Emzirmek bebeğin dişlerini nasıl etkiler?

Emzirmek dudak, yanak, dil ve çene kaslarının gelişimi için büyük önem taşır. Dişler tüm bu dokular tarafından desteklenmektedir. Bu nedenle, sağlıklı ve düzgün bir diş dizisine ve kapanışa sahip olabilmek için bu dokuların da sağlıklı olması ve gelişmesi gerekmektedir.

“Biberon kullanımı” en önemli konulardan biridir. Uyurken biberon ile beslemek ya da bütün gün ağzında biberon ile dolaşmasına izin vermek bir bebeğe kazandırılabilecek en zararlı alışkanlıklardan biridir.

Diş çürüğü bu yaş grubu çocuklarda çok yaygın olarak görülür. Literatürdeki adı da “biberon çürüğü” olan bu erken dönem çocukluk çağı çürükleri, özellikle ön dişlerin tamamını kaplar ve çocukların çok erken yaşta dişlerini kaybetmelerine neden olur. Bu da diş dizilerinin bozulmasına neden olabileceği gibi beslenme ve psikolojik bozukluklara da neden olmaktadır. Kötü görünen bu dişlere sahip ya da dişsiz olan çocuklar özellikle yuva döneminde arkadaşlarının arasında ciddi psikolojik problemler yaşayabilmektedirler. Bu nedenle biberon kullanımında ailelerin çok dikkatli olması gerekmektedir.

Emzirmek bebeğin dişlerini nasıl etkiler ? - 2

Öncelikle küçük delikli emziği olan biberonlar tercih edilmelidir. Çünkü çocuğun biberonu emerken güç sarf etmesi gerekir ki yanak, dil ve çeneler gelişebilsin.

Hiçbir zaman biberon emzik gibi kullandırılmamalıdır. Çünkü sütün, mamanın veya meyve sularının sürekli olarak dişler üzerinde kalması çok hızlı çürük oluşumuna neden olur.

Sütün içerisine bal veya şeker katmak da çürük oluşum riskini arttırır. Aynı şekilde sürekli emzik kullanımı, özellikle emziğin bala ya da şekerli şeylere batırılarak verilmesi çok zararlıdır. Mümkün olduğunca erken dönemde (1 -1,5 yaşlarında) emzik kullanımı bıraktırılmalı ve çocuk bardak kullanmaya alıştırılmalıdır.

DİŞ ETİ HASTALIĞI NASIL GEÇER?

Agresif periodontitisin tedavisinde eskiden diş çekimi ya da dişlerin köklerinden birinin çekimi yapılırken, günümüzde antibiyotik kullanımı ile birlikte diş kök yüzeylerinin temizlenme işlemi yapılabilmekte ve bu sayede dişler eski sağlıklı görünümlerine kavuşturulabilmektedir.

Başlangıç tedavisi olarak adlandırılan bu ilk aşamada diş eti altındaki ve diş yüzeylerindeki tüm diş taşları, iltihaplanmış diş kök yüzeyleri temizlenip düzgünleştirilir. Varsa taşkın dolgular değiştirilmeli, çürük dişler mutlaka tedavi edilmelidir. Bu başlangıç tedavisi sonucunda, diş eti kanamaları çok azalır, diş eti kıvam ve renk olarak normal kriterlere yaklaşır. Eğer diş eti hastalığı başlangıç dönemindeyken tedavi edilmezse, kısa zaman içerisinde diş köklerinin çevresindeki kemik dokusu kaybedilmeye başlar. Belli bir miktardan fazla kemik kaybı olduğunda, dişler bulundukları konumdan hareket ederek yer değiştirmeye ve sallanmaya başlar. Bunun sonucunda da dişlerin kaybı kaçınılmaz olur.

Bu hastalıkta yitirilen alveol kemiğini geri kazanmak için çeşitli yöntemler geliştirilmiştir. Yöntemlerin temelinde kaybedilen kemiği geri kazanmak olduğundan kemiğin yitirildiği defekt bölgesine, hastanın başka bir sağlıklı ağız içi bölgesinden alınan kendi kemiği veya kemik bankalarından elde edilen (kemik grefti) steril insan kemikleri veya sentetik kemik minerallerini taklit eden malzemeler uygulanarak kayıp kemik miktarı kazanılmaya çalışılır.

