Tatile giderken çocuğunuzun dişleri de tatile girmesin

Okulların kapanması ile tatile girerken çocuğunuzun dişleri de tatile girmesin!!!

Tatil yaklaşıyor. Yaz tatilinin başlaması ile evdeki düzen ve birçok alışkanlıklar da değişebiliyor. Her gün aynı saatte kalkıp kahvaltısını yapıp dişlerini fırçalayarak okula giden çocukların tatile girmesiyle bu alışkanlığı ya bozuluyor ya da tamamen ortadan kalkabiliyor. Geç saatte uyanıp daha uzun sürede kahvaltısını yaptıktan sonra çocuklar, çoğu zaman oyuna ya da televizyon seyretmeye dalarak diş fırçalamayı ihmal edebiliyorlar.

En önemli diş fırçalama zamanı olan kahvaltı sonrasında dişler fırçalanmadığında, kahvaltıda tüketilen bal, pekmez, reçel, kakaolu süt vb. çürük yapıcı gıdalar tüm gün diş yüzeyinde kalıyor ve bu nedenle ne yazık ki dişlerde çürük gelişme riski artıyor.

Ayrıca tüm gün evde olan çocuklarda öğün aralarında atıştırma sıklıkları da artıyor. Özellikle yaz aylarının vazgeçilmezi dondurma tüketiminin artması çocuğunuzun dişlerinde çürük gelişimi açısından bir risk oluşturabilmekte. Çürük yapıcı gıda tüketiminin arttığı bu aylarda “Çürükten Koruyucu Uygulamalar” ile çocuğunuzun dişlerini koruma altına alabilirsiniz.

Çocuklarda Yaşa Göre Ağız Ve Diş Sağlığı

Çocuklarda Yaşlara Göre Ağız Ve Diş Sağlığı

YAŞ 1


Bir yaşında alt ve üst ön bölgedeki kesici dişler ağızda yerlerini alırlar. İlk dişin sürmeye başlamasından itibaren dişler her beslenme sonrasında temizlenmeye başlanmalıdır. Dişlerin temizlenmesinde en etkili yöntem, annenin temiz bir tülbent bezi işaret parmağına dolayarak veya parmak fırça yardımıyla bebeğinin dişlerini temizlemesidir. Bu yöntem sayesinde hem dişler temizlenmiş olur hem de bebeğin dişetlerine masaj etkisi olacağından dişlerin daha kolay sürmesi sağlanmış olur.
Bebeklik döneminde ağız ve diş sağlığı açısından büyük risk oluşturan, halk arasında “Biberon Çürüğü” olarak bilinen erken dönem çocukluk çağı çürüklerinden korunabilmek için 1 yaşında ilk diş muayenesinin yapılması büyük önem taşımaktadır.

YAŞ 3

Çocuk 3 yaşına geldiğinde 20 adet olan tüm süt dişleri ağız içerisinde sürmesini tamamlar. Çeneler arası kapanış ilişkileri de bu yaşta tam olarak oturmuş olmaktadır. Bu nedenle emzik kullanımı veya parmak emme gibi kötü alışkanlıkların en geç bu dönemde bırakılmış olması gerekir.
Çeneler içerisinde sürekli dişlerin gelişimi devam etmektedir. Çocukların en hareketli olduğu bu dönemde diş travmalarına sıklıkla rastlanır. Süt dişine gelen bir travma altta gelişmekte olan sürekli diş germine de zarar verebilir. Bu nedenle bu dönemde yaşanan ve çene bölgesini ilgilendiren tüm travmalar hakkında çocuğunuzun ağız ve diş sağlığını takip eden pedodontistinizi mutlaka bilgilendirmelisiniz.

