Çocuklarda Diş Fırçalama

ÇOCUKLARDA DİŞ ÇÜRÜĞÜ GELİŞME

“Diş çürüğü” karbonhidratların bakteri plağı içerisindeki mikroorganizmalar tarafından parçalanmasıyla oluşan organik asidin diş sert dokularında meydana getirdiği demineralizasyondur. Çürüğün gelişiminde rol oynayan başlıca faktörler konak yani yatkın dişler, çürük yapıcı bakterilerin varlığı, beslenmedeki karbonhidratlar (şeker) ve yeterli süredir.

KONAK x MİKROORGANİZMA x KARBONHİDRAT x SÜRE = ÇÜRÜK

Bu faktörlerden birinin olmaması yani sıfır olması halinde denkleme göre çürük değeri de sıfır olmaktadır. Yani çürük oluşmamaktadır. Bu da çürükten korunmada diş fırçalama kadar beslenme alışkanlıklarının da ne kadar büyük önem taşıdığını göstermektedir. Karbonhidrattan zengin gıda alımı çürük insidansını arttırır. Bunun yanı sıra karbonhidrat türü yiyeceklerin alınım sıklığının da çürük gelişiminde önemli rolü vardır. Yapılan araştırmalar plak pH’sının karbonhidrat alımından sonra 30 dakika süre ile karyojenik seviyede kaldığını göstermiştir. Buna göre öğün aralarında atıştırma şeklinde tekrarlayan karbonhidrat alınımı diş yüzeyinde hemen sabit bir asidik ortam oluşturabilir. Diş plağında oluşan asitler plak pH’sını birkaç dakikada çürük başlatabilecek kritik seviyeye ( 5,5) düşürürler. Bu değerin altında diş sert dokularının demineralizasyonu başlar. Dişte mineral kaybı olur ve çürük kavitesi oluşur.

ÇOCUKLARDA DİŞ FIRÇALAMA

Yapılan araştırmalar göstermiştir ki Türkiye’deki diş fırçalama sıklığı, diş fırçası ve macunu tüketimi, gelişmiş Avrupa ülkelerine kıyasla oldukça düşük seviyede kalmaktadır. Bu nedenle diş fırçalama alışkanlığı kesinlikle küçük yaşta edinilmesi gereken bir alışkanlıktır. Bunun sağlanmasında da özellikle ebeveynlere önemli görevler düşmektedir.

Öncelikle çocuklarına rol model olarak kendileri diş fırçalamayı ihmal etmeyip çocuklarının bunu onlarda gözlemlemelerini sağlamalıdırlar. Çocuklarda süt dişleri yaklaşık 6 ila 8 ay civarında sürmeye başlar. İlk süt dişleri sürmeye başladığı andan itibaren ağız ortamındaki bakterilerle temas halinde olacağından diş temizliği de yapılmaya başlanmalıdır. İlk etapta fırça ile yapılamayacağı için temiz bir tülbent parçası, steril gaz tampon ya da özel olarak hazırlanmış parmak fırçaları ile ebeveynlerin diş üzerinde biriken gıda artıklarını temizlemesi gerekmektedir. Yumuşak hareketler ile hafif bastırarak masaj yapar gibi diş temizliği yapılır. Böylelikle çocuklar rahatsız olmadan dişleri temizlenecek aynı zamanda masaj etkisiyle de diş sürme sıkıntıları da azalacaktır.

Tüm süt dişlerinin sürmesi 2,5 -3 yaş civarı tamamlanır. 1,5 -2 yaşından itibaren de çocuk, diş fırçası ile tanıştırılmalıdır. Öncelikle bir oyun şeklinde kendi fırçalamasına izin verilmeli, sonrasında da anne-baba detaylı olarak dişlerin tüm yüzeylerini temizlemelidir. Günde 2 defa, sabah kahvaltıdan sonra ve akşam yatmadan önce olmak kaydıyla 2 dakikadan az olmamak koşuluyla dişleri fırçalamak yeterli olacaktır. Fırçalama sırasında macun kullanımına gerek yoktur. 3 yaşından itibaren ise floridsiz ya da düşük florid oranlı macunlar kullanılabilir. Ayrıca yüksek çürük riski, fırçalama süresinin kısa olması gibi nedenlerle arayüz çürükleri ile sıklıkla karşılaşılmakta, önlemek için ise çocuklarda da düzenli olarak diş ipi kullanılmalıdır. Piyasada yüksek kalitede üretilmiş birçok diş fırçası bulunmaktadır. Bu fırçalardan çocuğun yaş grubuna uygun boyutta ve çok sert olmayan yumuşak fırçalar tercih edilmeli, kullanım şartlarına göre değişkenlik gösterse de ortalama 3 ayda bir diş fırçası da değiştirilmelidir. Çocuklara diş fırçalama alışkanlığı kazandırmak başlangıçta çok da kolay olmayacaktır. Sabırlı ve istikrarlı davranmak gerekmektedir. Zorlayıcı değil yönlendirici olunmalıdır.