Agresif periodontitis, toplumda %0.1 -2 oranında görülse de erken dönemde teşhis edilmedikleri takdirde, etkiledikleri bireyleri genç yaşta yoğun bir tedavi ihtiyacı ile karşı karşıya bırakmakta ve bazen yapılan tedavi sırasında diş kayıpları ile protez gereksinimine neden olmaktadır.

DİŞ ETİ HASTALIĞI NASIL ÖNLENİR?

Görüldüğü gibi tüm bireyler için bebeklik döneminde başlayıp düzenli olarak diş hekimi kontrollerini yaptırmak ve buna yılda en az iki kez olmak üzere devam etmek büyük önem taşımaktadır. Çünkü ancak bu sayede agresif periodonotitis gibi ciddi diş ve diş eti hastalıkları erken dönemde teşhis edilebilir ve neden olduğu olumsuz durumların önüne geçilip kolaylıkla tedavi edilebilir. Ancak tüm bu kontrollerin yanı sıra bireyin tüm yaşamı boyunca sağlıklı bir ağız-diş sağlığına sahip olabilmesi için, hekimi ile birlikte iş birliği yaparak ağız diş bakımına özen göstermesi, ağız bakımını öğretildiği şekilde doğru ve sürekli olarak uygulaması gerekmektedir.

Hamilelikte Ağız ve Diş Sağlığına Dikkat

Hamilelik Döneminde Ağızda Oluşan Değişiklikler Nelerdir?

Hamilelik döneminde fizyolojik ve psikolojik olarak vücutta bir takım değişiklikler meydana gelmektedir. En önemli değişiklik östrojen ve progesteron hormon seviyelerindeki artıştır. Bu durum dişler üzerindeki plak birikiminin artması, dişetlerinde kızarıklık, hassasiyet, büyüme, kanama, dişeti iltihabı gibi bir takım problemlere neden olabilmektedir. Ayrıca bu dönemde tükürükteki asit miktarı artacağı için dişler çürümeye yatkın hale gelebilir.

Hamileliğin ilk aylarında görülen bulantı ve kusma sonrası annenin ağız hijyenine dikkat etmemesi de çürük riskini artırmaktadır. Kanamalı dişetleri de hastanın diş fırçalama sıklığını olumsuz etkileyebilir. Hamilelikte oluşabilecek dental problemleri azaltmak için hamilelik öncesi yapılan rutin kontrollerde ağız ve diş sağlığı muayenesi de eklenmelidir. Hamilelik döneminde kalsiyum ihtiyacı da artar. Anne ve bebeğin kemik ve diş sağlığı için annenin günlük 1200–1500 mg kalsiyum gereksinimi vardır. Süt ve süt ürünleri ile yeşil yapraklı sebzeler gibi kalsiyumdan zengin gıdalar alarak kalsiyum gereksinimi karşılanmalıdır. Eğer gıdalarla yeterli kalsiyum sağlanamazsa bebeğin gelişimi için gerekli olan miktar annenin kemiklerinden karşılanır.

Dişlerden kalsiyum çözünmesi olmaz. Hamilelik sırasında bebeğin kendisi için gerekli olan kalsiyumu annenin dişlerinden alarak dişlerin çabuk çürümesine yol açtığı, bu nedenle hamile annelerin diş kaybına uğradığı düşüncesi tamamen yanlıştır.

Hamilelikte dengeli beslenme, diş ve dişeti sağlığının sürdürülmesi açısından önemlidir.

Hamilelik Döneminde Diş Tedavisi Yapılabilir mi?

Hamileliğin her döneminde diş tedavilerini takip eden kadın doğum uzmanın görüş ve önerileri alın anarak yapılabilir. Diş tedavileri için en uygun zaman 4. ve 6. aylar arasıdır. Diş veya diş eti enfeksiyonu gibi acil durumlar bebeğin gelişimini, dental tedavilerin olumsuzluklarından daha fazla etkileyecektir. Diş ve dişetindeki hassasiyet ve kanamalarda vakit geçirmeden diş hekimi kontrolüne gidilmelidir.