YAŞ 6

Okula hazırlık dönemindeki çocuklar, bu dönemde ilk olarak süt dişlerini kaybederler ve ilk sürekli dişleri ağızda yerini almaya başlar. İlk önce ilk süren süt dişi olan alt kesici dişler değişir. Genellikle süt dişi kendiliğinden sallanmaya başlar ve düşer. Sonrasında sürekli diş kendisini ağız içerisinde gösterir. Ancak bazen süt kesici dişleri düşmeden sürekli dişler dil tarafından sürmeye başlarlar. Anne-babaların genellikle çok büyük endişeye kapıldıkları böyle bir durumda mümkün olduğunca duyulan endişe çocuğa yansıtılmadan bir pedodontiste başvurulmalıdır. Pedodontist, kendiliğinden düşmeyen süt dişinin düşmesine yardımcı olur; sonrasında da sürekli diş, dilin hareketiyle olması gerektiği yere doğru kayar ve doğru yerini alır.
Bu dönemde ağız ve diş sağlığı açısından dikkat edilmesi gereken en önemli konulardan bir diğeri de süt dişlerinin en arkasından sürmeye başlayan 6 yaş dişleri yani 1. büyük azı dişleridir. Bu dişler, süt dişlerinin yerini almadığından ve ikinci süt azı dişinin arkasından çıktıkları için genellikle çocuk tarafından da anne-baba tarafından da fark edilmeyebilirler. Ancak ömür boyu ağız içerisinde kalacak olan ve çiğneyici yüzeyinde çok derin girinti ve çıkıntıları olan 6 yaş dişlerinin ilk çıkmaya başladıkları andan itibaren çürükten koruyucu uygulamalarla (fissür örtücü ve yüzeysel fluorid uygulamaları gibi) korunmaya başlamaları büyük önem taşır.

YAŞ 10

Ağız ve diş sağlığı açısından en büyük değişimler 10 yaşına kadar yaşanır. Sürekli kesici dişler tamamen ağız içerisindeki yerlerini almışlardır. Süt azı dişleri de değişmeye bu dönemde başlar. Bu nedenle çeneler arası kapanış ilişkilerinde de büyük değişimler olmaktadır. Doğru kapanış ilişkilerinin olması ve sürekli dişlerin sağlıklı bir şekilde ağız içerisindeki yerlerini alabilmeleri için ağızda çürük diş bulunmaması ve çürükten koruyucu uygulamaların düzenli olarak 4 -6 ayda bir tekrarlanması gerekir.
Sıklıkla yaşanan diş çapraşıklıklarının doğru bir şekilde değerlendirilebilmesi için ilk ortodontik muayenenin bu dönemde yapılmış olması gerekir. Doğru zamanda yapılan ortodontik muayene sayesinde bazen basit uygulamalarla uzun yıllar ortodontik (diş teli) tedavisi uygulamasının önüne geçilebilmektedir.

YAŞ 13

13 yaşında tüm süt dişleri yerini sürekli dişlere bırakmıştır. 12 yaş dişleri olan 2. büyük azı dişlerinin de sürmesiyle 28 adet sürekli diş, dizideki yerini hemen hemen almış olur. 20 yaş dişi olan 3. büyük azı dişleri çene kemiği içerisinde gelişimine devam ederler. Bu dönemde panoramik radyografi (çene kemiği röntgeni) alınarak 20 yaş dişlerinin gelişimi kontrol edilmelidir. Bazen bu dişler, olmaları gerektiği sürme yolunda olmazlar ve 12 yaş dişlerinin köküne dayanırlar. Böyle bir durumda dişlere baskı uyguladıklarından zaman içerisinde mükemmel bir diş dizisi olan bireyde dişler sıkışmaya ve dişler arasında çapraşıklıklar oluşmaya başlar. Böyle bir durumda da geriye dönüş ancak ortodontik tedavi ile mümkün olabilmektedir. Erken dönemde alınan panoramik radyografi sayesinde bu durumun önüne geçilmiş olunur.

