ONLİNE HIZLI RANDEVU

Diş beyazlatma Fiyatı Ne Kadar?

Günümüz diş hekimliğinde artık estetik faktörlerde ön plana çıkmaya başladı.İnsanlar hijyenik bir ağzın yanında iyi görünen dişler ve gülme özgürlüğü ister oldular. Çoğu insan dişlerinin rengiden şikayetçi olduğundan akıllara gelen ilk şey beyazlatma yöntemleri oluyor bu durumda. Diş beyazlatma işlemleri muayene ortamında hekimler tarafından yapıldığı gibi hasta tarafından evde de uygulanabilinmektedir. Continue reading “Diş beyazlatma Fiyatı Ne Kadar?”

ÇOCUK DİŞ SAĞLIĞINDA ÇOCUK DİŞ HEKİMİNİN ÖNEMİ

Ağız ve diş sağlığı bozuklukları genel olarak yetişkin bireylerde rastlanılan durumlardır. Ancak bu durumların temelinde çocuk yaşlardaki ağız bakımı eksiklikleri, geçirilen bazı sistemik ve kronik hastalıklar, beslenme bozuklukları yatar. Bu nedenle çocuk yaştan itibaren hatta mümkünse dişler ağızda göründüğü ilk andan itibaren diş hekimi ziyaretlerine başlanmalıdır.

Bu alanda hizmet veren halk arasında çocuk dişçisi olarak adlandırılan özel eğitimli hekimler vardır. Pedodonti uzmanı adı verilen bu hekimler, çocuk dişi sağlığı konularında genel diş hekimliği eğitimi üzerine 3 -4 yıl eğitim almış kişilerdir. Gerek çocuk hastalara yaklaşım gerekse çocuk dişlerine müdahale konularında uzmanlaşmış hekim gruplarıdır. Diş tedavilerinin kişiler için genelde korkutucu ve tedirginlik verici işlemler olduğu düşünüldüğünde çocuklar için ne kadar zor olabileceği malumdur. Yanlış yaklaşımlarda çocukta psikolojik travmalar oluşturma riskine bağlı olarak çocuk dişçisi denilen pedodonti uzmanlarının tercih edilmesi çok doğru bir yaklaşım olacaktır. Çocuk diş hekimleri, kişilere erken yaştan itibaren ağız ve diş sağlığı konusunda belirli alışkanlıklar kazandırırlar. Günümüzde bu bilinçteki ebeveynlerin bizim ülkenizde de artık arttığını görmek sevindirici bir gelişmedir.

Süt dişleri genelde ağızda kalıcı dişler olmadıklarından pek önemsenmezler. Ancak bu dişler, büyüme gelişimin en önemli olduğu bir dönemde ağız içerisinde yer alırlar. Bu nedenle de çocukların genel sağlıkları ve gelişiminde süt dişlerinin rolü çok büyüktür. Ayrıca süt dişleri, sonrasında çıkacak ana dişlerin sağlığını bazen direkt olarak bazen de dolaylı olarak etkileyen dişlerdir. Çocuk dişçileri olarak adlandırılan pedodonti uzmanlarının bu noktada kişileri bilinçlendirmede önemli rolleri vardır. Koruyucu diş hekimliği çocuk yaştan itibaren uygulanabildiğinde amacına ulaşmış olur.

Dr. Dilek Kiper Akatay

Yaprak Porselen Fiyatları

Estetik diş hekimliğinin son yıllardaki popüler tedavi yöntemi yaprak porselen uygulamalarıdır. Yaprak porselen tekniğini kısaca anlatmak gerekirse dişlerin ön yüzeylerinde 0,3 -0,5 mm gibi minimal aşındırma yapıldıktan sonra alınan ölçü ile hazırlanan, takma tırnak şeklindeki porselenlerin özel yapıştırıcılar kullanılarak diş yüzeylerine uygulanmasıyla tamamlanan estetik diş tedavi yöntemidir.

Yaprak porselen tedavisini kaplama porselenlerden ayıran en önemli özellik yaprak porselenin çok ince olmasından dolayı altındaki dişin rengini yansıtabilmesidir. Böylece doğal bir gülüş elde etmek kendiliğinden olabilmektedir.

