Çocuklarda Yaşa Göre Ağız Ve Diş Sağlığı

Çocuklarda Yaşlara Göre Ağız Ve Diş Sağlığı

YAŞ 1


Bir yaşında alt ve üst ön bölgedeki kesici dişler ağızda yerlerini alırlar. İlk dişin sürmeye başlamasından itibaren dişler her beslenme sonrasında temizlenmeye başlanmalıdır. Dişlerin temizlenmesinde en etkili yöntem, annenin temiz bir tülbent bezi işaret parmağına dolayarak veya parmak fırça yardımıyla bebeğinin dişlerini temizlemesidir. Bu yöntem sayesinde hem dişler temizlenmiş olur hem de bebeğin dişetlerine masaj etkisi olacağından dişlerin daha kolay sürmesi sağlanmış olur.
Bebeklik döneminde ağız ve diş sağlığı açısından büyük risk oluşturan, halk arasında “Biberon Çürüğü” olarak bilinen erken dönem çocukluk çağı çürüklerinden korunabilmek için 1 yaşında ilk diş muayenesinin yapılması büyük önem taşımaktadır.

YAŞ 3

Çocuk 3 yaşına geldiğinde 20 adet olan tüm süt dişleri ağız içerisinde sürmesini tamamlar. Çeneler arası kapanış ilişkileri de bu yaşta tam olarak oturmuş olmaktadır. Bu nedenle emzik kullanımı veya parmak emme gibi kötü alışkanlıkların en geç bu dönemde bırakılmış olması gerekir.
Çeneler içerisinde sürekli dişlerin gelişimi devam etmektedir. Çocukların en hareketli olduğu bu dönemde diş travmalarına sıklıkla rastlanır. Süt dişine gelen bir travma altta gelişmekte olan sürekli diş germine de zarar verebilir. Bu nedenle bu dönemde yaşanan ve çene bölgesini ilgilendiren tüm travmalar hakkında çocuğunuzun ağız ve diş sağlığını takip eden pedodontistinizi mutlaka bilgilendirmelisiniz.

YAŞ 6

Okula hazırlık dönemindeki çocuklar, bu dönemde ilk olarak süt dişlerini kaybederler ve ilk sürekli dişleri ağızda yerini almaya başlar. İlk önce ilk süren süt dişi olan alt kesici dişler değişir. Genellikle süt dişi kendiliğinden sallanmaya başlar ve düşer. Sonrasında sürekli diş kendisini ağız içerisinde gösterir. Ancak bazen süt kesici dişleri düşmeden sürekli dişler dil tarafından sürmeye başlarlar. Anne-babaların genellikle çok büyük endişeye kapıldıkları böyle bir durumda mümkün olduğunca duyulan endişe çocuğa yansıtılmadan bir pedodontiste başvurulmalıdır. Pedodontist, kendiliğinden düşmeyen süt dişinin düşmesine yardımcı olur; sonrasında da sürekli diş, dilin hareketiyle olması gerektiği yere doğru kayar ve doğru yerini alır.
Bu dönemde ağız ve diş sağlığı açısından dikkat edilmesi gereken en önemli konulardan bir diğeri de süt dişlerinin en arkasından sürmeye başlayan 6 yaş dişleri yani 1. büyük azı dişleridir. Bu dişler, süt dişlerinin yerini almadığından ve ikinci süt azı dişinin arkasından çıktıkları için genellikle çocuk tarafından da anne-baba tarafından da fark edilmeyebilirler. Ancak ömür boyu ağız içerisinde kalacak olan ve çiğneyici yüzeyinde çok derin girinti ve çıkıntıları olan 6 yaş dişlerinin ilk çıkmaya başladıkları andan itibaren çürükten koruyucu uygulamalarla (fissür örtücü ve yüzeysel fluorid uygulamaları gibi) korunmaya başlamaları büyük önem taşır.

