HOLİSTİK DİŞ HEKİMLİĞİ İLE TANIŞIN!

– Holistik yani Bütünsel diş hekimliği, ağız sağlığının ve genel sağlığın bir bütün olduğunu kabul eden bir yaklaşımdır. Holistik diş hekimliği, geleneksel diş hekimliğinin yenilikçi ve tamamlayıcı tipi olarak tanımlanabilir. Ağız sağlığı ile genel sağlığımız birbiriyle ilişkilidir. Bu yaklaşımla, ağız ve diş sağlığı, tüm vücut sağlığının bir yansımasıdır ve bütünsel yaklaşımı benimseyen diş hekimleri bu prensibe bağlı olarak çalışmaktadır.

Holistik diş hekimliği, aslında geçmişi çok eskilere dayanan, günümüzde ise yükselen bir sağlık dalıdır. Holistik diş hekimliğinde amaç, diş ve diş eti hastalıklarını, toksik içerik barındırmayan, biouyumlu materyaller ve doğal bir yaklaşımla, modern ve geleneksel yöntemler ışığında önlemek ve tedavi etmektir. Tüm holistik yaklaşımlar hastalığın sadece belirtilerini değil, ona neden olan ana nedeni ortadan kaldırmak üzere çalışmaktadır.

Holistik diş hekimliği, sağlığı bir bütün olarak görür. Ağız içinde, diş, diş eti veya çene kemiklerinde oluşabilecek hastalıkların, hastanın genel sağlığı üzerinde yaratabileceği etkilerini gözeten bir yaklaşımdır. Ağız ortamı sadece yemek yenilen, besinlerin öğütüldüğü bir yer değil; aynı zamanda kişinin genel sağlığının bir aynasıdır. Bu nedenle holistik yaklaşımı benimseyen bir diş hekimi, hastalarının ağız içi muayenelerini gerçekleştirirken bu gerçeği esas alır ve tedavilerini bu yönde planlar ve yapar. Aynı zamanda kişiye uygun tedavi seçenekleri sunarak, tedavi sürecinde, hastalar için allerjen veya toksik olmayan bio uyumlu materyallerin kullanımını tercih eder.

– Holistik diş hekimliği, hayatın daha sağlıklı olması, daha az toksik olması amacıyla doğal element ve yöntemlerden desteğini alır. Bu yaklaşımda geleneksel diş hekimliği yaklaşımlarının yanı sıra sağlıklı beslenme, vücudun fiziksel, mental ve enerji seviyelerinin dengesini de sağlayacak prosedürler göz önünde bulundurulur.

– Holistik diş hekimliği aslında yeni bir yaklaşım değildir. 1800’lü yıllardan beri var olan eski bir yaklaşımdır. İlk olarak 1850 yılında Ulusal Diş Hekimliği Birliği tarafından dolgu materyali olarak kullanılan amalgam dolguların zararlı etkileri tanımlanmıştır. Bunun üzerine bu organizasyon ve birçok ülkede amalgamın restoratif materyal olarak kullanımı yasaklamıştır. Ancak bunun yanında ülkemizde ve birçok başka ülkede amalgam dolgular neredeyse tek restoratif materyal seçeneği olarak uzun yıllar uygulanmıştır.

Endodontik tedavilerin yani diş köklerine uygulanan kanal tedavilerinin bakteriyel enfeksiyonlara, kalp hastalıkları, akciğer, böbrek ve romatizmal hastalıkların gelişimine neden olabildiği de Holistik Diş hekimliği tarafından yoğun bir şekilde araştırılan bir konu olmuştur. Diş Hekimi Melvin Page, “Vücut kimyasını ayarlamak” terimini bulmuş ve dişi çürüğünü “Sistemik Kimyasal Ayarsızlık” olarak tanımlamıştır.