Fırçalama işlemini çocuk için daha eğlenceli hale getirebilecek kum saati, diş fırçalama tabloları, diş fırçalama aplikasyonları gibi basit yöntemler uygulanabilir. Düzenli aralıklarla yapılacak olan pedodontist kontrollerinin de çocuklarda motivasyonu artırıcı etkisi olacaktır. Çocuk dişçisi ile görüşebilirsiniz.

Tatile giderken çocuğunuzun dişleri de tatile girmesin

Okulların kapanması ile tatile girerken çocuğunuzun dişleri de tatile girmesin!!!

Tatil yaklaşıyor. Yaz tatilinin başlaması ile evdeki düzen ve birçok alışkanlıklar da değişebiliyor. Her gün aynı saatte kalkıp kahvaltısını yapıp dişlerini fırçalayarak okula giden çocukların tatile girmesiyle bu alışkanlığı ya bozuluyor ya da tamamen ortadan kalkabiliyor. Geç saatte uyanıp daha uzun sürede kahvaltısını yaptıktan sonra çocuklar, çoğu zaman oyuna ya da televizyon seyretmeye dalarak diş fırçalamayı ihmal edebiliyorlar.

En önemli diş fırçalama zamanı olan kahvaltı sonrasında dişler fırçalanmadığında, kahvaltıda tüketilen bal, pekmez, reçel, kakaolu süt vb. çürük yapıcı gıdalar tüm gün diş yüzeyinde kalıyor ve bu nedenle ne yazık ki dişlerde çürük gelişme riski artıyor.

Ayrıca tüm gün evde olan çocuklarda öğün aralarında atıştırma sıklıkları da artıyor. Özellikle yaz aylarının vazgeçilmezi dondurma tüketiminin artması çocuğunuzun dişlerinde çürük gelişimi açısından bir risk oluşturabilmekte. Çürük yapıcı gıda tüketiminin arttığı bu aylarda “Çürükten Koruyucu Uygulamalar” ile çocuğunuzun dişlerini koruma altına alabilirsiniz.

Çocuklarda Yaşa Göre Ağız Ve Diş Sağlığı

Çocuklarda Yaşlara Göre Ağız Ve Diş Sağlığı

YAŞ 1


Bir yaşında alt ve üst ön bölgedeki kesici dişler ağızda yerlerini alırlar. İlk dişin sürmeye başlamasından itibaren dişler her beslenme sonrasında temizlenmeye başlanmalıdır. Dişlerin temizlenmesinde en etkili yöntem, annenin temiz bir tülbent bezi işaret parmağına dolayarak veya parmak fırça yardımıyla bebeğinin dişlerini temizlemesidir. Bu yöntem sayesinde hem dişler temizlenmiş olur hem de bebeğin dişetlerine masaj etkisi olacağından dişlerin daha kolay sürmesi sağlanmış olur.
Bebeklik döneminde ağız ve diş sağlığı açısından büyük risk oluşturan, halk arasında “Biberon Çürüğü” olarak bilinen erken dönem çocukluk çağı çürüklerinden korunabilmek için 1 yaşında ilk diş muayenesinin yapılması büyük önem taşımaktadır.

YAŞ 3

Çocuk 3 yaşına geldiğinde 20 adet olan tüm süt dişleri ağız içerisinde sürmesini tamamlar. Çeneler arası kapanış ilişkileri de bu yaşta tam olarak oturmuş olmaktadır. Bu nedenle emzik kullanımı veya parmak emme gibi kötü alışkanlıkların en geç bu dönemde bırakılmış olması gerekir.
Çeneler içerisinde sürekli dişlerin gelişimi devam etmektedir. Çocukların en hareketli olduğu bu dönemde diş travmalarına sıklıkla rastlanır. Süt dişine gelen bir travma altta gelişmekte olan sürekli diş germine de zarar verebilir. Bu nedenle bu dönemde yaşanan ve çene bölgesini ilgilendiren tüm travmalar hakkında çocuğunuzun ağız ve diş sağlığını takip eden pedodontistinizi mutlaka bilgilendirmelisiniz.

YAŞ 6

Okula hazırlık dönemindeki çocuklar, bu dönemde ilk olarak süt dişlerini kaybederler ve ilk sürekli dişleri ağızda yerini almaya başlar. İlk önce ilk süren süt dişi olan alt kesici dişler değişir. Genellikle süt dişi kendiliğinden sallanmaya başlar ve düşer. Sonrasında sürekli diş kendisini ağız içerisinde gösterir. Ancak bazen süt kesici dişleri düşmeden sürekli dişler dil tarafından sürmeye başlarlar. Anne-babaların genellikle çok büyük endişeye kapıldıkları böyle bir durumda mümkün olduğunca duyulan endişe çocuğa yansıtılmadan bir pedodontiste başvurulmalıdır. Pedodontist, kendiliğinden düşmeyen süt dişinin düşmesine yardımcı olur; sonrasında da sürekli diş, dilin hareketiyle olması gerektiği yere doğru kayar ve doğru yerini alır.
Bu dönemde ağız ve diş sağlığı açısından dikkat edilmesi gereken en önemli konulardan bir diğeri de süt dişlerinin en arkasından sürmeye başlayan 6 yaş dişleri yani 1. büyük azı dişleridir. Bu dişler, süt dişlerinin yerini almadığından ve ikinci süt azı dişinin arkasından çıktıkları için genellikle çocuk tarafından da anne-baba tarafından da fark edilmeyebilirler. Ancak ömür boyu ağız içerisinde kalacak olan ve çiğneyici yüzeyinde çok derin girinti ve çıkıntıları olan 6 yaş dişlerinin ilk çıkmaya başladıkları andan itibaren çürükten koruyucu uygulamalarla (fissür örtücü ve yüzeysel fluorid uygulamaları gibi) korunmaya başlamaları büyük önem taşır.