YAŞ 10

Ağız ve diş sağlığı açısından en büyük değişimler 10 yaşına kadar yaşanır. Sürekli kesici dişler tamamen ağız içerisindeki yerlerini almışlardır. Süt azı dişleri de değişmeye bu dönemde başlar. Bu nedenle çeneler arası kapanış ilişkilerinde de büyük değişimler olmaktadır. Doğru kapanış ilişkilerinin olması ve sürekli dişlerin sağlıklı bir şekilde ağız içerisindeki yerlerini alabilmeleri için ağızda çürük diş bulunmaması ve çürükten koruyucu uygulamaların düzenli olarak 4 -6 ayda bir tekrarlanması gerekir.
Sıklıkla yaşanan diş çapraşıklıklarının doğru bir şekilde değerlendirilebilmesi için ilk ortodontik muayenenin bu dönemde yapılmış olması gerekir. Doğru zamanda yapılan ortodontik muayene sayesinde bazen basit uygulamalarla uzun yıllar ortodontik (diş teli) tedavisi uygulamasının önüne geçilebilmektedir.

YAŞ 13

13 yaşında tüm süt dişleri yerini sürekli dişlere bırakmıştır. 12 yaş dişleri olan 2. büyük azı dişlerinin de sürmesiyle 28 adet sürekli diş, dizideki yerini hemen hemen almış olur. 20 yaş dişi olan 3. büyük azı dişleri çene kemiği içerisinde gelişimine devam ederler. Bu dönemde panoramik radyografi (çene kemiği röntgeni) alınarak 20 yaş dişlerinin gelişimi kontrol edilmelidir. Bazen bu dişler, olmaları gerektiği sürme yolunda olmazlar ve 12 yaş dişlerinin köküne dayanırlar. Böyle bir durumda dişlere baskı uyguladıklarından zaman içerisinde mükemmel bir diş dizisi olan bireyde dişler sıkışmaya ve dişler arasında çapraşıklıklar oluşmaya başlar. Böyle bir durumda da geriye dönüş ancak ortodontik tedavi ile mümkün olabilmektedir. Erken dönemde alınan panoramik radyografi sayesinde bu durumun önüne geçilmiş olunur.

EĞER BU YAŞ GRUPLARINA DAHİLSENİZ VEYA ÇOCUĞUNUZ BU YAŞ GRUPLARI İÇİNDEYSE MUTLAKA BURAYA TIKLAYINIZ

Çocuklarda diş çürüğü gelişme mekanizması

“Diş çürüğü” karbonhidratların bakteri plağı içerisindeki mikroorganizmalar tarafından parçalanmasıyla oluşan organik asitin diş sert dokularında meydana getirdiği demineralizasyondur. Çürüğün gelişiminde rol oynayan başlıca faktörler konak yani yatkın dişler, çürük yapıcı bakterilerin varlığı, beslenmedeki karbonhidratlar (şeker) ve yeterli süredir.

KONAK x MİKROORGANİZMA x KARBONHİDRAT x SÜRE = ÇÜRÜK

Bu faktörlerden birinin olmaması yani sıfır olması halinde denkleme göre çürük değeri de sıfır olmaktadır. Yani çürük oluşmamaktadır. Bu da çürükten korunmada diş fırçalama kadar beslenme alışkanlıklarının da ne kadar büyük önem taşıdığını göstermektedir. Karbonhidrattan zengin gıda alımı çürük insidansını arttırır. Bunun yanı sıra karbonhidrat türü yiyeceklerin alınım sıklığının da çürük gelişiminde önemli rolü vardır. Yapılan araştırmalar plak pH’sının karbonhidrat alımından sonra 30 dakika süre ile karyojenik seviyede kaldığını göstermiştir. Buna göre öğün aralarında atıştırma şeklinde tekrarlayan karbonhidrat alınımı diş yüzeyinde hemen sabit bir asidik ortam oluşturabilir. Diş plağında oluşan asitler plak pH’sını birkaç dakikada çürük başlatabilecek kritik seviyeye ( 5,5) düşürürler. Bu değerin altında diş sert dokularının demineralizasyonu başlar. Dişte mineral kaybı olur ve çürük kavitesi oluşur.

Emzirmek bebeğin dişlerini nasıl etkiler?