– Günümüz diş hekimliğinde, holistik konsepti takip eden modern diş hekimleri, hastalarının sadece ağız içi değil; tüm genel sağlıklarını gözeterek muayenelerini yapmakta ve tedavi seçeneklerini ona göre belirlemektedir. Bilgi, beceri ve imkanlarını buna göre geliştiren bir Holistik Diş Hekimi, ağız ve diş sağlığını 6 başlıkta takip eder:

1. Biouyumluluk
2. Biokimyasal balans
3. Bioestetik
4. Bioenerjik
5. Biomekanik
6. Bioetik bakım.

Bu prosedürleri esas alarak kurdukları modern muayenehane ve kliniklerde hastalarına bakan Holistik Diş Hekimlerinin temel prensipleri;
– Dejeneratif diş hastalıklarının tedavisinin yanı sıra bu hastalıkların geri dönmesini sağlamak ve korunmak için düzenli beslenmeye dikkat edilmesi,
– Diş tedavisi sırasında kullanılan materyallerdeki toksinlerin eliminasyonu ve bunlardan korunabilmek için gerekli önlemlerin alınması
– Dental maloklüzyonların yani kapanış bozukluklarının tedavisi ve önlenmesi
– Dişeti hastalıklarının tedavisi ve önlenmesi.

Holistik Diş Hekimliğinde en çok tartışılan ve üzerinde durulan konu; Amalgam Dolgular. Özellikle 30 yaş üzeri ağzında dolgu olan birçok kişinin amalgam dolgusu vardır. Peki bu amalgam dolgular mutlaka değiştirilmeli mi? Kaç tane amalgam dolgu vücuttaki civa seviyesinde artışa neden olur? Amalgam dolgusu sökülürken özel bir önleme gerek var mı? Her klinikte amalgam sökümü her diş hekimi tarafından yapılabilir mi?

Amalgam dolguların değiştirilmesi

Minimal oranda bile olsa civaya maruz kalmak kişinin vücudunda ve genel sağlığında rahatsızlıklara yol açmaktadır. Holistik diş hekimleri civayı toksin olarak kabul eder. Son yıllarda yapılan araştırmalarda bazı metabolik hastalıklara neden olarak amalgam dolguların gösterilmesi nedeniyle zararları daha net olarak ortaya çıkmıştır. Amalgamın ağızda tükürükle girdiği reaksiyon sonucu çeşitli iyonlar ortaya çıkarması, zamanla korozyona uğraması ve vücudun elektrolit dengesini bozmasından dolayı günümüz diş hekimliğinde kullanımı tercih edilmemektedir. Alzheimer, Parkinson veya nörolojik bir takım rahatsızlığı olan bireylerde de amalgam dolguların sökümünü öneren çok sayıda çalışmalar bulunmaktadır.

Civanın bir klinikte bulundurulması bile tehlikeli bir durumdur. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre civanın, miktar farkı gözetmeksizin bulundurulması güvenli değildir. Bu nedenle günümüzde birçok modern muayenehanede hastalara amalgam dolgular hiç uygulanmamaktadır; hatta amalgam restoratif materyali hiç bulunmamaktadır. Ancak geçmişte bu tedaviyi yaptırıp bugün ağzında hala amalgam dolgu bulunan çok sayıda kişi var.

Amalgam dolgular uzun yıllar bütünlüğünü koruyabilen fakat uygulandığı dişlerde sıklıkla kırıklara yol açabilen dolgulardır. Holistik diş hekimleri dolgu tedavilerinde bu tip dolguları kesinlikle kullanmazlar. Buradaki kritik ve önemli konu amalgam dolguların sökümü ve değişimidir. Amalgam sökümü için mutlaka güvenli amalgam dolgu söküm protokolünün uygulanması gereklidir. Bu protokolün uygulanabilmesi için hekimin konu ile ilgili eğitim almış olması çok önemlidir.

Amalgam dolgu sökümü bir protokole bağlı olarak uygun ekipmanların bulunduğu muayenehanelerde ve kliniklerde, söküm protokolü sertifikası almış diş hekimleri tarafından yapılmalıdır. Amalgam dolgu söküm prosedürünün özel ekipmanları vardır. IAOMT (International Academy of Oral Medicine & Toxicology) tarafından belirlenen prosedürlere ve ekipmanlara sahip olmakla birlikte bu prosedür ve ekipmanları hekimlerin doğru uyguladığını gösteren SMART (Safe Mercury Amalgam Removal Technique) sertifikasına sahip olması çok önemlidir.

