Tatile giderken çocuğunuzun dişleri de tatile girmesin

Okulların kapanması ile tatile girerken çocuğunuzun dişleri de tatile girmesin!!!

Tatil yaklaşıyor. Yaz tatilinin başlaması ile evdeki düzen ve birçok alışkanlıklar da değişebiliyor. Her gün aynı saatte kalkıp kahvaltısını yapıp dişlerini fırçalayarak okula giden çocukların tatile girmesiyle bu alışkanlığı ya bozuluyor ya da tamamen ortadan kalkabiliyor. Geç saatte uyanıp daha uzun sürede kahvaltısını yaptıktan sonra çocuklar, çoğu zaman oyuna ya da televizyon seyretmeye dalarak diş fırçalamayı ihmal edebiliyorlar.

En önemli diş fırçalama zamanı olan kahvaltı sonrasında dişler fırçalanmadığında, kahvaltıda tüketilen bal, pekmez, reçel, kakaolu süt vb. çürük yapıcı gıdalar tüm gün diş yüzeyinde kalıyor ve bu nedenle ne yazık ki dişlerde çürük gelişme riski artıyor.

Ayrıca tüm gün evde olan çocuklarda öğün aralarında atıştırma sıklıkları da artıyor. Özellikle yaz aylarının vazgeçilmezi dondurma tüketiminin artması çocuğunuzun dişlerinde çürük gelişimi açısından bir risk oluşturabilmekte. Çürük yapıcı gıda tüketiminin arttığı bu aylarda “Çürükten Koruyucu Uygulamalar” ile çocuğunuzun dişlerini koruma altına alabilirsiniz.

Çocuklarda Yaşa Göre Ağız Ve Diş Sağlığı

Çocuklarda Yaşlara Göre Ağız Ve Diş Sağlığı

YAŞ 1


Bir yaşında alt ve üst ön bölgedeki kesici dişler ağızda yerlerini alırlar. İlk dişin sürmeye başlamasından itibaren dişler her beslenme sonrasında temizlenmeye başlanmalıdır. Dişlerin temizlenmesinde en etkili yöntem, annenin temiz bir tülbent bezi işaret parmağına dolayarak veya parmak fırça yardımıyla bebeğinin dişlerini temizlemesidir. Bu yöntem sayesinde hem dişler temizlenmiş olur hem de bebeğin dişetlerine masaj etkisi olacağından dişlerin daha kolay sürmesi sağlanmış olur.
Bebeklik döneminde ağız ve diş sağlığı açısından büyük risk oluşturan, halk arasında “Biberon Çürüğü” olarak bilinen erken dönem çocukluk çağı çürüklerinden korunabilmek için 1 yaşında ilk diş muayenesinin yapılması büyük önem taşımaktadır.

YAŞ 3

Çocuk 3 yaşına geldiğinde 20 adet olan tüm süt dişleri ağız içerisinde sürmesini tamamlar. Çeneler arası kapanış ilişkileri de bu yaşta tam olarak oturmuş olmaktadır. Bu nedenle emzik kullanımı veya parmak emme gibi kötü alışkanlıkların en geç bu dönemde bırakılmış olması gerekir.
Çeneler içerisinde sürekli dişlerin gelişimi devam etmektedir. Çocukların en hareketli olduğu bu dönemde diş travmalarına sıklıkla rastlanır. Süt dişine gelen bir travma altta gelişmekte olan sürekli diş germine de zarar verebilir. Bu nedenle bu dönemde yaşanan ve çene bölgesini ilgilendiren tüm travmalar hakkında çocuğunuzun ağız ve diş sağlığını takip eden pedodontistinizi mutlaka bilgilendirmelisiniz.