Emzirmek dudak, yanak, dil ve çene kaslarının gelişimi için büyük önem taşır. Dişler tüm bu dokular tarafından desteklenmektedir. Bu nedenle, sağlıklı ve düzgün bir diş dizisine ve kapanışa sahip olabilmek için bu dokuların da sağlıklı olması ve gelişmesi gerekmektedir.

“Biberon kullanımı” en önemli konulardan biridir. Uyurken biberon ile beslemek ya da bütün gün ağzında biberon ile dolaşmasına izin vermek bir bebeğe kazandırılabilecek en zararlı alışkanlıklardan biridir.

Diş çürüğü bu yaş grubu çocuklarda çok yaygın olarak görülür. Literatürdeki adı da “biberon çürüğü” olan bu erken dönem çocukluk çağı çürükleri, özellikle ön dişlerin tamamını kaplar ve çocukların çok erken yaşta dişlerini kaybetmelerine neden olur. Bu da diş dizilerinin bozulmasına neden olabileceği gibi beslenme ve psikolojik bozukluklara da neden olmaktadır. Kötü görünen bu dişlere sahip ya da dişsiz olan çocuklar özellikle yuva döneminde arkadaşlarının arasında ciddi psikolojik problemler yaşayabilmektedirler. Bu nedenle biberon kullanımında ailelerin çok dikkatli olması gerekmektedir.

Emzirmek bebeğin dişlerini nasıl etkiler ? - 2

Öncelikle küçük delikli emziği olan biberonlar tercih edilmelidir. Çünkü çocuğun biberonu emerken güç sarf etmesi gerekir ki yanak, dil ve çeneler gelişebilsin.

Hiçbir zaman biberon emzik gibi kullandırılmamalıdır. Çünkü sütün, mamanın veya meyve sularının sürekli olarak dişler üzerinde kalması çok hızlı çürük oluşumuna neden olur.

Sütün içerisine bal veya şeker katmak da çürük oluşum riskini arttırır. Aynı şekilde sürekli emzik kullanımı, özellikle emziğin bala ya da şekerli şeylere batırılarak verilmesi çok zararlıdır. Mümkün olduğunca erken dönemde (1 -1,5 yaşlarında) emzik kullanımı bıraktırılmalı ve çocuk bardak kullanmaya alıştırılmalıdır.

Yeni Anne Babalara Öneriler

Bebeğin ağız ve diş sağlığı için doğumundan itibaren yapılabilecek en önemli şey, öncelikle anne babaların kendi ağız ve diş sağlıklarına özen göstermeleridir. Özellikle anneden bebeğe çürük yapıcı bakterilerin geçişi bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Bu, annenin bebeğini ağızdan öpmesi veya aynı kaşığı ya da bardağı kullanmasıyla olabilir. Örneğin bazı anneler bebeklerine yedirecekleri mamanın sıcaklığını kontrol etmek için kaşıktaki mamayı veya biberonu önce kendi ağızlarına götürüp sonra bebeğe yedirirler. İşte bu durum sonucunda, anne ağzındaki bakterilerin bebeğe geçişi kaçınılmaz olur. Anne bu konuda her zaman çok dikkatli ve titiz olmalıdır.

Ayrıca Anne ya da babanın ağzında çürük dişler bulunması bakteri sayısını arttırdığından bakterilerin geçişi daha kolay olabilmektedir. Bu nedenle özellikle ilk 1 yaş döneminde bebekle en yakın temasta olan annelerin kendi ağız diş sağlıklarına özen göstermeleri büyük önem taşımaktadır. Çürük dişlerin tedavilerinin dışında anne babaların düzenli diş fırçalamaları ve gün içerisinde Xylitollü sakızlar çiğnenmesinin de özellikle bu yakın temasın olduğu yeni doğum dönemlerinde büyük önemi vardır.