Söküm yapacak klinik çalışanları ve hekimin özel kıyafetler giymesi, özel maske ve ekipman kullanması gerekir. Amalgam dolgularla ilgili biyolojik olarak karşılaşılan önemli sıkıntılardan biri oral galvanizmdir. Oral galvanizm, ağız ortamında bulunan materyallerin meydana getirdiği elektrik akımıdır. Amalgam sökümü protokolünde hastayı civa içeren amalgam parçaları ve civa buharından koruyabilmek için alınan çeşitli önlemler vardır; bunlar hastanın söküm sırasında oksijen alması ve söküm öncesi aktif karbon ile gargara yapması gibi kurallardır. Ortamın civa buharını çeken özel ortam temizleyici aspiratör kullanılmalıdır. Ayrıca rubber dam denilen ilgili dişe takılan lastik örtüler sayesinde hastanın ağız ortamı tamamen izole edilmiş olur. Ayrıca açığa çıkan civa buharı nedeniyle oksijen maskesi kullanılması ve işlem bölgesine yakın konumlandırılacak hava filtresinin olması önerilir. Vitamin c takviyesi de yapılmaktadır.
Tüm bu ekipmanlara sahip olan ve bu prosedürleri uygulayabilen çok az klinik vardır. Bu kliniklerdeki yetkili hekim bu konuda eğitim almış olmalı ve sertifikasyonu olmalıdır.

Amalgam dolgu değişimi sırasında uyulması gereken protokolleri sırasıyla yazmak gerekirse:

• Hekim ve hasta özel koruyucu önlük giymeli, koruyucu gözlük takmalı ve hastanın üzeri tamamen özel bir örtüyle örtülmelidir.
• Hastaya işlem sırasında ortaya çıkan toksik civayı emmesini önlemek için aktif karbon içeren gargara ile gargara yaptırılmalıdır.
• Ağız mukozasını söküm sırasında açığa çıkacak olan civa ile doğrudan temastan korumak için ilgili dişin Lateks içermeyen lastik örtü ile kaplanması gerekir.
• Hastaya oksijen maskesi takılır.
• Basınçlı su ve hava ile amalgam dolgu sökülürken bol miktarda su ve yüksek hacimli emiş gücüne sahip ağız içi aspiratör kullanılmalıdır.
• Oda hava temizleyicisi olmalıdır.
• Vitamin C yüklemesi yapılır.

Çeşitli dental materyallerin biyouyumluluğu:
Geleneksel diş hekimliğinde hekim, tedavi öncesi hastanın dental materyallere karşı allerjik durumunu çoğunlukla sorgulamamaktadır. Holistik diş hekimleri ise kullanılan her dental materyalin vücut sağlığını bütün olarak etkileyebileceğine inanır.
Diş hekimlerinin tedaviye başlamadan önce farklı materyal türlerinden ve farklı materyallerle uygulanabilecek tedavi seçeneklerinden bahsetmeleri ve tedavileri anlatmaları oldukça önemli ve gereklidir. Biyolojik diş hekimliğini benimseyen ve uygulayan hekimler, farklı türde kompozit dolgu materyalleri ve çeşitli prosedürler için farklı materyaller uygulamaktadırlar.

Metal İçermeyen Kompozit Dolgular

Kompozit dolgular olarak da adlandırılan metal içermeyen dolgular, diş rengindedir ve biyo uyumludur. Geleneksel bir amalgam dolgu, diğer metallerle birleştirilmiş civa ve gümüşten oluşur. Amalgam tükürükle girdiği reaksiyon sonucu çeşitli iyonlar çıkarır, zamanla korozyona uğrar ve vücudun elektrolit dengesini bozar ve çoğu zaman bu amalgam dolgular altında çürük başlangıçları bulunur.
Kompozit restorasyonların uygulanması:
Dişte bulunan çürük doku ve/veya amalgam dolgu temizlenir. Adeziv ürün uygulama prosedürleri uygulanarak kompozit restorasyon materyali dişe uyumlu bir form verilerek uygulanır ve ışıkla sertleştirilir.