Yaprak porselen uygulamaları dişler arasında boşluk, çapraşıklık veya dişlerinde aşırı renklenme problemi olan hastalarda tercih edilmektedir. Geçmişte hastalar bu tip şikâyetlerle kliniklere başvurduklarında onlara önerilen tedavi tekniği porselen kaplama ile sınırlıydı. Fakat günümüzde porselen malzemelerinin çok iyi kalitede üretilmesi ve bunu kullanabilecek seramik sanatçılarının eğitilmesiyle çok estetik yaprak porselen tedavilerinin yapılması sağlanmaktadır.

Yaprak porselen tedavisinde dişlerin boyu, genişliği ve rengi öncelikle hastaların beklentisi öğrenilip sonrasında hekim ve teknisyen arasındaki iletişim ile final görüntüsüne kavuşur. Doğada bulunan her canlı da olduğu gibi dişler arasında da bir altın oran bulunmaktadır. Bu bahsedilen altın orana sadık kalınarak yaprak porselenlerin üretimi gerçekleştirilir. Ayrıca yaprak porselen tedavisi, kişiye özel gülüş tasarımı yapılmasına da olanak sağlamaktadır.

Yaprak porselen yaptıracak kişinin yüz hatlarının şekli, dudaklarının şekli, kalınlığı ve özellikle üst dudağın arkasında bulunan kesici dişlerin destek miktarı diş hekimi tarafından değerlendirilip ideal gülüş oluşturulacak şekilde planlanır. Yapılacak provalarda tasarlanan yaprak porselen dişlerin ağız içerisinde nasıl durduğu, estetiği hekim, hasta ve hasta yakınları tarafından değerlendirilir. Eğer her şey ideal şeklinde ise aynı seansta yaprak porselen dişler yapıştırılır. Eğer ufak tefek düzeltmeler gerekiyorsa ilgili notlar alınır ve fotoğraflar çekilir.

Teknisyene iletilen bu veriler doğrultusunda yaprak porselenler üzerinde gerekli düzeltmeler yapılır. Bir sonraki seansta ise çok büyük bir ihtimalle sorun ile karşılaşılmaz ve yaprak porselenlerin yapıştırılmasıyla tedavi tamamlanır. Hastalarına aklına genellikle yaprak porselenler yapıştırılana kadar aşındırılmış dişlerle mi yaşanacağı sorusu gelir. Kesinlikle her seansın sonunda geçici dişler takılmadan hastalar klinikten gönderilmez.

Aşındırılmış dişlerin geçici malzemelerle kapatılması hem diş eti sağlığı açısından hem de hasta konforu açısından çok önemlidir. Geçici dişle yaşanan süreçte hassasiyetlerin oluşması çok normaldir. Çünkü geçici dişler kolay çıkarılabilir olmalıdır. Tabi bu durumun getirdiği dezavantajlı bir durum söz konusudur. Bu da daimi yaprak porselenler takılana kadarki beslenme sırasında geçici dişlerin çıkma ya da kırılma olasılığıdır. Bu durumun önüne geçebilmek için hastaların yumuşak gıdalarla beslenmesi gerekmektedir. Özellikle ön dişlerle bir şey ısırılmamalı, yiyecekler kesilip ya da koparılıp ufak parçalar halinde tüketilmelidir.

Yaprak porselenler takıldıktan sonra belli bir süre yemek yeme ve içme sırasında hassasiyet, kuvvet vermekte zorluk meydana gelebilir. Şu durum unutulmamalıdır ki dişlerin hepsi canlı bir organımızdır ve aşındırma yapılan her diş yüzeyinde bir yara oluşmaktadır. Yaprak porselenlerin yapıştırılmasından önce dişler üzerine bir takım kimyasal yapıştırıcı malzemeler kullanılır. Bu malzemeler aşındırılan diş yüzeyinde hassasiyetin artmasına sebep olabilir.