EĞER BU YAŞ GRUPLARINA DAHİLSENİZ VEYA ÇOCUĞUNUZ BU YAŞ GRUPLARI İÇİNDEYSE MUTLAKA BURAYA TIKLAYINIZ

ÇOCUKLARDA BESLENME ve DİŞ SAĞLIĞININ ÖNEMİ

Yaşamın ilk üçte birlik bölümü büyüyerek, gelişerek, olgunlaşarak ve yetişkin yaşama hazırlanarak geçmektedir. Çocukluk çağındaki beslenme yetersizliği ve/veya dengesizliği çeşitli sağlık sorunlarıyla birlikte ağız ve diş sağlıkları üzerinde de oldukça büyük problemlere neden olabilmektedir.

Özellikle tek tip beslenme, poğaça, çikolata, börek, tatlı bisküvi ve yanında gazlı içecekler ve hazır meyve suları gibi besinler, çocuğun gelişimine hiçbir yarar sağlamadığı gibi hem obezite dediğimiz şişmanlık hastalığına zemin hazırlamakta hem de içerdikleri yüksek şeker oranı nedeniyle ağız ve diş sağlığını da olumsuz yönde etkilemektedir. Çocukların her öğünde almaları gereken besinleri düzenli ve yeteri miktarda almaları ağız ve diş sağlığı açısından da büyük önem taşır.

Örneğin kahvaltıda yumurta, süt, peynir, pekmez gibi hem besin değeri yüksek olan hem de diş gelişiminde ve dişlerin çürükten korunmasında önemli rol oynayan besinlere yer verilmelidir. Özellikle peynirin yemek sırasında asidik olan ağız ortamını bazik hale getirmede ve dişlerin temizlenmesinde önemli bir rolü vardır. Bu nedenle kahvaltı sonrasında dişlerin fırçalanamadığı durumlarda en son peynir yenilmesinin diş çürüğünden korunmadaki etkisi büyüktür.

Ara öğünlerde; meyve, kuru yemiş (fındık, ceviz, badem, yer fıstığı), kuru kayısı, süt, yoğurt, ev yapımı peynirli poğaça, ayran gibi besinler; kepekli ekmek arası et veya peynir grubundan bir gıda ile marul ve salatalık içeren sandviç hazırlanabilir.
Ana öğünlerde; fast food tarzı beslenmenin yine ağız ve diş sağlığı üzerinde olumsuz etkileri büyüktür. Bu nedenle bu tür yiyeceklerin ve bunların yanı sıra kolalı içeceklerin tüketiminin kısıtlanması gerekir. Ağız ve diş sağlığının devamlılığı açısından lahana, brokoli, karnabahar, semizotu gibi yeşil yapraklı sebzelerle, dönüşümlü olarak balık, tavuk, et gibi yiyecekleri tüketmek gerekir.

Cips, şekerleme, çikolata, bisküvi, poğaça, kek vb. gıdaların esas yemek yerine ve çok miktarda tüketilmeleri mutlaka engellenmelidir. Özellikle çocuklar gündüzleri okul kantinlerinden bu tür yiyeceklere kolaylıkla ulaşabilmektedirler. Ancak bu yiyeceklerin yerine vitamin, protein ve kalsiyum içeriği yüksek ve aynı zamanda diş çürüğünden korunmada önemli katkıları olan meyve, ayran, süt, kuru üzüm, kuru kayısı, fındık, ceviz gibi yiyeceklerin tüketiminin sağlanması büyük önem taşımaktadır.

Günümüzde çocuklarda ve genç erişkinlerde diş çürüğü görülme oranı ne yazık ki her geçen gün artış göstermektedir. Yapılan araştırmalar, bu durumun nedenlerinin başında çocukların ağız-diş hijyen alışkanlıkları ile beslenme alışkanlıklarındaki hataların geldiğini göstermektedir. Bu nedenle çok sayıda diş çürüğü olan bireylerde diş tedavilerinin yanı sıra mutlaka bireyin beslenme alışkanlıkları da araştırılmalı ve gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Ancak bu sayede bireylerin ağız ve diş sağlıklarının devamı sağlanabilir.