YAŞ 10

Ağız ve diş sağlığı açısından en büyük değişimler 10 yaşına kadar yaşanır. Sürekli kesici dişler tamamen ağız içerisindeki yerlerini almışlardır. Süt azı dişleri de değişmeye bu dönemde başlar. Bu nedenle çeneler arası kapanış ilişkilerinde de büyük değişimler olmaktadır. Doğru kapanış ilişkilerinin olması ve sürekli dişlerin sağlıklı bir şekilde ağız içerisindeki yerlerini alabilmeleri için ağızda çürük diş bulunmaması ve çürükten koruyucu uygulamaların düzenli olarak 4 -6 ayda bir tekrarlanması gerekir.
Sıklıkla yaşanan diş çapraşıklıklarının doğru bir şekilde değerlendirilebilmesi için ilk ortodontik muayenenin bu dönemde yapılmış olması gerekir. Doğru zamanda yapılan ortodontik muayene sayesinde bazen basit uygulamalarla uzun yıllar ortodontik (diş teli) tedavisi uygulamasının önüne geçilebilmektedir.

YAŞ 13

13 yaşında tüm süt dişleri yerini sürekli dişlere bırakmıştır. 12 yaş dişleri olan 2. büyük azı dişlerinin de sürmesiyle 28 adet sürekli diş, dizideki yerini hemen hemen almış olur. 20 yaş dişi olan 3. büyük azı dişleri çene kemiği içerisinde gelişimine devam ederler. Bu dönemde panoramik radyografi (çene kemiği röntgeni) alınarak 20 yaş dişlerinin gelişimi kontrol edilmelidir. Bazen bu dişler, olmaları gerektiği sürme yolunda olmazlar ve 12 yaş dişlerinin köküne dayanırlar. Böyle bir durumda dişlere baskı uyguladıklarından zaman içerisinde mükemmel bir diş dizisi olan bireyde dişler sıkışmaya ve dişler arasında çapraşıklıklar oluşmaya başlar. Böyle bir durumda da geriye dönüş ancak ortodontik tedavi ile mümkün olabilmektedir. Erken dönemde alınan panoramik radyografi sayesinde bu durumun önüne geçilmiş olunur.

EĞER BU YAŞ GRUPLARINA DAHİLSENİZ VEYA ÇOCUĞUNUZ BU YAŞ GRUPLARI İÇİNDEYSE MUTLAKA BURAYA TIKLAYINIZ

Çocuklarda diş çürüğü gelişme mekanizması

“Diş çürüğü” karbonhidratların bakteri plağı içerisindeki mikroorganizmalar tarafından parçalanmasıyla oluşan organik asitin diş sert dokularında meydana getirdiği demineralizasyondur. Çürüğün gelişiminde rol oynayan başlıca faktörler konak yani yatkın dişler, çürük yapıcı bakterilerin varlığı, beslenmedeki karbonhidratlar (şeker) ve yeterli süredir.

KONAK x MİKROORGANİZMA x KARBONHİDRAT x SÜRE = ÇÜRÜK

Bu faktörlerden birinin olmaması yani sıfır olması halinde denkleme göre çürük değeri de sıfır olmaktadır. Yani çürük oluşmamaktadır. Bu da çürükten korunmada diş fırçalama kadar beslenme alışkanlıklarının da ne kadar büyük önem taşıdığını göstermektedir. Karbonhidrattan zengin gıda alımı çürük insidansını arttırır. Bunun yanı sıra karbonhidrat türü yiyeceklerin alınım sıklığının da çürük gelişiminde önemli rolü vardır. Yapılan araştırmalar plak pH’sının karbonhidrat alımından sonra 30 dakika süre ile karyojenik seviyede kaldığını göstermiştir. Buna göre öğün aralarında atıştırma şeklinde tekrarlayan karbonhidrat alınımı diş yüzeyinde hemen sabit bir asidik ortam oluşturabilir. Diş plağında oluşan asitler plak pH’sını birkaç dakikada çürük başlatabilecek kritik seviyeye ( 5,5) düşürürler. Bu değerin altında diş sert dokularının demineralizasyonu başlar. Dişte mineral kaybı olur ve çürük kavitesi oluşur.

