde mutlaka diş hekimi kontrolü yapılmalı ve gebeliğin üçüncü ayı ile altıncı ayları arasında da diş hekimi kontrolleri atlanmamalıdır. Böyle bir durumda hamilelik nedeniyle diş ve dişetlerinde herhangi bir problem yaşanmaz.
  • Şeker hastalığı (diyabet) olanlarda implant uygulaması yapılamaz.
    • Yanlış, Tüm şeker hastalarında implant uygulaması yapılabilir. Önemli olan şekerin düzenli hale getirilmiş olmasıdır.
  • İmplantı benim vücudum kabul etmez.
    • Yanlış, Dental implantlar titanyum denilen bir materyalden oluşmaktadır ve bu materyalde doku reddi mümkün değildir.
  • İmplant herkese uygulanamaz.
    • Yanlış, İmplant uygulaması herkese yapılabilmektedir. Bunun için yeterli kemik olması gerekir. Yeterli kemik olmadığı durumlarda da kemik transferleri veya kemik tozları kullanılarak yapılır.
  • Sigara içenler implant yaptıramazlar.
    • Yanlış, Sigara içenler de implant yaptırabilirler. Sadece sigara içmeyenlerdeki implant başarı oranı %98 -99 iken; sigara içenlerde bu oran % 96 civarındadır.
  • Diş tedavilerinde çekilen röntgenler kanser yapar.
    • Yanlış, Diş hekimliğinde son dönemlerde kullanılmakta olan digital röntgen cihazları ile çekilen röntgenlerdeki radyasyon dozu çok çok düşük miktarlardır. Bu doz 0.02 miliamper civarında olup toksik etkisi minimaldir. Ayrıca röntgen cihazlarından yayılan radyasyon 2 metreyi geçmemektedir. Tüm klinikler Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun (TAEK) kontrolü altındadır. Bu kurum önlemlerin sürekliliğini belli aralıklarla denetlerken, gerekirse sürpriz denetlemeler de yapabilmektedir.
  • Diş hekimliğinde lokal anestezi için yerli ve yabancı morfin kullanılır.
    • Yanlış, Diş hekimliğinde lokal anestezik madde olarak kesinlikle morfin kullanılmamaktadır. Kullanılmakta olan anestezik maddelerin hiçbiri yerli olarak üretilememektedir. Kullanılan anestezik solüsyonların anestezik etkileri hemen hemen aynı olup sadece etken maddeleri farklı olabilmektedir.
  • Benim dişim uyuşmuyor.
    • Yanlış, Doğru anestezi tekniği uygulanmış ve dişte herhangi bir akut enfeksiyon yok ise tüm dişler uyuşur.
  • Çocuklarda süt dişleri ağrıdığı zaman, nasıl olsa değişeceğinden herhangi bir tedavi yapılmasına gerek yoktur; çekilmelidir.
    • Yanlış, Süt dişlerinin değişme zamanları alttan gelen sürekli dişlerin sürme zamanları ile ilişkilidir ve her dişin belirli bir sürme yaşı vardır. Bu yaştan önce çekilen süt dişleri çocukların ağız ve diş sistemlerinin gelişiminde çok ciddi sıkıntıların oluşmasına neden olmaktadır. Dişlerin çekilmeyip çürük olarak ağızda bırakılmasının da yine çocukların hem ağız ve diş sağlıkları üzerinde hem de genel sağlıkları üzerinde ciddi sıkıntıları vardır.
    • Bu Sıkıntıların Başında;