Anestezi;

Dental tedavilerde kullanılan lokal anestezilerin her hangi bir yan etkisi rapor edilmemiştir. Kullanımında bir sakınca yoktur.

İlaç Kullanımı:

Antibiyotik kullanımının bebek için bir sakıncası yoktur. Sadece tetrasiklin grubu antibiyotikler bebeğin dişlerinde renklenmelere neden olacağından kullanılmamalıdır.

Röntgen:

Diş hekimliğinde kullanılan röntgenlerde radyasyon oranı çok düşük olmasına rağmen hamilelerde röntgen çekiminden kaçınılmalıdır. Ayrıca diş için çekilen röntgen rahimden çok uzaktır.

Hamilelik Döneminde Ağız Bakımı Nasıl Olmalıdır?

  • Günlük ağız ve diş bakımı eskisine oranla daha özenli bir şekilde devam ettirilmelidir,
  • Günde en az iki kere diş fırçalanmalı,
  • Dişler arası fırça veya diş ipi kullanılmalıdır,
  • Diş hekimi kontrolünden flüoridi ağız gargaraları ile desteklenerek çürük ve plak kontrolü sağlanmalıdır.
  • Özellikle ilk aylarda oluşan kusmalar sonrasında ağız bol su ile çalkalanmalıdır.
  • Ayrıca diş hekimi kontrollerinde yüksek çürük risk grubunda yer alan hamilelerde yüzeyel flüorit uygulaması gerekmektedir.
  • Özellikle öğün aralarında alınan yapışkan şekerli gıdalardan kaçınılmalı, alındığında ise dişler tekrar fırçalanmalıdır.
  • Dengeli beslenmede diş ve dişeti sağlığının sürdürülmesi açısından önemlidir. Protein, A vitamini (et, süt, yumurta, sarı sebze ve meyveler), C vitamini (narenciye, domates, çilek), D vitamini (et, süt, yumurta, balık) ve kalsiyum (süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler) dan zengin gıdaların yeterince alınması gereklidir. Hamileliğin 2.trimensinde( 4.-5.-6. aylarında) mutlaka diş hekimi kontrolüne gidilmelidir.

Dişeti hastalıklarının operasyonlar ile tedavisi diş koltuğunda yapılabilir mi?

Dişeti hastalıklarının operasyonlar ile tedavisi diş koltuğunda yapılabilir mi?

Yoksa tamamen uyutulacak mıyım? Dişeti operasyonları genellikle lokal anestezi altında gerçekleştirilen ve yapılması planlanan diş sayısına göre seanslara bölünerek tamamlanan bir tedavi protokolünü içerir. Her bir tedavi seansı yaklaşık olarak 30 ile 60 dakika arası bir süre alır. Ancak özellikle tüm ağızda dişeti operasyonu yapılması planlanan hastalarımızda , tek bir seansta tedavisini bitirmek isteyen vakit problemi olan veya diş tedavilerine karşı aşırı korkusu olan veya gelişim geriliği olan çocuk veya yetişkin hastalarımızda sedasyon veya genel anestezi altında tek bir seansta tüm dişeti tedavileri yapılabilmektedir.

Dr. Canan KABADAYI

Çocuklarda Diş Gelişimi (Eda Polat)

Çocuğum dişlerini çok zor çıkarıyor, devamlı huzursuz, geceleri uyanıyor, yemek yemiyor. Bu dönemi daha kolay atlatmanın yolu var mıdır?