Metal İçermeyen Zirkonyum Kaplamalar (Zirkonyum Kuronlar)

Klasik metal destekli kuron veya köprü protezlerin alt yapısında bulunan gri metal yerine kullanılan beyaz alaşımlardır. Dayanıklı olması ve metallerin aksine korozyona dirençli olması nedeniyle diş hekimliğinde kuron köprü dışında da pek çok alanda kullanılmaktadır. Örneğin, implant, implant üstü protezlerde ara parça (abutment), tedavide kompozitin içine belli oranlarda katılarak dolgunun dayanıklılığını artırmada kullanılmaktadır. Zirkonyum kaplamalar dayanıklı olmasının yanında yüksek ışık geçirgenlikleri sayesinde hem estetik hem de doku dostu materyallerdir. Yeni nesil zirkonyum kaplamalar ile zirkonyum alaşımı alt yapısına, seramik işlenerek parlak diş yapısını birebir taklit eder. Bu sayede hastalara metal alaşım uygulanmamış olur. Metalin zamanla tükürükle birlikte okside olarak çıkardığı nikel, krom gibi iyonlar ve daha sonrasında uğradığı korozyon ağız hijyenini bozmakla birlikte vücudun elektrolit dengesini de bozabilmektedir. Özellikle metal allerjisi olan bireylerde alerji tetiklenmiş olur. Zirkonyum kaplamalar ile bu durumun önüne tamamen geçilmiş olur.

Metal İçermeyen Porselen Dolgular (İnley ve onley)

Porselen dolgular olarak bilinen inley ve onley uygulamalar, eski dolguların çıkarılması veya değiştirilmesi gerektiğinde özellikle madde kaybının fazla olduğu durumlarda kullanılan diş restorasyonlarıdır. Çatlamış veya kırılmış, ancak bir kaplamaya ihtiyaç duyulacak kadar hasar görmemiş dişleri onarmak için veya orta dereceli çürükleri olan dişler için kullanılabilirler. Bir inley veya onley uygulaması için ideal bir diş adayı nasıldır? Dolgu ile başarılı bir şekilde tedavi edilemeyecek kadar fazla çürük veya hasar görmüş, ancak kaplama yapılmasına gerek olmayacak kadar da yeterince sağlıklı diş yapısı kalmış bir diş, inley veya onley uygulaması ile rahatlıkla tedavi edilebilir. Amalgam dolgular yapılırken uygulama tekniği açısından, fiziksel tutunma ilkesi gereğince dişten sağlıklı dokunun da kaldırılması gerekebilmektedir. Bu nedenle amalgam dolguların değiştirilmesi işleminden sonra dişlerdeki madde kaybı fazla olduğundan kompozit dolgu ile restore edilmesi pek mümkün olamayabilmektedir. Bu dişlerin restorasyonunda çok daha uzun ömürlü olan seramik dolgular tercih edilir. Seramik dolgular yapılırken, herhangi bir kimyasal ölçü maddesi kullanılmadan dijital olarak dişin ölçüsü alınır, bilgisayar ortamında tasarımı yapılır ve 15 dk içerisinde porselen bloktan kazınarak hazır hale getirilir ve dişe uygulanır.
Diş gücü: Dişlerin gücünü gerçekten azaltan geleneksel amalgam dolguların aksine, porselen dolgular (inleyler ve onleyler) % 75’e kadar dişi güçlendirmeye yardımcı olurlar.
Diş ömrü: Bir porselen dolgu, gelecekte ek diş tedavisi ihtiyacını önlemeye ve dişin ömrünü uzatmaya yardımcı olur.

Ozon Terapisi

Ozon Terapisi, oksijen tedavisi olarak da bilinen, enfeksiyonu ortadan kaldırmak ve ilaçların toksik yan etkileri olmadan çevredeki sağlıklı dokuyu desteklemek için oksijeni kullanan bir tedavi şeklidir. Ozon tedavisi, saf oksijenin vücutta iyileştirici etkiyi tetiklediği ve böylece enfeksiyona neden olan etkenleri ortadan kaldırarak kendi kendini iyileştirebileceği ilkesine dayanır. Ağızda yaşayan bakteriler asidik ortamda çoğalırlar. Ozon, ağızdaki asiditeyi nötralize ederek pH seviyelerini değiştirir, böylece zararlı ağız bakterileri ortadan kaldırılarak daha sağlıklı bir ağız florası elde edilir. Ozon, diş tedavileri sırasında özellikle ağız içi cerrahi (her türlü kist, enfeksiyon, diş çekimini takiben yara yerinde) tedavilerde ve dişeti tedavisinde destekleyici bir unsur olarak kullanılmaktadır. Ozon terapisi uygulanırken herhangi bir enjeksiyon yapılmaz. Can acıtıcı bir uygulama değildir ve sonrasında herhangi bir ilaç (ağrı kesici vb.) kullanılması gerekmez. İşlemden sonra günlük yaşantıya devam edilebilir.