YAŞ 6

Okula hazırlık dönemindeki çocuklar, bu dönemde ilk olarak süt dişlerini kaybederler ve ilk sürekli dişleri ağızda yerini almaya başlar. İlk önce ilk süren süt dişi olan alt kesici dişler değişir. Genellikle süt dişi kendiliğinden sallanmaya başlar ve düşer. Sonrasında sürekli diş kendisini ağız içerisinde gösterir. Ancak bazen süt kesici dişleri düşmeden sürekli dişler dil tarafından sürmeye başlarlar. Anne-babaların genellikle çok büyük endişeye kapıldıkları böyle bir durumda mümkün olduğunca duyulan endişe çocuğa yansıtılmadan bir pedodontiste başvurulmalıdır. Pedodontist, kendiliğinden düşmeyen süt dişinin düşmesine yardımcı olur; sonrasında da sürekli diş, dilin hareketiyle olması gerektiği yere doğru kayar ve doğru yerini alır.
Bu dönemde ağız ve diş sağlığı açısından dikkat edilmesi gereken en önemli konulardan bir diğeri de süt dişlerinin en arkasından sürmeye başlayan 6 yaş dişleri yani 1. büyük azı dişleridir. Bu dişler, süt dişlerinin yerini almadığından ve ikinci süt azı dişinin arkasından çıktıkları için genellikle çocuk tarafından da anne-baba tarafından da fark edilmeyebilirler. Ancak ömür boyu ağız içerisinde kalacak olan ve çiğneyici yüzeyinde çok derin girinti ve çıkıntıları olan 6 yaş dişlerinin ilk çıkmaya başladıkları andan itibaren çürükten koruyucu uygulamalarla (fissür örtücü ve yüzeysel fluorid uygulamaları gibi) korunmaya başlamaları büyük önem taşır.

YAŞ 10

Ağız ve diş sağlığı açısından en büyük değişimler 10 yaşına kadar yaşanır. Sürekli kesici dişler tamamen ağız içerisindeki yerlerini almışlardır. Süt azı dişleri de değişmeye bu dönemde başlar. Bu nedenle çeneler arası kapanış ilişkilerinde de büyük değişimler olmaktadır. Doğru kapanış ilişkilerinin olması ve sürekli dişlerin sağlıklı bir şekilde ağız içerisindeki yerlerini alabilmeleri için ağızda çürük diş bulunmaması ve çürükten koruyucu uygulamaların düzenli olarak 4 -6 ayda bir tekrarlanması gerekir.
Sıklıkla yaşanan diş çapraşıklıklarının doğru bir şekilde değerlendirilebilmesi için ilk ortodontik muayenenin bu dönemde yapılmış olması gerekir. Doğru zamanda yapılan ortodontik muayene sayesinde bazen basit uygulamalarla uzun yıllar ortodontik (diş teli) tedavisi uygulamasının önüne geçilebilmektedir.

YAŞ 13

13 yaşında tüm süt dişleri yerini sürekli dişlere bırakmıştır. 12 yaş dişleri olan 2. büyük azı dişlerinin de sürmesiyle 28 adet sürekli diş, dizideki yerini hemen hemen almış olur. 20 yaş dişi olan 3. büyük azı dişleri çene kemiği içerisinde gelişimine devam ederler. Bu dönemde panoramik radyografi (çene kemiği röntgeni) alınarak 20 yaş dişlerinin gelişimi kontrol edilmelidir. Bazen bu dişler, olmaları gerektiği sürme yolunda olmazlar ve 12 yaş dişlerinin köküne dayanırlar. Böyle bir durumda dişlere baskı uyguladıklarından zaman içerisinde mükemmel bir diş dizisi olan bireyde dişler sıkışmaya ve dişler arasında çapraşıklıklar oluşmaya başlar. Böyle bir durumda da geriye dönüş ancak ortodontik tedavi ile mümkün olabilmektedir. Erken dönemde alınan panoramik radyografi sayesinde bu durumun önüne geçilmiş olunur.

EĞER BU YAŞ GRUPLARINA DAHİLSENİZ VEYA ÇOCUĞUNUZ BU YAŞ GRUPLARI İÇİNDEYSE MUTLAKA BURAYA TIKLAYINIZ

ÇOCUKLARDA BESLENME ve DİŞ SAĞLIĞININ ÖNEMİ

Yaşamın ilk üçte birlik bölümü büyüyerek, gelişerek, olgunlaşarak ve yetişkin yaşama hazırlanarak geçmektedir. Çocukluk çağındaki beslenme yetersizliği ve/veya dengesizliği çeşitli sağlık sorunlarıyla birlikte ağız ve diş sağlıkları üzerinde de oldukça büyük problemlere neden olabilmektedir.