Yeni Anne Babalara Öneriler

Bebeğin ağız ve diş sağlığı için doğumundan itibaren yapılabilecek en önemli şey, öncelikle anne babaların kendi ağız ve diş sağlıklarına özen göstermeleridir. Özellikle anneden bebeğe çürük yapıcı bakterilerin geçişi bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Bu, annenin bebeğini ağızdan öpmesi veya aynı kaşığı ya da bardağı kullanmasıyla olabilir. Örneğin bazı anneler bebeklerine yedirecekleri mamanın sıcaklığını kontrol etmek için kaşıktaki mamayı veya biberonu önce kendi ağızlarına götürüp sonra bebeğe yedirirler. İşte bu durum sonucunda, anne ağzındaki bakterilerin bebeğe geçişi kaçınılmaz olur. Anne bu konuda her zaman çok dikkatli ve titiz olmalıdır.

Ayrıca Anne ya da babanın ağzında çürük dişler bulunması bakteri sayısını arttırdığından bakterilerin geçişi daha kolay olabilmektedir. Bu nedenle özellikle ilk 1 yaş döneminde bebekle en yakın temasta olan annelerin kendi ağız diş sağlıklarına özen göstermeleri büyük önem taşımaktadır. Çürük dişlerin tedavilerinin dışında anne babaların düzenli diş fırçalamaları ve gün içerisinde Xylitollü sakızlar çiğnenmesinin de özellikle bu yakın temasın olduğu yeni doğum dönemlerinde büyük önemi vardır.

Çocuklarda çürük oluşumunun önlenmesinde flüorit çok etkilidir. Flüoridi tablet kullanımı, ailelerin en çok sorduğu sorulardandır. Flüoridli tablet kullanımı doğru ve düzenli olarak yapılırsa “Evet” kullanılması çocukların diş sağlığı açısından faydalı olur. Doğumdan hemen sonra sürekli diş germleri oluşmaya başlar. Alınan fluorid tabletlerinin, bu dişlerin gelişiminde etkili olabilmesi için özellikle 6 yaşa kadar olan dönemde sürekli ve düzenli olarak alınması büyük önem taşır.

Süre görüldüğü gibi çok uzundur. Aileler genellikle bir ya da birkaç kutu fluorid tableti kullanımından sonra sıkılmakta ve kullanımı bırakmaktadır. Bu birkaç kutu fluoridin de diş gelişiminde olumlu bir etkisi olamamaktadır. Bu nedenle aileler düzenli ve sürekli kullanabileceklerine inanırlarsa fluorid tablet kullanımına başlanmalıdırlar.
İlk dişler bebek 6 – 12 aylık iken sürmeye başlar. İlk süren diş alt çenede sağ ön keser diştir. Sonra sol alt keser diş görünür. Bu dişler tam sürmesini tamamlamadan sol üst keser diş ve sonra sağ üst keser diş sürer.

Daha sonra bu dişlerin yanında ikinci keser dişler sürer. Bazı çocukların dişleri çok erken bazılarının ise daha geç sürebilir. Aynı yaştaki çocuklarda sürme zamanları birbirinden çok farklı olabilir. Bunun tıbbi açıdan önemi yoktur. Önemli olan bu durumun bir pedodontist tarafından takip edilmesi, dişlerin sayısının ve dişlenme sırasının bilinmesidir. Genellikle halk arasında erken çıkan dişlerin zayıf olup çabuk çürüdükleri söylenir. Erken sürdükleri için zayıf oldukları doğru değildir. Sadece çürük yapıcı etkenlerle daha erken dönemde karşılaştıkları için daha fazla özen gösterilmeleri gerekmektedir. Doğru ve düzenli bir bakımla çürük oluşumunu tamamen önlemek mümkündür.

DİŞLERİN SÜRME TABLOSU

Süt dişlerinin sürmesi yaklaşık olarak 3 -3,5 yaşlarında tamamlanmış olur. Bu yaştaki bir çocukta toplam 20 adet diş bulunur. 6 yaşa kadar ağızda dişlenme açısından görünen bir değişiklik olmaz.