C Vitamini Tedavileri

C vitamini yaygın olarak kullanılan, güçlü bir antioksidan ve bağışıklık sistemini güçlendirici olarak bilinen bir vitamindir. C vitamininin sağlığa faydaları, sadece soğuk algınlığını yok etmekle sınırlı değildir. C vitamini infüzyonları, diş cerrahisinden (diş çekimi, implant operasyonu ve diğer cerrahi operasyonlar) sonra iyileşme sürecine yardımcı olmak için kullanılmanın yanı sıra amalgam dolgu değişiminde de destekleyici tedavi olarak kullanılırlar. Amalgam dolguları değiştirirken damardan C vitamini takviyesi önemlidir, çünkü vücutta amalgam dolguya bağlı birikmiş civanın yanı sıra amalgam dolguları değiştirme işlemi sırasında emilen civanın detoksifikasyonuna ve ortadan kaldırılmasına yardımcı olabilir. C vitamini oral yol yerine İntravenöz (IV) infüzyonla verildiğinde, kanda daha yüksek seviyelere ulaşabilir. Her bir intravenöz tedavinin hastaya ve onun özel ihtiyaçlarına göre uyarlanması gerekmektedir. Bu nedenle en iyi tedavi planını tasarlamak için diş hekiminize danışınız.

Proliferasyon Tedavisi (PRF, PRP)

Proliferasyon Terapisi, vücudun kendi doğal iyileşme sürecini uyaran rejeneratif bir enjeksiyon terapisidir. Proliferasyon Terapisi, diş hekimliğinde yumuşak doku iyileşmesini iyileştirmek için kullanılmaktadır. Genellikle kemik grefti ve diş implantı yerleştirmede etkili olan trombositten zengin plazma (PRP) ve trombosit açısından zengin fibrin (PRF), trombositleri diğer kan hücrelerinden ayırarak operasyon yerindeki iyileşmeyi başlatan ve hızlandıran süreçler kullanılmaktadır. Trombosit açısından zengin fibrin (PRF), büyüme faktörlerini yoğunlaştıran ve kök hücre türeten kişinin kendi kan serumundan yapılır.

Lazer uygulamaları

Diş hekimliğinde kullanılan lazerler, hemen hemen her diş hekimliği tedavisinde kullanılan, en önemli tedavi yöntemlerinden biridir. Hem yumuşak dokuların hem de sert dokuların tedavisinde kullanılan farklı lazer tipleri vardır.
Periodontal hastalıkların (Dişeti hastalıklarının) lazer ile tedavi edilme yönteminde geleneksel cerrahi uygulamalara göre kesme veya dikiş işlemleri yoktur. Bu durum, dişeti hastalıklarını etkili bir şekilde tedavi eden hızlı, neredeyse tamamen ağrısız bir prosedür olmasını sağlar. Yetişkinlerde diş kaybının önde gelen nedeni dişeti hastalıklarıdır. Diş eti hastalıklarının, kalp rahatsızlıkları ile doğrudan ilişkili olduğu, ülserler, artrit, prematüre doğumlar ve daha fazla olgu ile ilişkilendirildiği bildirilmiştir. Dişeti hastalıklarının belirtisi, dişetlerinde kızarıklık, fırçalarken kanama, dişlerde sallanma ve ağızda kötü koku olarak sıralanabilir. Kontrolsüz dişeti hastalıkları çok daha ciddi hale gelip derin, bakterilerin barınacağı dişeti cepleri olarak kendini gösterir. Bu bakteriler dişlerinizi destekleyen çene kemiğinin yavaş yavaş kaybına neden olabilmektedir. Periodontal bakteriler ayrıca kan dolaşımına girer ve diğer birçok tıbbi soruna da neden olabilir. Diş ve dişeti birleşiminde oluşan bu Periodontal cepler, tedavi edilmezse derinleşirler ve sonunda diş kaybına neden olurlar.
Lazerin en belirgin ve önemli hassasiyeti, sadece enfekte dokuyu bölgeden uzaklaştırması; sağlıklı dokunun bölgede kalmasını sağlamasıdır. Bu, işlemden sonra daha hızlı bir iyileşmenin olmasını, minimum diş ve minimum kemik kaybının olmasını sağlar.
Lazerler, dezenfekte etmek veya dişetinde kesi yapmak için güçlü ışık yayabilen veya beyazlatma yapmak, iltihabı azaltmak ve iyileşmeyi hızlandırmak için düşük ışık yayabilen çok yönlü tıbbi cihazlardır. Diş hekimliğinde lazerler, farklı dalga boylarında çeşitli amaçlar için kullanılmakta olup yumuşak ve sert dokular için farklı faydalar sunarlar.