    • Eksik diş ya da dişler nedeniyle çocuğun çiğneme fonksiyonunun azalmasına ve buna bağlı olarak da çocuğun iyi beslenememesine ve dolayısıyla büyüme ve gelişiminde geriliğe neden olmaktadır.
    • Zamanından önce çekilen süt dişleri, yerlerine gelecek olan sürekli dişlerin sürme doğrultularının bozulmasına neden olacaktır. Bu durum, çocukların diş dizisinde çapraşıklık oluşmasına ve dolayısıyla ileride uzun süreli ortodontik tedaviye (tel tedavisi) maruz kalmasına neden olmaktadır.
    • Süt dişleri zamanından önce çekildiğinde çekim boşluğuna komşu dişler bu boşluğa doğru kayar. Bu durum sürekli dişlerin yerleri kapandığından sürememesine ve gömük kalmalarına neden olabilmektedir.
    • Erken süt dişi çekimlerinin yarattığı çiğneme kuvvetlerinin dengesizliği, çene ekleminde de bozukluklar oluşmasına neden olabilmektedir.
    • Bu nedenle süt dişlerinin fizyolojik değişme yaşına kadar tedavisi mümkün ise mutlaka tedavi edilerek ağızda tutulmaya çalışılması gerekir. Tedavi edilemeyecek durumda olan süt dişleri ise çekilmeli ancak sonrasında çekim yerine mutlaka “yer tutucu” adı verilen çocuk protezleri uygulanmalıdır. Bu apareyler sayesinde süt dişinin erken kaybının neden olabileceği tüm sıkıntıların önüne geçilmiş olur.
  • Çocuklarda süt dişleri ağrıdığı zaman, nasıl olsa değişeceğinden herhangi bir tedavi yapılmasına gerek yoktur. Çürük olarak ağızda bırakılmalarının herhangi bir sakıncası yoktur.
    • Yanlış, Çürük olan süt dişlerinin tedavi edilmeden çürük olarak ağızda bırakılmasının çocukların hem ağız ve diş sağlıkları üzerinde hem de genel sağlıkları üzerinde ciddi sıkıntılar oluşturur.
    • Bu Sıkıntılar;
    • Çürük diş ya da dişler nedeniyle çocuklar yemek yemede sıkıntı çektiklerinden yemek yemek istemezler. Bu durumun çocukların gelişimleri üzerinde olumsuz etkisi büyüktür.
    • Özellikle dişlerin arasında oluşan çürükler dişlerde madde kaybına neden olduğundan diş dizisinde yer kaybına neden olur. Bu durum da çocuğun sürekli diş dizisinde çapraşıklık olmasına ve dolayısıyla ortodontik tedavi (tel tedavisi) görmesine neden olabilmektedir.
    • Çürük dişlerinden dolayı ara sıra da olsa ağrı duyan çocuklar sürekli huzursuz olurlar. Özellikle geceleri diş ağrısı çeken çocuklar, gündüzleri huzursuz ve mutsuz olabilmektedirler.
    • Çürük dişler her zaman fokal birer enfeksiyon odaklarıdır. Özellikle immün sistemi yeterli gelişmemiş çocuklar için bu enfeksiyon odakları, genel sağlıklarını olumsuz yönde etkiler ve genel sağlıkları üzerinde risk oluşturmaktadır.
    • Çürük süt dişlerinden kaynaklanan enfeksiyonun altlarında gelişmekte olan sürekli diş germleri üzerinde de olumsuz etkileri vardır. Bu dişlerin minelerinde kalıcı lekeler oluşmasına neden olmaktadır.
    • Bu nedenle tüm çürük süt dişleri tedavi edilmeli; değişme zamanına kadar çürüksüz olarak ağızda tutulmaya çalışılmalıdırlar.