Çocuklarda çürük oluşumunun önlenmesinde flüorit çok etkilidir. Flüoridi tablet kullanımı, ailelerin en çok sorduğu sorulardandır. Flüoridli tablet kullanımı doğru ve düzenli olarak yapılırsa “Evet” kullanılması çocukların diş sağlığı açısından faydalı olur. Doğumdan hemen sonra sürekli diş germleri oluşmaya başlar. Alınan fluorid tabletlerinin, bu dişlerin gelişiminde etkili olabilmesi için özellikle 6 yaşa kadar olan dönemde sürekli ve düzenli olarak alınması büyük önem taşır.

Süre görüldüğü gibi çok uzundur. Aileler genellikle bir ya da birkaç kutu fluorid tableti kullanımından sonra sıkılmakta ve kullanımı bırakmaktadır. Bu birkaç kutu fluoridin de diş gelişiminde olumlu bir etkisi olamamaktadır. Bu nedenle aileler düzenli ve sürekli kullanabileceklerine inanırlarsa fluorid tablet kullanımına başlanmalıdırlar.
İlk dişler bebek 6 – 12 aylık iken sürmeye başlar. İlk süren diş alt çenede sağ ön keser diştir. Sonra sol alt keser diş görünür. Bu dişler tam sürmesini tamamlamadan sol üst keser diş ve sonra sağ üst keser diş sürer.

Daha sonra bu dişlerin yanında ikinci keser dişler sürer. Bazı çocukların dişleri çok erken bazılarının ise daha geç sürebilir. Aynı yaştaki çocuklarda sürme zamanları birbirinden çok farklı olabilir. Bunun tıbbi açıdan önemi yoktur. Önemli olan bu durumun bir pedodontist tarafından takip edilmesi, dişlerin sayısının ve dişlenme sırasının bilinmesidir. Genellikle halk arasında erken çıkan dişlerin zayıf olup çabuk çürüdükleri söylenir. Erken sürdükleri için zayıf oldukları doğru değildir. Sadece çürük yapıcı etkenlerle daha erken dönemde karşılaştıkları için daha fazla özen gösterilmeleri gerekmektedir. Doğru ve düzenli bir bakımla çürük oluşumunu tamamen önlemek mümkündür.

DİŞLERİN SÜRME TABLOSU

Süt dişlerinin sürmesi yaklaşık olarak 3 -3,5 yaşlarında tamamlanmış olur. Bu yaştaki bir çocukta toplam 20 adet diş bulunur. 6 yaşa kadar ağızda dişlenme açısından görünen bir değişiklik olmaz.

Diş çıkarma belirtilerinin başında dişetinde kızarıklık olması ve tükürük akışının artması gelir. Genellikle ateş ve bulantı da görülebilir. Ancak bu dikkat edilmesi gereken bir konudur. Çünkü diş çıkarma dönemindeki her ateş, bulantı veya grip direkt olarak diş çıkarma ile ilgili olmayabilir. Özellikle 37 -37,5 derecenin üzerindeki ateş diş kaynaklı değildir; bu durumda mutlaka çocuk doktoru bilgilendirilmelidir.

Dişlenme sırasında ağrı olur ya da olmaz demek yanlış olur. Diş sürmesi yavaş olarak gelişen, doğal bir olaydır. Sürme sırasında çocuğun rahatsızlık hissetmesi de doğaldır. Rahatlatmak için günde 3 veya 4 defa dişetlerini gazlı bezle veya parmak fırçayla silmek ve ısırabileceği şeyleri eline vermek çoğu kez yeterli olur ve bebeği çok rahatlatır. Yeterli olmadığı durumlarda dişetlerine pedodontistin önerdiği bazı zararsız ilaçlar sürülebilir. Ancak bu ilaçların sürmeyi sağlayıcı ya da hızlandırıcı herhangi bir etkisi yoktur. Sadece o bölgedeki dişetini yüzeysel olarak uyuşturduğu için bir süreliğine bebeğin rahatlamasını sağlar.

DİŞ ETİ HASTALIĞI NASIL GEÇER?

Agresif periodontitisin tedavisinde eskiden diş çekimi ya da dişlerin köklerinden birinin çekimi yapılırken, günümüzde antibiyotik kullanımı ile birlikte diş kök yüzeylerinin temizlenme işlemi yapılabilmekte ve bu sayede dişler eski sağlıklı görünümlerine kavuşturulabilmektedir.