Diş çıkarma belirtilerinin başında dişetinde kızarıklık olması ve tükürük akışının artması gelir. Genellikle ateş ve bulantı da görülebilir. Ancak bu dikkat edilmesi gereken bir konudur. Çünkü diş çıkarma dönemindeki her ateş, bulantı veya grip direkt olarak diş çıkarma ile ilgili olmayabilir. Özellikle 37 -37,5 derecenin üzerindeki ateş diş kaynaklı değildir; bu durumda mutlaka çocuk doktoru bilgilendirilmelidir.

Dişlenme sırasında ağrı olur ya da olmaz demek yanlış olur. Diş sürmesi yavaş olarak gelişen, doğal bir olaydır. Sürme sırasında çocuğun rahatsızlık hissetmesi de doğaldır. Rahatlatmak için günde 3 veya 4 defa dişetlerini gazlı bezle veya parmak fırçayla silmek ve ısırabileceği şeyleri eline vermek çoğu kez yeterli olur ve bebeği çok rahatlatır. Yeterli olmadığı durumlarda dişetlerine pedodontistin önerdiği bazı zararsız ilaçlar sürülebilir. Ancak bu ilaçların sürmeyi sağlayıcı ya da hızlandırıcı herhangi bir etkisi yoktur. Sadece o bölgedeki dişetini yüzeysel olarak uyuşturduğu için bir süreliğine bebeğin rahatlamasını sağlar.

Dişeti kanamamı durdurucak bir ilaç veya gargara yok mudur? (Diş ve Dişeti Hastalıkları)

Dişeti kanamamı durdurucak bir ilaç veya gargara yok mudur?

Dişeti hastalığına yol açan mikroorganizmalar biofilm adı verilen bir tabakanın içinde bulunurlar. Bu tabaka mikroorganizmaların beslenmesini ve dış etkenlerden korunmasını sağlar. Herhangi bir ilaç veya gargaranın biofilm tabakasını atlayıp mikroorganizmaları etkileyebilmesi için insan vücuduna zarar verecek kadar yüksek dozda kullanılması gerekir. Ancak biofilm tabakası diş hekimi tarafından mekanik olarak dağıtılırsa bazı spesifik antibiyotikler etki edebilir. Dişeti hastalığının ilerlemesiyle diş-dişeti arasında oluşan cep içerisindeki mikroorganizmalara herhangi bir gargaranın ulaşabilmesi söz konusu değildir. Dolayısıyla diş ve kök yüzeylerinin plak ve diş taşlarından arındırılması, hastalığın ilerlediği durumlarda da ameliyat yapılması gerekir.

Dr. Canan KABADAYI

Dişeti ameliyatımdan sonra sosyal ve iş yaşamıma ara vermem gerekecek mi? (Diş ve Dişeti Hastalıkları)

Dişeti ameliyatımdan sonra sosyal ve iş yaşamıma ara vermem gerekecek mi?

Dişeti ameliyatları, diş hekimliğinde uygulanan minör cerrahilerden biridir. Tedavi prosedürü ‘ameliyat’ olarak isimlendirilse de aslında tedavi sonrası işinize ve/veya sosyal yaşamınıza ara vermenizi gerektirecek veya yatak istirahat gerektirecek bir süreç içermez. Bireylerin ağrı eşiğine yani ağrıya karşı duyarlılığına bağlı olarak, işlemin yapıldığı gün ve takip eden ilk 3 gün ağız yoluyla alınacak ağrı kesici kullanımını ve ilk birkaç gün normale göre biraz daha yumuşak beslenmeyi gerektirebilir.

Dr. Canan KABADAYI

Dişeti hastalıklarının operasyonlar ile tedavisi diş koltuğunda yapılabilir mi?

Dişeti hastalıklarının operasyonlar ile tedavisi diş koltuğunda yapılabilir mi?