Anne karnında ağız ve diş sağlığı

Diş gelişimi hamileliğin 6. haftasında başlar, bu nedenle anne adayı bebeğinin diş gelişimi için bu haftadan itibaren beslenmesinden kendi ağız ve diş sağlığına kadar her şeyine dikkat etmeli ve özen göstermelidir. Anne adayının hamileliği döneminde yeterli vitamin alamaması, herhangi bir nedenle korunmasız röntgen çektirmesi, virütik bir hastalık geçirmesi gibi birçok neden bebeğinin diş gelişimi üzerinde olumsuz etkilere neden olmaktadır.

Hamilelik döneminde dengeli beslenme diş ve dişeti sağlığının sürdürülmesi açısından önemlidir. Protein, A vitamini (et, süt, yumurta, sarı sebze ve meyveler), C vitamini (narenciye, domates, çilek), D vitamini (et, süt, yumurta, balık) ve kalsiyum (süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler) ’dan zengin gıdaların yeterince alınması gereklidir. Hamilelik döneminde kalsiyum ihtiyacı artar. Anne ve bebeğin kemik ve diş sağlığı için annenin günlük 1200–1500 mg kalsiyum gereksinimi vardır. Süt ve süt ürünleri ile yeşil yapraklı sebzeler gibi kalsiyumdan zengin gıdalar alarak kalsiyum gereksinimi karşılanmalıdır. Eğer gıdalarla yeterli kalsiyum sağlanamazsa bebeğin gelişimi için gerekli olan miktar annenin kemiklerinden karşılanır ama Dişlerden kalsiyum çözünmesi olmaz. Bu nedenle Hamilelik sırasında bebeğin kendisi için gerekli olan kalsiyumu annenin dişlerinden alarak dişlerin çabuk çürümesine yol açtığı, bu nedenle hamile annelerin diş kaybına uğradığı düşüncesi tamamen yanlıştır.