Yaprak porselenlerin yapıştırılmasından sonra az önce belirttiğimiz yara yüzeyinin kendini iyileştirmesi 6 -8 haftaya kadar sürebilmektedir. Bunun sebebini açıklamak gerekirse, dişlerin damarlanma yapısı vücudumuzun her hangi bir yumuşak dokusundan çok daha zayıftır. Vücudumuzda oluşabilecek her hangi bir yara bir kaç gün içerisinde iyileşebilirken diş yüzeyinde oluşan bu yaranın geçmesi çok daha uzun sürer. Bu sebepten hassasiyet ve yeme içmede zorluğun geçmesi bir kaç haftayı bulabilir. Tabi ki bu bahsettiğimiz hassasiyet her hastada olacak diye bir kaide yoktur. Bazı bireylerin ağrı eşiği daha yüksek olduğu için hiç hassasiyet problemi yaşamamaktadırlar.

Yaprak porselen tedavisinin fiyatı hakkında bilgi vermek gerekirse, maliyetleri etkileyen bir çok faktör vardır. Her şeyden önce şunu bilmek gerekir ki “estetik” kavramının bulunduğu her alanda fiyat çoğu zaman tahmin edilenden yukarıda olmaktadır. Yaprak porselen tedavisinde de hekimin sarf ettiği emek, ölçü ve geçici malzemeleri, teknisyenin yaptığı tasarım ve üretim maliyetleri yaprak porselen tedavisinin fiyatlarını yukarılara çekmektedir. Ayrıca yaprak porselen tedavisinin yapıldığı kliniğin de fiyat üzerinde etkisi vardır.

Perifer kliniklerde yaptırılan tedavilerde fiyatların daha uygun olduğu normal karşılandığı gibi merkezi yerlerde bulunan kurumsal diş polikliniklerinin tedavi fiyatlarının yüksek olduğu da normal karşılanmaktadır. Özellikle kurumsal firmaların hasta profilleri daha detaycı ve mükemmeliyetçi olduğu için hizmet kalitesindeki artışın istemsiz olarak artması gerekmektedir. Bu da doğru teknik ve teorik bilgi, kaliteli malzeme ve iyi teknisyen ile iş birliği yapmak anlamına gelmektedir. Bu faktörlerin hepsi bir araya geldiği zaman fiyatların yüksek olması gayet normal karşılanmaktadır.

Dt. Arca Baydar

Kadıköy İmplant

Türkiye nüfusunun hatırı sayılır bir bölümünün İstanbul’da yaşadığı düşünüldüğünde diş hekimlerinin de istanbulda yoğunlaşması kaçınılmaz bi sonuçtur. Diş hekimleri muayenehanelerde, kliniklerde, ağız diş sağlığı merkezlerinde olmak üzere istanbulun iki yakasında da hizmet vermektedirler. Continue reading “Kadıköy İmplant”

Zirkonyum Diş Kaplama Nedir?

Diş kaplamaları genelde porselen kaplama şeklinde uygulanır ve metal destekli ya da metal desteksiz olmak üzere ikiye ayrılır. Son yıllarda sosyal yaşamın artması ve gelişen teknolojiyle birlikte bireyler estetik ihtiyaçlara daha çok gereksinim duymaktadırlar. Continue reading “Zirkonyum Diş Kaplama Nedir?”

Çocuğunuzun Diş Yapısını Etkileyen Kötü Alışkanlıklar

Dişlerin çene üzerindeki dizilimleri, dişler sürdükten sonra bazı kuvvetlerin etkisiyle belirlenir. Bu kuvvetler dudak hareketleri, yanak kaslarının hareketleri, dilin itme kuvveti, karşı dişin oluşturduğu basınç, yutkunma sırasında ağız içerisinde oluşan atmosfer basıncıdır. Süt dişlerinin pozisyonlarına bakarak bu kuvvetler hakkında bilgi sahibi olunabilir. Çünkü süt dişlerini hatalı kapanışa iten bir kuvvet, sürekli diş dizisinde de aynı probleme neden olabilir.

Çeneler arasındaki birçok hatalı kapanışa, dişlerin doğru bir dizide sıralanmasına rehber olan kas sistemindeki değişiklikler neden olmaktadır. Eğer kas sistemindeki bu değişikliklerin, sapmaların farkında olursak sürekli dişlerin gelişiminde bir değişikliğe neden olmalarına engel olabiliriz. En sık ve en erken görülen hatalı kapanış nedenlerinden biri “dudak ısırma” tır. Özellikle alt dudaklarında belirgin çatlaklar oluşan bir çocukta dudak ısırma alışkanlığının olup olmadığına dikkat edilmelidir.