Yumuşak dokular:

• Hedef doku kesme, koagüle etme (kanamayı durdurma), buharlaştırma yeteneği
• Küçük kan damarlarının kapatılması – kuru bir ameliyat alanı yaratma
• Küçük lenfatik damarların kapatılması – şişliğin azalması
• Doku sterilizasyonu
• Ameliyat sonrası doku büzülmesini azaltarak daha az yara izi oluşturma

Sert dokular:

• Çürük diş dokusunu seçici olarak çıkarma yeteneği
• Geleneksel döner alet kullanımına kıyasla dişte daha az çatlak oluşturma olasılığı
• Çürükten temizlenmiş olan kalan diş dokusunu bakteriler nedeniyle sterilize etmek

Seramik Zirkonyum İmplantlar

Tedavisi mümkün olmayan dişler her zaman ağrı ile kendilerini belli etmeyebilirler. Ancak vücudun genelinde kronik enflamasyona yani iltihaba neden olurlar. Bazen tek çözüm, dişi çekmektir. Diş veya dişlerin çekilmek zorunda kalınması durumlarında, Eksik dişler sadece çiğneme ve konuşma fonksiyonlarımızı olumsuz etkilemekle kalmaz, aynı zamanda estetik olarak da sıkıntılara neden olurlar. Günümüz diş hekimliğinde diş kayıplarının tek çözümü diş implant uygulamalarıdır.

 

Geleneksel diş hekimliğinde implant uygulaması olarak titanyum metal implantları kullanılmaktadır. Holistik (bütünsel) diş hekimliğinde ise günümüz teknolojisi ile, Zirkonyum dioksit implantlar daha çok tercih edilmektedir. Zirkonyum implantlar, titanyum metal implantlara göre çok daha biyo-uyumlu olmakla birlikte bir titanyum metal implantın sağladığı tüm faydalarını sunar. Zirkonyum dioksitten oluşan zirkonya implantlar, aslında geleneksel titanyum metal implantlara göre daha fazla güç ve dayanıklılığa sahiptir. Titanyum metal implantlara göre korozyona uğramamaları bir diğer avantajlarıdır. Çiğneme sırasında korozyon veya aşınma yoluyla metal ağızda kalıcı olarak salınır ve mukoza zarının/dişetlerinin lokal olarak aşırı duyarlılığı (kızarıklık, şişme) söz konusu olabilir. Ayrıca bağışıklık sisteminin reaksiyonları ile tüm organizma üzerinde sistemik etkiler de oluşabilir. Bunlar hem allerjik reaksiyonlara neden olabilir hem de sessiz iltihaplanmalar ortaya çıkabilir.

Zirkonyum İmplant Uygulamaları Dentway’de yapılıyor!

Biyolojik diş hekimliğinde seramik zirkonyum implantları kullanılır. Zirkonyum seramik implantların içeriği olan zirkonyum dioksit, elektriksel olarak nötr bir malzemedir. Metal içermez ve beyaz rengi sayesinde estetik açıdan da hem kişiyi hem de hekimini tatmin eder. Dişeti altından gri renk yansımaz. Seramik implantlar, yapılan kişinin bünyesi tarafından mükemmel şekilde tolere edilir; bu sayede implantın etrafındaki doku en iyi şekilde iyileşir. Tek diş veya çoklu diş restorasyonu gereken durumlarda güvenle kullanılabilir. Seramik implantın yapımı aşamasında kullanılan her ürün zirkonyumdan oluşmaktadır. Örneğin, implantın yerleştirileceği bölgede diş eti kaldırılırken veya implantın yerleştirileceği kemik içinde yuvası hazırlanırken de metal olmayan zirkonyum alet ve döner aletler kullanılmaktadır.