Başlangıç tedavisi olarak adlandırılan bu ilk aşamada diş eti altındaki ve diş yüzeylerindeki tüm diş taşları, iltihaplanmış diş kök yüzeyleri temizlenip düzgünleştirilir. Varsa taşkın dolgular değiştirilmeli, çürük dişler mutlaka tedavi edilmelidir. Bu başlangıç tedavisi sonucunda, diş eti kanamaları çok azalır, diş eti kıvam ve renk olarak normal kriterlere yaklaşır. Eğer diş eti hastalığı başlangıç dönemindeyken tedavi edilmezse, kısa zaman içerisinde diş köklerinin çevresindeki kemik dokusu kaybedilmeye başlar. Belli bir miktardan fazla kemik kaybı olduğunda, dişler bulundukları konumdan hareket ederek yer değiştirmeye ve sallanmaya başlar. Bunun sonucunda da dişlerin kaybı kaçınılmaz olur.

Bu hastalıkta yitirilen alveol kemiğini geri kazanmak için çeşitli yöntemler geliştirilmiştir. Yöntemlerin temelinde kaybedilen kemiği geri kazanmak olduğundan kemiğin yitirildiği defekt bölgesine, hastanın başka bir sağlıklı ağız içi bölgesinden alınan kendi kemiği veya kemik bankalarından elde edilen (kemik grefti) steril insan kemikleri veya sentetik kemik minerallerini taklit eden malzemeler uygulanarak kayıp kemik miktarı kazanılmaya çalışılır.

Agresif periodontitis, toplumda %0.1 -2 oranında görülse de erken dönemde teşhis edilmedikleri takdirde, etkiledikleri bireyleri genç yaşta yoğun bir tedavi ihtiyacı ile karşı karşıya bırakmakta ve bazen yapılan tedavi sırasında diş kayıpları ile protez gereksinimine neden olmaktadır.

DİŞ ETİ HASTALIĞI NASIL ÖNLENİR?

Görüldüğü gibi tüm bireyler için bebeklik döneminde başlayıp düzenli olarak diş hekimi kontrollerini yaptırmak ve buna yılda en az iki kez olmak üzere devam etmek büyük önem taşımaktadır. Çünkü ancak bu sayede agresif periodonotitis gibi ciddi diş ve diş eti hastalıkları erken dönemde teşhis edilebilir ve neden olduğu olumsuz durumların önüne geçilip kolaylıkla tedavi edilebilir. Ancak tüm bu kontrollerin yanı sıra bireyin tüm yaşamı boyunca sağlıklı bir ağız-diş sağlığına sahip olabilmesi için, hekimi ile birlikte iş birliği yaparak ağız diş bakımına özen göstermesi, ağız bakımını öğretildiği şekilde doğru ve sürekli olarak uygulaması gerekmektedir.

Ağız ve Diş Sağlığı Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Ağız İçi Bakım Ürünlerini Nasıl Seçmeliyim?

Ağız ve diş sağlığı bakımı ile ilgili piyasada çok çeşitli ve cazip pek çok ürün olması sizi şaşırtabilir. Bu ürünlerin arasından seçim yaparken diş hekiminizin tavsiye ettiği ürünleri satın almaya dikkat etmelisiniz. En iyi diş macunu ve en iyi diş fırçası hangisidir sorularının cevabı, kişinin ağız durumuna göre değişiklik gösterir.

Bir Diş Fırçasını Ne Kadar Kullanabilirim?