Başlangıçta geçici bir alışkanlık olarak görülebilir ancak çok dikkatli olunmalıdır çünkü dudak emme ya da ısırma alışkanlığından bir çocuğu vazgeçirmek aylarca sürebilir. Özellikle üç yaşından önce bu alışkanlıktan vazgeçirmiş olmak gerekir. Bu yaştan sonra hem kazanılmış bir alışkanlıktan çocuğu vazgeçirmek zorlaşır hem de alışkanlığın dişler üzerinde neden olduğu şekil bozukluklarının geri dönüşümü güçleşir.

Çocuklarda görülen bir başka kötü alışkanlık “yanak ısırma”tır. Çocuk yanak ısırma hareketini dişler ve ağız kapalıyken yaptıklarından, anne-babaların fark etmekte en çok zorlandıkları alışkanlık budur. Çocuklarda bu türlü alışkanlıkların olup olmadığını görebilmek için çocukları bir oyuna daldıkları ya da bir şeye daldıkları zamanlarda sessizce ve bir uyarı yapmadan izlemekle olabilir.

Ağız içerisinde yaptıkları dil ya da ısırma hareketlerinden şüphelenildiğinde ağzında şişkin bir et parçası görünümü gibi bir değişikliğin olup olmadığı kontrol edilmelidir. Alışkanlık tespit edildiğinde çocuğa bu alışkanlığın neden olduğu şişlik ve bu hareketin dışa vuran işaretleri çocuğa ayna karşısında gösterip sürekli uyarmak ve izlemek gerekir. Çünkü ağız içerisinde sürekli ısırmaya bağlı olarak oluşan bu şişlikler kronikleşir ve ciddi sonuçlara neden olabilir.

“Tırnak yeme”, birçok çocukta sıklıkla karşılaşılan kötü alışkanlıklardandır. Genellikle çocuklarda bu alışkanlık 2 yaşlarında başlar. Tırnak yiyen çocukların ön keser dişlerinde yan dönmelerin olduğu ve dişlerin kesici kenarlarında aşınmaların olduğu göze çarpar. Ayrıca ellerdeki tüm mikropların ağız içerisine taşınmasına da neden olmaktadır. Çocuğa bu alışkanlığın neden olabileceği bu kötü sonuçlar hakkında bilgi verilmeli, tırnaklarındaki kötü görüntü gösterilmeli ve çocuk sürekli izlenmelidir. Özellikle arkadaşlarının onu bu konuda yadırgaması oldukça etkili olur.

Ailelerin en çok şikâyette bulunduğu bir başka alışkanlık da “Diş gıcırdatma”tır. Bazı çocuklar sadece uykudayken bazıları ise hem uyku sırasında hem de gün içerisinde dinlenirken diş gıcırdatırlar. Diş gıcırdatma alışkanlığı nedeni ile dişlerde aşınmalar meydana gelir, ayrıca bu alışkanlık süt dişlerinin değişmesinde gecikmelere de neden olabilmektedir. Tüm bunlar da zaman içerisinde çeneler arasında hatalı kapanışın oluşmasına neden olabilir.

Diş gıcırdatma alışkanlığı olan büyük hastalarda gece takılan ısırma plakları hazırlanıp diş gıcırdatması önlenebiliyor. Ancak, çocukların bu plakları kullanmayı kabul etmesi ve her gece bu plaklarla uyumasını beklemek oldukça güçtür. Ayrıca çocuklar sürekli bir gelişim içerisinde olduklarından kullanabilseler bile bu plakların sıklıkla değişmesi gerekmektedir. Yapılması gereken, diş gıcırdattığı sırada çocuğu uyandırmak ve tekrardan uykuya dalmasını sağlamaktır. Ayrıca özellikle okul dönemindeki çocuklarda yaşadıkları bazı olaylar streslerini arttırabiliyor ve bu da gece uykuda diş gıcırdatmalarına neden olabiliyor. Çünkü aynı zamanda diş gıcırdatma, gerginliği ortadan kaldıran bir kas alışkanlığı olarak ifade edilmektedir. Bu nedenle bu yaştaki çocuklarda bir çocuk psikoloğundan da yardım istenebilir. Aynı zamanda pedodontist (çocuk dişleri uzmanı) de bu konuda bilgilendirilmelidir. Çünkü şiddetli diş gıcırdatma alışkanlığı süt dişlerinin değişme zamanını geciktirdiğinden, değişme zamanı geldiği halde düşmeyen süt dişlerinin çekimi gerekebilir.