Özellikle tek tip beslenme, poğaça, çikolata, börek, tatlı bisküvi ve yanında gazlı içecekler ve hazır meyve suları gibi besinler, çocuğun gelişimine hiçbir yarar sağlamadığı gibi hem obezite dediğimiz şişmanlık hastalığına zemin hazırlamakta hem de içerdikleri yüksek şeker oranı nedeniyle ağız ve diş sağlığını da olumsuz yönde etkilemektedir. Çocukların her öğünde almaları gereken besinleri düzenli ve yeteri miktarda almaları ağız ve diş sağlığı açısından da büyük önem taşır.

Örneğin kahvaltıda yumurta, süt, peynir, pekmez gibi hem besin değeri yüksek olan hem de diş gelişiminde ve dişlerin çürükten korunmasında önemli rol oynayan besinlere yer verilmelidir. Özellikle peynirin yemek sırasında asidik olan ağız ortamını bazik hale getirmede ve dişlerin temizlenmesinde önemli bir rolü vardır. Bu nedenle kahvaltı sonrasında dişlerin fırçalanamadığı durumlarda en son peynir yenilmesinin diş çürüğünden korunmadaki etkisi büyüktür.

Ara öğünlerde; meyve, kuru yemiş (fındık, ceviz, badem, yer fıstığı), kuru kayısı, süt, yoğurt, ev yapımı peynirli poğaça, ayran gibi besinler; kepekli ekmek arası et veya peynir grubundan bir gıda ile marul ve salatalık içeren sandviç hazırlanabilir.
Ana öğünlerde; fast food tarzı beslenmenin yine ağız ve diş sağlığı üzerinde olumsuz etkileri büyüktür. Bu nedenle bu tür yiyeceklerin ve bunların yanı sıra kolalı içeceklerin tüketiminin kısıtlanması gerekir. Ağız ve diş sağlığının devamlılığı açısından lahana, brokoli, karnabahar, semizotu gibi yeşil yapraklı sebzelerle, dönüşümlü olarak balık, tavuk, et gibi yiyecekleri tüketmek gerekir.

Cips, şekerleme, çikolata, bisküvi, poğaça, kek vb. gıdaların esas yemek yerine ve çok miktarda tüketilmeleri mutlaka engellenmelidir. Özellikle çocuklar gündüzleri okul kantinlerinden bu tür yiyeceklere kolaylıkla ulaşabilmektedirler. Ancak bu yiyeceklerin yerine vitamin, protein ve kalsiyum içeriği yüksek ve aynı zamanda diş çürüğünden korunmada önemli katkıları olan meyve, ayran, süt, kuru üzüm, kuru kayısı, fındık, ceviz gibi yiyeceklerin tüketiminin sağlanması büyük önem taşımaktadır.

Günümüzde çocuklarda ve genç erişkinlerde diş çürüğü görülme oranı ne yazık ki her geçen gün artış göstermektedir. Yapılan araştırmalar, bu durumun nedenlerinin başında çocukların ağız-diş hijyen alışkanlıkları ile beslenme alışkanlıklarındaki hataların geldiğini göstermektedir. Bu nedenle çok sayıda diş çürüğü olan bireylerde diş tedavilerinin yanı sıra mutlaka bireyin beslenme alışkanlıkları da araştırılmalı ve gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Ancak bu sayede bireylerin ağız ve diş sağlıklarının devamı sağlanabilir.

Anne karnında ağız ve diş sağlığı

Diş gelişimi hamileliğin 6. haftasında başlar, bu nedenle anne adayı bebeğinin diş gelişimi için bu haftadan itibaren beslenmesinden kendi ağız ve diş sağlığına kadar her şeyine dikkat etmeli ve özen göstermelidir. Anne adayının hamileliği döneminde yeterli vitamin alamaması, herhangi bir nedenle korunmasız röntgen çektirmesi, virütik bir hastalık geçirmesi gibi birçok neden bebeğinin diş gelişimi üzerinde olumsuz etkilere neden olmaktadır.