Diş Hekimliğinde Doğru Bilinen Yanlışlar

  • Dişleri fırçalarken diş fırçasını önce musluk altında ıslatmak gerekir.
    • Yanlış, Dişler kesinlikle fırça musluk altında ıslatılmadan kuru olarak fırçalanmalıdır.
  • Diş macunu reklamlardaki kadar tüm fırçayı kaplayacak kadar çok sıkılmalıdır.
    • Yanlış, Diş macunu diş fırçası üzerine en fazla bezelye büyüklüğünde olacak şekilde sürülmelidir.
  • Diş ipi kullanmak dişetlerine zarar verir.
    • Yanlış, Tam bir diş temizliği için dişleri sadece fırçalamak yeterli olmaz; mutlaka diş ipi kullanmak gerekir. Diş ipi kullanmak diş aralarının temizlenmesi ve dişeti sağlığı açısından kesinlikle çok yararlıdır.
  • Dişeti kanaması dişetlerinin sağlıklı olmasını sağlar.
    • Yanlış, Dişetlerinde kanama olması dişetlerinin iltihaplı olduğunun göstergesidir. Bu durum gingivitis denilen dişeti hastalığında görülmektedir.
  • Tartar (Diş taşı) temizliği diş minelerini çizer ve zarar verir.
    • Yanlış, Tartar denilen diş taşları oluştuğu zaman mutlaka ağızdan uzaklaştırılmalıdır. Diş taşı temizliği adı verilen bu tedavi için kullanılan modern el aletleri ve ultrasonik cihazlar diş minesini kesinlikle zedelememektedir. Özellikle son teknolojik cihaz olan air flow aleti ile dişlere hiç teman edilmeden basınçla temizlik yapılmaktadır.
  • Hamilelik döneminde diş tedavisi yapılamaz.
    • Yanlış, Hamileliğin her döneminde acil diş tedavileri yapılabilir. Hamilelik döneminde özellikle 3. 4. 5. aylarda tüm diş tedavileri yapılabilmektedir. Bu aylar diş tedavileri için en güvenli aylardır.
  • Hamilelikte diş kayıpları ve diş çürükleri olur.
    • Yanlış, Eğer planlı bir hamilelik ise öncesinde mutlaka diş hekimi kontrolü yapılmalı ve gebeliğin üçüncü ayı ile altıncı ayları arasında da diş hekimi kontrolleri atlanmamalıdır. Böyle bir durumda hamilelik nedeniyle diş ve dişetlerinde herhangi bir problem yaşanmaz.
  • Şeker hastalığı (diyabet) olanlarda implant uygulaması yapılamaz.
    • Yanlış, Tüm şeker hastalarında implant uygulaması yapılabilir. Önemli olan şekerin düzenli hale getirilmiş olmasıdır.
  • İmplantı benim vücudum kabul etmez.
    • Yanlış, Dental implantlar titanyum denilen bir materyalden oluşmaktadır ve bu materyalde doku reddi mümkün değildir.
  • İmplant herkese uygulanamaz.
    • Yanlış, İmplant uygulaması herkese yapılabilmektedir. Bunun için yeterli kemik olması gerekir. Yeterli kemik olmadığı durumlarda da kemik transferleri veya kemik tozları kullanılarak yapılır.
  • Sigara içenler implant yaptıramazlar.
    • Yanlış, Sigara içenler de implant yaptırabilirler. Sadece sigara içmeyenlerdeki implant başarı oranı %98 -99 iken; sigara içenlerde bu oran % 96 civarındadır.
  • Diş tedavilerinde çekilen röntgenler kanser yapar.
    • Yanlış, Diş hekimliğinde son dönemlerde kullanılmakta olan digital röntgen cihazları ile çekilen röntgenlerdeki radyasyon dozu çok çok düşük miktarlardır. Bu doz 0.02 miliamper civarında olup toksik etkisi minimaldir. Ayrıca röntgen cihazlarından yayılan radyasyon 2 metreyi geçmemektedir. Tüm klinikler Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun (TAEK) kontrolü altındadır. Bu kurum önlemlerin sürekliliğini belli aralıklarla denetlerken, gerekirse sürpriz denetlemeler de yapabilmektedir.
  • Diş hekimliğinde lokal anestezi için yerli ve yabancı morfin kullanılır.
    • Yanlış, Diş hekimliğinde lokal anestezik madde olarak kesinlikle morfin kullanılmamaktadır. Kullanılmakta olan anestezik maddelerin hiçbiri yerli olarak üretilememektedir. Kullanılan anestezik solüsyonların anestezik etkileri hemen hemen aynı olup sadece etken maddeleri farklı olabilmektedir.
  • Benim dişim uyuşmuyor.
    • Yanlış, Doğru anestezi tekniği uygulanmış ve dişte herhangi bir akut enfeksiyon yok ise tüm dişler uyuşur.
  • Çocuklarda süt dişleri ağrıdığı zaman, nasıl olsa değişeceğinden herhangi bir tedavi yapılmasına gerek yoktur; çekilmelidir.
    • Yanlış, Süt dişlerinin değişme zamanları alttan gelen sürekli dişlerin sürme zamanları ile ilişkilidir ve her dişin belirli bir sürme yaşı vardır. Bu yaştan önce çekilen süt dişleri çocukların ağız ve diş sistemlerinin gelişiminde çok ciddi sıkıntıların oluşmasına neden olmaktadır. Dişlerin çekilmeyip çürük olarak ağızda bırakılmasının da yine çocukların hem ağız ve diş sağlıkları üzerinde hem de genel sağlıkları üzerinde ciddi sıkıntıları vardır.
    • Bu Sıkıntıların Başında;
    • Eksik diş ya da dişler nedeniyle çocuğun çiğneme fonksiyonunun azalmasına ve buna bağlı olarak da çocuğun iyi beslenememesine ve dolayısıyla büyüme ve gelişiminde geriliğe neden olmaktadır.
    • Zamanından önce çekilen süt dişleri, yerlerine gelecek olan sürekli dişlerin sürme doğrultularının bozulmasına neden olacaktır. Bu durum, çocukların diş dizisinde çapraşıklık oluşmasına ve dolayısıyla ileride uzun süreli ortodontik tedaviye (tel tedavisi) maruz kalmasına neden olmaktadır.
    • Süt dişleri zamanından önce çekildiğinde çekim boşluğuna komşu dişler bu boşluğa doğru kayar. Bu durum sürekli dişlerin yerleri kapandığından sürememesine ve gömük kalmalarına neden olabilmektedir.
    • Erken süt dişi çekimlerinin yarattığı çiğneme kuvvetlerinin dengesizliği, çene ekleminde de bozukluklar oluşmasına neden olabilmektedir.
    • Bu nedenle süt dişlerinin fizyolojik değişme yaşına kadar tedavisi mümkün ise mutlaka tedavi edilerek ağızda tutulmaya çalışılması gerekir. Tedavi edilemeyecek durumda olan süt dişleri ise çekilmeli ancak sonrasında çekim yerine mutlaka “yer tutucu” adı verilen çocuk protezleri uygulanmalıdır. Bu apareyler sayesinde süt dişinin erken kaybının neden olabileceği tüm sıkıntıların önüne geçilmiş olur.
  • Çocuklarda süt dişleri ağrıdığı zaman, nasıl olsa değişeceğinden herhangi bir tedavi yapılmasına gerek yoktur. Çürük olarak ağızda bırakılmalarının herhangi bir sakıncası yoktur.
    • Yanlış, Çürük olan süt dişlerinin tedavi edilmeden çürük olarak ağızda bırakılmasının çocukların hem ağız ve diş sağlıkları üzerinde hem de genel sağlıkları üzerinde ciddi sıkıntılar oluşturur.
    • Bu Sıkıntılar;
    • Çürük diş ya da dişler nedeniyle çocuklar yemek yemede sıkıntı çektiklerinden yemek yemek istemezler. Bu durumun çocukların gelişimleri üzerinde olumsuz etkisi büyüktür.
    • Özellikle dişlerin arasında oluşan çürükler dişlerde madde kaybına neden olduğundan diş dizisinde yer kaybına neden olur. Bu durum da çocuğun sürekli diş dizisinde çapraşıklık olmasına ve dolayısıyla ortodontik tedavi (tel tedavisi) görmesine neden olabilmektedir.
    • Çürük dişlerinden dolayı ara sıra da olsa ağrı duyan çocuklar sürekli huzursuz olurlar. Özellikle geceleri diş ağrısı çeken çocuklar, gündüzleri huzursuz ve mutsuz olabilmektedirler.
    • Çürük dişler her zaman fokal birer enfeksiyon odaklarıdır. Özellikle immün sistemi yeterli gelişmemiş çocuklar için bu enfeksiyon odakları, genel sağlıklarını olumsuz yönde etkiler ve genel sağlıkları üzerinde risk oluşturmaktadır.
    • Çürük süt dişlerinden kaynaklanan enfeksiyonun altlarında gelişmekte olan sürekli diş germleri üzerinde de olumsuz etkileri vardır. Bu dişlerin minelerinde kalıcı lekeler oluşmasına neden olmaktadır.
    • Bu nedenle tüm çürük süt dişleri tedavi edilmeli; değişme zamanına kadar çürüksüz olarak ağızda tutulmaya çalışılmalıdırlar.