Çocuklarda yaşa göre ağız ve diş sağlığı

YAŞ 1
Bir yaşında alt ve üst ön bölgedeki kesici dişler ağızda yerlerini alırlar. İlk dişin sürmeye başlamasından itibaren dişler her beslenme sonrasında temizlenmeye başlanmalıdır. Dişlerin temizlenmesinde en etkili yöntem, annenin temiz bir tülbent bezi işaret parmağına dolayarak veya parmak fırça yardımıyla bebeğinin dişlerini temizlemesidir. Bu yöntem sayesinde hem dişler temizlenmiş olur hem de bebeğin dişetlerine masaj etkisi olacağından dişlerin daha kolay sürmesi sağlanmış olur.
Bebeklik döneminde ağız ve diş sağlığı açısından büyük risk oluşturan, halk arasında “Biberon Çürüğü” olarak bilinen erken dönem çocukluk çağı çürüklerinden korunabilmek için 1 yaşında ilk diş muayenesinin yapılması büyük önem taşımaktadır.

YAŞ 3
Çocuk 3 yaşına geldiğinde 20 adet olan tüm süt dişleri ağız içerisinde sürmesini tamamlar. Çeneler arası kapanış ilişkileri de bu yaşta tam olarak oturmuş olmaktadır. Bu nedenle emzik kullanımı veya parmak emme gibi kötü alışkanlıkların en geç bu dönemde bırakılmış olması gerekir.
Çeneler içerisinde sürekli dişlerin gelişimi devam etmektedir. Çocukların en hareketli olduğu bu dönemde diş travmalarına sıklıkla rastlanır. Süt dişine gelen bir travma altta gelişmekte olan sürekli diş germine de zarar verebilir. Bu nedenle bu dönemde yaşanan ve çene bölgesini ilgilendiren tüm travmalar hakkında çocuğunuzun ağız ve diş sağlığını takip eden pedodontistinizi mutlaka bilgilendirmelisiniz.

YAŞ 6
Okula hazırlık dönemindeki çocuklar, bu dönemde ilk olarak süt dişlerini kaybederler ve ilk sürekli dişleri ağızda yerini almaya başlar. İlk önce ilk süren süt dişi olan alt kesici dişler değişir. Genellikle süt dişi kendiliğinden sallanmaya başlar ve düşer. Sonrasında sürekli diş kendisini ağız içerisinde gösterir. Ancak bazen süt kesici dişleri düşmeden sürekli dişler dil tarafından sürmeye başlarlar. Anne-babaların genellikle çok büyük endişeye kapıldıkları böyle bir durumda mümkün olduğunca duyulan endişe çocuğa yansıtılmadan bir pedodontiste başvurulmalıdır. Pedodontist, kendiliğinden düşmeyen süt dişinin düşmesine yardımcı olur; sonrasında da sürekli diş, dilin hareketiyle olması gerektiği yere doğru kayar ve doğru yerini alır.
Bu dönemde ağız ve diş sağlığı açısından dikkat edilmesi gereken en önemli konulardan bir diğeri de süt dişlerinin en arkasından sürmeye başlayan 6 yaş dişleri yani 1. büyük azı dişleridir. Bu dişler, süt dişlerinin yerini almadığından ve ikinci süt azı dişinin arkasından çıktıkları için genellikle çocuk tarafından da anne-baba tarafından da fark edilmeyebilirler. Ancak ömür boyu ağız içerisinde kalacak olan ve çiğneyici yüzeyinde çok derin girinti ve çıkıntıları olan 6 yaş dişlerinin ilk çıkmaya başladıkları andan itibaren çürükten koruyucu uygulamalarla (fissür örtücü ve yüzeysel fluorid uygulamaları gibi) korunmaya başlamaları büyük önem taşır.