Hamilelik döneminde dengeli beslenme diş ve dişeti sağlığının sürdürülmesi açısından önemlidir. Protein, A vitamini (et, süt, yumurta, sarı sebze ve meyveler), C vitamini (narenciye, domates, çilek), D vitamini (et, süt, yumurta, balık) ve kalsiyum (süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler) ’dan zengin gıdaların yeterince alınması gereklidir. Hamilelik döneminde kalsiyum ihtiyacı artar. Anne ve bebeğin kemik ve diş sağlığı için annenin günlük 1200–1500 mg kalsiyum gereksinimi vardır. Süt ve süt ürünleri ile yeşil yapraklı sebzeler gibi kalsiyumdan zengin gıdalar alarak kalsiyum gereksinimi karşılanmalıdır. Eğer gıdalarla yeterli kalsiyum sağlanamazsa bebeğin gelişimi için gerekli olan miktar annenin kemiklerinden karşılanır ama Dişlerden kalsiyum çözünmesi olmaz. Bu nedenle Hamilelik sırasında bebeğin kendisi için gerekli olan kalsiyumu annenin dişlerinden alarak dişlerin çabuk çürümesine yol açtığı, bu nedenle hamile annelerin diş kaybına uğradığı düşüncesi tamamen yanlıştır.

Ağız ve Diş Sağlığı Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Ağız İçi Bakım Ürünlerini Nasıl Seçmeliyim?

Ağız ve diş sağlığı bakımı ile ilgili piyasada çok çeşitli ve cazip pek çok ürün olması sizi şaşırtabilir. Bu ürünlerin arasından seçim yaparken diş hekiminizin tavsiye ettiği ürünleri satın almaya dikkat etmelisiniz. En iyi diş macunu ve en iyi diş fırçası hangisidir sorularının cevabı, kişinin ağız durumuna göre değişiklik gösterir.

Bir Diş Fırçasını Ne Kadar Kullanabilirim?

Bir diş fırçasının kullanım süresi en fazla 3–4 ay olmalıdır. Ancak bu sure kişinin diş fırçasını kullanım sıklığına ve diş fırçalama şekline göre değişiklik gösterebilir. Bir diş fırçasının bozulduğu, kıl demetlerinin birbirinden ayrılmasından, dağılmasından ve eğilmesinden anlaşılabilir. Çocuklar doğru fırçalama tekniğini tam olarak uygulayamadıklarından diş fırçalarını erişkinlere göre daha çabuk eskitirler. Bu nedenle çocukların diş fırçalarını daha sık aralıklarla değiştirmek gerekir. Diş fırçasının kullanım sıklığı kadar fırçanın kıllarının sertliği de çok önemlidir. Sert kıllı fırçalar dişlerde aşınmalara, dişetlerinde çekilmelere ve bunlara bağlı olarak zaman içerisinde hassasiyet oluşumuna neden olabilir.

En Doğru Diş Fırçalama Tekniği Hangisidir?

Dişler fırçalanırken, öncelikle diş fırçası dişe 45 derecelik bir açıyla yaklaştırılmalı ve dişin eni doğrultusunda dairesel hareketlerle fırçalanmalıdır. En son dişetinden aşağıya doğru bir süpürme hareketiyle işlem tamamlanır. Dişlerin iç yüzeylerinde ve özellikle ön bölgelerde, bu bölgeler dar olduğundan diş fırçası dik tutularak dişler fırçalanmalıdır. Bakteri plağı ve yiyecek artıklarının en yoğun olduğu bölgeler, dişlerin arka yüzeyleri ile arka dişlerin çiğneyici yüzeyleridir.