Yoksa tamamen uyutulacak mıyım? Dişeti operasyonları genellikle lokal anestezi altında gerçekleştirilen ve yapılması planlanan diş sayısına göre seanslara bölünerek tamamlanan bir tedavi protokolünü içerir. Her bir tedavi seansı yaklaşık olarak 30 ile 60 dakika arası bir süre alır. Ancak özellikle tüm ağızda dişeti operasyonu yapılması planlanan hastalarımızda , tek bir seansta tedavisini bitirmek isteyen vakit problemi olan veya diş tedavilerine karşı aşırı korkusu olan veya gelişim geriliği olan çocuk veya yetişkin hastalarımızda sedasyon veya genel anestezi altında tek bir seansta tüm dişeti tedavileri yapılabilmektedir.

Dr. Canan KABADAYI

Çocuğum geceleri dişlerini gıcırdatıyor. Bunu nasıl önleyebiliriz? (Çocuklarda Diş Gelişimi)

Çocuğum geceleri dişlerini gıcırdatıyor. Bunu nasıl önleyebiliriz?

Diş gıcırdatma çocuklarda oldukça sık rastlanan bir sorundur. Dişlerin değişmeye başlaması ile girilen karışık dişlenme döneminde bu durum aslında fizyolojiktir ve çoğu zaman normal kabul edilmektedir. Bazen diş gıcırdatma şiddeti artabilir. Bunda okul stresi, eve yeni gelen kardeş gibi durumların etkisi vardır. Son yıllarda yapılan araştırmalarda barsak parazitlerinin de gece aktif hale geçtiklerinden diş gıcırdatma üzerinde etkisi olduğu gösterilmektedir.

Diş gıcırdatma problemi olan çocuklarda yapılması gereken birkaç gece çocuğu izleyerek gıcırdatma sırasında hafif dürterek derin uykudan normal uykuya geçmesini sağlamaktır. Bu oldukça etkili bir yöntemdir ancak sabırla devam etmek gerekir. Zamanla diş gıcırdatmanın azaldığı görülecektir. Çocuklar sürekli gelişim döneminde olduklarından erişkinlerde uygulanan gece plaklarını çocuklarda uygulamak doğru olmaz. Her gece böyle sabit bir gece plağı takmaları çene gelişimini olumsuz yönde etkileyecektir.

Dr. Pınar TUNÇBİLEK

Dişeti hastalığı sonucu kemik erimesi olduğu söylendi, çene kemiğimdeki erime vücudumdaki kemik erimesiyle bağlantılı mıdır?

Dişeti hastalığı sonucu kemik erimesi olduğu söylendi, çene kemiğimdeki erime vücudumdaki kemik erimesiyle bağlantılı mıdır?

Hayır, dişeti hastalıklarına bağlı çene kemiğinde meydana gelen kemik erimesinin, vücudumuzdaki iskelet sistemine ait kemik erimeleri ile bağlantısı yoktur. Tabiki tesadüfen her iki sistemdeki kemik yapısında aynı zamanlarda erimelere rastlanabilir.Sistemik hastalıklar (AIDS, diabetes mellitus, hematolojik hastalıklar), genetik ve herediter hastalıklar (Hiperkeratosis palmoplantaris, Down sendromu, hipofosfatemi…), hormonal değişiklikler (puberte, hamilelik, menapoz), stres, dişeti hastalığa dolayısıyla dişeti hastalığının bir sonucu olan kemik erimesine neden olmaz, ancak savunma ve onarım kapasitesini etkileyerek hastalığın gidişini hızlandırabilirler.

Dr. Canan KABADAYI

Ağrım çok olursa ne yapabilirim? (İmplant Uygulama Sonrası)

Ağrım çok olursa ne yapabilirim?

Yapılan operasyonun tipine bağlı olarak operasyon sonrasında farklı derecelerde ağrılar hissedilebilir. Diş hekiminiz size ağrı olma durumunda alabileceğiniz ağrı kesicilerle ilgili bilgilendirecektir. İlacınızı almanıza rağmen ağrı hissedilmeye devam ediyorsa yeni ilaç almadan mutlaka diş hekiminizi bilgilendirmelisiniz.

Dr. Belir ATALAY