YAŞ 10
Ağız ve diş sağlığı açısından en büyük değişimler 10 yaşına kadar yaşanır. Sürekli kesici dişler tamamen ağız içerisindeki yerlerini almışlardır. Süt azı dişleri de değişmeye bu dönemde başlar. Bu nedenle çeneler arası kapanış ilişkilerinde de büyük değişimler olmaktadır. Doğru kapanış ilişkilerinin olması ve sürekli dişlerin sağlıklı bir şekilde ağız içerisindeki yerlerini alabilmeleri için ağızda çürük diş bulunmaması ve çürükten koruyucu uygulamaların düzenli olarak 4 -6 ayda bir tekrarlanması gerekir.
Sıklıkla yaşanan diş çapraşıklıklarının doğru bir şekilde değerlendirilebilmesi için ilk ortodontik muayenenin bu dönemde yapılmış olması gerekir. Doğru zamanda yapılan ortodontik muayene sayesinde bazen basit uygulamalarla uzun yıllar ortodontik (diş teli) tedavisi uygulamasının önüne geçilebilmektedir.

YAŞ 13
13 yaşında tüm süt dişleri yerini sürekli dişlere bırakmıştır. 12 yaş dişleri olan 2. büyük azı dişlerinin de sürmesiyle 28 adet sürekli diş, dizideki yerini hemen hemen almış olur. 20 yaş dişi olan 3. büyük azı dişleri çene kemiği içerisinde gelişimine devam ederler. Bu dönemde panoramik radyografi (çene kemiği röntgeni) alınarak 20 yaş dişlerinin gelişimi kontrol edilmelidir. Bazen bu dişler, olmaları gerektiği sürme yolunda olmazlar ve 12 yaş dişlerinin köküne dayanırlar. Böyle bir durumda dişlere baskı uyguladıklarından zaman içerisinde mükemmel bir diş dizisi olan bireyde dişler sıkışmaya ve dişler arasında çapraşıklıklar oluşmaya başlar. Böyle bir durumda da geriye dönüş ancak ortodontik tedavi ile mümkün olabilmektedir. Erken dönemde alınan panoramik radyografi sayesinde bu durumun önüne geçilmiş olunur.

ÇOCUKLARDA BESLENME ve DİŞ SAĞLIĞININ ÖNEMİ

Yaşamın ilk üçte birlik bölümü büyüyerek, gelişerek, olgunlaşarak ve yetişkin yaşama hazırlanarak geçmektedir. Çocukluk çağındaki beslenme yetersizliği ve/veya dengesizliği çeşitli sağlık sorunlarıyla birlikte ağız ve diş sağlıkları üzerinde de oldukça büyük problemlere neden olabilmektedir.

Özellikle tek tip beslenme, poğaça, çikolata, börek, tatlı bisküvi ve yanında gazlı içecekler ve hazır meyve suları gibi besinler, çocuğun gelişimine hiçbir yarar sağlamadığı gibi hem obezite dediğimiz şişmanlık hastalığına zemin hazırlamakta hem de içerdikleri yüksek şeker oranı nedeniyle ağız ve diş sağlığını da olumsuz yönde etkilemektedir. Çocukların her öğünde almaları gereken besinleri düzenli ve yeteri miktarda almaları ağız ve diş sağlığı açısından da büyük önem taşır.

Örneğin kahvaltıda yumurta, süt, peynir, pekmez gibi hem besin değeri yüksek olan hem de diş gelişiminde ve dişlerin çürükten korunmasında önemli rol oynayan besinlere yer verilmelidir. Özellikle peynirin yemek sırasında asidik olan ağız ortamını bazik hale getirmede ve dişlerin temizlenmesinde önemli bir rolü vardır. Bu nedenle kahvaltı sonrasında dişlerin fırçalanamadığı durumlarda en son peynir yenilmesinin diş çürüğünden korunmadaki etkisi büyüktür.