Dişler fırçalanırken genellikle sadece ön dişlerin ön yüzeyleri fırçalandığından, çürükler sıklıkla arka bölgelerde, özellikle azı dişlerinin çiğneyici yüzeylerindeki derin girintilerde ya da dişlerin ara yüzlerinde oluşmaktadır. Bu nedenle dişler fırçalanırken bu bölgelerin fırçalanmasına özellikle dikkat edilmelidir. Ağız kokusunun oluşumunda önemli bir yeri olan dilin fırçalanmasını da unutmamak gerekir.

Diş taşlarının sıklıkla görüldüğü bölgeler ise daha az fırçalanan alt ön dişlerin arka bölgeleridir. Diş taşı oluşumunu engelleyebilmek için fırçalamanın yanı sıra özellikle bu bölgelerde günde en az bir kez diş ipi kullanımının da alışkanlık hale getirilmesini önermekteyiz.

agiz-ve-dis-sagligi-2

Yanlış Diş Fırçalama Nelere Sebebiyet Verebilir?

Dişler çok sert bir tabaka olan mine ile kaplı olmasına rağmen yanlış bir teknikle uygulayacağınız bir diş fırçalama şeklinden bile büyük zarar görebilir. Dişlerin sert bir şekilde fırçalanmasına bağlı olarak hem dişin üst kısmında, hem de dişin kökünü kaplayan tabakada aşınmalara ve dişetlerinde çekilmelere yol açabiliyoruz. Bu durumda da dişler çürüğe daha yatkın bir hale gelebiliyor. Bu nedenle dişleri aşındıracak kadar büyük bir kuvvetle diş fırçalamaktan kaçınılmalı ve dişler orta sertlikte olan bir diş fırçasıyla yumuşak hareketlerle fırçalanmalıdır.

(GÜLÜŞ TASARIMI HAKKINDA  BİLGİ ALMAK İSTERSENİZ LÜTFEN BURAYA TIKLAYINIZ)

Dişetlerinin Fırçalanması Neden Önemlidir?

agiz-ve-dis-sagligi-dislerin-fircalanmasiDişlerin fırçalanması, öncelikle diş çürüklerinden korunmak ve ağız-diş sağlığının devamlılığını sağlamak açısından çok önemlidir. Dişlerin fırçalanması sırasında yapılması gereken diğer bir önemli işlem de dişetlerinin fırçalanmasıdır. Dişetlerini besleyen damarlar dolaşım bozukluğu sonucunda dolgunlaşmaktadır. Fırçalama sırasında dişetlerinde kanama şikayeti de olsa fırçalamaya ara verilmemeli ve fırçalama işlemine düzenli aralıklarla doğru bir şekilde devam edilmelidir. Çünkü dişetlerini tedavi etmek için kılcal damarları açmak yani fırçalamak gerekecektir. Bu sayede dişetinin damarları iyileşir ve kanama da kendiliğinden durur. Dişetinin fırçalanması, dişeti hastalıklarından korunmada en etkin yöntemdir.

Diş Fırçasından Başka Ağız ve Diş Sağlığına Yardımcı Araçlar Nelerdir?

Ağız ve diş sağlığının korunmasında yardımcı olacak araçlar, elektrikli diş fırçaları, diş ipi, ara yüz fırçası, su püskürteci (water – pic), stimulatör vb. araçlardır. Elektrikli diş fırçası ve su püskürtecinin kullanımı ülkemizde giderek yaygınlaşmaktadır. Ancak diş ve dişetlerinin etkin bir şekilde temizlenebilmesi için özellikle elektrikli diş fırçasının kullanımı için diş hekiminizden yardım almak önemlidir. Tabi ki bu arada ağız diş sağlığımızı destekleyecek olan ağız gargaralarının kullanımını da unutmamak gerekir.

Hangi Ağız Gargarasını Kullanmalıyım?

Bilindiği gibi bugün piyasada çok çeşitli ağız gargaraları bulunmakta. Ancak her bireyin ağız diş sağlığına uygun olan ağız gargarası farklıdır. Diş hassasiyetlerinin fazla olması veya yüksek çürük riskinde olma gibi bazı özel durumlarda hastalarımıza özel olarak hazırlanan ağız gargaralarının kullanımını önerebiliyoruz. Bu nedenle ağız gargarası seçiminde de diş hekimine danışılması önem taşımaktadır.