DİŞ ETİ HASTALIĞI NASIL GEÇER?

Agresif periodontitisin tedavisinde eskiden diş çekimi ya da dişlerin köklerinden birinin çekimi yapılırken, günümüzde antibiyotik kullanımı ile birlikte diş kök yüzeylerinin temizlenme işlemi yapılabilmekte ve bu sayede dişler eski sağlıklı görünümlerine kavuşturulabilmektedir.

Başlangıç tedavisi olarak adlandırılan bu ilk aşamada diş eti altındaki ve diş yüzeylerindeki tüm diş taşları, iltihaplanmış diş kök yüzeyleri temizlenip düzgünleştirilir. Varsa taşkın dolgular değiştirilmeli, çürük dişler mutlaka tedavi edilmelidir. Bu başlangıç tedavisi sonucunda, diş eti kanamaları çok azalır, diş eti kıvam ve renk olarak normal kriterlere yaklaşır. Eğer diş eti hastalığı başlangıç dönemindeyken tedavi edilmezse, kısa zaman içerisinde diş köklerinin çevresindeki kemik dokusu kaybedilmeye başlar. Belli bir miktardan fazla kemik kaybı olduğunda, dişler bulundukları konumdan hareket ederek yer değiştirmeye ve sallanmaya başlar. Bunun sonucunda da dişlerin kaybı kaçınılmaz olur.

Bu hastalıkta yitirilen alveol kemiğini geri kazanmak için çeşitli yöntemler geliştirilmiştir. Yöntemlerin temelinde kaybedilen kemiği geri kazanmak olduğundan kemiğin yitirildiği defekt bölgesine, hastanın başka bir sağlıklı ağız içi bölgesinden alınan kendi kemiği veya kemik bankalarından elde edilen (kemik grefti) steril insan kemikleri veya sentetik kemik minerallerini taklit eden malzemeler uygulanarak kayıp kemik miktarı kazanılmaya çalışılır.

Agresif periodontitis, toplumda %0.1 -2 oranında görülse de erken dönemde teşhis edilmedikleri takdirde, etkiledikleri bireyleri genç yaşta yoğun bir tedavi ihtiyacı ile karşı karşıya bırakmakta ve bazen yapılan tedavi sırasında diş kayıpları ile protez gereksinimine neden olmaktadır.

DİŞ ETİ HASTALIĞI NASIL ÖNLENİR?

Görüldüğü gibi tüm bireyler için bebeklik döneminde başlayıp düzenli olarak diş hekimi kontrollerini yaptırmak ve buna yılda en az iki kez olmak üzere devam etmek büyük önem taşımaktadır. Çünkü ancak bu sayede agresif periodonotitis gibi ciddi diş ve diş eti hastalıkları erken dönemde teşhis edilebilir ve neden olduğu olumsuz durumların önüne geçilip kolaylıkla tedavi edilebilir. Ancak tüm bu kontrollerin yanı sıra bireyin tüm yaşamı boyunca sağlıklı bir ağız-diş sağlığına sahip olabilmesi için, hekimi ile birlikte iş birliği yaparak ağız diş bakımına özen göstermesi, ağız bakımını öğretildiği şekilde doğru ve sürekli olarak uygulaması gerekmektedir.

Ağız ve Diş Sağlığı Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Ağız İçi Bakım Ürünlerini Nasıl Seçmeliyim?

Ağız ve diş sağlığı bakımı ile ilgili piyasada çok çeşitli ve cazip pek çok ürün olması sizi şaşırtabilir. Bu ürünlerin arasından seçim yaparken diş hekiminizin tavsiye ettiği ürünleri satın almaya dikkat etmelisiniz. En iyi diş macunu ve en iyi diş fırçası hangisidir sorularının cevabı, kişinin ağız durumuna göre değişiklik gösterir.

Bir Diş Fırçasını Ne Kadar Kullanabilirim?

Bir diş fırçasının kullanım süresi en fazla 3–4 ay olmalıdır. Ancak bu sure kişinin diş fırçasını kullanım sıklığına ve diş fırçalama şekline göre değişiklik gösterebilir. Bir diş fırçasının bozulduğu, kıl demetlerinin birbirinden ayrılmasından, dağılmasından ve eğilmesinden anlaşılabilir. Çocuklar doğru fırçalama tekniğini tam olarak uygulayamadıklarından diş fırçalarını erişkinlere göre daha çabuk eskitirler. Bu nedenle çocukların diş fırçalarını daha sık aralıklarla değiştirmek gerekir. Diş fırçasının kullanım sıklığı kadar fırçanın kıllarının sertliği de çok önemlidir. Sert kıllı fırçalar dişlerde aşınmalara, dişetlerinde çekilmelere ve bunlara bağlı olarak zaman içerisinde hassasiyet oluşumuna neden olabilir.