DİŞ ETİ HASTALIĞI NASIL GEÇER?

Agresif periodontitisin tedavisinde eskiden diş çekimi ya da dişlerin köklerinden birinin çekimi yapılırken, günümüzde antibiyotik kullanımı ile birlikte diş kök yüzeylerinin temizlenme işlemi yapılabilmekte ve bu sayede dişler eski sağlıklı görünümlerine kavuşturulabilmektedir.

Başlangıç tedavisi olarak adlandırılan bu ilk aşamada diş eti altındaki ve diş yüzeylerindeki tüm diş taşları, iltihaplanmış diş kök yüzeyleri temizlenip düzgünleştirilir. Varsa taşkın dolgular değiştirilmeli, çürük dişler mutlaka tedavi edilmelidir. Bu başlangıç tedavisi sonucunda, diş eti kanamaları çok azalır, diş eti kıvam ve renk olarak normal kriterlere yaklaşır. Eğer diş eti hastalığı başlangıç dönemindeyken tedavi edilmezse, kısa zaman içerisinde diş köklerinin çevresindeki kemik dokusu kaybedilmeye başlar. Belli bir miktardan fazla kemik kaybı olduğunda, dişler bulundukları konumdan hareket ederek yer değiştirmeye ve sallanmaya başlar. Bunun sonucunda da dişlerin kaybı kaçınılmaz olur.

Bu hastalıkta yitirilen alveol kemiğini geri kazanmak için çeşitli yöntemler geliştirilmiştir. Yöntemlerin temelinde kaybedilen kemiği geri kazanmak olduğundan kemiğin yitirildiği defekt bölgesine, hastanın başka bir sağlıklı ağız içi bölgesinden alınan kendi kemiği veya kemik bankalarından elde edilen (kemik grefti) steril insan kemikleri veya sentetik kemik minerallerini taklit eden malzemeler uygulanarak kayıp kemik miktarı kazanılmaya çalışılır.

Agresif periodontitis, toplumda %0.1 -2 oranında görülse de erken dönemde teşhis edilmedikleri takdirde, etkiledikleri bireyleri genç yaşta yoğun bir tedavi ihtiyacı ile karşı karşıya bırakmakta ve bazen yapılan tedavi sırasında diş kayıpları ile protez gereksinimine neden olmaktadır.

DİŞ ETİ HASTALIĞI NASIL ÖNLENİR?

Görüldüğü gibi tüm bireyler için bebeklik döneminde başlayıp düzenli olarak diş hekimi kontrollerini yaptırmak ve buna yılda en az iki kez olmak üzere devam etmek büyük önem taşımaktadır. Çünkü ancak bu sayede agresif periodonotitis gibi ciddi diş ve diş eti hastalıkları erken dönemde teşhis edilebilir ve neden olduğu olumsuz durumların önüne geçilip kolaylıkla tedavi edilebilir. Ancak tüm bu kontrollerin yanı sıra bireyin tüm yaşamı boyunca sağlıklı bir ağız-diş sağlığına sahip olabilmesi için, hekimi ile birlikte iş birliği yaparak ağız diş bakımına özen göstermesi, ağız bakımını öğretildiği şekilde doğru ve sürekli olarak uygulaması gerekmektedir.

Ağız ve Diş Sağlığı Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Ağız İçi Bakım Ürünlerini Nasıl Seçmeliyim?

Ağız ve diş sağlığı bakımı ile ilgili piyasada çok çeşitli ve cazip pek çok ürün olması sizi şaşırtabilir. Bu ürünlerin arasından seçim yaparken diş hekiminizin tavsiye ettiği ürünleri satın almaya dikkat etmelisiniz. En iyi diş macunu ve en iyi diş fırçası hangisidir sorularının cevabı, kişinin ağız durumuna göre değişiklik gösterir.

Bir Diş Fırçasını Ne Kadar Kullanabilirim?