Diş İpi; Diş ipinin kullanımı diş aralarının temizlenmesinde en etkili yöntemdir. Ancak diş ipinin yanlış kullanımı dişetine zarar verebilir veya doğru kullanılmazsa dişlerin ara yüz bölgelerinde etkin bir temizleme sağlayamayabilir. Bu nedenle doğru diş ipi kullanımı için diş hekiminizden yardım istemelisiniz.

Diş ipi kullanılırken ilk kullanımda kolay kullanım amacıyla mumlu diş ipleri tercih edilir. Ayrıca etkin temizleme ve koruma sağlanabilmesi için flüoridi diş ipleri de tercih edilebilir.

Diş ipi her iki elimizin işaret parmağına dolanarak ve başparmağımızın yardımıyla kullanılır.

Diş ipini yavaş hareketlerle ve kontrollü bir şeklide dişler arası bölgeden geçirmek gerekir. Dişetini yaralayacak sert ve ani hareketlerden kaçınılmalıdır.

Dişlerin ara yüz bölgelerini en ideal şekilde temizleyebilmek için diş ipini bir taraftaki dişin üzerine yaslayarak, “C” harfi çizecek şekilde ileri-geri ve yukarı-aşağı doğru hareket ettirmek, daha sonra aynı hareketi aynı aralığa girip diğer diş üzerine yaslayarak yapmak gerekir.

Ara yüz fırçası; Ara yüz fırçaları ile de sert ve ani hareketler yapmadan dişler arası bölgeler yavaş ve kontrollü olarak temizlenebilmektedir. Kullanımı son derece kolay olan ara yüz fırçaları piyasada kapaklı olarak da bulunabildiğinden çok kolay olarak taşınabilmekte ve gün içerisinde kullanılabilmektedir. Dolayısıyla yemeklerden sonra kullanımı alışkanlık haline gelen ve dişetinde ciddi problemler oluşmasına neden olabilen kürdanların kullanımına da ihtiyaç kalmamaktadır.

Ağız diş sağlığının korunması ve devamlılığı için dişler sabah ve akşam olmak üzere günde en az iki kez fırçalanmalıdır. Günde en az bir kez diş ipi ve ağız gargarası kullanımı ile de ağız diş bakımı ideal bir şekilde tamamlanmış olmaktadır.
Tüm bu bakım işlemlerinin bir seferde yapılması sadece 2 -3 dakikamızı alır. Günde sadece 4-6 dakikamızı ayırarak genel sağlığımızın vazgeçilmezi olan hatta başlangıcını oluşturan ağız diş sağlığımızı en ideal şekilde koruyabilmiş olmaktayız.

Lazer ile dişeti tedavisi ağrı yapar mı? (Diş ve Diş eti Hastalıkları)

Lazer ile dişeti tedavisi ağrı yapar mı?

Lazer ile yapılan dişeti tedavileri, ağrısız ve kısa sürelidir. Lazer tedavisinde uygulanan lokal anestezi miktarı cerrahi yöntemlere gore çok daha azdır.

Dr. Canan KABADAYI

Dişeti kanamamı durdurucak bir ilaç veya gargara yok mudur? (Diş ve Dişeti Hastalıkları)

Dişeti kanamamı durdurucak bir ilaç veya gargara yok mudur?

Dişeti hastalığına yol açan mikroorganizmalar biofilm adı verilen bir tabakanın içinde bulunurlar. Bu tabaka mikroorganizmaların beslenmesini ve dış etkenlerden korunmasını sağlar. Herhangi bir ilaç veya gargaranın biofilm tabakasını atlayıp mikroorganizmaları etkileyebilmesi için insan vücuduna zarar verecek kadar yüksek dozda kullanılması gerekir. Ancak biofilm tabakası diş hekimi tarafından mekanik olarak dağıtılırsa bazı spesifik antibiyotikler etki edebilir. Dişeti hastalığının ilerlemesiyle diş-dişeti arasında oluşan cep içerisindeki mikroorganizmalara herhangi bir gargaranın ulaşabilmesi söz konusu değildir. Dolayısıyla diş ve kök yüzeylerinin plak ve diş taşlarından arındırılması, hastalığın ilerlediği durumlarda da ameliyat yapılması gerekir.