Zirkonyum implantlar kimlere uygundur?

Titanyum implantlar, eksik dişlerin yerine konması için büyük bir başarıyla kullanılmıştır ve kullanılmaya devam edilmektedir. Kullanımlarını destekleyecek uzun vadeli verilere sahip oldukları konusunda hiçbir şüphe yoktur. Titanyum, güvenli ve çok güvenilir bir seçenektir. Çok güçlü olmaları, uzun ömürlü olmaları ve kemikle çok iyi bütünleşmeleri nedeniyle en çok tercih edilen materyallerdir.

Peki ya titanyum implant sizin için doğru seçim değilse?

Metale allerjisi veya hassasiyeti olan ya da daha bütünsel bir yaşam tarzı uygulamayı tercih eden kişilere seramik implant uygulamasını sunmaktan mutluluk duymaktayız. Ayrıca kullanılan Zirkonya implantı terimini de duymuş olabilirsiniz. Zirkonyum implant ile Zirkonya implant aynı uygulamalardır. Zirkonyum diş implantları, kırılma ve ısıya karşı yüksek direnci nedeniyle havacılık ve uzay mühendisliğinde geleneksel olarak kullanılan özel, endüstriyel, yüksek darbeye dayanıklı bir materyal olan zirkonyum oksitten (ZrO2) yapılır.

Diş İmplantlarının bakımı

Diş implantları doğru yerleştirildiğinde ve uygun şekilde bakıldığında ömür boyu kullanılmaktadır. Bununla birlikte, implantların bakımı yapılmadığında mukozit ve peri-implantit gibi periodontal hastalıklar (dişeti hastalıkları) ortaya çıkabilir ve kemik kaybına dolayısıyla implantınızın kaybına neden olabilir. İmplantınızın diş eti dokunuzla buluşma şekli doğal dişlerden farklı olduğu için diş etlerinin ve kemiğin sağlıklı kalması için özel bakım ve takip gerekir. Ancak bu bakım ve takip kendi dişinize yapacağınız bakımdan ya da takipten farklı değildir.

Düzenli olarak yılda en az 2 kez profesyonel temizlik önemlidir.

Dental implantın uzun dönem ağızda kalma başarısı için evde yapılan fırçalama ve ip kullanımının yanı sıra yılda 2-3 kez profesyonel temizlik önerilmektedir.

İmplantlarınızın evde bakımı da önemlidir.

Düzenli fırçalama ve günlük diş ipi kullanımı, ev bakımının önemli bir parçasıdır. Erişilmesi daha zor alanların etrafını temizlemek için küçük diş fırçaları kullanılması da önerilir. Size uygun bakım önerilerini diş hekiminizden almayı unutmayın.

İmplantınızın çevresinde diş eti hastalığı belirtileri nelerdir?

Bir diş implantı çevresinde gelişen kızarıklık ve şişlik, enfekte bir diş implantının belirtileri olabilir. Dişeti hastalığı kemik kaybına ve bu durum da implantınızın kaybına neden olabilir. Ağrı sıklıkla dişeti hastalığı ile ilişkili olmadığından, aşağıdakileri içeren belirtilerin farkında olmak zorunludur. Sık görülen belirtiler:
• Ağızda hoş olmayan bir tat
• Fırçalama sırasında kanama
• Diş etlerinden akıntı
• Kızarıklık veya şişme

Bu belirtilerden herhangi birini yaşarsanız, diş hekiminden randevu alın ki herhangi bir sorun daha da büyümeden çözülebilsin.

Holistik diş hekimliği, aslında geçmişi çok eskilere dayanan günümüzde ise yükselen bir sağlık dalıdır. Holistik diş hekimliğinde amaç, diş ve diş eti hastalıklarını, toksik içerik barındırmayan, biouyumlu materyaller ve doğal bir yaklaşımla, modern ve geleneksel yöntemler ışığında önlemek ve tedavi etmektir. Tüm holistik yaklaşımlar hastalığın sadece semptomlarını değil, ona neden olan ana nedeni ortadan kaldırmak üzere çalışmaktadır.

Bir cevap yazın

Randevunuzu hemen almak ve seyahat planınızı oluşturmak için
WhatsApp’la ya da Bizi arayarak iletişime geçin.

+90549 414 74 64 +90 216 444 20 60