Bir diş fırçasının kullanım süresi en fazla 3–4 ay olmalıdır. Ancak bu sure kişinin diş fırçasını kullanım sıklığına ve diş fırçalama şekline göre değişiklik gösterebilir. Bir diş fırçasının bozulduğu, kıl demetlerinin birbirinden ayrılmasından, dağılmasından ve eğilmesinden anlaşılabilir. Çocuklar doğru fırçalama tekniğini tam olarak uygulayamadıklarından diş fırçalarını erişkinlere göre daha çabuk eskitirler. Bu nedenle çocukların diş fırçalarını daha sık aralıklarla değiştirmek gerekir. Diş fırçasının kullanım sıklığı kadar fırçanın kıllarının sertliği de çok önemlidir. Sert kıllı fırçalar dişlerde aşınmalara, dişetlerinde çekilmelere ve bunlara bağlı olarak zaman içerisinde hassasiyet oluşumuna neden olabilir.

En Doğru Diş Fırçalama Tekniği Hangisidir?

Dişler fırçalanırken, öncelikle diş fırçası dişe 45 derecelik bir açıyla yaklaştırılmalı ve dişin eni doğrultusunda dairesel hareketlerle fırçalanmalıdır. En son dişetinden aşağıya doğru bir süpürme hareketiyle işlem tamamlanır. Dişlerin iç yüzeylerinde ve özellikle ön bölgelerde, bu bölgeler dar olduğundan diş fırçası dik tutularak dişler fırçalanmalıdır. Bakteri plağı ve yiyecek artıklarının en yoğun olduğu bölgeler, dişlerin arka yüzeyleri ile arka dişlerin çiğneyici yüzeyleridir.

Dişler fırçalanırken genellikle sadece ön dişlerin ön yüzeyleri fırçalandığından, çürükler sıklıkla arka bölgelerde, özellikle azı dişlerinin çiğneyici yüzeylerindeki derin girintilerde ya da dişlerin ara yüzlerinde oluşmaktadır. Bu nedenle dişler fırçalanırken bu bölgelerin fırçalanmasına özellikle dikkat edilmelidir. Ağız kokusunun oluşumunda önemli bir yeri olan dilin fırçalanmasını da unutmamak gerekir.

Diş taşlarının sıklıkla görüldüğü bölgeler ise daha az fırçalanan alt ön dişlerin arka bölgeleridir. Diş taşı oluşumunu engelleyebilmek için fırçalamanın yanı sıra özellikle bu bölgelerde günde en az bir kez diş ipi kullanımının da alışkanlık hale getirilmesini önermekteyiz.

agiz-ve-dis-sagligi-2

Yanlış Diş Fırçalama Nelere Sebebiyet Verebilir?

Dişler çok sert bir tabaka olan mine ile kaplı olmasına rağmen yanlış bir teknikle uygulayacağınız bir diş fırçalama şeklinden bile büyük zarar görebilir. Dişlerin sert bir şekilde fırçalanmasına bağlı olarak hem dişin üst kısmında, hem de dişin kökünü kaplayan tabakada aşınmalara ve dişetlerinde çekilmelere yol açabiliyoruz. Bu durumda da dişler çürüğe daha yatkın bir hale gelebiliyor. Bu nedenle dişleri aşındıracak kadar büyük bir kuvvetle diş fırçalamaktan kaçınılmalı ve dişler orta sertlikte olan bir diş fırçasıyla yumuşak hareketlerle fırçalanmalıdır.

(GÜLÜŞ TASARIMI HAKKINDA  BİLGİ ALMAK İSTERSENİZ LÜTFEN BURAYA TIKLAYINIZ)

Dişetlerinin Fırçalanması Neden Önemlidir?

agiz-ve-dis-sagligi-dislerin-fircalanmasiDişlerin fırçalanması, öncelikle diş çürüklerinden korunmak ve ağız-diş sağlığının devamlılığını sağlamak açısından çok önemlidir. Dişlerin fırçalanması sırasında yapılması gereken diğer bir önemli işlem de dişetlerinin fırçalanmasıdır. Dişetlerini besleyen damarlar dolaşım bozukluğu sonucunda dolgunlaşmaktadır. Fırçalama sırasında dişetlerinde kanama şikayeti de olsa fırçalamaya ara verilmemeli ve fırçalama işlemine düzenli aralıklarla doğru bir şekilde devam edilmelidir. Çünkü dişetlerini tedavi etmek için kılcal damarları açmak yani fırçalamak gerekecektir. Bu sayede dişetinin damarları iyileşir ve kanama da kendiliğinden durur. Dişetinin fırçalanması, dişeti hastalıklarından korunmada en etkin yöntemdir.

Diş Fırçasından Başka Ağız ve Diş Sağlığına Yardımcı Araçlar Nelerdir?