En Doğru Diş Fırçalama Tekniği Hangisidir?

Dişler fırçalanırken, öncelikle diş fırçası dişe 45 derecelik bir açıyla yaklaştırılmalı ve dişin eni doğrultusunda dairesel hareketlerle fırçalanmalıdır. En son dişetinden aşağıya doğru bir süpürme hareketiyle işlem tamamlanır. Dişlerin iç yüzeylerinde ve özellikle ön bölgelerde, bu bölgeler dar olduğundan diş fırçası dik tutularak dişler fırçalanmalıdır. Bakteri plağı ve yiyecek artıklarının en yoğun olduğu bölgeler, dişlerin arka yüzeyleri ile arka dişlerin çiğneyici yüzeyleridir.

Dişler fırçalanırken genellikle sadece ön dişlerin ön yüzeyleri fırçalandığından, çürükler sıklıkla arka bölgelerde, özellikle azı dişlerinin çiğneyici yüzeylerindeki derin girintilerde ya da dişlerin ara yüzlerinde oluşmaktadır. Bu nedenle dişler fırçalanırken bu bölgelerin fırçalanmasına özellikle dikkat edilmelidir. Ağız kokusunun oluşumunda önemli bir yeri olan dilin fırçalanmasını da unutmamak gerekir.

Diş taşlarının sıklıkla görüldüğü bölgeler ise daha az fırçalanan alt ön dişlerin arka bölgeleridir. Diş taşı oluşumunu engelleyebilmek için fırçalamanın yanı sıra özellikle bu bölgelerde günde en az bir kez diş ipi kullanımının da alışkanlık hale getirilmesini önermekteyiz.

agiz-ve-dis-sagligi-2

Yanlış Diş Fırçalama Nelere Sebebiyet Verebilir?

Dişler çok sert bir tabaka olan mine ile kaplı olmasına rağmen yanlış bir teknikle uygulayacağınız bir diş fırçalama şeklinden bile büyük zarar görebilir. Dişlerin sert bir şekilde fırçalanmasına bağlı olarak hem dişin üst kısmında, hem de dişin kökünü kaplayan tabakada aşınmalara ve dişetlerinde çekilmelere yol açabiliyoruz. Bu durumda da dişler çürüğe daha yatkın bir hale gelebiliyor. Bu nedenle dişleri aşındıracak kadar büyük bir kuvvetle diş fırçalamaktan kaçınılmalı ve dişler orta sertlikte olan bir diş fırçasıyla yumuşak hareketlerle fırçalanmalıdır.

(GÜLÜŞ TASARIMI HAKKINDA  BİLGİ ALMAK İSTERSENİZ LÜTFEN BURAYA TIKLAYINIZ)

Dişetlerinin Fırçalanması Neden Önemlidir?

agiz-ve-dis-sagligi-dislerin-fircalanmasiDişlerin fırçalanması, öncelikle diş çürüklerinden korunmak ve ağız-diş sağlığının devamlılığını sağlamak açısından çok önemlidir. Dişlerin fırçalanması sırasında yapılması gereken diğer bir önemli işlem de dişetlerinin fırçalanmasıdır. Dişetlerini besleyen damarlar dolaşım bozukluğu sonucunda dolgunlaşmaktadır. Fırçalama sırasında dişetlerinde kanama şikayeti de olsa fırçalamaya ara verilmemeli ve fırçalama işlemine düzenli aralıklarla doğru bir şekilde devam edilmelidir. Çünkü dişetlerini tedavi etmek için kılcal damarları açmak yani fırçalamak gerekecektir. Bu sayede dişetinin damarları iyileşir ve kanama da kendiliğinden durur. Dişetinin fırçalanması, dişeti hastalıklarından korunmada en etkin yöntemdir.