Dr. Canan KABADAYI

Diş ve Dişeti Hastalıkları

Lazer ile dişeti hastalığım tedavi edilebilir mi?

Özellikle estetik protez çalışmalarında ve ortodonti sonrası dişeti estetiğinin sağlanmasında lazer ile yapılan dişeti seviyelerinin ayarlamalarında klasik cerrahi yöntemlere göre daha kısa sürede sonuçlar verdiği gerçektir. Lazer ile daha az miktarda lokal anestezi ile dişetinin şekillendirilmesinin ardından, kanamanın daha az olması ve doku iyileşmesinde uzun zaman beklemeye gerek kalmaması önemli birer avantajdır. Ayrıca dişetlerinde pigment artmasına bağlı olarak oluşan hiperpigmentasyonlar, lazer ile rahatlıkla düzeltilerek, dişetlerindeki kahverengi renkleşmeler giderilir. Aft ve uçuk tedavisinde ise lazer kullanılarak daha kısa sürede iyileşme gerçekleştirilmektedir.

Dr. Canan KABADAYI

Çocuğum geceleri dişlerini gıcırdatıyor. Bunu nasıl önleyebiliriz? (Çocuklarda Diş Gelişimi)

Çocuğum geceleri dişlerini gıcırdatıyor. Bunu nasıl önleyebiliriz?

Diş gıcırdatma çocuklarda oldukça sık rastlanan bir sorundur. Dişlerin değişmeye başlaması ile girilen karışık dişlenme döneminde bu durum aslında fizyolojiktir ve çoğu zaman normal kabul edilmektedir. Bazen diş gıcırdatma şiddeti artabilir. Bunda okul stresi, eve yeni gelen kardeş gibi durumların etkisi vardır. Son yıllarda yapılan araştırmalarda barsak parazitlerinin de gece aktif hale geçtiklerinden diş gıcırdatma üzerinde etkisi olduğu gösterilmektedir.

Diş gıcırdatma problemi olan çocuklarda yapılması gereken birkaç gece çocuğu izleyerek gıcırdatma sırasında hafif dürterek derin uykudan normal uykuya geçmesini sağlamaktır. Bu oldukça etkili bir yöntemdir ancak sabırla devam etmek gerekir. Zamanla diş gıcırdatmanın azaldığı görülecektir. Çocuklar sürekli gelişim döneminde olduklarından erişkinlerde uygulanan gece plaklarını çocuklarda uygulamak doğru olmaz. Her gece böyle sabit bir gece plağı takmaları çene gelişimini olumsuz yönde etkileyecektir.

Dr. Pınar TUNÇBİLEK

Dişeti hastalığı sonucu kemik erimesi olduğu söylendi, çene kemiğimdeki erime vücudumdaki kemik erimesiyle bağlantılı mıdır?

Dişeti hastalığı sonucu kemik erimesi olduğu söylendi, çene kemiğimdeki erime vücudumdaki kemik erimesiyle bağlantılı mıdır?

Hayır, dişeti hastalıklarına bağlı çene kemiğinde meydana gelen kemik erimesinin, vücudumuzdaki iskelet sistemine ait kemik erimeleri ile bağlantısı yoktur. Tabiki tesadüfen her iki sistemdeki kemik yapısında aynı zamanlarda erimelere rastlanabilir.Sistemik hastalıklar (AIDS, diabetes mellitus, hematolojik hastalıklar), genetik ve herediter hastalıklar (Hiperkeratosis palmoplantaris, Down sendromu, hipofosfatemi…), hormonal değişiklikler (puberte, hamilelik, menapoz), stres, dişeti hastalığa dolayısıyla dişeti hastalığının bir sonucu olan kemik erimesine neden olmaz, ancak savunma ve onarım kapasitesini etkileyerek hastalığın gidişini hızlandırabilirler.

Dr. Canan KABADAYI