Bir diş fırçasının kullanım süresi en fazla 3–4 ay olmalıdır. Ancak bu sure kişinin diş fırçasını kullanım sıklığına ve diş fırçalama şekline göre değişiklik gösterebilir. Bir diş fırçasının bozulduğu, kıl demetlerinin birbirinden ayrılmasından, dağılmasından ve eğilmesinden anlaşılabilir. Çocuklar doğru fırçalama tekniğini tam olarak uygulayamadıklarından diş fırçalarını erişkinlere göre daha çabuk eskitirler. Bu nedenle çocukların diş fırçalarını daha sık aralıklarla değiştirmek gerekir. Diş fırçasının kullanım sıklığı kadar fırçanın kıllarının sertliği de çok önemlidir. Sert kıllı fırçalar dişlerde aşınmalara, dişetlerinde çekilmelere ve bunlara bağlı olarak zaman içerisinde hassasiyet oluşumuna neden olabilir.

En Doğru Diş Fırçalama Tekniği Hangisidir?

Dişler fırçalanırken, öncelikle diş fırçası dişe 45 derecelik bir açıyla yaklaştırılmalı ve dişin eni doğrultusunda dairesel hareketlerle fırçalanmalıdır. En son dişetinden aşağıya doğru bir süpürme hareketiyle işlem tamamlanır. Dişlerin iç yüzeylerinde ve özellikle ön bölgelerde, bu bölgeler dar olduğundan diş fırçası dik tutularak dişler fırçalanmalıdır. Bakteri plağı ve yiyecek artıklarının en yoğun olduğu bölgeler, dişlerin arka yüzeyleri ile arka dişlerin çiğneyici yüzeyleridir.

Dişler fırçalanırken genellikle sadece ön dişlerin ön yüzeyleri fırçalandığından, çürükler sıklıkla arka bölgelerde, özellikle azı dişlerinin çiğneyici yüzeylerindeki derin girintilerde ya da dişlerin ara yüzlerinde oluşmaktadır. Bu nedenle dişler fırçalanırken bu bölgelerin fırçalanmasına özellikle dikkat edilmelidir. Ağız kokusunun oluşumunda önemli bir yeri olan dilin fırçalanmasını da unutmamak gerekir.

Diş taşlarının sıklıkla görüldüğü bölgeler ise daha az fırçalanan alt ön dişlerin arka bölgeleridir. Diş taşı oluşumunu engelleyebilmek için fırçalamanın yanı sıra özellikle bu bölgelerde günde en az bir kez diş ipi kullanımının da alışkanlık hale getirilmesini önermekteyiz.

agiz-ve-dis-sagligi-2

Yanlış Diş Fırçalama Nelere Sebebiyet Verebilir?

Dişler çok sert bir tabaka olan mine ile kaplı olmasına rağmen yanlış bir teknikle uygulayacağınız bir diş fırçalama şeklinden bile büyük zarar görebilir. Dişlerin sert bir şekilde fırçalanmasına bağlı olarak hem dişin üst kısmında, hem de dişin kökünü kaplayan tabakada aşınmalara ve dişetlerinde çekilmelere yol açabiliyoruz. Bu durumda da dişler çürüğe daha yatkın bir hale gelebiliyor. Bu nedenle dişleri aşındıracak kadar büyük bir kuvvetle diş fırçalamaktan kaçınılmalı ve dişler orta sertlikte olan bir diş fırçasıyla yumuşak hareketlerle fırçalanmalıdır.

(GÜLÜŞ TASARIMI HAKKINDA  BİLGİ ALMAK İSTERSENİZ LÜTFEN BURAYA TIKLAYINIZ)

Dişetlerinin Fırçalanması Neden Önemlidir?

agiz-ve-dis-sagligi-dislerin-fircalanmasiDişlerin fırçalanması, öncelikle diş çürüklerinden korunmak ve ağız-diş sağlığının devamlılığını sağlamak açısından çok önemlidir. Dişlerin fırçalanması sırasında yapılması gereken diğer bir önemli işlem de dişetlerinin fırçalanmasıdır. Dişetlerini besleyen damarlar dolaşım bozukluğu sonucunda dolgunlaşmaktadır. Fırçalama sırasında dişetlerinde kanama şikayeti de olsa fırçalamaya ara verilmemeli ve fırçalama işlemine düzenli aralıklarla doğru bir şekilde devam edilmelidir. Çünkü dişetlerini tedavi etmek için kılcal damarları açmak yani fırçalamak gerekecektir. Bu sayede dişetinin damarları iyileşir ve kanama da kendiliğinden durur. Dişetinin fırçalanması, dişeti hastalıklarından korunmada en etkin yöntemdir.