Diş Fırçasından Başka Ağız ve Diş Sağlığına Yardımcı Araçlar Nelerdir?

Ağız ve diş sağlığının korunmasında yardımcı olacak araçlar, elektrikli diş fırçaları, diş ipi, ara yüz fırçası, su püskürteci (water – pic), stimulatör vb. araçlardır. Elektrikli diş fırçası ve su püskürtecinin kullanımı ülkemizde giderek yaygınlaşmaktadır. Ancak diş ve dişetlerinin etkin bir şekilde temizlenebilmesi için özellikle elektrikli diş fırçasının kullanımı için diş hekiminizden yardım almak önemlidir. Tabi ki bu arada ağız diş sağlığımızı destekleyecek olan ağız gargaralarının kullanımını da unutmamak gerekir.

Hangi Ağız Gargarasını Kullanmalıyım?

Bilindiği gibi bugün piyasada çok çeşitli ağız gargaraları bulunmakta. Ancak her bireyin ağız diş sağlığına uygun olan ağız gargarası farklıdır. Diş hassasiyetlerinin fazla olması veya yüksek çürük riskinde olma gibi bazı özel durumlarda hastalarımıza özel olarak hazırlanan ağız gargaralarının kullanımını önerebiliyoruz. Bu nedenle ağız gargarası seçiminde de diş hekimine danışılması önem taşımaktadır.

Diş İpi; Diş ipinin kullanımı diş aralarının temizlenmesinde en etkili yöntemdir. Ancak diş ipinin yanlış kullanımı dişetine zarar verebilir veya doğru kullanılmazsa dişlerin ara yüz bölgelerinde etkin bir temizleme sağlayamayabilir. Bu nedenle doğru diş ipi kullanımı için diş hekiminizden yardım istemelisiniz.

Diş ipi kullanılırken ilk kullanımda kolay kullanım amacıyla mumlu diş ipleri tercih edilir. Ayrıca etkin temizleme ve koruma sağlanabilmesi için flüoridi diş ipleri de tercih edilebilir.

Diş ipi her iki elimizin işaret parmağına dolanarak ve başparmağımızın yardımıyla kullanılır.

Diş ipini yavaş hareketlerle ve kontrollü bir şeklide dişler arası bölgeden geçirmek gerekir. Dişetini yaralayacak sert ve ani hareketlerden kaçınılmalıdır.

Dişlerin ara yüz bölgelerini en ideal şekilde temizleyebilmek için diş ipini bir taraftaki dişin üzerine yaslayarak, “C” harfi çizecek şekilde ileri-geri ve yukarı-aşağı doğru hareket ettirmek, daha sonra aynı hareketi aynı aralığa girip diğer diş üzerine yaslayarak yapmak gerekir.

Ara yüz fırçası; Ara yüz fırçaları ile de sert ve ani hareketler yapmadan dişler arası bölgeler yavaş ve kontrollü olarak temizlenebilmektedir. Kullanımı son derece kolay olan ara yüz fırçaları piyasada kapaklı olarak da bulunabildiğinden çok kolay olarak taşınabilmekte ve gün içerisinde kullanılabilmektedir. Dolayısıyla yemeklerden sonra kullanımı alışkanlık haline gelen ve dişetinde ciddi problemler oluşmasına neden olabilen kürdanların kullanımına da ihtiyaç kalmamaktadır.

Ağız diş sağlığının korunması ve devamlılığı için dişler sabah ve akşam olmak üzere günde en az iki kez fırçalanmalıdır. Günde en az bir kez diş ipi ve ağız gargarası kullanımı ile de ağız diş bakımı ideal bir şekilde tamamlanmış olmaktadır.
Tüm bu bakım işlemlerinin bir seferde yapılması sadece 2 -3 dakikamızı alır. Günde sadece 4-6 dakikamızı ayırarak genel sağlığımızın vazgeçilmezi olan hatta başlangıcını oluşturan ağız diş sağlığımızı en ideal şekilde koruyabilmiş olmaktayız.