Ağız ve diş sağlığının korunmasında yardımcı olacak araçlar, elektrikli diş fırçaları, diş ipi, ara yüz fırçası, su püskürteci (water – pic), stimulatör vb. araçlardır. Elektrikli diş fırçası ve su püskürtecinin kullanımı ülkemizde giderek yaygınlaşmaktadır. Ancak diş ve dişetlerinin etkin bir şekilde temizlenebilmesi için özellikle elektrikli diş fırçasının kullanımı için diş hekiminizden yardım almak önemlidir. Tabi ki bu arada ağız diş sağlığımızı destekleyecek olan ağız gargaralarının kullanımını da unutmamak gerekir.

Hangi Ağız Gargarasını Kullanmalıyım?

Bilindiği gibi bugün piyasada çok çeşitli ağız gargaraları bulunmakta. Ancak her bireyin ağız diş sağlığına uygun olan ağız gargarası farklıdır. Diş hassasiyetlerinin fazla olması veya yüksek çürük riskinde olma gibi bazı özel durumlarda hastalarımıza özel olarak hazırlanan ağız gargaralarının kullanımını önerebiliyoruz. Bu nedenle ağız gargarası seçiminde de diş hekimine danışılması önem taşımaktadır.

Diş İpi; Diş ipinin kullanımı diş aralarının temizlenmesinde en etkili yöntemdir. Ancak diş ipinin yanlış kullanımı dişetine zarar verebilir veya doğru kullanılmazsa dişlerin ara yüz bölgelerinde etkin bir temizleme sağlayamayabilir. Bu nedenle doğru diş ipi kullanımı için diş hekiminizden yardım istemelisiniz.

Diş ipi kullanılırken ilk kullanımda kolay kullanım amacıyla mumlu diş ipleri tercih edilir. Ayrıca etkin temizleme ve koruma sağlanabilmesi için flüoridi diş ipleri de tercih edilebilir.

Diş ipi her iki elimizin işaret parmağına dolanarak ve başparmağımızın yardımıyla kullanılır.

Diş ipini yavaş hareketlerle ve kontrollü bir şeklide dişler arası bölgeden geçirmek gerekir. Dişetini yaralayacak sert ve ani hareketlerden kaçınılmalıdır.

Dişlerin ara yüz bölgelerini en ideal şekilde temizleyebilmek için diş ipini bir taraftaki dişin üzerine yaslayarak, “C” harfi çizecek şekilde ileri-geri ve yukarı-aşağı doğru hareket ettirmek, daha sonra aynı hareketi aynı aralığa girip diğer diş üzerine yaslayarak yapmak gerekir.

Ara yüz fırçası; Ara yüz fırçaları ile de sert ve ani hareketler yapmadan dişler arası bölgeler yavaş ve kontrollü olarak temizlenebilmektedir. Kullanımı son derece kolay olan ara yüz fırçaları piyasada kapaklı olarak da bulunabildiğinden çok kolay olarak taşınabilmekte ve gün içerisinde kullanılabilmektedir. Dolayısıyla yemeklerden sonra kullanımı alışkanlık haline gelen ve dişetinde ciddi problemler oluşmasına neden olabilen kürdanların kullanımına da ihtiyaç kalmamaktadır.

Ağız diş sağlığının korunması ve devamlılığı için dişler sabah ve akşam olmak üzere günde en az iki kez fırçalanmalıdır. Günde en az bir kez diş ipi ve ağız gargarası kullanımı ile de ağız diş bakımı ideal bir şekilde tamamlanmış olmaktadır.
Tüm bu bakım işlemlerinin bir seferde yapılması sadece 2 -3 dakikamızı alır. Günde sadece 4-6 dakikamızı ayırarak genel sağlığımızın vazgeçilmezi olan hatta başlangıcını oluşturan ağız diş sağlığımızı en ideal şekilde koruyabilmiş olmaktayız.

İmplant sonrası dişimi ne zaman fırçalayabilirim?

İmplant sonrası dişimi ne zaman fırçalayabilirim?

Operasyon bölgesi dışındaki tüm dişler hemen fırçalanmaya başlanabilir. Sadece operasyon bölgesi 1 gün sonra fırçalanmaya başlanmalıdır.

Sr. Belir ATALAY

Dişeti hastalıklarının operasyonlar ile tedavisi diş koltuğunda yapılabilir mi?

Dişeti hastalıklarının operasyonlar ile tedavisi diş koltuğunda yapılabilir mi?

Yoksa tamamen uyutulacak mıyım? Dişeti operasyonları genellikle lokal anestezi altında gerçekleştirilen ve yapılması planlanan diş sayısına göre seanslara bölünerek tamamlanan bir tedavi protokolünü içerir. Her bir tedavi seansı yaklaşık olarak 30 ile 60 dakika arası bir süre alır. Ancak özellikle tüm ağızda dişeti operasyonu yapılması planlanan hastalarımızda , tek bir seansta tedavisini bitirmek isteyen vakit problemi olan veya diş tedavilerine karşı aşırı korkusu olan veya gelişim geriliği olan çocuk veya yetişkin hastalarımızda sedasyon veya genel anestezi altında tek bir seansta tüm dişeti tedavileri yapılabilmektedir.

Dr. Canan KABADAYI