Diş Fırçasından Başka Ağız ve Diş Sağlığına Yardımcı Araçlar Nelerdir?

Ağız ve diş sağlığının korunmasında yardımcı olacak araçlar, elektrikli diş fırçaları, diş ipi, ara yüz fırçası, su püskürteci (water – pic), stimulatör vb. araçlardır. Elektrikli diş fırçası ve su püskürtecinin kullanımı ülkemizde giderek yaygınlaşmaktadır. Ancak diş ve dişetlerinin etkin bir şekilde temizlenebilmesi için özellikle elektrikli diş fırçasının kullanımı için diş hekiminizden yardım almak önemlidir. Tabi ki bu arada ağız diş sağlığımızı destekleyecek olan ağız gargaralarının kullanımını da unutmamak gerekir.

Hangi Ağız Gargarasını Kullanmalıyım?

Bilindiği gibi bugün piyasada çok çeşitli ağız gargaraları bulunmakta. Ancak her bireyin ağız diş sağlığına uygun olan ağız gargarası farklıdır. Diş hassasiyetlerinin fazla olması veya yüksek çürük riskinde olma gibi bazı özel durumlarda hastalarımıza özel olarak hazırlanan ağız gargaralarının kullanımını önerebiliyoruz. Bu nedenle ağız gargarası seçiminde de diş hekimine danışılması önem taşımaktadır.

Diş İpi; Diş ipinin kullanımı diş aralarının temizlenmesinde en etkili yöntemdir. Ancak diş ipinin yanlış kullanımı dişetine zarar verebilir veya doğru kullanılmazsa dişlerin ara yüz bölgelerinde etkin bir temizleme sağlayamayabilir. Bu nedenle doğru diş ipi kullanımı için diş hekiminizden yardım istemelisiniz.

Diş ipi kullanılırken ilk kullanımda kolay kullanım amacıyla mumlu diş ipleri tercih edilir. Ayrıca etkin temizleme ve koruma sağlanabilmesi için flüoridi diş ipleri de tercih edilebilir.

Diş ipi her iki elimizin işaret parmağına dolanarak ve başparmağımızın yardımıyla kullanılır.

Diş ipini yavaş hareketlerle ve kontrollü bir şeklide dişler arası bölgeden geçirmek gerekir. Dişetini yaralayacak sert ve ani hareketlerden kaçınılmalıdır.

Dişlerin ara yüz bölgelerini en ideal şekilde temizleyebilmek için diş ipini bir taraftaki dişin üzerine yaslayarak, “C” harfi çizecek şekilde ileri-geri ve yukarı-aşağı doğru hareket ettirmek, daha sonra aynı hareketi aynı aralığa girip diğer diş üzerine yaslayarak yapmak gerekir.

Ara yüz fırçası; Ara yüz fırçaları ile de sert ve ani hareketler yapmadan dişler arası bölgeler yavaş ve kontrollü olarak temizlenebilmektedir. Kullanımı son derece kolay olan ara yüz fırçaları piyasada kapaklı olarak da bulunabildiğinden çok kolay olarak taşınabilmekte ve gün içerisinde kullanılabilmektedir. Dolayısıyla yemeklerden sonra kullanımı alışkanlık haline gelen ve dişetinde ciddi problemler oluşmasına neden olabilen kürdanların kullanımına da ihtiyaç kalmamaktadır.

Ağız diş sağlığının korunması ve devamlılığı için dişler sabah ve akşam olmak üzere günde en az iki kez fırçalanmalıdır. Günde en az bir kez diş ipi ve ağız gargarası kullanımı ile de ağız diş bakımı ideal bir şekilde tamamlanmış olmaktadır.
Tüm bu bakım işlemlerinin bir seferde yapılması sadece 2 -3 dakikamızı alır. Günde sadece 4-6 dakikamızı ayırarak genel sağlığımızın vazgeçilmezi olan hatta başlangıcını oluşturan ağız diş sağlığımızı en ideal şekilde koruyabilmiş olmaktayız.