Diş çıkarma bazı bebekler için oldukça zor bir süreçtir. Diş çıkarma döneminde ağrı, iştahsızlık, kilo kaybı, uykusuzluk, ateş, tükürük akışında artma ve bazen ishal görülebilmektedir. Ancak burada unutulmaması gereken diş çıkarma nedeniyle ateş en fazla 37- 37,5 dereceye yükselir. Bu da nadirdir. Bu nedenle ateş yükselmelerinde ve diğer şikayetlerinde çocuk doktoru mutlaka bilgilendirilmelidir.
Ne yazık ki diş sürmelerini hızlandırıcı bir krem ya da ilaç bulunmamaktadır. Piyasada satılan ilaçların çoğu kullanıldığında o bölgenin bir süre rahatlamasını sağlar ancak sürmeye bir etkileri yoktur.

Dr. Pınar TUNÇBİLEK

Çocuğum emziği kaç yaşına kadar kullanabilir? (Çocuklarda Diş Sağlığı)

Çocuğum emziği kaç yaşına kadar kullanabilir?

Emzik bebeklik döneminde hiç bir zararı olmadan kullanılabilir. Ancak 1 yaşından itibaren emzik kullanımının bırakılması önemlidir. Günde birkaç saat emilen emzik dişlerin üzerinde bir baskı oluşturmakta ve bazen dişlerin yönlerini, konumlarını değiştirebilmektedir. Bu da çeneler arasında kapanış bozukluklarına neden olmaktadır. Uzun süre emzik emen çocuklar dişlerini kapattıklarında alt ve üst ön dişler arasında emziğin yerleştiği yerde bir boşluk oluşur. Bu boşluk kapanış bozukluğuna neden olabildiği gibi konuşurken bazı seslerin çıkarılmasına da engel olmaktadır. Emzik emmeye devam edildiğinde bu durum sürekli dişlerde de görülebilir ve normalde hiç ihtiyacı olmayacakken çocuğunuz bu durumun düzelmesi için ortodontik tedavi görmek zorunda olabilir. Böyle durumlarla karşılaşmamak için emzik kullanımının en geç 2-2,5 yaşında bırakılması gerekir.

Dr. Pınar TUNÇBİLEK

Çocuğumun dişlerinin çürümemesi için diş fırçalamaktan başka yapabileceğimiz bir şey var mı? (Çocuklarda Diş Hastalıkları)

Çocuğumun dişlerinin çürümemesi için diş fırçalamaktan başka yapabileceğimiz bir şey var mı?

Çocukları diş çürüğünden korumanın en temel yolu diş fırçalama ve diş ipi kullanımının düzenli olarak yapılmasıdır. Ancak genetik, beslenme alışkanlıkları, dişlerin anatomik yapısı gibi özellikler düzenli diş temizliği yapılmasına rağmen dişlerin yinede çürümesine neden olabilmektedir. Pedodontistlerin 3 yaşın üzerindeki çocuklara çocuğun ağız ve diş yapısına uygun “fissür örtücü” ve “yerel fluorid uygulamaları” gibi koruyucu uygulamaları yapmaları dişlerin direncini arttırarak çürükten korunmaya yardımcı olmaktadır.

Dr. Pınar TUNÇBİLEK

Diş ağrılarında sadece ilaç kullanmak yeterli mi? (Diş ve Dişeti Hastalıkları)

Diş ağrılarında sadece ilaç kullanmak yeterli mi?

Diş ağrıları dişteki veya dişetindeki herhangi bir hastalıktan kaynaklanmaktadır. İlaç tedavisi ağrının ve enfeksiyonun geçmesine ya da azalmasına yardımcı olur ancak bu geçicidir. Diş veya dişeti tedavi edilmediği sürece ağrılar tekrar edecektir. Bu nedenle ağrı hissedildiğinde en kısa sürede diş hekimine başvurulmalıdır.

Dr. Yasemin BUDAK

Dişeti hastalığı ağız kokusu yapar mı? (Dişeti Hastalıkları)

Dişeti hastalığı ağız kokusu yapar mı?

Evet ağız kokusunun en önemli nedenlerinden biri dişeti hastalıklarıdır. Çünkü dişeti hastalıkları, spesifik bakterileri içeren ve dişi çevreleyen yumuşak ve sert dokular arasında cep adını verdiğimiz aralıklar oluşturarak, bu aralıklarda bakteri birikimine yol açan hastalıklardır.

Dr. Canan KABADAYI