Ara öğünlerde; meyve, kuru yemiş (fındık, ceviz, badem, yer fıstığı), kuru kayısı, süt, yoğurt, ev yapımı peynirli poğaça, ayran gibi besinler; kepekli ekmek arası et veya peynir grubundan bir gıda ile marul ve salatalık içeren sandviç hazırlanabilir.
Ana öğünlerde; fast food tarzı beslenmenin yine ağız ve diş sağlığı üzerinde olumsuz etkileri büyüktür. Bu nedenle bu tür yiyeceklerin ve bunların yanı sıra kolalı içeceklerin tüketiminin kısıtlanması gerekir. Ağız ve diş sağlığının devamlılığı açısından lahana, brokoli, karnabahar, semizotu gibi yeşil yapraklı sebzelerle, dönüşümlü olarak balık, tavuk, et gibi yiyecekleri tüketmek gerekir.

Cips, şekerleme, çikolata, bisküvi, poğaça, kek vb. gıdaların esas yemek yerine ve çok miktarda tüketilmeleri mutlaka engellenmelidir. Özellikle çocuklar gündüzleri okul kantinlerinden bu tür yiyeceklere kolaylıkla ulaşabilmektedirler. Ancak bu yiyeceklerin yerine vitamin, protein ve kalsiyum içeriği yüksek ve aynı zamanda diş çürüğünden korunmada önemli katkıları olan meyve, ayran, süt, kuru üzüm, kuru kayısı, fındık, ceviz gibi yiyeceklerin tüketiminin sağlanması büyük önem taşımaktadır.

Günümüzde çocuklarda ve genç erişkinlerde diş çürüğü görülme oranı ne yazık ki her geçen gün artış göstermektedir. Yapılan araştırmalar, bu durumun nedenlerinin başında çocukların ağız-diş hijyen alışkanlıkları ile beslenme alışkanlıklarındaki hataların geldiğini göstermektedir. Bu nedenle çok sayıda diş çürüğü olan bireylerde diş tedavilerinin yanı sıra mutlaka bireyin beslenme alışkanlıkları da araştırılmalı ve gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Ancak bu sayede bireylerin ağız ve diş sağlıklarının devamı sağlanabilir.

Emzirmek bebeğin dişlerini nasıl etkiler?

Emzirmek dudak, yanak, dil ve çene kaslarının gelişimi için büyük önem taşır. Dişler tüm bu dokular tarafından desteklenmektedir. Bu nedenle, sağlıklı ve düzgün bir diş dizisine ve kapanışa sahip olabilmek için bu dokuların da sağlıklı olması ve gelişmesi gerekmektedir.

“Biberon kullanımı” en önemli konulardan biridir. Uyurken biberon ile beslemek ya da bütün gün ağzında biberon ile dolaşmasına izin vermek bir bebeğe kazandırılabilecek en zararlı alışkanlıklardan biridir.

Diş çürüğü bu yaş grubu çocuklarda çok yaygın olarak görülür. Literatürdeki adı da “biberon çürüğü” olan bu erken dönem çocukluk çağı çürükleri, özellikle ön dişlerin tamamını kaplar ve çocukların çok erken yaşta dişlerini kaybetmelerine neden olur. Bu da diş dizilerinin bozulmasına neden olabileceği gibi beslenme ve psikolojik bozukluklara da neden olmaktadır. Kötü görünen bu dişlere sahip ya da dişsiz olan çocuklar özellikle yuva döneminde arkadaşlarının arasında ciddi psikolojik problemler yaşayabilmektedirler. Bu nedenle biberon kullanımında ailelerin çok dikkatli olması gerekmektedir.

Emzirmek bebeğin dişlerini nasıl etkiler ? - 2

Öncelikle küçük delikli emziği olan biberonlar tercih edilmelidir. Çünkü çocuğun biberonu emerken güç sarf etmesi gerekir ki yanak, dil ve çeneler gelişebilsin.

Hiçbir zaman biberon emzik gibi kullandırılmamalıdır. Çünkü sütün, mamanın veya meyve sularının sürekli olarak dişler üzerinde kalması çok hızlı çürük oluşumuna neden olur.

Sütün içerisine bal veya şeker katmak da çürük oluşum riskini arttırır. Aynı şekilde sürekli emzik kullanımı, özellikle emziğin bala ya da şekerli şeylere batırılarak verilmesi çok zararlıdır. Mümkün olduğunca erken dönemde (1 -1,5 yaşlarında) emzik kullanımı bıraktırılmalı ve çocuk bardak kullanmaya alıştırılmalıdır.