Sağlıklı dişeti nasıl olmalı? (Diş ve Dişeti Hastalıkları)

Sağlıklı dişeti nasıl olmalı?

Sağlıklı dişeti, genellikle açık pembe renkli, mat, yüzeyi portakal kabuğu görünümünde, sert kıvamlı (kanaması olmayan) ve diş yüzeyinde kalınlaşmadan bıçak sırtı gibi sonlanan özelliklere sahiptir.

Dr. Canan KABADAYI

Dişeti kanamamı durdurmak için hangi diş macununu kullanmalıyım? (Diş ve Dişeti Hastalıkları)

Dişeti kanamamı durdurmak için hangi diş macununu kullanmalıyım?

Diş çürüklerinin ve dişeti hastalıklarının nedeni, plak adı verilen ve içerisinde milyonlarca zararlı mikroorganizma bulunan yapışkan ve yumuşak tabakadır. Yumuşak ve yapışkan bir tabaka olan plak, diş ve dişeti yüzeylerinden sadece mekanik temizlik ile uzaklaştırılabilir . Bu mekanik etki, ancak diş fırçası ile dokunarak fırçalama ile sağlanır, macun tek başına dişleri temizleyemez, sadece ferahlık hissi verir. Elbette ki diş macunlarından tedavi sırasında destek almamız gereken durumlar oluyor, özellikle de dişlerde soğuk hassasiyeti olduğunda diş hassasiyetine yönelik diş macunlarını hastalarımıza tavsiye ediyoruz. Ama hiçbir zaman tek başına diş macunlarından tedavi edici bir özellik beklememeliyiz.

Dr. Canan KABADAYI

Diş ve Dişeti Hastalıkları

Lazer ile dişeti hastalığım tedavi edilebilir mi?

Özellikle estetik protez çalışmalarında ve ortodonti sonrası dişeti estetiğinin sağlanmasında lazer ile yapılan dişeti seviyelerinin ayarlamalarında klasik cerrahi yöntemlere göre daha kısa sürede sonuçlar verdiği gerçektir. Lazer ile daha az miktarda lokal anestezi ile dişetinin şekillendirilmesinin ardından, kanamanın daha az olması ve doku iyileşmesinde uzun zaman beklemeye gerek kalmaması önemli birer avantajdır. Ayrıca dişetlerinde pigment artmasına bağlı olarak oluşan hiperpigmentasyonlar, lazer ile rahatlıkla düzeltilerek, dişetlerindeki kahverengi renkleşmeler giderilir. Aft ve uçuk tedavisinde ise lazer kullanılarak daha kısa sürede iyileşme gerçekleştirilmektedir.

Dr. Canan KABADAYI

Dişeti hastalığı sonucu kemik erimesi olduğu söylendi, çene kemiğimdeki erime vücudumdaki kemik erimesiyle bağlantılı mıdır?

Dişeti hastalığı sonucu kemik erimesi olduğu söylendi, çene kemiğimdeki erime vücudumdaki kemik erimesiyle bağlantılı mıdır?

Hayır, dişeti hastalıklarına bağlı çene kemiğinde meydana gelen kemik erimesinin, vücudumuzdaki iskelet sistemine ait kemik erimeleri ile bağlantısı yoktur. Tabiki tesadüfen her iki sistemdeki kemik yapısında aynı zamanlarda erimelere rastlanabilir.Sistemik hastalıklar (AIDS, diabetes mellitus, hematolojik hastalıklar), genetik ve herediter hastalıklar (Hiperkeratosis palmoplantaris, Down sendromu, hipofosfatemi…), hormonal değişiklikler (puberte, hamilelik, menapoz), stres, dişeti hastalığa dolayısıyla dişeti hastalığının bir sonucu olan kemik erimesine neden olmaz, ancak savunma ve onarım kapasitesini etkileyerek hastalığın gidişini hızlandırabilirler.

Dr. Canan KABADAYI